www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Bunları yaşayacağımı hiç
   düşünmemiştim’

Diyarbakır’daki olaylar sırasında tutuklanan ve önceki gün tahliye edilen 16 yaşındaki C.K.’yle cezaevi günlerini konuştuk:

Sakatlar Haftası’nda engellilere tehdit
Sakatlar haftası nedeniyle birçok ilde etkinlikler ve açıklamalar yapıldı. Bu açıklamalarda engellilerin sorunlarına ve çıkacak olan Özürlüler Yasası’na vurgular yapıldı.

Azınlık Raporu ‘kısmen’ aklandı
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile kurul üyesi Prof. Dr. Baskın Oran’ın “Azınlık Raporu” nedeniyle yargılandıkları davada, TCK’nın 216’ıncı maddesinden beraat, 301’inci maddesinden ise “düşme” kararı çıktı. Sanık ve avukatları, kararın “pürüzsüz” ve “tartışmasız” olması gerektiğini belirterek, “düşme”nin beraate dönüşmesi için temyize gideceklerini bildirdiler.

İstanbul topun ağzında
“İstanbul için birden bire kökten bir politika değişikliği gündeme geldi. İstanbul, uluslararası bir finans ve turizm merkezi olması için hazırlanıyor. İstanbul, işçi sınıfı olmayan, hizmetler sektöründe hizmet edecek kim varsa onların barındığı, onun dışında beyaz yakalıların yaşadığı karaktersiz bir kent haline getirilmeye çalışılıyor. “


‘Bunları yaşayacağımı hiç
    düşünmemiştim’
Derya Karaçoban
Diyarbakır’da 28-29 Mart tarihlerinde yaşanan olaylar sırasında gözaltına alınarak tutuklanan 91 çocuktan biri de 16 yaşındaki C.K. 29 Mart’ta tüm işyerleri gibi kepenkleri kapalı olan çalıştığı işyeri önünde top oynarken tutuklanan C.K, önceki gün tahliye edildi.
Sekiz çocuğu bulunan anne Mukaddes K, 3 yaşındaki çocuğuyla birlikte Büyük Postane’nin önünden alıyor bizi. Dar ve labirent sokakları arşınlayarak, İskenderpaşa’daki eve giriyoruz.
Bizi, aralarında birer yaş olan Şirvan (8), Berivan (7) ve Newroz (6) karşılıyor.
Anne yarım bıraktığı işe mutfağa dönüyor. Küçüklerle birlikte abi C.K. ve babanın gelişini bekliyoruz.
Beklenen an geliyor. Saat 20:30 gibi cezaevi çıkış işlemleri tamamlanıyor. Yola çıkıyor baba ve oğul. Aynı anda evdeki heyecan da doruk noktasına çıkıyor. Kapı açılıyor ve sevinç çığlıkları odayı dolduruyor. Kısa bir merhabadan sonra zamanımız sınırlı olduğu için konuşmaya başlıyoruz C.K. ile.
Ne zaman gözaltına alındın?
29 Mart 2006 günü gözaltına alındım.
Nasıl oldu?
Oradan direkmen alındım. 12:30-13:00 arası kendimize çalıştığım yerin önünde, orada top oynuyorduk.
Nerdeydin?
Melik Ahmet’in orda eski TEKEL’in karşısında... Olaylar orda başlayınca kardeşlerimi yukarı gönderdim. Ben de sokaktaydım kardeşlerimi bekledim. Kardeşlerim gelmeyince, polisler beni çağırdı. Çağırdığı gibi de gittim yanına. Direkmen hiçbir şey demeden beni arabaya aldılar. Çarşı Karakolu’na götürdüler. Çarşı Karakolu’na götürünce ifademizi aldılar. Bir kağıt imzalattılar. Baktılar bir şey var mı yok mu? Sonra direkmen polis okuluna götürdüler.
Bu esnada dayak ya da hakaret edildi mi?
Hiçbir şey yapmadılar. Ellerimize vurdular sopalarla sadece.
Polis okuluna gidince?
Polis okuluna gidince soğuk bir yerde yatıyorduk. 3-4 gün yerde yattık.
Spor salonunda mı kalıyordunuz?
Evet yerde oturuyorduk. Hep yerde oturuyorduk. Arada sırada yatmak istiyorduk. Bırakmıyorlardı. Sabah böyle bir kağıt getiriyorlardı imza atıyorduk sadece.
Okuyor muydunuz imzalatılan kağıtları?
Pek okuyamıyorduk. Çağırıyorlardı, ‘imzalayın’ diyorlardı. Biz de imzalıyor yerimize geçip oturuyorduk.
Burada işkence hakaret oldu mu?
Yok biz dövülmedik. Bizim dışımızda dövdükleri, hakaret ettikleri vardı. Tuvalete götürürken vurdular onlara. Bize orda karışmadılar. Ondan sonra bize yemek getiriyorlardı. Değişiyordu getirdikleri.
Günde kaç kez yemek veriyorlardı?
İki sefer. Bir sabah veriyorlardı. Bir de akşam veriyorlardı.
Salonda beklediğiniz 3-4 gün nasıl geçti?
Başka bir şey yapmıyorlardı. Birkaç tane arkadaşımızı sürekli tuvalete götürüp üstlerine üşüşüp vuruyorlardı. Bir sefer de yemek yerken küfür ettiler bize. Küfür artınca, son günümüzde avukat geldi.
Kaç kişi vardınız salonda?
En az 300-400 kişi vardı salonda. Avukat geldi olayı anlattık. Ondan sonra sabah oldu bizi direkmen mahkemeye sevk ettiler. Mahkemeye gittiğim zaman ifadeyi verdim. Beni direkmen cezaevine gönderdiler. Cezaevine gittim.
Mahkemede ne sordular?
İfadeyi verdim. Bana taş atıp atmadığımı sordu. Ben atmadım dedim. Onları sordu, başka bir şey sormadı. En az 80 kişiydik gittik oraya. 46 kişi tek kaldık. Tutuklandık. Direkmen bizi cezaevine götürdüler. Örgüt üyeliğinden tutuklandık. Gece saat 3:30’da. Üstümüzü aradılar cezaevinde. Pantolonlarımızı falan çıkardılar iyice aradılar bizi. Ondan sonra bizi direkmen koğuşumuza bıraktılar.
Cezaevinde nasıldı koşullar?
Televizyonumuz dolabımız vardı. Her akşam da yemeğimiz geliyordu. İlk götürüldüğümde koğuşa sabaha kadar yatamadık. Bunları yaşayacağımı hiç düşünmemiştim.
Yaşadıkların hakkında ne düşünüyorsun?
Bir şey düşünmüyorum. Aklıma gelmiyor. Hepsini unuttum.
Hiçbir şey yapmadığın halde 40 günü aşkın bir zaman cezaevinde kaldın. Ailenden işinden koparıldın...
İşte boşu boşuna oldu. Allaha şükür görüntümüz yok, bir şeyimiz yok. Bizi serbest bıraktılar yani. İnanıyordum suçsuz olduğuma. Görüntüm olsa kesin ceza alırdım. Ama ne taş atmışız, ne de başka bir şey yapmışız.

Çocuk Mahkemesi’nde polis süprizi
Diyarbakır’da yaşanan olaylar nedeniyle 20 yıla kadar hapis istemi ile yargılanan 7 çocuk daha mahkemeye çıkarıldı. Duruşmaya katılan polisler, kendilerini yaralayan çocuklardan şikâyetçi olduklarını belirterek, davayı takip edeceklerini söylediler.
Diyarbakır’da 11 kişinin yaşamını yitirdiği olaylar nedeniyle 20 yıla kadar hapis cezası istemi ile yargılanan çocuklardan 7’si daha hâkim karşısına çıktı. Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu 5 çocuk ile tutuksuz yargılanan 2 çocuk katıldı. Çocuklar suçlamaları reddederken, mahkeme salonunda bir sürpriz yaşandı. Duruşmaya, olaylar sırasında yaralanan 18 polis katılarak, kendilerini yaralayan çocuklar hakkında şikâyetçi olduklarını bildirdiler.
Mahkeme heyetinin polislere “Sizi yaralayanlar bu çocuklar mıydı?” şeklindeki sorusu üzerine polisler “Bizi yaralayanlar bu çocuklar değil. Ama bizi yaralayanları tanıyoruz. Davayı takip edeceğiz” dediler. Polislerin ifade vermesinin ardından mahkeme heyeti tutuklu 5 çocuğun tahliyesine karar verdi.
Diyarbakır’da yaşanan olayların ardından gözaltına alınan yüzlerce çocuktan 92’si tutuklanmış, ancak yapılan itirazların ardından 48 çocuk tahliye edilmişti. Toplam 21 çocuğun tahliye edilmesiyle, tutuklu kalan çocuk sayısı 23’e düştü.
Çocukların avukatı Cengiz Analay, çocukların kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine dikkat çekerek, “Çocukların kapalı kurumlarda tutulması yani cezaevinde tutulması eğitimlerini engelliyor. Bu çocukların derhal serbest bırakılarak, gündelik yaşama döndürülmesi gerekiyor” diye konuştu.

Çocuklar hakkında yeniden iddianame hazırlandı
Diyarbakır’daki olaylara karıştıkları iddiasıyla 36 çocuk hakkında yeniden iddianame hazırlandı. Çocuklar hakkında 6 aydan 18 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Diyarbakır’daki olaylara karıştıkları iddiasıyla gözaltına alınan, 15’i tutuklu 36 çocuk hakkında hazırlanan ve Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin reddetmesi, Cumhuriyet Savcılığı’nın itirazı üzerine Ankara Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamenin, yeniden düzenlenmesi istendi.
Ankara Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını haklı bularak, savcılık tarafından hazırlanan iddianamedeki kişilerin yaptıkları eylemlerin anlam ve sonuçlarını kavrayabilmelerinin tespit edilmesini istedi. Bunun üzerine, Cumhuriyet Savcılığı’nca gerekli eksiklikler giderildikten sonra hazırlanan iddianamede, çocuklar hakkında “Silahlı örgüte üye olmak, kamu görevlisinin görevini yapmasına engel olmak”tan 6 aydan 18 yıla kadar hapis cezası isteniyor.


Başa dön


Sakatlar Haftası’nda engellilere tehdit
Sakatlar haftası nedeniyle birçok ilde etkinlikler ve açıklamalar yapıldı. Bu açıklamalarda engellilerin sorunlarına ve çıkacak olan Özürlüler Yasası’na vurgular yapıldı.
İstanbul’da 10-16 Mayıs Sakatlar Haftası’nın açılış etkinliği için Galatasaray Postanesi’nden Taksim’deki Atatürk Heykeli’ne kadar yürüyen 100’ü aşkın engeliye, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Seyman da katıldı. Seyman, Atatürk Heykeli’ne gelindiğinde eğer slogan atılırsa; sakatlara, ‘şiddetle ikaz’ etmek zorunda kalacaklarını söyleyerek tehdit etti.
Galatasaray Postanesi önünde bir araya gelen Türkiye Sakatlar Derneği, Altı Nokta Körler Derneği İstanbul Şubesi ve Türkiye Ortopedik Özürlüler Federasyonu üyesi engelli vatandaşlar, Taksim Tramvay durağına kadar; ‘Vur vur inlesin hükümet dinlesin’, ‘Korkaklarda lale çok, özürlüye iş yok’, ‘Sokağa çıkma hakkımız engellenemez’ gibi çeşitli sloganlar eşliğinde yürüdü. Trilyonlarca lira para sarfederek lale alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı eleştiren Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Murat Demirok; lalelerin yerine sakatların daha rahat bir şekilde otobüse binip inebileceği bir sinyalizasyon sisteminin kurulabaleceğini söyledi. Demirok ayrıca, