www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



ROJEV____Ender İmrek
TMMOB Genel Kurulu’ndan yansıyanlar

EMEK DÜNYASI____İhsan Çaralan
CHP nereye geldi!

 ROJEV..........Ender İmrek

TMMOB Genel Kurulu’ndan yansıyanlar

Ankara’da geçen perşembe günü başlayan TMMOB Genel Kurulu önemli bir süreçte gerçekleşiyor.
Danıştay saldırısında da görüldüğü gibi, Türkiye üzerindeki hesapların esas amacı, işçi ve emekçileri, ezilen ve sömürülen halkları dize getirmektir.
Son 20 gün içindeki ekonomik gelişmelerin faturasının işçi ve emekçilere çıkarıldığı süreç devam ediyor. IMF ve Dünya Bankası taşeronu durumundaki görevliler ‘kriz yok’ deseler de, bu “küçük kriz”in sarsıntısı bile emekçiler bakımından yüzde 20’ye varan zamlarla anlam kazandı.
SSGSS Yasası TBMM’de görüşüldü ve değişiklik yapılmadan Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulacak. İkinci defa gönderileceğinden dolayı Cumhurbaşkanı bu hak gasplarıyla donanmış yasayı onaylayacaktır. Terörle Mücadele Yasası gündemde. Hazırlıklar devam ediyor. TMY ile emek ve demokrasi güçleri zaptı rapt altına alınmak isteniyor.
İşçi ve emekçilere yönelik saldırganlığın artmasına koşut olarak gelişen tepkiyi bertaraf etmek için üzerinde çalışılan provokasyonlar karşısında emek ve demokrasi güçleri önemli sorumluluk altında bulunuyor. Laik-şeriat kamplaşmasından medet uman gerici güç odaklarının hesaplarını kursaklarında bırakacak bir plana ve platforma ihtiyaç olduğu geniş kesimler tarafından dile getirilyor.
Ekonomik, sosyal, siyasal saldırıların ayyuka çıktığı bir dönemde gerçekleşen TMMOB Genel Kurulu’ndan beklenen emek ve demokrasi güçlerinin sürece müdahalesinde ileri kararlarla çıkmasıdır. Genel Kurul’un ilk gününde emek, barış ve demokrasi güçlerinin temsilcisi durumundaki parti genel başkan ve merkez yöneticilerinin dile getirdikleri umut vericidir.
Emek örgütlerinin ortak hareketini dile getiren konuşmacıların siyasi gelişmeler karşısında güçbirliğinin zorunluluğuna dikkat çekmeleri oldukça önemli.
Danıştay’a yönelik saldırı üzerinden süren tartışmalar ve güçlerin yeniden mevzilenmesine ilişkin hesapların değerlendirildiği Genel Kurul’da, emek ve demokrasi güçlerinin gecikmeden harekete geçmesi dile getirilmiş, AKP’nin emek ve demokrasi düşmanı politikaları karşısında nelerin yapılacağı da değerlendirilmiş.
EMEP, DTP, ÖDP ve SDP genel başkan ve merkez yöneticilerinin sürece gecikmeden müdahale edilmesi gerektiğine dair çağrı ve açıklamaları oldukça umut verici. Ancak bunun hayat bulması önemli. Bunun hayat bulmasının gereklerinden biri de TMMOB’un yeni yönetiminin bileşimidir.
Beklenen; ucuz hesaplara, dar yaklaşımlara düşmeden, dönemi ve geleceği dert edinen, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu saldırılara yanıt verebilecek, emek platformunun, emek ve demokrasi güçlerinin ileri hamleler yapmasına katkı sunacak bir bileşimin ortaya çıkmasıdır.

e-posta:
enderimrek@hotmail.com

  Başa dön

 EMEK DÜNYASI..........İhsan Çaralan

CHP nereye geldi!

