www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Irkçı cinayete öfke
Kenya’da daha önce de siyah bir genci öldüren ve halkın tepkisine rağmen serbest bırakılan beyaz bir toprak sahibinin yine ırkçı bir cinayet işlemesi tansiyonu arttırdı.

İran’dan şartlı görüşme
İran lideri Mahmud Ahmedinecad, ülkesinin nükleer programı konusunda İsrail dışında tüm ülkelerle, askeri tehdit baskısı olmadığı sürece görüşebileceğini açıkladı. AB ülkeleri ise İran’a yeni bir “öneri paketi” sunacak.

CIA skandalında Cheney parmağı
Federal bir suç olduğu halde CIA ajanı Valerie Plame’nin kimliğinin basına açıklanmasından ABD yönetiminin üst düzey isimlerinin sorumlu olduğu açığa çıkıyor. ABD Başkan Yardımcısı Cheney’in CIA’ya yazdığı bir notta Plame’nin eşini açıkça hedef aldığı görüldü.


Irkçı cinayete öfke
Afrika ülkelerinden Kenya’da daha önce de siyah bir tarım işçisini, “özel arazisine girdiği” bahanesiyle öldüren ve halkın tepkisine rağmen “serbest” bırakılan beyaz bir toprak sahibinin tekrar ırkçı bir cinayet işlemesi ülkede tansiyonu arttırdı. Naivasha kentinde 65 bin hektarlık toprağın tek sahibi olan beyaz çiftçi Thomas Cholmondeley’in işlediği ikinci ırkçı cinayet, Naivasha olmak üzere ülkenin dört bir yanında protestolara neden olurken, toprak ağasının tutuklandığı, fakat birkaç saat sonra serbest bırakıldığı öğrenildi.
Toprak ağasının ikinci ırkçı cinayetinin kurbanı Robert Njoya adlı siyah bir genç olurken, Njoya’nın ailesinin, “Oğlumuz, arkasından vurularak öldürülmüş” açıklaması üzerine patlak veren eylemlerde, ülkedeki ırkçı saldırılar ve protestocuların “beyazlara imtiyazlar sağlayan” diye nitelendirdiği adalet sistemi protesto edildi. Naivasha’daki eylemin ardından, kenti başkent Nairobi’ye bağlayan yollar trafiğe kapatıldı ve “beyaz yerleşimcilere” karşı, hükümetin harekete geçmesi istendi.
Yasalarca korunuyor
Binlerce siyah tarım işçisinin ve çiftçinin katıldığı Naivasha’daki eylem sırasında konuşan Robert Njoya’nın erkek kardeşi Movangi Njoya, “Bu cinayet, binlerce hektar toprağın sahibi olan ve bu yüzden yasalarca korunan Cholmondeley’in ikinci cinayeti. 77 yaşındaki bu adam, geçen sene bir siyahı öldürmüştü. Fakat, genç adamı, yanlışlıkla öldürdüğünü iddia eden Cholmondeley, Kenya halkının tüm tepkisine rağmen serbest bırakılmıştı. Bu ırkçı adam şimdi de, kardeşim Robert’i öldürdü. Polise, Ro-bert’in hırsızlık yaptığını söyleyen Cholmondeley, şiddeti ilk kullananın Robert olduğunu söylemiş ve kardeşimle boğuştuklarını da iddia etmiş. Fakat, otopside bir darp izi görülmedi. Kardeşim arkasından vurularak, öldürülmüş” diye konuştu.
Paçayı sıyıramaz!
Kenya’daki ırkçı cinayeti, “Hayır, yine mi?” manşetiyle duyuran Standard gazetesi ise, Cholmondeley’in bu kez “paçayı sıyaramayacağını” yazdı. Beyaz toprak ağasının “kasten adam öldürmek” suçlamasından hüküm giyebileceğini belirten Standard, “Bu kez de suçlu bulunmazsa, Kenya’da artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Fakat, suçlu bulunursa; Cholmondeley’in idam yolu açılır” ifadelerini kullandı.
Njoya’yı vuran silahın II. Dünya Savaşı’ndan kalma bir tüfek olduğuna dikkat çeken Standard, “Cholmondeley, neden halen silah bulunduruyor? Çok kısa bir zaman önce, cinayet ile suçlanan bir adamın ruhsatı olabilir mi? Polise göre, Cholmondeley’in 3 ruhsatlı silahı elinden alınmıştı” diye yazdı.
77 yaşındaki İngiliz asıllı Cholmondeley’in, “kuşaklardır Kenya’da olduğunu” belirten Standard, “Cholmondeley’in büyük babası Lord Delamere de, Nairobi’de eğlence için siyahların yaşadığı barakalara ateş açardı” diye belirtti.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan Naivasha bölgesi milletvekili William Ntimama, “Cholmondeley ailesinin kuşaklardır Kenya halkı için bir tehdit oluşturduğunu” belirterek, “Kenya’da doğan siyah ya da beyaz herkes, aynı haklara sahiptir. Cholmondeley’in ve ailesi de, bunu bilmeli” dedi.


