www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Şemdinli’de misilleme!
Şemdinli sanıkları astsubaylara verilen hapis cezasından bir gün sonra Van Adliyesi’ne çağrılan bombalanan Umut Kitabevi’nin sahibi Seferi Yılmaz tutuklanarak cezaevine konuldu. “Terör örgütüne üye olmak”la suçlanan Yılmaz hakkında, Şemdinli olaylarının ardından 10’a yakın soruşturma açılmıştı.

Eczacı dertli, halk mağdur
Bütçe Uygulama Talimatı ve sosyal güvenlik kurumlarının uygulamaları eczacılar ile vatandaşları karşı karşıya getiriyor.

Meslek standartı geliyor
Hükümetin, devletin verdiği eğitimin “yeterince ve güvenilir olmadığı” gibi itiraf niteliğinde bir gerekçe ile hazırladığı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısı’yla, meslek standartları getiriliyor. Tasarı yasallaşırsa, mesleki yeterlilik için üniversite mezunu olmak yeterli olmayacak, ücret karşılığında sınavlara girmek gerekecek.



Şemdinli’de misilleme!
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 tarihinde bombalanan Umut Kitabevi’nin sahibi Seferi Yılmaz, “terör örgütüne üye olduğu” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine konuldu. Tutuklama kararının, Şemdinli sanıkları astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’e verilen 39.5 yıl hapis cezasından 1 gün sonra gelmesi dikkat çekti.
İki tutuklu astsubay sanığının hapis cezasına çarptırıldığı Şemdinli davası mağdurlarından olan Seferi Yılmaz, Van Cumhuriyet Savcılığı’nın davetlisi olarak önceki gün saat 16.40 sıralarında Van Adliye Sarayı’na geldi.
Kelepçe taktılar
Savcı Halil İbrahim Selçik tarafından yaklaşık 1 saat 15 dakika sorgulanan ve “terör örgütü”ne üye olmakla suçlanan Yılmaz, tutuklanma talebiyle Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Burada Hakim Sinan Sivri’ye yaklaşık 2 saat ifade veren Seferi Yılmaz, “terör örgütüne üye olduğu” iddiasıyla tutuklandı.
Yoğun önlemleri altında kelepçeli olarak adliye binasından çıkarılan Yılmaz, zırhlı polis aracıyla sağlık kontrolünden geçirilmek için Van Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Burada da aynı önlemler altında acil servise götürülen Yılmaz, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra zırhlı araca bindirilerek Van F Tipi Cezaevi’ne gönderildi.
‘Delil topluyorlardı’
Davanın sonunda açıklama yapan Yılmaz’ın avukatlarından ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şube Başkanı Cüneyt Caniş, müvekkili Yılmaz’ın Cumhuriyet Başsavcılığı Vekilliği’nin talebi üzerine “örgüte üye olmak” iddiasıyla sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandığını belirtti. Müvekkili Yılmaz’ın, Şemdinli davasının başladığı günden bugüne kadar aleyhinde delil toplanmaya başlandığının farkında olduklarını kaydeden Caniş, tutuklama kararının beklemedikleri bir olay olduğunu ve müvekkilinin beraat edeceğine olan inancının devam ettiğini söyledi.
Gizlilik kararı var
Yılmaz’ın avukatlarından Dinçay Arslan ise, dosyada gizlilik kararı olduğu için tam olarak inceleme imkanına sahip olmadıklarını belirterek, “Teslim olan Hasan Salar isimli bir PKK üyesinin verdiği ifadesinde, örgütün üst düzey 2 elemanı kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda ‘Seferi Yılmaz bizim adamımızdır. Ona sahip çıkalım’ dediğini söylemiş. Savcılıkta bu ifadeler üzerine Yılmaz’ın örgüt üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma başlattı” diye konuştu.