Cumhuriyet gazetesi ve Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan saldırılar; artık iyice pusulasını yitirmiş olan CHP ve lideri Baykal’ın “boş havuza atlaması”na vesile oldu. Ama bu aynı zamanda; CHP’nin uzunca bir zamandan beri girdiği, şoven-milliyetçi umudunu karanlık güç odaklarının yaratacağı kaostan yararlanmaya bağlamış olduğu hatta hayli mesafe aldığını gösterdi.
- 2005 Newroz’unda Mersin’de yapılan “bayrak provokasyonu”na sahip çıkan; provokasyon sonrasında Trabzon ve Sakarya’dan başlayarak yayılan ve “linç”e varan saldırganlıkları en açıkça savunan parti CHP oldu. MHP bile, bu saldırganlığın ırkçı şoven tutumu, kendisine bulaştırmamak için gayret sarf ederken CHP’nin lideri Baykal ve öteki önde gelenleri; bu saldırgan güruhu, “duyarlı vatandaşlar” ilan ederken, hükümeti de; “ülkeye sahip çıkmayan, teröre karşı yeterince mücadele etmediği için vatandaşların eyleme geçmesini meşru hale getirmek”le suçladı.
- O zamandan beri de CHP, ırkçı-millyetçi saldırganlığa destek verdi; Kürt sorunu ve onun çözümüne dair her istemi, demokratik doğrultuda atılmak istenen her adımı “bölücülük” olarak suçladı.
- “Ermeni Konferansı” gibi en sıradan hak kullanımını bile bölücülük sayan CHP; Şemdinli’de açıkça halka yapılan sadırının sanıklarını savundu.
- Diyarbarkır’da 4’ü çocuk 12 kişinin öldürüldüğü olaylarda Baykal’ı tek etkileyen şey; göstericilerin taşladığı polislerin kendilerini kalkanlarını siper ederek koruyan görüntüleri oldu.
Açıkçası Baykal ve CHP’si; hiç olmazsa 1960’larda, kendisini “sosyal demokrat” ilan etmelerinden sonra, az çok demokratik hakları, kişisel özgürlükleri, emekçilerin haklarını savunma; ırkçılığa, şoven milliyetçiliğe prim vermeme tutumunda olmuşlardı. Ancak son yıllarda CHP, özellikle de 2005 Newroz’undan itibaren bu tutumu tümüyle terk etmiş ve “laiklik” dediği ve gerçekte laikliğin radikal ya da ılımlı yorumlarıyla da bir ilgisi olmayan bir “devlet dinciliğini savunmak” adına CHP’de “sosyal” ve “demokratik” olan ne varsa onu terk eden bir hatta yönelmiştir.
Evet; CHP’nin “sosyal” ve “demokratlık” kavramlarının çağrıştırdığı her konuda tutumu eskiden de her zaman “hastalıklı” olmuştur. Ama CHP’yi desetkleyen toplumsal kesimler; Türkiye’nin aydın ve demokrat çevreleri kısmen de olsa CHP’de demokratlık ve emekten yana olma hasletleri bulunduğunu düşündükleri için onu desteklemişler, onun içinde yer almışlardır ve halen de öyledir. Ama bugün geldiği aşamada CHP’de artık bu değerlerin zerresinin kalmadığı; Türkiye’nin Türk-Kürt, laik-şeriatçı gibi karşıtlıklar yaratılarak; bu karşıtlıklardan doğan boşluktan yararlanarak kendi iktidar mücadelesini yürüten güç odakları ile birleşen CHP; karanlık güç odaklarıyla bağlantılı asker ve “sivil” güç merkezleriyle aynı safa sürüklenmiştir.
İşte bu hatta sürüklenen Baykal ve CHP’nin sözcüleri; bugün Cumhuriyet gazetesi ve Danıştay’a saldıranların kimlikleri, ilişkileri apaçık olduğu halde, AKP Hükümeti’ne muhalefet etme adına; “Bunların Susurluk’la bağlarını gösteren hukuki deliller ortaya konamamıştır” gibi abuk sabuk iddilarla çete organizasyonunun ve arkasındaki güçlerin avukatlığını yapmaya soyunmuşlardır. İşin garibi bu tutumuyla da; muhalefet ettiğini iddia ettiği AKP Hükümeti’ne destek vermekte, onun halk yığınları gözünde “mağdur” ve “saldırganları yakalayan”, “çeteleri açığa çıkaran” bir hükümet olarak görünmesine yardım etmişlerdir.
Evet, “sosyal demokrat”tır; “emekten yana”dır (*), “demokrasiden, insan haklarından yana”dır, “laiklikten yana”dır gibi gerekçelerle ülkenin emekçilerinin, ilerici güçlerin enerjisini heba eden ve bugün de bu güçleri şoven-milliyetçi bir hatta yedeklemeye çalışan CHP’nin artık “ne olduğu”nun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. CHP’nin kimlere hizmet eder hale geldiğini düşünmeli, artık bir tutum almalıdırlar.

(*) CHP, GSS ve sosyal güvenlikle ilgili yasa tasarılarının yasalaşması sırasında da AKP ile mücadele etmek yerine, Meclis oturumlarına katılmayarak görünüşte keskin ama etkisiz bir muhalefeti seçerek (Aslında CHP Meclis’i içerden ve dışardan zorlayarak TÜSİAD ve uluslararası sermaye güçlerinin gözünde onların isteklerine karşı çıkan parti olmayı göze alamamıştır) AKP’ye destek verip, emekçilere de bir kez daha “takiye” yapmıştır. Çünkü bir parti Meclis’i terk ederken gücünü sokağa taşıyıp iktidarı zorlamıyorsa Meclis’i terkin tek anlamı iktidara destek olur.

e-posta:
caralan@evrensel.net

  Başa dön


Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net