www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Adil, makul ve ölçülü değil
Cumhurbaşkanı Sezer Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın adil, makul ve ölçülü olmadığı gerekçesiyle Meclis’e iade etti. Yasayla gelecek kuşakların emekli olmasının imkansız hale geleceğini söyleyen Sezer, devletin sosyal güvenlik hakkını kullanılmayacak duruma getiren önlemler alamayacağını ifade etti.

Sessizliğe izin vermeyecekler
Türk-İş Yönetimi’nin emekçilerin haklarına yönelik saldırılar karşısında sesizliğine tepki gösteren sendika şubeleri, bundan rahatsız olan şubeleri ve işçileri bir araya getirmeyi amaçlıyor. Genel merkezlere de birlikte hareket etme çağrısında bulunan şube başkanları, hedeflerini gazetemize anlattı.

İşten atma tehdidine boyun eğmediler
Seyhan Belediyesi’nde direnişe geçen taşeron temizlik işçilerini işten atmakla tehdit eden Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürk, işçilerin derhal işbaşı yapmasını istedi.


Adil, makul ve ölçülü değil
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın birçok maddesini bir kez daha görüşülmek üzere Meclis’e iade etti. Sezer, emeklilik yaşından, prim ödeme gün sayısına, emekli aylıklarının düşmesinden sosyal güvenlik sistemine kadar pek çok maddesinin gerçekçi olmadığını belirterek, yasanın adil, makul ve ölçülü olmadığını bildirdi.
Sezer, 5489 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın 3, 28, 29, 31, 40, 46, 55, 63, 80, 82, geçici 1, geçici 2, geçici 4, geçici 6 ve geçici 9. maddelerinin bir kez daha görüşülmesi için Meclis’e gönderdi.
Sezer sosyal güvenliği salt aktüeryal denge olgusu düşüncesiyle oluşturmanın, “sosyal devlet ilkesini savsaklamak anlamına geleceğini” ve Anayasa ile bağdaşmadığını belirtti. Sosyal güvenlik yükünün gerektiğinde devletçe karşılanmasını zorunlu olduğunu kaydeden Sezer, hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunmasının da, toplumda sosyal güvenliğin, sosyal gönencin ve sosyal adaletin sağlanmasıyla gerçekleşebileceğini ifade etti.
‘Kullanılmayacak hale getiremez’
Sosyal güvenliği sağlayacak önlemleri almanın devletin yükümlülüğü olduğunu ifade eden Sezer, “Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi, devlet, yurttaşlar için hak, kendisi için ödev olan sosyal güvenliği sağlama görevini yerine getirirken, sosyal sigortacılığın teknik gereklerine uygun kimi sınırlamalar yapabilirse de, sosyal güvenlik hakkını kullanılamayacak duruma getiren önlemler alamaz” dedi. Sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişikliklerin, adil, makul ve ölçülü olmasının zorunlu olduğunu dile getiren Sezer, Meclis’ten geçen yasada ise bu ölçütün gözetilmediğini bildirdi.
‘Gelecek kuşaklar emekli olamaz’
Türkiye’de ortalama yaşam süresinin 66 yıl olduğunu belirten Sezer, emeklilik yaş sınırının 65’e yükseltilmesi ve prim ödeme gün sayısının 9 bine çıkarılmasının gelecek kuşakların emeklilik hakkına kavuşmasını olanaksız kılacağını kaydetti. Sezer, şöyle devam etti: “İşçiler için prim ödeme gün sayısının 7 binden 9 bin güne çıkarılması, Türkiye gerçekleriyle bağdaşmadığı gibi, esnek çalışmanın, sendikasızlaştırmanın, kayıt dışı çalıştırmanın ve yoğun işsizliğin yaşandığı ülkemizde 9 bin prim ödeme günü gerçekçi görünmemektedir.” Sezer, emekli olabilme yaşı ile aylık bağlama yaşı arasındaki kimi durumlarda uzun yılları içeren farkın da ölçüsüzlüğün bir başka göstergesi olduğunu ifade etti.
Emekli maaşları azalıyor
Prime esas kazançların düzenlendiğini, maddede, basamak sisteminin kaldırılması nedeniyle Bağ-Kur’a bağlı sigortalılar ile tüm ödemeler keseneğe bağlı tutulacağı için Emekli Sandığı iştirakçileri yönünden önemli değişiklikler getirildiğini ifade eden Sezer, “Emekli Sandığı iştirakçileri yönünden, çalışanlar için prim oranı yüzde 14’e düşürülmesine karşın, prime esas matrahın artması nedeniyle görev aylıklarında azalma olması kaçınılmazdır. Aylık bağlama oranının düşürülmesinin daha az emekli aylığı anlamına geleceği, bu durumun, çalışanların emeklilik statüsü yönünden olumsuz bir gelişme olduğu açıktır” dedi. Sezer, günümüzde uygulanan emekli aylıklarının bile insan onuruna yaraşır asgari yaşama düzeyini sağlamaktan uzak olduğunu ifade etti.
GSS’ye de itiraz etti
Genel Sağlık Sigortası’na ilişkin düzenlemelere de itiraz eden Sezer, 18-45 yaş arasındaki kişilerin diş protez giderlerinin karşılanmayacağını, diğerlerinin ise ancak yarısının karşılanacağını belirterek, bu durumun eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını bildirdi.