İHD: KARAR KUŞKULU
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Seferi Yılmaz’ın tutuklanmasının “kuşkulu bir karar” olduğunu bildirdi. İHD tarafından yapılan yazılı açıklamada, Yılmaz’ın Şemdinli’deki bombalama eyleminde devlet güçlerinin yer aldığını açığa çıkaran en önemli tanık olduğu ifade edildi.
Açıklamada şöyle denildi: “Daha öncesinde demokratik kamuoyunca olumlu karşılanan ‘Şemdinli Davası’ kararının hemen akabinde olayın mağduru ve tanığı Seferi Yılmaz’ın bir itirafçının verdiği ifad eden dolayı tutuklanmasını kuşkulu bulduğumuzu ifade etmek isteriz.” İHD’nin 2005 yılında, Ayşe Nur Zarakolu Düşünceye Özgürlük Ödülünü Seferi Yılmaz’a verildiği hatırlatılan açıklamada, “Ulusal ve uluslararası kamuoyunun büyük dikkatle izlediği Şemdinli davasının hemen ardından bu tutuklanmanın gerçekleştirilmiş olması kuşkularımızı güçlendirmektedir” denildi.

10’A YAKIN SORUŞTURMA AÇILMIŞTI
Şemdinli’de sahibi olduğu Umut Kitabevi’nin bombalanmasının ardından Seferi Yılmaz hakkında, 10’a yakın soruşturma açıldı.
İlki, Hakkari Yüksekova’da yaşanan olayları, ikincisi Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın sanık Ali Kaya hakkında “İyi çocuktur tanırım” ifadesini, son olarak da Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıldönümünü protesto etmek amacıyla düzenlenen 3 “kepenk kapatma” eylemine katıldığı iddiasıyla Seferi Yılmaz hakkında, 10’a yakın soruşturma açıldı.
Oysa, eylemlerin yapıldığı tarihlerde bombalandığı için harabeye dönen Umut Kitabevi zaten kapalıydı. Kitabevi, düzenlenen törenle 18 Mart’ta açılmıştı.

TUTUKLANMAYA İTİRAZ EDİLECEK
Müvekkili Seferi Yılmaz’ın, bir itirafçının ifadeleri üzerine ‘örgüt üyesi olma’ şüphesi ile tutuklanmasına tepki gösteren Avukat Murat Timur, tutuklama kararının hukuksal olmadığını ve Şemdinli sanıklarının tutuklanmasına karşı bir misilleme olduğunu söyledi.
Umut Kitabevi’nin sahibi Seferi Yılmaz’ın “örgüt üyesi olma” suçlaması ile tutuklanmasına avukatı Murat Timur tepki gösterdi. Van F Tipi Cezaevi’ne konulan müvekkili ile ilgili dosyada tutuklamayı gerektirecek herhangi bir dayanağın bulunmadığını ifade eden Av. Timur, dosyada “örgüt üyesi olduğu yönünde kuvvetli şüpheler” bulunduğunun belirtildiğini söyledi.
Timur, böyle bir ibarenin tutuklama gerekçesi olamayacağını vurgulayarak, şunları söyledi: “Bir kişi hakkında itirafta bulunmak çok kolaydır. Bu tür iddialar hiçbir zaman tutuklama gerekçesi olmuyor. Verilen karar biraz da dengeleri sağlama amaçlıdır. Yoksa hukuksal bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu Şemdinli sanıklarının tutuklanmasına bir misillemeydi. Biz Seferi’nin avukatları olarak tutuklamaya ihtiraz edeceğiz. İtirazımızın olumlu sonuç bulacağına inanıyoruz. Çünkü bu dosyada Seferi’nin beraat etmesi ihtimali çok yüksektir.” ihtiraz edeceğiz. İtirazımızın olumlu sonuç bulacağına inanıyoruz.


