www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



ABD’nin genç haçlı ordusu!
ABD’de yayınlanan “Revolution” gazetesini yazarı Susara Taylor, Bush yönetiminin “haksız savaşlar başlattığı ve işkence yaptığı ve bilimin ayaklar altına aldığı” bir dönemde “anlam ve erdem” arayışına giren gençlere, “herkese karşı savaş” çağrısı yapan şeriatçı-faşist hareket Battle Cry’ın (Savaş Narası) giderek artan gücüne dikkat çekiyor.

Bush derin bir nefes aldı!
ABD’de son yılların en büyük yolsuzluk skandalının yaşandığı enerji şirketi Enron davasında 4 yıl sonra karar varıldı. Halkı milyarlarca dolar zarara uğratan Enron yetkilileri yalnızca şirket hissedarlarını kandırmaktan suçlu bulundu.

Nepal’de barış umudu
Nepal Başbakanı, silahlı mücadele yürüten Nepal Komünist Partisi/Maoist’in (NKP/M) temsilcisiyle buluşarak barış görüşmelerine başladı.


ABD’nin genç haçlı ordusu!
Susara Taylor
Eğer Hıristiyan faşist hareketinin stadyumları genç insanlarla doldurmasını ve Tanrı’nın ordusu olarak savaşa hazırlamasını bekliyorsanız bu bekleyiş çok uzun sürmeyecek.
Geçtiğimiz haftalarda Battle Cry (Savaş Narası) adlı aşırı dinci bir gençlik hareketi San Francisco ve Detroit’te 25 binden fazla kişiyi bir rock konserinde topladı. Ardından, Philadelphia’da bir stadyumu doldurdular.
Herkese karşı savaş!
İnaçlarının ve dinlerinin tehdit altında olduğunu öne sürüyorlardı; ama sahnedeki gösterilerin, gürültünün ve askeri söylevlerin arasında Battle Cry herkese karşı savaş ilan etti.
Liderleri Ron Luce, kelimelerin üzerine bastıra bastıra şöyle dedi: “Bu bir savaş. Ve İsa bizi harekete geçmeye çağırıyor. Bize vahşi, en güçlü olanların, krallığı elinde tutucağını söylüyor.”
Battle Cry’ın her yıl 500 öğrenciyi eğiten, derslerde eşcinselliğin ve mastürbasyonun günah olduğunu anlatan Onur Akademisi’ne şöyle bir baktığımızda bu kişilerin ne tür bir toplum için savaştığını anlayabiliyoruz. Okula katılanların dini müzik dışında bir şey dinlemeleri, film ilzemeleri ve karşı cinsle randevulaşmaları yasak.
Erkekler kontrol altına alınmadan internet kullanamıyor ve kızların etek boylarının zorunlu bir sınırı var. Bunların arkasındaki mantık, erkeklerin cinsel istek günahından korunması. Yani kadınları burka giymeye zorlamak ile aynı mantık.
Hükümet destekli
Her yıl 34 ülkeye 5 bini aşkın misyoner gönderen milyonlarca dolarlık operasyonlarının arkasında aşırı ve güçlü politik çılgınlar yer alıyor. Ortakları arasında Pat Robertson (Karl Rove ile yakın ilişkisi olduğu biliniyor), Ted Haggard (Beyaz Saray’ın kendi isteklerini 24 saat içinde yerine getireceğini söyleyerek övünür), Jerry Falwell (11 Eylül saldırılarından dinsizleri, eşcinselleri, feministleri ve kürtaja izin verilmesini isteyenleri sorumlu tutumuştu) ve birçok başka isim var. Barbara Bush ve ABD eski Başkanı Gerry Ford, onların yaptıklarından bahsetmişti. Son flaş isim ise, George Bush’un adamı Franklyn Graham. Graham, İslam’ın şeytani bir din olduğunu söylemişti. Bu isimlerin ortak noktası İncil’in kelimesi kelimesine okunmasını ve Tanrı’nın değişmez kelamı olarak kabul edilmesinde ısrar etmeleri.
