www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Hırsızların tanrısı Hermes
Baştanrı Zeus’un dünyamızı omuzları üstünde taşımaya mahkûm ettiği Atlas’ın yedi kızından biriydi Maya (Maia). Altın saç tokalarıyla ünlü bu güzel perikızı; Killene (Kyllene) dağındaki bir mağarada, geceleri Olimpos’tan kaçamak gelen Zeus’la buluşuyordu.

Genç tiyatro perde diyor
15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali ve 4. Uluslararası Tiyatro Olimpiyatları,daha önce festivale katılmamış genç ve profesyonel tiyatro toplulukları için özel bir bölüm ayırıyor.

Bob Dylan’ın hayatı film oluyor
Oscarlı Avustralyalı yıldız Cate Blanchett, ünlü Amerikalı protest şarkıcı Bob Dylan’ı beyaz perdede canlandıracak.


Hırsızların tanrısı Hermes
Yaşar Atan / yatan@ngi.de
Baştanrı Zeus’un dünyamızı omuzları üstünde taşımaya mahkûm ettiği Atlas’ın yedi kızından biriydi Maya (Maia). Altın saç tokalarıyla ünlü bu güzel perikızı; Killene (Kyllene) dağındaki bir mağarada, geceleri Olimpos’tan kaçamak gelen Zeus’la buluşuyordu. Onların bu birlikteliklerinden tanrı Hermes dünyaya geldi... Ne var ki bu bebek; nerdeyse bütün yaşamı boyunca yapacaklarının çoğunu doğduğu ilk iki güne sıkıştırıverdi! Daha anası beşiğine yeni yatırmıştı ki Hermes, kundağını çözdüğü gibi mağaradan usulca sıvıştı; paytak paytak yürürken rastladığı bir kaplumbağanın kabuğuna koyun barsağından yedi tel gerip ilk gitarı keşfetti! Gitarın telleriyle oynaya oynaya, o tepe senin bu dere benim diyerekten gezdi tozdu.. Ama bu arada güneşin atları da gökyüzündeki günlük koşularını çoktan yarılamıştı. Derken karnı acıktı. Babaları bir anaları ayrı olan kardeşi tanrı Apollon’un sığır sürüsü geldi hemen aklına! O sürüyü de tanrısal sezgisiyle arayıp buldu. Tam elli sığırı kendisi için ayırdı sürüden. Ayak izleri belli olmasın diye yapraklı dallardan oluşturduğu takunya benzeri birşeyler geçirdi ayağına. Ve sığırları da geri geri, bazen zigzag yürütüp bir ırmak kıyısına doğru yönlendirdi. Yolu üstünde asmalarıyla uğraşan yaşlı bir bahçıvana rastladı: “Sen hiçbirşey görmedin, hiçbirşey duymadın. Tamam mı?” diye ona bir tembihte bulundu...
Irmak kıyısına gelince artık iyice acıkmıştı. Sığırlardan ikisini hemen oracıkta kesip etlerini şişlik olarak doğradı; değneklere dizdi. Kalan sığırları da oradaki bir mağaraya kapattı. Zakkum dalıyla nar ağacı dalından oluşturduğu iki sopayı birbirine hızlı hızlı sürterek kıvılcımlar çaktırdı; önceden hazırladığı çalı çırpı yığınını tutuşturdu. Ve böylece bebek Hermes, dünyamızda ilk ateşi de yakmış oldu! Kendisine şişkebapla güzel bir ziyafet çektikten sonra artık karanlık basmak üzereydi.
Anası Maya farketmeden doğruca beşiğine döndü; kendini yeniden kundakladı! Elinde de hâlâ gitarı vardı. Uyumadan önce anasına biraz nazlandı ve bundan sonra yapacaklarından sözetti: Öteki tanrılar gibi zengin olup gökyüzünde hiçbir iş yapmadan yan gelip yatacak, keyfine bakacaktı.. Yahut da babası Zeus buna izin vermezse, eşkiyaların ve hırsızların tanrısı olacak; onların çaldıklarından pay alacaktı!..O gün doğurduğu çocuktan bunları duyunca haliyle Maya’nın gözleri faltaşı gibi açıldı; öylece bebeğinin yüzüne bakakaldı!..
Daha sabahtan tanrı Apollon çalındığını farkettiği sığırlarının derdine düştü. Her ne kadar hayvanların ayak izlerini sürüp bir sonuca ulaşmak istediyse de gene dönüp dolaşıp kendi ağılına geldi yeniden!
Bütün tanrılık yeteneklerini kullanmasına karşın ne hırsızın kim olduğunu, ne de sığırlarının saklandığı yeri kestirebiliyordu! Yoksa hırsız bir canavar mıydı? Ama adımları kısa kısaydı...Sonunda yolu üstüne çıkan bağcı ihtiyardan herşeyi öğrendi. Bu kez ayak izlerini ters yönden izleyerekten Maya’nın mağarasına vardı ve kundaktaki yetenekli kardeşini buldu! Kucağına alıp sorular sordu ona...Bebek ağladı, sızlandı. Suçsuz olduğu konusunda yemin üstüne yeminler etti...Ama ağabeyi Apollon kanmadı; eli gitarlı bebeği doğruca Olimpos’taki babaları Zeus’un huzuruna çıkardı. Zeus kaşlarını çatarak karşıladı çocuklarını. Apollon, kucağındaki kardeşinin çaldığı sığırlardan sözederken, çocuk da kaşıyla gözüyle öyle soytarılıklar ediyordu ki Baştanrı kendini tutamadı; Olimpos’u inleten o ünlü kahkalarını salıverdi...Sonra da hemen yeryüzüne dönüp iki kardeşin birşekilde barışmalarını istedi... Dönüş yolunda ağabeyinin kucağındaki Hermes, Apollon’un gönlünü almak için gitarıyla ezgiler döktürmeye başladı. Zaten musikiye çok yatkın ve duyarlı kulakları olan tanrı Apollon da, bu inanılmaz güzellikteki ezgileri duyunca olduğu yerde mıhlanıp kaldı. Bu çocuk ezgisi bambaşka yerlere alıp götürdü ve herşey birdenbire değişiverdi!. Kardeşini büyük bir sevecenlikle okşadı, öptü. Ondan bu gitarı istedi. Hermes de ağabeyine seve seve armağan etti onu. Apollon da ona bütün sürüsünü bağışladığı gibi elindeki çift kanat ve çift yılan işlemeli sihirli altın değneğini de verdi. Ve bu altın değnek; ileride tanrı Hermes’in ayrıcalıklarından olan barışın, çobanlığın ve haberciliğin simgesine dönüşecekti...
Böylece insanlar arasında çobanlığın tanrısı olarak benimsenen Hermes, Hristanlık çağındaki plastik sanatlara da uzun uzun esin kaynağı olacaktı. Ama sürülerin tanrısı, kırlardan tez bıkıp yollara vurdu kendini. Büyük yolculuklara başladı. Bu kez de yolların ve yolcuların tanrısı oldu... Antikçağın kıvrım kıvrım dağ patikalarında, belirli aralıklarla küçük taşlardan oluşmuş birer yığın olurdu. Bu yığının üstünde de erkekliğin simgesi dik bir taş. İşte o yollarda yol alan aşıklar, isyancılar ve de eşkiyalar bu yığınları gördükleri zaman içleri rahatlardı; hemen bir taş parçası da kendileri eklerdi bu yığına...
Böylece eşkiyalar tanrısının gönlünü alan yolcular, yolculuklarını büyük bir güven içinde sürdürürlerdi...


