Eylemlerde kullandığı bomba ve Danıştay 2. Dairesi üyelerine yönelik yaptığı saldırıda kullandığı Glock marka silahı “tanımadığı kişilerden İstanbul Maltepe’den para karşılığı aldığını” öne süren Arslan’ın “buradaki aracıların isimlerini açıklamak istemediğini söylediği” öğrenildi.
Alparslan Arslan’ın, “Danıştaya yönelik saldırıya kendisinin karar verdiğini, başka kişi veya kişilerin etkisi olmadığını” iddia ettiği bildirildi. “Türbanla ilgili Danıştay 2. Dairesi’nin kararına kızdığını” söyleyen Arslan’ın, “saldırıyı yapmaya Ankara’ya gelmeden 2 gün önce İstanbul’da karar verdiğini” dile getirdiği kaydedildi. Zanlılardan Osman Yıldırım’ı iş sebebiyle birkaç yıldır tanıdığını, İsmail Sağır ile ise 1 hafta önce tanıştığını anlatan Arslan’ın, bu kişilerle kendi aracıyla Ankara’ya geldiğini, ancak “bu kişilerin Danıştaya yönelik saldırıyla ilgileri olmadığını” iddia ettiği öğrenildi. Arslan’ın, saldırıdan 1 gün önce Danıştay’da keşif yaptıktan sonra Ulus’ta kaldığı otele tekrar döndüğünü, ertesi gün de Necatibey Caddesi’ne aracıyla yalnız geldiğini, silahını namluya mermi sürerek yanına aldığını, Danıştay’ın girişinden avukat kimliğini göstererek içeri girdiğini anlattığı belirtildi.
Arslan’ın, Danıştay’ın 5. katına çıkarak, 2. Daire üyelerini aradığı, sonradan müzakere salonu olduğunu anladığı yere çaycıyı takip ederek girdiğini dile getirdiği bildirildi.
“Vakit gazetesi çıktısındaki resimlerden yüzlerini öğrendiği kadarıyla içeride bulunan 6-7 kişiyi süzdüğünü ve önce başkan olduğunu anladığı kişiye, daha sonra da kararda imzası olduğunu düşündüğü 2 kişiye ateş ettiğini” söylediği öğrenilen Arslan’ın 3 el kurşun attığını sandığını, “sonradan öğrendiğine göre, 2 hakime de kurşunun değdiğini haber aldığını” anlattığı kaydedildi. “Kurşunlardan bazılarının kesinlikle hedef almadığı hakimlere de değdiğini öğrendiğini” ifade eden Arslan’ın “türban aleyhindeki kararda imzası ve ilgisi olmadığını belirttiği bu hakimlerden özür dilediği ve onların da kendisine birer tane mermi atma hakları bulunduğunu” söylediği belirtildi.
Arslan’ın, zanlılardan Tekin İrşi’yi hiç tanımadığını, Danıştay’a saldırıdan önce defalarca telefonla görüştüğü saptanan eski yüzbaşı Muzaffer Tekin ile samimiyeti olmadığını, bugüne kadar 3-4 kez görüştüğünü, ancak bu olayla kesinlikle ilgileri bulunmadığını anlattığı ifade edildi.
Osman Yıldırım
Zanlılardan Osman Yıldırım’ın, Danıştay’da yapılan silahlı saldırı ve Cumhuriyet gazetesine yönelik bombalı saldırılarla bir ilgisi bulunmadığını iddia ettiği ve Arslan’ın kendisinin avukatı olduğunu ve birkaç yıldır tanıdığını söylediği dile getirildi.
Diğer zanlılar İsmail Sağır ve Tekin İrşi’yi tanımadığını öne süren Yıldırım’ın, bu kişilerin halen gözaltında olan şüpheli Erhan Timuroğlu’nun arkadaşları olduğunu bildiğini ifade ettiği kaydedildi.
Cumhuriyet gazetesine bomba atılmasının, Arslan, Sağır, İrşi tarafından yapılıp, yapılmadığı konusunda bilgisi olmadığını savunan Yıldırım’ın, bu kişilerin kendisi aleyhindeki ifadelerini kabul etmediği belirtildi. Yıldırım’ın, “kimseye Cumhuriyet gazetesine atılsın diye bomba vermediğini, bu konuda telkinde bulunmadığını” öne sürdüğü bildirildi. Ankara’ya gelen Arslan’a yeğenlerini görmek için eşlik ettiğini anlatan Yıldırım’ın, Erhan Timuroğlu ve İsmail Sağır ile birlikte Arslan’a ait otomobille Ankara’ya geldiklerini söylediği öğrenildi.