Daha fazla kabus
Bu hareketin İncil’in bazı bölümlerinin uygulanmasını dayatmayacağını düşünmek aptalca olur. Bunların arasında itaatkar olmayan çocukların ve bakire olmayan gelinlerin taşlanması (Deuteronomy 21:18-21 and 22:13-21), eşcinsellerin katledilmesi (Leviticus 20:13), ve köleliğin sürdürülmesi de (Peter 2:18) var.
Hareket San Francisco’nun Belediye Binası’nın merdivenlerinde “belediyenin birkaç ay önce eşcinsel evliliklere sahne olmasını” kınayan bir protesto gösteri yaptı. Onların tecavüze ve kadınlara uygulanan şiddete karşı çözüm olarak öne sürdükleri şey boşanmanın yasaklanması, cahilliğin yayılması ve bekaret ısrarı. Yani kadınları bu kabusların içine daha fazla gömecek her şey. Ve daha kitlesel protestolar yapmayı planlıyorlar.
Kutsanmış ülke ABD!
Elbette Rons Luce’a Beyaz Saray’da randevu ayarlayan ABD Başkanı gibi, Battle Cry, kendi yalanlarını söylüyor. En başta, hareket “İncil prensiplerine ve güçlü ahlaki kurallara dayalı bir toplumun, güvenliğimizi sağlamak için ölen ve savaşan kurucu babalarımızın bir mirası” olduğunu iddia ediyor. Oysa Tanrı sözü anayasada yer almıyor. ABD’nin kurucu anayasasına şekil verenler, laik bir metin hazırlamıştı.
Battle Cry ayrıca ABD’nin Tanrı’nın amaçları doğrultusunda kurulduğunu öne sürüyor: “Tanrı’nın mesajını tüm dünyaya ulaştırması için kurulan, kutsanmış bir ülke.” Hayatın öneminden ve vahşetin kötülüğünden bahseden Battle Cry’in ABD ordusu tarafından Irak’ta yapılan vahşetten ve verilen kayıplardan bahsetmediği açık.
Battle Cry’in haklı olduğu tek bir nokta var; bu ülke ahlaki çöküntünün tam ortasında.
Başka bir dünya için
Bush yönetimi bizim adımıza haksız savaşlar başlatıyor ve işkence yapıyor. New Orleans’ı çürümeye terk ettiler, bizi doğum kontrolünün yasaklandığı bir teokrasiye doğru sürüklüyorlar. Bilim ayaklar altına alınıyor, eşcinseller taciz ediliyor. Gençlerin anlam ve erdem peşinde olduğu kesin. Bununla birlikte gerçek olan şu ki; bir stadyuma doluşarak Ron Luce’un dini savaşlar ve sertlikle ilgili vaazlarını dinlerken erdemi bulamazlar. Erdemi Battle Cry’in sattığı metal künyeleri alarak da bulamazlar. Bu insanlar çevrelerine bakma ve kendi adlarına düşünme konusunda desteklenmeliler. Eminim böyle yaparlarsa gerçek erdemin enerjilerini daha iyi bir dünya rüyasını gerçekleştirmek ve Bush rejimini yıkmak için kullanmakta olacağını göreceklerdir.
Bu nesil ve tüm dünyadaki yaşıtları, bu kültür savaşının sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalacak. Öyle ya da böyle.
(counterpunch’tan çeviren Özge Kuru)


