www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Halka değil yabancıya arz
THY’nin özelleştirilmesi halka arz uygulamaları ile devam ediyor. Şu ana kadar yapılan özelleştirmeler sonucunda THY hisselerinin yüzde 51’i satıldı. Satılan hisselerin yüzde 40’ı ise yabancı şirketlerin elinde. Bir yandan da THY’de sorunlar artmaya devam ediyor. Hava-İş Başkanı Atilay Ayçin, eylemleri artırarak sürdüreceklerini bildirdi.

Öncü işçisi örgütleniyor
Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu olan Öncü Fabrikası’dan sendikalaştıkları için işten atılan işçiler Petrol-İş Gebze Şubesi’nde toplantı yaptı. Sendikalaşma nedeniyle 6 işçi işten atılmış. Buna karşı işyerinde çalışan 160 kişi üye olmuştu.

SCT işçilerine destek sürüyor
SCT Filtre Fabrikası işçileri grevine gelen destek her geçen gün artıyor.


Halka değil yabancıya arz
Gökhan Durmuş
Halka arz yöntemi ile özelleştirilen Türk Hava Yolları’nın (THY) hisselerinin büyük çoğunluğu yabancı sermayenin eline geçti. THY’nin özelleştirilmesi kapsamında yapılan 2. ve 3. halka arzların ardından yabancıların elinde toplanan hisselerin oranı yüzde 40’ı buldu. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ise bu hisselerin kimin elinde toplandığına ilişkin bir açıklama yapmıyor.
THY’de bir taraftan özelleştirme uygulamaları devam ederken bir diğer taraftan da şirket parçalara ayrılıyor. Hisselerinin yüzde yüzü THY’ye ait THY Habom AŞ, THY Teknik AŞ ve THY Eğitim AŞ isimli üç ayrı şirket kuruldu. Bu uygulamalara rağmen THY kâr etmeyi sürdürüyor ancak bir yandan da sorunlar artıyor.
THY’de yaşanan sorunları, özelleştirme politikalarını Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin ile konuştuk.
- Özelleştirme uygulamalarında gelinen nokta nedir? THY hisselerini kim aldı?
Özelleştirme halka arz yöntemi ile yapılıyor. 1., 2. ve 3. halka arz sonucunda THY’nin toplam hisselerinin yüzde 51’i özelleştirildi. Hisselerin kimin elinde olduğunu tespit etme şansımız yok. Bu konuda ÖİB’e sorduğumuz sorulara da yanıt alamadık. Onlar da ağırlıkla yabancıların elinde olduğunu belirttiler. Ama hangi yabancı firmaların elinde toplandığına dair ayrıntılı bilgimiz yok. 2. ve 3. halka arzda gördümüz ortak bir benzerlik var. İkisinde de hisselerin büyük çoğunluğu yabancılara satıldı. Zaten 3. halka arzda bu aleni olarak ortaya çıktı. Özellikle Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci’nin THY’nin halka arzı ile ilgili görevlendirdiği İş Bankası’na bağlı ajansın yetkilisi hisselerin ağırlıklı olarak yabancılara satılacağını söyledi. Hisselerin kimde toplanacağının kararı zaten önceden verilmiş. Şu anda yabancıların elinde yüzde 40 civarında hisse bulunuyor.
- Peki neden blok satış değilde halka arz?
Özelleştirmenin blok olarak değilde halka arz şeklinde yapılmasının birkaç nedeni var. Şirketlerin özel yapısı, uluslararası konumlarıyla ilk etkenlerden birisi. Hükümetler değişse de THY’de ortak kullandıkları bir politika haline geldi halka arz yöntemi. Çünkü blok satışlar genelde mahkemelere takılıyor. Sendikalar özelleştirmeyi engelleyemeseler de süreci uzatabiliyorlar. Blok satışta özelleştirmeye karşı olan sendikanın mücadele etmesi daha kolay çünkü kimin aldığını biliyorsun, hedef gösterebiliyorsun. İşçilerle sendikalarla karşı karşıya gelmek istemeyen hükümetler, ÖİB, Rekabet Kurulu böyle halka arz yöntemini kullanıyorlar. Tabii halka arzda “Çalışanları da ortak yapacağız. Kendi şirketinizde çalışacaksınız” söylemleri ile çalışanların kafalarını bulandırıyor. Özelleştirmenin önüne engel olacak sebepler ortadan kaldırılıyor.
- Hava-İş Sendikası olarak siz bu duruma nasıl müdahale ediyorsunuz? Neler yapacaksınız?
Bu satışdaki hilelerle ilgili basın açıklamaları yaparak hem iç kamuoyunu hemde dış kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştık. Hukuki alanda her türlü başvurular tamamlandı. Gerek THY’nin halka arz yöntemi ile satılmasının iptali gerekse Teknik AŞ’nin ayrılmasına karşı Danıştay’a başvurularımızı yaptık. Bu mücadelenin bir bölümü. Her zaman yaptığımız eylemleri biraz daha artıracağız. Özellikle Danıştay’ın vereceği karar bizim için önemli bir sürecin başlangıcı olacak. Yangından mal kaçırırcasına halka arzı gerçekleştirdiklerini Danıştay’ın da göreciğine inanıyoruz. Tepkiyi biraz da oraya yönlendirdik. Çünkü haklı olduğumuza inanıyoruz. Bu uygulamanın karşısına çıkmaya çalışacağız.
- Hangi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
Türkiye’de 20 yıldır özelleştirme tartışılıyor. Ülkenin özelleştirme uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığı yıllardan beri Hava-İş olarak cepheden karşı çıktık. Havaş’ın özelleştirme süreci de bunun bir örneği. Yalnız bırakıldık. Gücümüz oranında, onurlu bir şekilde mücadeleyi gideceği yere kadar götürdük. Danıştay Havaş’ın satışını iptal etti, ama hâlâ bu karar uygulanmadı.
Türkiye’de sendikalar yeni yeni, özelleştirmelenin herkesi etkilediğini görmeye başladı. Özelleştirme sürecini yaşamamış sendikalar özelleştirmeye karşı çıkılmamasını, çağdaşlaşmanın bir parçası olduğunu söylüyorlardı önceden. Dün bu tarz konuşan sendikalar bugün bağırmaya başladılar ama bana göre atı alan Üsküdar’ı geçti. Bizim amacımız hem kamu kuruluşlarımızı korumak hem de çalışanlarımızın haklarını korumak. Bu mücadelede konfederasyonumuz Türk-İş’ten, diğer sendikalardan alacağımız destek çok önemli.