Yıldırım’ın, Danıştay’a yönelik silahlı saldırıdan bir gün önce, Alparslan Arslan, Erhan Timuroğlu ve İsmail Sağır ile Arslan’ın otomobilinde oturduklarını, bu sırada Arslan’ın bir saldırı olacağı yönünde ifadeler kullandığını anlattığı kaydedildi. Arslan’ın konuşmalarından Danıştay’a saldırı olabileceğini tahmin ettiğini söyleyen Yıldırım’ın, bunun üzerine araçta bulunan İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu’na kızarak, araçtan inmelerini sağladığını ifade ettiği belirtildi.
Yıldırım’ın, “ertesi gün sabah kalktığında televizyondan Arslan’ın saldırıyı gerçekleştirdiğini öğrendiği” dile getirdiği bildirildi.
Sağır: ‘Para teklif edildi’
Zanlı İsmail Sağır’ın da Osman Yıldırım ve Alparslan Arslan’ın kendisine hangi yer olduğunu belirtmeksizin, bir yere patlamayan bomba atacaklarını ve karşılığında yüklü bir para kazanacağını söylediklerini ifade ettiği kaydedildi. Paraya ihtiyacı olduğundan bu teklifi kabul ettiğini dile getiren Sağır’ın, Cumhuriyet gazetesine birinci bombayı Tekin İrşi’nin attığını, bombanın patlamaması üzerine bu olaydan bir gün sonra da kendisine bomba atma teklifinde bulunulduğunu söylediği bildirildi. Sağır’ın teklif üzerine Timuroğlu, Yıldırım ve İrşi ile Cumhuriyet gazetesinin civarına gittiklerini, Yıldırım’ın kendisine bir adet bomba verdiğini, İrşi ile bombayı bahçeye atarak kaçtıklarını anlattığı ifade edildi. Olaydan 3-4 gün sonra Alparslan Arslan’ın daveti üzerine Timuroğlu ve Yıldırım ile birlikte Ankara’ya gittiklerini dile getiren Sağır’ın, Danıştay’a yönelik silahlı saldırıyla ilgili kendisinin ve Timuroğlu’un haberi olmadığını anlattığı kaydedildi. Sağır’ın, Cumhuriyet gazetesine bomba atılmasıyla ilgili olarak vaadedilen parayı da Yıldırım veya Arslan tarafından kendisine verileceğinin söylendiğini ifade ettiği belirtildi.
‘Meyvesini yiyeceksin’
Zanlı Tekin İrşi’nin ise ifadesinde Cumhuriyet gazetesine yönelik bombalı saldırıyı kabul ettiği, Yıldırım’ın bombayı nasıl atılacağını kendisine gösterdiği ve “bana bunu atınca hem bu dünyada, hem de öbür dünyada meyvesini yiyeceksin” ifadesini kullandığı öğrenildi. İrşi’nin, gerçekleştirdiği eylem karşılığında somut bir para konuşulmadığını ancak bir menfaati olacağını düşündüğünü, bunun Yıldırım’a kalmış bir şey olduğunu anlattığı kaydedildi.
Alparslan Arslan ve diğer zanlılar Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Tekin İrşi, önceki gün çıkarıldıkları Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği tarafından tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderilmişti.
İki gözaltı daha
Bu arada, Kartal’da bir kişi dün, Danıştay’a yönelik silahlı saldırıyla ilgisi olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. Jandarma tarafından gözaltına alınan ve ardından da Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen Erhan T. adlı kişinin sorgusunun ardından Ankara’ya gönderileceği öğrenildi.
Erhan T’nin ardından Atilla E. isimli bir kişinin daha soruşturma kapsamında gözaltına alındığı bildirildi.
Baro’dan Arslan hakkında soruşturma İstanbul Barosu, Danıştay 2. Dairesi’ne silahlı saldırıda bulunan Avukat Alparslan Arslan hakkında “meslekten men istemiyle re’sen disiplin soruşturması” başlattı.