YASA MEŞRUİYETİNİ YİTİRDİ
Türk-İş Başkanı Salih Kılıç, vetoyu olumlu karşıladıklarını blirterek “Cumhurbaşkanı, bizim de endişe duyduğumuz konulara dikkat çekmiş” dedi. Kılıç bu maddelerin sosyal tarafların da görüşleri alınarak, yeniden düzenlenmesini istedi.
KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul da yasanın meşruiyetini yitirdiğini kaydetti. Tombul, yasanın baştan sona yeniden tartışılması gerektiğini ifade etti.
DİSK’ten yapılan açıklamada ise vetonun yasaya karşı verilen mücadelenin haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu kaydedildi.


Başa dön


Sessizliğe izin vermeyecekler
Türk-İş Yönetimi’nin emekçilerin haklarına yönelik saldırılar karşısında sesizliğine tepki gösteren sendika şubeleri, bundan rahatsız olan şubeleri ve işçileri bir araya getirmeyi amaçlıyor. Genel merkezlere de birlikte hareket etme çağrısında bulunan şube başkanları, hedeflerini gazetemize anlattı.
Başkanlar Kurulu’nun toplandığı sırada yaptıkları eylemde dile getirdikleri sorunları daha önce ilk ağızdan defalarca ilettiklerini hatırlatan Belediye-İş 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Ayrılmaz, “Saldırılara karşı direnç gösterelim dedik. Haklısınız demek dışında bir şey yapmadılar” diye konuştu. Bundan sonra bu sorunları kamuoyuyla da paylaşacaklarını ifade eden Ayrılmaz, daha güçlü çıkışlar yapacaklarını söyledi.
Sendikalara çağrı
Belediye işkolunda pek çok sorunla uğraştıklarını kaydeden Ayrılmaz, “Özelleştirme ve taşeronlaştırma yaygınlaştı. Taşeronda örgütleniyoruz, engellerle karşılaşıyoruz. 15 yıllık işçilerimiz hâlâ geçici işçi statüsünde çalışıyor. AKP, işçilerimizi kendine yakın sendikalara üye yapmak için baskı yapıyor. Bunlara karşı Türk-İş’i yanımızda görmedik” dedi. İşçilerin sendikalara güvenmediğini vurgulayan Ayrılmaz, İstanbul ve diğer illerde birçok şubenin bu sessizlikten şikayetçi olduğuna dikkat çekti. Bu şubeleri bir araya getirmeyi planladıklarını dile getiren Ayrılmaz “Genel merkezlere de sesleniyorum. Tek başına muhalefet olmaz. Gelin işçilerle şubelerinizle ortak hareket edelim” dedi.
‘İşçiler ezip geçer’
Yol-İş İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Ali Akdağ da “İş Yasası geçti hepimiz modern köleler olduk. SSK’lar gitti sağlığın özelleştirlmesinin önü açıldı. En son GSS geçti, emeklilik imkansız hâle geldi. Türk-İş Yönetimi ise bunlara sessiz kaldı. Biz bunun için eylem yaptık” diye konuştu. Sıranın kıdem tazminatına geldiğini ifade eden Akdağ, Türk-İş’in ise üyelerini savunmak yerine, AKP’nin değirmenine su taşıdığını belirtti. Akdağ, “Buradan uyarıyorum; herkes aklını başına alsın ve görevini yapsın. Eğer harekete geçmesseniz işçiler sizi de ezip geçecekler” dedi.
‘Taban tepkili’
Türk-İş’in saldırılara karşı sessiz kaldığını, sessiz kalmanın ise onaylamak anlamına geldiğini ifade eden Deri-İş Tuzla Şube Başkanı Hasan Sonkaya, tabanda Türk-İş’e büyük bir tepkinin olduğunu anlattı. Türk-İş’in önceki kongresinde örgütlenme çağrısı yaptığını, sendikalarının da 450 işçiyi örgütlediğini hatırlatan Sonkaya, “Aylardır direnişteyiz. Sürekli saldırılarla karşılaşıyoruz. Bu saldırılara da sessiz kalındı. Üç beş kuruş vermekle işçiler sahiplenilmiyor. Hem saldırılara hem de bu anlayışa karşı mücadele etmek zorundayız” dedi. Şube olarak bu harekete güç vereceklerini kaydeden Sonkaya, genel merkezlerin de kendilerine destek vermesini istedi.
Geniş bir birliktelik
Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu ise “Türk-İş’in içinde bulunduğu durumdan önemli rahatsızlıklar duyan sendikalar var. Çeşitli illerde de bu durumdan rahatsız olan şubeler var. Burada yapacağımız bir çalışma onları da harekete geçirecektir. Geniş bir birliktelik yakalayacağımıza inanıyoruz” diye konuştu. Türk-İş içindeki muhalif sendikaların da sessiz kaldığına dikkat çeken Dokuyucu, bu sendikaların da yeniden harekete geçmesini istedi. Önümüzdeki süreçte Türk-İş Genel Kurulu olduğunu kaydeden Dokuyucu, buraya dönük taleplerinin de olacağını bildirdi.


Başa dön


İşten atma tehdidine boyun eğmediler
Seyhan Belediyesi’nde direnişe geçen taşeron temizlik işçilerini işten atmakla tehdit eden Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürk, işçilerin derhal işbaşı yapmasını istedi. CHP’li meclis üyeleri de işçileri işbaşı yapmaları yönünde ikna etmeye çalıştı. Sendikalı işçilerin haklarının verilmesi, insanca yaşanacak ücretin ve çalışma koşullarının sağlanması ve işten atılan 50 işçinin yeniden işe alınması talebiyle iki gündür direnen Miray Temizlik işçileri ise Öztürk’e ve meclis üyelerine tepki gösterdiler.
Binlerce işçi bekliyor
Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürk Emniyet müdür yardımcısı eşliğinde ve geniş güvenlik önlemleri altında önceki gün akşam saatlerinde işçilerin yanına geldi. Taşeron işçilerin belediyenin değil, belediyenin işini yapan şirketin işçileri olduğunu ileri süren Öztürk, “Benim sizlerle hiçbir ilgim olmadığı halde buraya yanınıza geldim. Hepiniz çoluk çocuk sahibisiniz. İşinizin başına geri dönün” diye konuştu. İşçilerin belediyenin kadrosuna geçmelerinin mümkün olmadığını ve işçilrin asla kadroya alınmayacağını iddia eden Öztürk, işçilerin yaptıkları direnişin yasal olmadığını, işverenin işçileri işten atması halinde hiçbir işçinin şantiyeden içeri giremeyeceğini ileri sürdü. Öztürk, dışarıda binlerce işçinin iş beklediğini belirterek “Hemen yerlerinize birileri alınabilir” dedi. Öztürk daha sonra işçilerin taleplerini dinlemeden ayrıldı.
Lastikte grevi 22 Mayıs’ta
Lastik-İş Genel Başkanı Abdullah Karacan, Pirelli, Brisa ve Goodyear işyerlerinde 22 Mayıs 2006’da greve çıkacaklarını bildirdi. Karacan, yaptığı yazılı açıklamada, 15 Aralık 2005’te başlayan toplusözleşme görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını ve 28 Nisan 2006’da üç işyeri için de grev kararı aldıklarını hatırlattı. Grev kararının alındığı tarihten bu yana işverenlerce olumlu bir adım atılmadığını ifade eden Karacan, uyuşmazlığın nedeninin patronların kazanılmış hakları ortadan kaldırmaya dönük tutumu olduğunu belirtti. İşverenlerin, “geçici işçi”, “yıllık izin” ve “yeni işçinin ücreti” gibi temel maddelerde mevcut sözleşmede yer alan güvenceleri ortadan kaldırmak istediğine dikkat çeken Karacan, ücret zamları ve diğer parasal yardımlar konusunda da hiçbir artışın önerilmediğini kaydetti.
Kumtel’de düşük ücret dayatması
Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Kumtel Elektrikli Ev Aletleri Fabrikası’nda işçilerin ücretleri düşürülmeye çalışılıyor. Yol ve yemek parası adı altında imzalatılan kağıtlarla, işçilerden asgari ücretin 70 YTL aşağısında, 310 YTL’ye çalışmaları isteniyor. Bin kişinin üzerinde işçinin çalıştığı fabrikada Çelik-İş örgütlü. Çelik-İş yöneticileri bu dayatma üzerine fabrikaya gelerek işçilere mücadele etme çağrısında bulundular.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net