Başa dön


Bush derin bir nefes aldı!
Binlerce Amerikan vatandaşını mağdur eden ABD şirketi Enron’un iki eski yöneticisine yolsuzluk iddiaları ile hapis cezası verildi. Son yılların en büyük finans skandalının yaşandığı Enron şirketinin patronları Kenneth Lay ve Jeffrey Skilling sahtecilik, suç işlemek amacıyla çete oluşturmak ve şirketin durumuyla ilgili yalan söylemekten suçlu bulundu.
Aralık 2001’de iflasını ilan eden şirket nedeniyle binlerce Amerikalı işini kaybetmiş ve birikimlerini yitirmişti. ABD Başkanı George W. Bush ile yakın ilişkileri olduğu bilinen Enron yöneticileri hakkında yıllardır bir karara varılmamıştı. Kamuoyu, suçluların cezalandırılmamasından dolayı hükümeti sorumlu tutuyordu. Son gelişmenin ardından Bush hükümetinin rahatladığı yorumları yapılıyor.
Krizden kârlı çıktılar
Bir zamanlar ABD’nin en büyük yedinci şirketi olan Enron’un iki yöneticisi hakkındaki hapis cezaları 11 Eylül’de açıklanacak. Ancak 64 yaşındaki Lay ile 52 yaşındaki Skilling’in ömürlerinin geriye kalan bölümünü cezaevinde geçirebileceği belirtiliyor. Lay için 45 yıl, Skilling için de 185 yıl hapis cezası isteniyor.
Enron, 2001 yılında krize girmiş, ancak bu durum başta Lay ve Skilling’in çabalarıyla uzun süre boyunca örtbas edilmiş ve firmaya ilişkin piyasalara ve kamuoyuna yanlış ve saptırılmış bilgiler verilmişti.
Enron, 2001’in Aralık ayında resmen iflas ettiğinde şirketin onbinlerce çalışanı bütün güvencelerden yoksun olarak işsiz kalmıştı. Lay ve Skilling’in, şirketin durumunun parlak göründüğü ve kriz bilgilerinin örtbas edildiği dönemde firma hisselerinin büyük bölümünü yüksek fiyatlarla satarak büyük paralar elde ettiği ortaya çıkmıştı. Yargılama boyunca Lay ve Skilling, ısrarla suçsuz olduklarını savunmuştu. Ancak şirketin çok sayıda daha alt düzeyde yöneticisi, skandaldaki suçlarını kabullenerek yargıyla işbirliği yapmayı kabul etmiş, Lay ve Skilling aleyhine ifade vermişti.
Lay, Enron’un durumunun parlak olduğu dönemlerde ABD Başkanı George W. Bush’un da aralarında olduğu bazı üst düzey siyasetçilerin seçim kampanyalarına bağışta bulunmuştu.

Lay kodese, Bush yoluna!
Greg Palast
Kendinizi kandırmayın. Eğer Ken Lay’a mahkumiyet verilmesi kararının George Bush’un tekelci kötü çocukların üzerine gitme konusunda ciddi olduğu anlamına geldiğini düşünüyorsanız, bir kez daha düşünün.
İlk olarak Lay, en azından büyük hırsızlık suçlamasından paçasını kurtardı. Al Capone’un vergilerini ödememesinden suçlu bulunması gibi, Ken Lay de hisse senedi yolsuzluğundan suçlanacağına, bu en büyük suçunun kancasından kurtuldu. California ve Teksas vatandaşlarını piyasada yolsuzluk yaparak milyarlarca dolar zarara uğrattı.
Tek bir soru
Lay ve Jeff Skilling tek başlarına hareket etmedi. Onlarca diğer güçlü şirketle ve onlarca yatırım bankasıyla borsayı ve elektrik piyasasını etkilemek için gizlice işbirliği yaptı. Enron’un komplo ortakları vatandaşların kayıplarını gasp etmek için 3 miyar dolar ödediyse de, diğer şirketlerin ve bankaların yöneticileri ceza almadı.
Lay ve Skilling Enron’un hissedarlarına borçlarını ödeyecekler ama 9 milyar dolar borçlandırılan elektrik tüketicileri ne olacak?
Federal Enerji Düzenleme Komisyonu, Bush’un elektrik polisleri, Enron ve onun korsan çetesinin bileğini büktü. Bunun Dick Cheney ile gizli görüşmeler yapan Ken Lay’ın Komisyon’un başkanını seçmesiyle bir ilgisi var mı? Bush ekibi kamuoyuna bir kemik atmak zorundaydı; bu yüzden Lay ve Skilling’i attılar. Ama dikkat edin, suç kamuoyunu soymak değil hissedarları, yani kendi sınıflarından birilerini soymak olarak gösterildi.
Bu sınırlı suçlama sadece Bush ekibinin köpekbalıklarının havuza atması için “her şey yolunda” sinyalini vermesi demek. Geride tek bir soru kalıyor: Eğer Bush’un Adalet Bakanlığı Ken ve şirketinin California’yı yağma etmesine izin verdiyse devletin kendi hükümeti neler yapıyordur?