İstanbul Barosu’ndan yapılan yazılı açıklamada, Baro Yönetim Kurulu’nun 19 Mayıs Cuma günü olağanüstü toplantı yaptığı belirtilerek, şöyle denildi: “Yönetim Kurulu, Danıştay 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürülmesi ve Daire Başkanı ile üyelerinin yaralanması olayında şüpheli Avukat Alparslan Arslan hakkında meslekten men istemiyle re’sen disiplin soruşturması açılmasını kararlaştırdı.”
Asıl aktörler gözden kaçırılıyor Danıştay’a yönelik silahlı saldırının ardından “derin ilişkiler” ağı çıkarken, hükümet cephesinden yapılan iddialı açıklamalar Şemdinli olayında olduğu gibi yerini belirsizliğe bıraktı. Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere bakanlardan gelen “Sürprizlere hazır olun. Şimdiye kadar hiçbir siyasi cinayet böylesine tüm boyutlarıyla aydınlatılamamıştı” şeklindeki demeçler, -şimdilik de olsa- saldırıda tetikçilik yapan Avukat Alparslan Arslan ile 3 arkadaşının tutuklanmasından öteye gidemedi. Tutuklananların haricinde bir emekli binbaşı ve yüzbaşı ile 2 astsubay da sorgulanıyor. Ancak, Danıştaya yönelik silahlı saldırının işaret ettiği Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi’nin önemli isimleri ısrarla gözden kaçırılmak isteniyor.
Mersin’deki bayrak provokasyonunun ardından ortaya çıkan bu hareket, ilerleyen günlerde Mersin’de düzenlediği bayrak yürüyüşü ile gündeme geldi.
Hareketin kurucuları ise oldukça dikkat çekici isimler. Tarabya Orduevi’ndeki görüşmelerden sonra Nisan 2005’te kurulduğu belirtilen hareketin bir dönem onursal başkanlığını Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı yaptı. 1984’te tuğgeneralliğe yükselen Kundakçı iki yıl sonra -zaman zaman derin devletin adresi olarakta lanse edilen- Özel Harp Dairesi Başkanlığı’na atandı. Çatışmaların en yoğun olduğu dönemde bölge illerinde görev yaptı ve “tamburalı paşa” olarak anıldı. Onun sorumlu olduğu dönemde Yeşilyurt köylülerine dışkı yedirme olayı yaşandı. Türkiye bu olay nedeniyle AİHM’de mahkum oldu. Kundakçı, onursal başkanlığını yaptığı Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi’nden bir süre sonra Emekli Emniyet Müdürü Kemal Canay ile birlikte istifa etti. Kağıt üzerindeki bu istifaların ilişkiler bazında da geçerli olup olmadığı bir muamma olarak orta yerde duruyor.
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi’nin Başkanı Taner Ünal ilginç bir kişilik. Çek Kanunu’na muhalefet, dolandırıcılık ve hileli iflas gibi nedenlerle hakkında 16 ayrı dava açılan Ünal, kendilerini destekleyen 3 milyon kişi olduğunu iddia ediyor. Ancak, Kemal Canay’a göre örneğin Mersin’de iddia edildiği gibi 70 bin değil kayıtlı 72 üye bulunuyor. Eski Başkan Yardımcısı Vehbi Şanlı da, derneğin Türkiye genelinde 105 şubesi olduğu savının gerçeği yansıtmadığını, sadece Antalya, Mersin ve Konya’da şubeler kurulabildiğini aktarıyor.
Kıbrıs bağlantıları
Bu arada eski Yüzbaşı Muzaffer Tekin’e ait Kadıköy’deki dairede dokümanlar, ağırlıkla ulusalcı yayınlardan oluşuyor. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, Annan Planı’na Hayır kitapçığı, İleri dergisi, Türk Solu gazetesi, Ulusal Güç Birliği Hareketi kitapçığı, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Tüzüğü, Türkeli dergisi. Arslan’ın evinde bulunan istihbarat ve gerilla el kitabı Tekin’in evinde de görüldü. Tekin’in KKTC’ye sık sık girip çıktığı, KKTC’deki “derin” örgütlenme olarak tanınan TMT ile ilişkisinin olduğu öne sürülde ve geçen yıl İstanbul’daki Kıbrıs Şehit ve Gazileri Anma Günü’nde şükran madalyasını KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan aldı.