Başa dön


İran’dan şartlı görüşme
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ile Almanya bu hafta Londra’da, İran’ın nükleer programı gündemiyle toplanmaya hazırlanırken, Tahran yönetimi nükleer programı konusunda, “İsrail dışında bütün ülkelerle, askeri tehdit olmadığı sürece görüşebileceğini” açıkladı.
D-8 zirvesi için Endonezya’nın Bali Adası’nda bulunan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, İran’ın müzakere masasına “askeri güç kullanma” tehdidiyle oturtulamayacağını vurgulayarak, “Bombalarını başımızın üzerinde tutan ülkelerle nükleer programımız konusunda konuşmayacağız. Fakat, askeri tehdit olmadığı sürece İsrail dışında tüm ülkelerle görüşmeye hazırız” dedi.
Açıklamasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle hiçbir ülkenin “gergin” olmasına gerek olmadığını işaret eden Ahmedinecad, “Hepsi, yüzde yüz biliyor ki, İran’ın nükleer programı tamamen barışçıl” ifadesini kullandı.
‘Havuç-sopa’ önerisi
Bu arada, Avrupa Birliği’nin (AB) üç üyesinin (İngiltere, Fransa ve Almanya) nükleer programını durdurması için İran’a sunulmak üzere yeni “öneri paketi” hazırladığı öğrenildi. “Serbest ticaret ve siyasi teşvikler” içermesi beklenen planın Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ile Almanya’nın bu hafta Londra’da yapacakları toplantıda tartışılması bekleniyor. AB paketini “havuç ve sopalardan oluşan bir karışım” diye niteleyen bazı diplomatik kaynaklar, planın İran’a “teşvik ve uyarılar” içeren unsurlar içerdiğini aktardı.
İngiliz kaynaklar ise, İran’ın sivil nükleer enerji tesislerinde kullanılmak üzere gereken yakıtı kendisinin üretmesi yerine, ithal etmeye teşvik edileceğini belirtti. Bunun karşılığında ise AB, Tahran’a “daha serbest ticaret, teknolojik teşvikler ve siyasi garantiler” vermeyi öngörüyor.
Planın geçen ağustos ayında Tahran’a sunulan ancak, reddedilen önerinin “genişletilmiş hali” olduğu da ifade edildi.
‘Nükleer hakkımız tanınmalı’
İran yönetimi ise, yeni AB önerisinin kendilerine ulaşmadığını açıkladı.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hamid Rıza Asefi, nükleer faaliyetlerini durdurmayacaklarını bir kez daha yineleyerek, “Eğer bize getirecekleri öneride, nükleer teknoloji hakkımız resmi olarak tanınır ve bu hakkımızı elde etmek için garanti verilirse, bu öneriyi kabul eder ve inceleyebiliriz” dedi.
Nükleer teknoloji haklarını tanımayan hiçbir öneriyi kabul etmeyeceklerini vurgulayan Asefi, İran’ın nükleer dosyasının “Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda (UAEA) kalması ve sorunun diplomatik yollardan çözülmesi” gerektiğinin altını çizdi.

BM’de gergin süreç
ABD’nin New York kentinde geçen hafta İran’ın nükleer programı ve olası yaptırımlar göndemiyle toplanan Güvenlik Konseyi daimi üyeleri toplantısının ayrıntıları basına sızdı. Toplantı boyunca İran’a yaptırım öngören ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile Rus meslektaşı Sergei Lavrov arasında gerginlikler yaşandığı öğrenildi. ABD hükümetinin, son iki haftadır Rusya yönetimini hedef alan açıklamaları nedeniyle toplantının, “görülmemiş biçimde” gergin başladığını belirten diplomatik kaynaklar, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, daha toplantının başında, Rusya’yı hedef alan ABD yönetiminin açıklamalarını ima ederek, “Eğer, bu ithamlar devam ederse, Konsey’in alacağı İran kararını dahi veto ederiz” dediği ifade edildi. ABD’nin, İran diplomasisini “tıkamak” için yoğun çaba sarfettiğini belirten Lavrov’un ayrıca, “ABD, AB üçlüsünün krizi çözme çabalarına taş koyuyor. Eğer buna devam ederse, Güvenlik Konseyi’nin kararlarına da etkileyecek” dedi.
Lavrov’un bu ifadelerine karşılık ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın da, “Bu toplantı sonuca ulaşacak gibi gözükmüyor ve amacından çıktı” dediği öğrenildi.


Başa dön


CIA skandalında Cheney parmağı
ABD’de Beyaz Saray’ın dış politikasına karşı çıkan Joseph Wilson’un CIA ajanı olan eşinin kimliğinin açıklanmasının ardında ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in olduğu ortaya çıktı. Cheney tarafından kaleme alınan bir iç yazışmada eski Amerikan Büyükelçisi Wilson’un Afrika’ya CIA görevlisi olan karısı tarafından mı gönderildiği soruluyor.
Davaya bakan savcı daha önce de Cheney’in Wilson’un Afrika gezisinin kaynağını sorguladığını belirtmişti. Ancak Cheney’e ait bu notun ortaya çıkması ABD Başkan Yardımcı’sının Wilson’u kişisel olarak hedefe aldığını kanıtlıyor.
Eski Amerikan Büyükelçisi Wilson, 2002 yılında Beyaz Saray’ın Irak işgaline gerekçe olarak gösterdiği Nijer ile Irak arasındaki uranyum alışverişini araştırmak için gitmişti. Ancak ziyaretinin ardından Beyaz Saray’ı eleştiren bir makale kaleme alan Wilson, incelemesi sonucu bu iddianın geçersiz olduğunu yazmıştı. Bu bilginin medyaya sızması Bush yönetimine ağır bir darbe indirmişti. Bu gelişmenin ardından, Wilson’ın eşi Valerie Plame’in gizli bir CIA ajanı olduğu bilgisi basına sızdırılmıştı.
Cheney 6 Temmuz 2003 tarihinde CIA’ya yazdığı notta Wilson’un Afrika ziyaretinin CIA tarafından finanse edilmesinin ne kadar yasal olduğunu sorarak “Daha önce de böyle şeyler yapıldı mı? Bir soruya cevap versin diye bir büyükelçi gönderildi mi? İnsanları bizim için çalışması üzere gönderiyor muyuz? Yoksa onun (Wilson’un) karısı mı ziyaretin ücretini karşıladı?” diye yazdı. Cheney’in aynı notta Wilson’un Irak’ın Nijer’den uranyum satın aldığına dair iddiaları çürüten makalesini de sorguladığı kaydedildi.
Wilson hedef oldu
Konu hakkında açılan soruşturmada Amerikan yönetiminin CIA ajanı Plame’in kimliğini eşi Wilson’dan öç almak için basına sızdırdığı iddiaları üzerinde duruluyor. Davaya bakan Savcı Patrick Fitzgerald, söz konusu notun ortaya çıkmasının ardından soruşturma kapsamında yargılanan Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in eski başdanışmanı Lewis “Scooter” Libby ve Cheney’in Wilson’un makalesine ve Wilson’un Nijer araştırması ile ilgili iddialarının yanlış olduğunu göstermeye “oldukça fazla odaklandığını” yazdı.