Başa dön


Nepal’de barış umudu
Blair işkenceyi örtbas ediyor
İngiltere’de Lordlar ve Avam kamaralarının ortak insan hakları komitesi, hükümeti CIA’nın “terör zanlılarını” sorgulamak üzere başka ülkelere naklettiği uçaklarla ilgili yeterli soruşturma yapmamak ve görevini ihmal etmekle suçladı. Komite üyeleri, hükümetin bu konuda adım atması gerektiğini vurgulayarak, iktidarın bu tutumuyla işkenceyi kesin olarak yasaklayan bütün uluslararası hükümleri görmezlikten geldiğini bildirdi. Üyeler, bu tür faaliyetlere bir daha izin verilmemesi için İngiltere hava sahasını kullanan sivil charter uçakları dahil olmak üzere bütün uçakların mürettebat ve yolcu listelerini, sivil havacılık otoritelerine bildirmelerini önerdi. Komitenin hazırladığı raporda, hükümetin ancak bu yolla işkencenin önlenmesi için uluslararası hukuk ve iç hukuka konulmuş hükümlere uyma zorunluluğunu yerine getirmiş olabileceği belirtildi. Hükümetin kapsamlı soruşturma çağrılarına yanıt vermesi gerektiğini ifade eden komite üyeleri, hükümetin bazı siyasi sığınmacıları tehlikede olduklarını savundukları ülkelere geri göndermesini de eleştirdi. İngiliz hükümeti ise hâlâ CIA’nın özel uçaklarla yaptırdığı işkence seferlerine dair delil bulunmadığını savunuyor. Bu arada Finlandiya hükümeti, CIA’nın, Finlandiya hava sahası üzerinden gizli işkence seferleri yaptığı iddialarıyla ilgili olarak ABD’den açıklama istedi. Finlandiya Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD’nin Helsinki Büyükelçiliği’ne gönderilen mektupta, CIA’in Finlandiya üzerinden gizli uçuşlar yaptığına ilişkin yeni iddialara işaret edildiği kaydedildi. Mektupta, Finlandiya’nın ulusal yasasının, uluslararası taahhütlerine uymayı öngördüğü ve hava sahası dahil topraklarında uluslararası kuralların ihlal edilmediğinin garanti edilmesini istediği belirtildi. Finlandiya’nın Kanal 4 televizyonu; Eylül 2004’te Afganistan’ın Bagram kentinden Washington ve Miami’ye giden bir CIA uçağının Helsinki havaalanına indiğini ve bu uçuştan bir gün sonra da, Guantanamo’daki tutuklu sayısının 10 arttığını bildirmişti.
Duhuliye kuşatma altında
Irak’ın başkenti Bağdat’ın kuzeyindeki Duhuliye’de günlerdir süren Amerikan kuşatması nedeniyle halk zor günler geçiriyor. Duhuliye sakinleri, Amerikan güçlerinin 5 gündür kenti kuşatma altında tuttuğunu ve gıda sıkıntısının başgösterdiğini söylediler. Belediye Başkanı Raşid Daham, gıda kıtlığı yüzünden yaşam koşullarının giderek kötüleştiğini belirterek, “Çalışanlar ve üniversite öğrencileri işe ve okula gidemiyor, ambulanslar bile Amerikan güçlerince engelleniyor” dedi. Duhuliye Emniyet Müdürü Muhammed Halif Hüseyin de, “Şehir Amerikan güçlerince 5 gündür her yandan kuşatma altında” dedi. Amerikan ordusu ise 40 bin nüfuslu şehirde kuşatma olduğunu yalanlayarak, kentin dış kesimlerinde bir ordu kontrol noktasına direnişçilerin saldırısı yüzünden bölgede “trafiğin durduğunu” açıkladı. Ordunun açıklamasında, yeni saldırıları önlemek için askerlerin kent çevresinde devriye gezdikleri belirtildi. Ordu; 11 direnişçinin ve 5 askerin öldüğü, 8 Irak askerinin yaralandığı kontrol noktasına saldırıdan sonra onarım yapıldığı için ana yolun kapatıldığını öne sürdü.
Castro: 1 dolarım yok!
Küba lideri Fidel Castro’nun İsviçre bankalarında 900 milyon Dolar parası olduğunu iddia eden ABD’li Forbes Dergisi’ne Castro’dan yanıt geldi. Castro, “Küba’da herhangi bir bankada bile dolar hesabım yok. İsviçre’de hesabım falan da yok. Cebimde tek bir dolarım dahi yok” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net