www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Akşam yazarları arasında Denizler ve devrimcilik üzerine bir tartışma başladı. Saldırgan yazılarıyla tanınan Engin Ardıç’a cevabını Serdar Turgut verdi.

MEDYA ........................................................................ MEDYA SERVİSİ
‘Hıyar’a cevap
Akşam yazarları arasında Denizler ve devrimcilik üzerine bir tartışma başladı. Saldırgan yazılarıyla tanınan Engin Ardıç’a cevabını Serdar Turgut verdi.
6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerinin 34’üncü yılı nedeniyle yapılan anma etkinlikleri, Akşam yazarı Engin Ardıç’ı harekete geçirdi. Salı günü “Çünkü iki taraf da hıyar” başlıklı bir yazı yazan Ardıç, devrimcilere hakaretler yağdırdı. Deniz Gezmiş’in “neyin ne olduğunun farkında olmadığını” savundu, “figüran niyetine” kullanıldıklarını öne sürdü ve solcuların adam olmaya niyetleri olmadığını yazdı. Buna karşın, eleştiriden ibaret bir yazı yazmadı ve Ardıç bile Deniz’i savunan bir cümle de kurdu: “Deniz Gezmiş’in yiğitliğine ve dürüstlüğüne dil uzatacak olanın ağzını yırtarım”.
Ardıç, “iki tarafa da” hakaretler etmeyi dün de sürdürdü. O dönem parkanın zor bulunan bir giyecek olmasından yola çıkan Ardıç, devrimcileri “Amerikan üniforması” giymekle suçladı.
Turgut: Aynı yolu seçerdim
Aynı gün, hemen arka sayfasında Engin Ardıç’a cevabı arkadaşı Serdar Turgut vermişti. Gençliğinde savunduğu devrimciliğe sahip çıkan Turgut, yazısında özeleştiri de yaptı. Medyatava sitesi, Turgut’un yanıt yazısını “günün yazısı” ilan ederek manşetten duyurdu.
“Bütün bunlar bizleri hıyar konumuna sokabilir, onu da kabul ediyorum, ama şu da var ki; hayatımızın bir bölümünde bizler bu toplumdaki haksızlıklara, sömürüye, adaletsizliğe isyan etme cesaretini gösterdik. Gençtik, bilgisizdik. Gayet tabii ki yanlışlar da yapacaktık ama isyanımız dürüsttü. Birçok yanlış şey tartıştık, belki de boşa zaman harcadık. Ama bizim kuşağın insanları hayatın borsalardan ve business menajerlerinden ibaret olduğunu, hayatın bunlarla anlamlı olabileceğini düşünmedi, başka şeyler istedik hayattan, almak için her birimiz farklı şeyler feda etmekten korkmadık. Engin’in dün ifade ettiği gibi yiğitliğine ve dürüstlüğüne laf edilemeyecek olan Deniz Gezmiş yiğit olduğu için hayatını koydu meydana, cesur olmayı başaramayan bizler gibiler ise işimizi gücümüzü kaybettik falan filan.
(...) Özetle; çok acı çekildiğine şahit olduk, darbeler yedik ama son analizde adam gibi düşünebildiğimiz ve direnebildiğimiz için mutlu olduk sanıyorum. Gençliği tekrar yaşama imkanım olsaydı aynı yolu hiç düşünmeden tercih ederdim ve kuşkunuz da olmasın aynı hataları yine yapardım...” (Akşam, 10 Mayıs)

BAKİ TUĞ VAKASI
Habertürk’te Basın Kulübü programına katılan Baki Tuğ ile yapılan tartışma, medyadaki diğer 6 Mayıs yayınlarına da damgasını vurdu. Denizler’i suçlamayı sürdüren, hatta kendisine soru soran gazetecilere bile üstten bakan bir tutum takınan dönemin savcısı, oldukça tepki çekti. Programda Gezmiş’in parkasının ve postallarının gösterilmesi de, arkasından pek çok habere konu oldu.
Milliyet yazarı Ece Temelkuran da dünkü köşesinde programı şöyle anlattı:
“İdamın savcısı Baki Tuğ, pazar gecesi Habertürk’te yayımlanan “Basın Kulübü” programının davetlisiydi. “Anarşistlerle” aynı stüdyoda bulunmuyor, yayına Ankara’dan, Hasan Celal Güzel’le birlikte katılıyordu.
Gazeteci Oral Çalışlar, siyasetçi Celal Doğan ve CHP Milletvekili Berhan Şimşek İstanbul stüdyosundan soruyordu: “Yaptığınız doğru muydu?”
Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idamını isteyen zamanın savcısı Baki Tuğ, programın neredeyse en başında şöyle dedi: “Mahkemeye iyi davransalardı idam cezası müebbet hapse çevrilebilirdi!”
(...) Eğer o programda bir hukukçu olsaydı şunu söylerdi: Ceza hukukunda “genel olarak” diye bir şey yoktur! Yasada açıkça suç olarak belirtilmemiş bir fiil suç olamaz! Bu cümle sarf edilmedi, Tuğ çok “hassaslaştığı”, sesine “devlet” tınısı vererek konuştuğu için ve elbette her nasılsa stüdyodaki konuklara “Zaten Güneydoğu’daki olayların sebebi de sizsiniz” anlamında cümleler kurduğu için hadise bulandı gitti. Tıpkı idamların gerçekleştiği zamanlardaki gibi bir bulanıklık programın tepesine çöktü.”

Başa dön



 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net