Başa dön


Genç tiyatro perde diyor
15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali ve 4. Uluslararası Tiyatro Olimpiyatları,daha önce festivale katılmamış genç ve profesyonel tiyatro toplulukları için özel bir bölüm ayırıyor. “Genç Tiyatro” başlıklı bölümde, ikisi Amerika’dan 7 topluluğu tiyatroseverlerle buluşuyor.
Tiyatro Boyalı Kuş “Bavullar” adlı oyununda, hayatı bir cüzdana sığdıramayan kadınların öyküsünü anlatıyor. Zeynep Kaçar ve Jale Karabekir tarafından kurulan Tiyatro Boyalı Kuş, özgün oyun metinleri ve tiyatroya getirdikleri “kadın” bakış açısıyla dikkat çeken bir topluluk. Ferhat ile Şirin, aşk ihanet yalnızlık vesaire, Dış Ses, Böyle Bir Aşk Masalı ve Kadınlar Savaşı adlı oyunlarından sonra “Bavullar” topluluğun altıncı oyunu… “Bavullar”, bugün saat 18.30’da Kenter Tiyatrosu’nda izlenebilecek.
‘Dikkat Köpek Var’
Türkar Çoker ve New York Theatre Ensemble’nin “Dikkat Köpek Var” adlı oyunu da bu kapsamda perde açacak. 1989 yılında New York’ta Türkar Çoker ve bir grup profesyonel tiyatrocu tarafından kurulan NY Ensemble Theatre oyunu, yazarı Melih Cevdet Anay’ın anısına ithaf ediyor. Oyunu, 28 Mayıs Pazar günü saat 18.30’da Kenter Tiyatrosu’nda görmek mümkün.
Bir Yağmur Damlası
Ünlü müzisyen Timur Selçuk’un kızı Hazal Selçuk’un yazıp oynadığı “Doğu-Batı ve Bir Yağmur Damlası” ise 29 Mayıs Pazartesi günü saat 18.30’da Fransız Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Yönetmenliğini Teoman Kumbaracıbaşı’nın üstlendiği “Doğu-Batı ve Bir Yağmur Damlası”, “ev nedir?”, “yuva nedir?” sorularıyla aidiyet kavramına cevap arayan tek kişilik bir hareket tiyatrosu çalışması.
Duvar
İki kapı komşusunun arasında gidip gelen bir ceset ve kimsenin üstlenmek istemediği bir cinayetin hikayesini anlatan “Duvar” ise Handan Özbilgin’in 1001 Gece Masalları’ndan esinlenerek yazdığı bir oyun. 11 Eylül sonrası New York’taki korku, şüphe ve paranoya ruhunu anlatan oyun, 30 Mayıs Salı günü saat 18.30’da Kenter Tiyatrosu’nda İstanbullu tiyatroseverlerin karşısına çıkıyor.
Tiyatro Z’nin Euripides’in “Medea” adlı oyunundan yola çıkarak uyarladığı “M.E.D.E.A.” ve Tiyatro Anadolu’nun “Yangın Yerinde Orkideler” adlı oyunları ise festivalin ilk haftasında sahne almıştı.