Günaltay’dan çarpıcı iddialar
Akın Birdal suikastınde azmettirmekten hüküm giyen Semih Tufan Günaltay, dün Vatan gazetesinde yayımlanan açıklamalarında, Muzaffer Tekin ile cezaevinden çıktıktan sonra Türk Solu dergisinin bir gecesinde tanıştıklarını belirterek, “Kendisi en az 3 defa Küçükyalı’daki büroma, İbrahim Şahin ile birlikte geldi. İsmini şu an hatırlayamadığım bir albay ile beraber, bir iftar yemeğinde de bir araya geldik. Ancak bizim oluşumumuz içinde değildi” dedi. Günaltay, “Bizim hareketimizle en ufak bir bağı yoktur. Susurluk sanıklarından eski Özel Harekat Dairesi Başkanı İbrahim Şahin ile birlikte Vatansever Kuvvetler Hareketi’nin içinde yer alıyor. Şahinle Kadıköy yapılanmasını oluşturmuştu” dedi. Bu olay çözülürse Hablemitoğlu cinayeti başta olmak üzere birçok faili meçhul cinayetin çözelebileceğini öne süren Günaltay, şöyle devam etti: “Bence Tekin bu eylemi tek başına yapmadı. Mafya ayağı, siyasetçi ayağı, olaya alet edilen ordudan atılmış subaylar işin içinde. Eğer büyük garantiler alınmamış olsaydı hiçbiri Danıştay’a saldıramazdı.
Başa dön

VKGB: ‘Bu iş bize değmez’
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) Hareketi Derneği Başkanı Taner Ünal, derneğin kültürel faaliyetlerde bulunduğunu, amaçlarının da Türk milletini bilgilendirmek olduğunu öne sürdü.
Dernek genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, haklarındaki iddiaları yanıtlayan Ünal, Alparslan Arslan’ın üzerinden derneğin Beykoz İlçe Başkanı Ercan Cin’e ait kartvizit çıktığı yönündeki haberlerin asılsız olduğunu savundu. Ünal, saldırıdan birkaç saat sonra bir gazetenin muhabirinin, diğer basın kuruluşlarını arayarak, bu iddiayı ortaya attığını ileri sürdü.
Tekin ile geçen sene Vali Erol Çakır Öğretmenevi’ndeki bir konferansta tanıştığını, bir kez de orduevinde karşılaştığını söyleyen Ünal, Danıştay’daki saldırının, milli birliği, siyasi istikrarı bozmak için planlandığını ve bir “meczup” tarafından gerçekleştirildiğini öne sürerek, “Bize hiçbir şekilde bu iş değmez. Değdirmeye çalışan kendini derin güçler sanan, ancak devletle alakası olmayan birkaç kişi var. Bunlardan birisini derneğimizden ihraç ettik. Biz kültürel bir faaliyetiz. Tüzüğümüzde de yer aldığı gibi amacımız Türk milletini bilgilendirmektir.” dedi.
Muzaffer Tekin’in evinde derneğin tüzüğünün bulunduğunun hatırlatılması üzerine Ünal, Vali Erol Çakır Öğretmenevindeki konferansta, yaklaşık 5 bin tüzük dağıttıklarını, Tekin’in tüzüğü orada almış olabileceğini söyledi.
5 üye görevlendirildi
Öte yandan, Danıştay Başkanlar Kurulu, Danıştay 2. Dairesi çalışmalarını sürdürmesi için diğer dairelerden 5 üye görevlendirdi.
Başa dön

Siyasilerin polemiği sürüyor
Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan silahlı saldırıda hayatını kaybeden Yargıç Özbilgin’in cenaze töreninde hükümete gösterilen tepkiler, iktidar ve muhalefetin karşılıklı atışmalarıyla her geçen gün yeni bir ‘polemik’le gündemde kalmaya devam ediyor.
CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, Başbakan Erdoğan ve yakın kadrosunun, “ibret alınacak bir siyasi takiyye içine girdiğini, iktidarın, tehlikeli bir gerginliğin tırmandırılmasında siyasi çıkar umduğunu” savundu.
‘İktidar dağınık’
CHP Denizli Milletvekili Mehmet Neşşar da, Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in cenazede “Kocatepe Camisi’nde toplanan cemaatten kaçtığını” kaydetti. Neşşar, “bakanın, cenazede bu kadar acıklı bir duruma düşmesinin sebebi iktidarın dağınıklığıdır” dedi.