Başa dön


Eczacı dertli, halk mağdur
Onur Bakır
Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı ve sürekli değiştirdiği Bütçe Uygulama Talimatı, tasarruf tedbirleri ve sosyal güvenlik kurumlarının uygulamaları eczacılar ile vatandaşları karşı karşıya getiriyor. İlaç alımında neredeyse her gün değişen ve sorun yaratan kurallar ve uygulamalar, hastaları mağdur, eczacıları dert sahibi yapıyor.
Eczanelerden ilaç alırken sorun yaşayan hastaların eczacıları sorumlu tutması üzerine Ankara Eczacı Odası, Ankara’daki eczanelere, “İlaç alımınızdaki engel kurumunuzun yeni uygulamasıdır. Sorumlusu eczacınız değildir” yazılı bir afiş gönderdi ve eczacıların çoğu bu afişi hastaların görebileceği yerlere astı.
Ankara Eczacı Odası Genel Sekreteri Oğuz Ekincioğlu, “Uygulamalar çok sık değişiyor. Kurumlar arasındaki yorum farklılıkları farklı uygulamalara neden oluyor” dedi. Bazı ilaçların ödeme listesinden çıkarıldığını, bazı ilaçlar için raporlarda değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu ve reçete yazım tekniğinin değiştiğini bildiren Ekincioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hastalarımızın raporunu değiştirmesi, hastanede sıra beklemesi, eczane ile hastane arasında gidip gelmesi gerekebiliyor. İlaç alımı imkansız hale gelmese de zorlaşıyor. Hastalarımızın çoğu sorunun kaynağını bilemedikleri için eczacıları sorumlu tutabiliyor. SSK’lıların serbest eczaneleri kullanmaya başlamasıyla hasta sayımız arttı. Biz de bu afişle yaşanan sorunların sorumlusunun eczacılar olmadığını, halkımıza fedakarca hizmet vermeye çalıştığımızı anlatmayı hedefledik.”
Eczacılar mağdur
Eczacıların da mağdur olduğunu kaydeden Ekincioğlu, Bütçe Uygulama Talimatı’nın farklı yorumlanması nedeniyle aynı ilacı veren bir eczacıya ödeme yapıldığını, bir başkasına ise ödeme yapılmayabildiğini belirtti. Ekincioğlu, SSK’nın reçetelerdeki en ufak bir eksiklikte ciddi kesintiler yaptığını da vurguladı. Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un eksiği olan reçeteleri geri gönderdiğini, SSK’nın ise göndermediğini kaydeden Ekincioğlu, bu yüzden de eczacıların hak arayamadıklarını dile getirdi. Ekincioğlu, “Pratikteki sorunları bilen eczacıların meslek örgütü olan Türk Eczacıları Birliği de çalışmalara dahil edilmeli” diye konuştu.
Vatandaş boynu bükük ayrılıyor
20 yıllık Eczacı Ali Veysi Aytaç ise, “Vatandaş artık ilacının geri ödenmediğini öğrenince, ilacını alamadan boynu bükük dönüyor. Aslında vatandaşlar da sorumlunun kim olduğunu yavaş yavaş görmeye başladı. Gerçek sorumlu IMF. IMF istiyor, hükümet, Maliye Bakanlığı yapıyor. Vatandaşın ilaç almaya gücü kalmadı. Biz de eczanemizi ilaçtan kazandığımızla döndüremiyoruz. Kozmetik ve benzeri ürünler sayesinde ayakta kalabiliyoruz” dedi.