THY PARÇALARA AYRILIYOR
-THY’de aynı zamanda bir bölünme süreci yaşanıyor...
THY’nin özelleştirmesinde üç tane süreç işliyor.
Bir; halka arz yöntemi ile özelleştirme, iki; bu özelleştirmeyle birlikte şirketin kamu statüsünden kaldırıp özel sektör haline getirebilmek. Şirket kuruluş yönetmeliği gereği hisselerin yüzde 15’ini elinde bulunduranların THY yönetimin de bir kişi ile temsil hakkı olduğu için bir yabancılaşma süreci yaşıyor, üç; mevcut yasadaki açıklık, şeffaflık, rekabet edebilebilirlik şartlarının uygun davranılmaması nedeniyle, şirket çok hızlı bir şekilde küçük parçacıklar halinde elden çıkartılarak, yok edilmek istenmektedir. Bu sürecin sonunda THY Habom AŞ, THY Teknik AŞ ve THY Eğitim AŞ isimli üç ayrı şirkete bölünüyor. Bu şirketlerin yeni bir yasaya kavuşturulmasının ardından da örgütlülüğü sekteye uğratmış olacaklar. Burdan yola çıkılarak yapılmak istenen bir satış politikası. Ama parçacıklar halinde. Hizmet satan konumdan hizmet alan konuma getirmek istiyorlar. Halka arzda THY’nin yüzde 100 hissesinden pay aldığını düşünüyor insanlar. Oysa bugün mesala Teknik AŞ ayrı bir şirket olarak koparılmış durumda. Bu şirketin hissesini alamıyor. Bu bölünmenin devamında yarın sendikal örgütlenmenin önünde de engel olacak.

KÖTÜ YÖNETİME RAĞMEN
- Yaptığınız her eylemde THY’nın kötü yönetildiğini söylüyorsunuz. Buna rağmen THY nasıl kâr ediyor?
Bazı kuruluşlar vardır ki dışarıdan ne kadar müdahale ederseniz edin o yıllardan beri süregelen bir işyeri ise bunun kârlılığını engelleyemezsiniz. Özel uçak şirketleri kurulduktan sonra fiyatları ucuz olduğu için buraya giden yolcuların kalite farkını gördükten sonra geri gelmesinin de etkisi var.
THY’nin kârlılığını sadece yönetime bağlayabilmek için mevcut yönetimin havacılık kültürünü çok iyi almış olması gerekiyor. 3.5 yıldır THY bilgisi olmayan, havacılık kültürü olmayan ellerde yönetiliyor.
Çalışanların özverili çalışması sonucu yakalanan trendi şu anki yönetim kendileri yapmış gibi kullanıyorlar. Bu kârlılık bunca yanlış politikaya, kadrolaşmaya, eksik personelle iş yapmaya rağmen yakalanıyor. Dünyaya baktığımız zaman bir uçakta çalışan personel sayısı Türkiye’de çalışanın iki katı. Zaten bugünlerde de sıkça görüyoruz personel eksikliği nedeniyle rötarları.
Sadece kârlılık hedef alınarak çalışmaya başlandığı için personelden kısarak, bakımdan kısarak çalışılıyor. Bu anlayışın çok uzun süre başarıya taşıması mümkün değildir. Çünkü havacılıkta bazı olmazsa olmazlar vardır. Fakat THY’de yönetim tarafından düzenli olarak yapılan tek bir şey var oda kadrolaşmak.
Tamamen kendi yandaşlarından oluşan bir çalışan profili yarattılar. Plansız programsız büyüme, kadrolaşma anlayışının sonucunda kârlılık düşecektir.
Özelleştirmenin halka arz sürecinde hisse fiyatlarının tabana vurduğu dönemde yapılması, çok düşük fiyatla satılması... Bütün bunları bir araya getirdiğimizde kârlılığın yönetimden kaynaklanmadığını görüyoruz.