Cyrano de Bergerac
“Cyrano de Bergerac”, Altıdan Sonra Tiyatro’nun yorumuyla 2 Haziran Cuma günü saat 18.30’da Kenter Tiyatrosu’nda perde açacak. Altıdan Sonra Tiyatro tarafından geliştirilen ve Atölye Grubu ve İstanbul Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Tiyatro Topluluğu’ndan da oyuncuların görev aldığı “Cyrano de Bergerac”ın yönetmenliğini Bora Seçkin üstleniyor.

Dekor ve kostümün 40 yılı
Kırk yılı aşkın süredir opera, bale, tiyatro sahne tasarımları ve kostümleri hazırlayan Osman Şengezer’in yapıtlarından oluşan seçki, “Osman Sengezer: Dekor ve Kostümün 40 Yılı” başlıklı sergide yer alıyor. Sergi, Şengezer’in 1966’dan 2005’e gerçekleştirdiği 20 opera, 5 bale, 13 tiyatro ve 5 müzikale ait dekor ve kostüm tasarımını sunuyor. Osman Şengezer; Ankara, İstanbul ve İzmir Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Baleleri, İstanbul Şehir Tiyatroları, aralarında Ankara Sanat Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Kenter Tiyatrosu, Ankara Meydan Sahnesi, Devekuşu Kabare Tiyatrosu ve Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu’nun da bulunduğu çok sayıda özel tiyatro için, “II. Mehmet” ten “Il Trovatore” ye, “Orpheus” dan “Hürrem Sultan” a, “Uzundere” den “Mutlu Ol Nazım” a, “Kral ve Ben” den “Tatlı Charity” ye, farklı tür ve yaklaşımdaki bir çok gösterinin dekor ve kostümlerini tasarladı. Mimarlık eğitimi almış bir sahne tasarımcısı olan Şengezer, tiyatro, bale, opera dekoratörünün ilk kotaracağı konunun “yorum” ve “yorumlama” olduğuna dikkat çekiyor. Şengezer’e göre sahnede kullanılması gereken “nesneler”, sıradan şeylerdir ama tasarımcının bakış açısının ve yorumuyla biçimlenerek yeni bir araç ve amaç kimliği kazanırlar. Şengezer’in eserlerini incelemek isteyenler www.mimarlikmuzesi.org’u ziyeret edebilirler.


Başa dön


Bob Dylan’ın hayatı film oluyor
Bodrum Festivali barış şarkılarıyla başlayacak
Bodrum’da bu yıl 3’üncüsü düzenlenecek Uluslararası Film Festivali, 5 Haziran’da Şef Ender Sakpınar yönetimindeki Eskişehir Senfoni Orkestrası’nın, 6 Yunanlı müzisyen ve solist Iris Mavraki eşliğinde vereceği “Umut ve Barış Şarkıları” konseriyle başlayacak. Festival Genel Koordinatörü Nadi Güler, Bodrum gibi kültürel vizyona sahip bir bölgede, sinema gibi yeni ve çağdaş bir medyayı işletmek ve kurumsallaştırmak adına 3 yıldır çaba sarf ettiklerini belirtti. Güler, “İlk yıl çok küçük hedeflerle başladık, ilişkilerini oluşturduk, ikinci yıl yüzde 30’luk bir büyümeyle 18 bin seyirciye ulaştık. Bu yıl da Bodrum gibi imajını hızla yenileyen bir kent için oluşturduğumuz seyirci hedefi 30 bin” dedi. Festival kapsamında bu yıldan itibaren her yıl bir filme “Heredot Barış Ödülü” ve “Halikarnas Balıkçısı Çevre Ödülü” verilecek. Bu kapsamda, “Yasemin’in Şarkısı” filmiyle Filistinli sinemacı Najwa Najjar ve “Wall” filmiyle İsrailli sinemacı Simmone Bitton’a “Heredot Barış Ödülü”, Enric Peris ve Videohakcers grubunun yönettiği İspanyol yapımı “Tornallom” adlı filme de “Halikarnas Balıkçısı Çevre Ödülü” verilecek. Öte yandan, festivalin retrospektif bölümünde 4 filmi yer alacak olan Reha Erdem’e çağdaş Türk sinemasına yaptığı katkılardan dolayı “Onur Ödülü” takdim edilecek. Geçen haftalarda hayatını kaybeden Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Atıf Yılmaz ise “Sinemada Ölümsüzlük” ödülü ile onurlandırılacak.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net