Başa dön


Meslek standartı geliyor
Elif Görgü
Türkiye’deki mühendis, mimar ve şehir plancılarını ayağa kaldıran ‘Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısı’ ile tüm mesleklere ‘standart’ getiriliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca AB’ye uyum çerçevesinde hazırlanan tasarı, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeyi bekliyor. Tasarının yasallaşması durumunda üniversite mezunu olmanın ‘meslekte yeterlilik’ için bir değeri kalmıyor. “Yeterli” sayılmak için kurumun hazırlayacağı belgelendirme programlarına katılmak ve ilgili sınavlardan istenen dereceleri almak gerekecek.
Tasarının gerekçesinde, ‘örgün ve yaygın mesleki ve teknik eğitim veren okullardan mezun olanlara verilen diploma veya belgelerin, kişilerin sahip oldukları bilgi ve becerileri yeterince ve güvenilir biçimde yansıtmadığından’ bahsedilmesi dikkat çekerken; Mesleki Yeterlilik Kurumu Tasarısı’nın yasallaşması durumunda yapılacaklar şöyle sıralandı;
  • Standardı tespit edilerek, sınav ve belgelendirme uygulaması yapılacak meslekler belirlenecek,
  • Hazırlanan meslek standartlarının, “ulusal meslek standardı” olarak kabul edilebilmesi için gerekli incelemeyi, kurulacak “sektör komiteleri” yapacak,
  • Meslek standartları, kurum tarafından görevlendirilen kurum ve kuruluşlara hazırlatılacak. Standartlar, ilgili uluslararası belgelere uygun olacak. Yönetim kurulu tarafından onaylanan meslek standartları, Resmi Gazete’de yayımından sonra “ulusal meslek standardı” niteliğini kazanacak. Yürürlükte olan standartlar en geç beş yılda bir yeniden değerlendirilecek.
    Sınav yapılacak
    Kişilerin “mesleki yeterlilik düzeyi”, kurum tarafından yetkilendirilmiş personel belgelendirme kurum ve kuruluşları tarafından yapılacak sınavla belirlenecek.
    Sınavlarla ilgili esas ve usuller ile teorik sınavdan muaf tutulacak meslekler ve kişiler, yönetmelikle belirlenecek. Sınavlarda başarılı olanlara sertifika Mesleki Yeterlilik Kurumu Yeterlilik Belgesi verilecek. Buna ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenecek.
    Hizmet karşılığı ücret
    Mesleki Yeterlilik Kurumu, ulusal veya uluslararası düzeyde gerçek veya tüzel kişilere vereceği “hizmetler” karşılığında ücret alacak. Kurum, sınav ve belgelendirme çalışmaları karşılığında “müracaatçılardan” da masraf karşılıklarını temin edecek. Bir başka gelir kalemi ie, meslek standardı, sınav ve belgelendirme alanında kuruma hizmet sunmak isteyen akredite olmuş kuruluşlardan alınacak yıllık aidatlar olacak.

    Emperyalist yeniden yapılandırmanın parçası
    Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şube Sekreteri Derya Koçoğlu: Bütün dünyada sermayenin üretimi, sektörleri kendi ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırması, şekillendirmesi süreci işlemektedir. Bu süreç ülkeler arası ticaret ilişkilerinin daha merkezi bir planlama dahilinde AB ve GATS ( Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) ile piyasaya tamamen açılmasıdır. Bu süreç işlerken ülkemizde de 90’lı yıllardan bu yana yetkinlik, uzmanlık, yeterlilik tartışmaları özelde mühendis-mimarların da önemli bir gündemi haline geldi. Uzun zamandır süren tartışmalara karşı kapsamlı, doğru bir bakış açısı geliştirilemediği için bu sürecin önüne geçilemedi. Çok hızlı bir şekilde çıkarılan yasa, bu uygulamaların merkezileştirilmesi, piyasaya uyumlulaştırılması sürecinin tamamlanmaya başlandığının da göstergesi. Kurum, kişinin mesleki eğitiminin yaşam boyunca devam etmesini getiren ancak bu eğitimi kendisinin finanse etmesini öngören bir anlayışla oluşturulmuştur. Burada biliyoruz ki, çeşitli uluslararası standartlara göre akredite edilecek ve sertifikalandırılacak mesleki yeterliliği onaylanan kişiler, sermaye ve mal dolaşımı kadar serbest bir hareket alanına sahip olamayacak. Yine biliyoruz ki, esnekliğin bütün üretim süreçlerini uğrattığı değişim sonucu derinleşen eşitsizlikler, emperyalist ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki eşitsizlikler ve gelişmekte olan ülkelerdeki eşitsizlikler; işsizliğin, rekabetin de basıncıyla daha da derinleşecek. Bütün bu uygulamalar insan yararına, insanı merkez alan bir politikanın sonucu değil, yalnızca kârı daha çok karı temel alan bir politikanın ürünüdür.

    ‘Tasarı bizi kapsayamaz’
    Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Tevfik Peker: “Biz mühendisler, mimarlar, şehir plancıları yine bir oldubittiyle karşı karşıyayız. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleği uygulama kuralları, meslek içi eğitim ve belgelendirme işlemleri bizatihi meslek odalarınca yapılır ve yapılmaktadır. Bu yetkinin devlet eli ile kurulmuş ve meslek alanlarımızla ilgili olmayan kurumlara devredilmesi kabul edilemez. Siyasal iktidar, bilimin ve tekniğin dışında bir oldu bitti ile Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanun Tasarısı’na mühendisleri, mimarları ve şehir plancılarını da sokmak istemektedir. Mesleki Yeterlilik Kurumu, mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının yeterliliklerinin esaslarını belirleyemez; denetimini, ölçmesini ve belgelendirilmesini yapamaz.


    Başa dön


  • Heyelan kader değil
    TEMA Vakfı Rize Şube Başkanı Nevzat Özer, Doğu Karadeniz’de son 20 yılda 116 heyelan olduğunu, heyelanlarda iki bine yakın evin hasar gördüğünü veya nakledildiğini söyledi. Heyelan, sel ve taşkınların, Rize ve yörenin kaderi olmadığı gibi doğal afet de olmadıklarını ifade eden Özer, “Çaylık alanların erozyonu önlediği doğrudur. Ancak 2 bin 500 milimetre/yıl yağış alan bir yerde ormanı tasfiye edip tüm suları toprağa sızdırmak heyelanların artmasına davetiye çıkartmaktır” dedi.
    Radyasyon MTA denetiminde
    Çanakkale Valisi Orhan Kırlı, Ezine ilçesine bağlı tatil beldesi Geyikli’nin Hantepe mevkiinde tespit edilen radyasyonla ilgili olarak ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. Vali Kırlı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nca (TAEK) yapılan inceleme ve araştırmalarda, bölgedeki 500 metrelik alanda, normalin üzerinde bir radyasyon oranı tespit edildiğini de hatırlattı.
    Genç doktorlar gelecekten umutsuz
    Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi’nden bu yıl mezun olan intern doktorlar arasında yapılan ankete katılan genç hekimlerin yüzde 75’inin fakültede geçirilen 6 yılın, mesleğe yönelik beklentilerini olumsuz yönde değiştirdiğini ifade ettiği bildirildi. AÜ Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen “AÜ Tıp Fakültesi Mezunlarının Tıp Eğitimi ve Hekimlik Mesleğinin Sosyal Yönleri Hakkındaki Görüşleri” konulu anketten ilginç sonuçlar çıktı. İntern doktorlar Filiz Yılmaz, Alten Oskay, Mümine Yiğit, Zühal Özüpek ve Volkan Selmi’nin Halk Sağlığı Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. İlker Belek danışmanlığında gerçekleştirdiği anket çalışmasına, fakülteden bu yıl mezun olan 82 intern doktordan 80’i katıldı. Katılımcıların birden fazla seçeneği işaretleyebildiği ankette yer alan, “Tıp fakültesi ve hekimlik mesleğini niçin tercih etmiştiniz?” şeklindeki soruya intern doktorların yüzde 22,5’i “insanlara yararlı olduğu için”, yüzde 12,5’i “ailemin önerisi olduğu için”, yüzde 13,8’i ise “prestiji yüksek meslek olduğu için”, yüzde 6,3’ü “para kazanmak için” yanıtını verdi. Yüzde 48,9’u ise ‘diğer’ yanıtını verdi.
    Demirtaş’a ROJ TV davası
    İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında Roj TV’de yaptığı konuşma nedeniyle açılan davanın ikinci duruşması Diyarbakır 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada savcılık makamı Demirtaş’ın beyanlarının ‘örgüt propagandası’ olduğunu iddia ederek, Demirtaş’ın TCK’nın 220/8’nci maddesi uyarınca 1.5 ila 4.5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasını, kamu haklarından ve dernek yöneticiliğinden men edilmesini istedi. Demirtaş’ın savunmasını hazırlamak için süre istemesi üzerine, duruşma ileri bir tarihe ertelendi. İHD Diyarbakır Şubesi tarafından konu hakkında yapılan yazılı açıklamada, davaya tepki gösterilirken, ifade özgürlüğünü savunan ve bunun gerçekleşmesi için mücadele eden bir dernek olarak aynı zamanda mağdur oldukları belirtildi. Açıklamada, şöyle denildi: “İnsan hakları ihlalleri olmasın, insanlar hukukun ve insan haklarının güvencesi altında yaşasın diye uğraş veren derneğimiz, en çok hak ihlaline uğrayan dernek olma özelliğini de taşımaktadır. Son zamanlarda bizlere yönelik artan baskılara son örnek olan bu davanın, ifade özgürlüğü önünde ciddi bir engel olduğu düşüncesindeyiz.”

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net