Başa dön


Öncü işçisi örgütleniyor
Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu olan Öncü Fabrikası’dan sendikalaştıkları için işten atılan işçiler Petrol-İş Gebze Şubesi’nde toplantı yaptı. Sendikalaşma nedeniyle 6 işçi işten atılmış. Buna karşı işyerinde çalışan 160 kişi üye olmuştu.
Toplantıda konuşan Şube Başkanı Süleyman Akyüz , işçilerin her zamankinden daha örgütlü bir şekilde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Petrol-İş’in örgütlendiği diğer fabrikalardan örnekler veren Akyüz, işten atılan 6 işçinin işe geri dönmesi için yetki almak için yeterli sayıya ulaşan işçilerin örgütlülüklerini artırarak toplusözleşme masasına oturması gerektiğini dile getirdi.
Dayanışma örneği
İştin atılan işçilerden Şah İsmail Tohumcu, 8 yıldır fabrikada çalıştığını söyledi. Ocak ayında örgütlenen Mega Plas işçilerini örnek alarak 7 kişilik bir komite kurduklarını ve bu komiteyle işçilere sendikayı anlattıklarını söyledi. Küçük toplantılarla örgütlülüğü büyüttüklerini ifade eden Tohumcu, Mega Plas işcileri ile de toplantılar düzenleyip iki fabrika arasında bağ kurduklarını anlattı. Toplantıların patronun kulağına gitmesi üzerine işten atmaların yaşandığını kaydeden Tohumcu, işten atmalar üzerine işyerindeki işçilerin yemek boykotu yaparak sendikaya üye olduklarını belirtti. Tohumcu, çalışan işçileri aralarında fon oluşturup işten atılan işçilere destek verme kararı aldıklarını anlattı.


Başa dön


SCT işçilerine destek sürüyor
Yolsuzluğa davetiye çıkarılıyor
Öğretmen maaşlarının hangi banka tarafından ödeneceği tartışmaları hızla büyüyor. Maliye Bakanlığı’nın çıkarttığı yasaya göre her okul istediği bir banka ile sözleşme yapabilecek. Bu durum yolsuzluk iddialarını gündeme getiriyor. İstanbul Gaziosmanpaşa’da bir bankanın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne maaşların kendi şubelerinde ödenmesi karşılığında 3 milyar YTL, ayrıca müdüre de 200 milyon YTL teklif ettiği iddia ediliyor. Eğitim Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Ahmet Korkmaz, İlçe Milli Eğitim Müdürleri’nin kendi isteklerine göre bir banka seçtiğini belirterek, “Fakat yasaya göre her okul kendisi banka seçebilir. Müdürler bankaların kendilerine teklif ettiği rakamlara göre seçim yapıyorlar. Bankalardan alınan bu paraların okulların masrafı için kullanılacağı söyleniyor ama bunun takibi çok zor” dedi. İlçe Milli Eğitim Müdürleri’nin öğretmenlerin görüşlerini almadan bankalarla sözleşme imzaladığını belirten Korkmaz, bu uygulamanın yolsuzluklara davetiye çıkartacağını kaydetti. Korkmaz, maaşların alınacağın bankanın okullarda öğretmenler tarafından oluşturulacak bir kurul tarafından seçilmesini istediklerini bildirdi. Tarsus’ta ise Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bankalar ile sözleşmesi biten okulların sözleşmelerini habersiz bir şekilde yenilemesi ve promosyon olarak verilen paraları kendilerinin değerlendireceğini açıklaması Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen, Eğitim Bir-Sen üyeleri tarafından tepkiyle karşılandı. Eylem yaparak bankalardan promosyon olarak alınan paraların personele eşit dağıtılmasını isteyen öğretmenler, “Promosyon hakkımız söke söke alırız”, “Milli eğitim şaşırma sabrımızı taşırma” sloganlarını attılar.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net