Telekulak Cheney!
Akıl hastası askerler Irak’a gönderiliyor
Amerikan ordusunun ciddi ruhsal sorunları bulunan kişileri Irak’a gönderdiği ortaya çıktı. ABD’de yayımlanan The Hartford Courant adlı yerel gazete, ABD ordusundaki “akıl sağlığı yerinde olmayan askerlerin” işgalde yer almak üzere görevlendirildiğini yazdı. Haberde, bunun sonucu olarak Irak’ta istatistiki ortalamaların çok üzerinde sayıda Amerikan askerinin intihar ettiği belirtildi. Amerikan ordusunun resmi verilerine ve 100’ü aşkın asker ve asker ailesi mensubuyla yapılan röportajlara dayanan haberde, 1997 yılında kabul edilen bir yasa çerçevesinde, çatışma bölgelerine gönderilecek her askerin akli dengesinin araştırılması gerektiği hatırlatıldı. Haberde, Irak’ta geçen yıl 22 Amerikan askerinin intihar ettiği kaydedilerek, buradaki intiharların ABD ordu birliklerinde meydana gelen çatışma dışı ölümlerin yüzde 20’sini oluşturduğu belirtildi. Gazete ayrıca Irak’ta 2004 ve 2005’te intihar eden bazı askerlerin, akıl sağlıklarının yerinde olmadığına ilişkin daha önce belirtiler göstermelerine karşın görev yerinde tutulduğunu kaydetti. İnsan Araştırmaları Koruma Birliği Başkanı Vera Sharav, “İntihar eğilimine yol açacak ilaçları kullanan askerlerin savaşa gönderilmesinden daha sorumsuzca bir şey düşünemiyorum. Kimyasal zaman bombaları yaratıyorsunuz” diye konuştu.
‘İran MOSSAD’ın işi’
İsrail Başbakanı Ehud Olmert, İsrail ordusu istihbarat teşkilatının (AMAN), “İran konusunda doğrudan sorumluluk bizde olsun” şeklindeki önerisini reddederek, İran istihbaratı konusunda gizli servis MOSSAD’ın “sorumlu kalacağını” duyurdu. 7 bin ajanı bulunan askeri istihbarat birimi AMAN’ın, İran konusundaki önerisini MOSSAD şefi ve eski başbakan Ariel Şaron’un yakın danışmanı Meir Dagan ile görüşen Olmert’in İsrail ordu radyosunda okunan yazılı açıklamasında, “İran konusunda sorumluluk MOSSAD’a aittir” denildi. Olmert’in, İran istihbaratı konusunda “güven” tazelediği MOSSAD’ın bu yılki bütçesi, İran’ın nükleer faaliyetlerinin “daha iyi takip edilebilmesi” amacıyla iki katına çıkarılmıştı.
Hoşyar Zebari’nin konvoyuna saldırı
Irak’ta Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin iki koruması, yol kenarına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Yetkililer, Bağdat’ın 80 km. kuzeyinde düzenlenen saldırının korumaların bulunduğu konvoyu hedef aldığını, 2 korumanın öldüğünü, 3’ünün yaralandığını kaydetti. Bakan Zebari, kendisinin saldırı sırasında konvoyda olmadığını söyledi. Bu arada, Irak’ta dün düzenlenen saldırılarda 6 kişi öldü. Bağdat’taki Filistin caddesinde, yol kenarına yerleştirilen bombanın, patlaması sonucu 1’i polis, 5 kişi öldü. Musul’da ise Irak polisi ve direnişçiler arasındaki çatışmalarda, 1 polis öldü, 3’ü yaralandı. Bakuba kentinde de, önceki gün iki küçük Şii türbesi bombalandı. İmam Cabir Bin Ali El Hadi ve Tamim türbelerine yerleştirilen bombaların patlaması sonucu binaların büyük hasar gördüğü, ancak can kaybı olmadığı bildirildi. Bakubalı İşadamı Muhammed Hüseyin, Şii ve Sünnilerin bir arada yaşadığı kentte düzenlenen bu saldırıların amacının Şiiler ve Sünnileri bölmek olduğunu, ancak saldırganların bunu başaramayacağını söyledi. Önceki gün Bağdat’ta ise, bombalı saldırı sonucu 4 kişi öldü. Beyrut Meydanı’nda polis devriyesini hedef alan saldırıda, 5 kişi de yaralandı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net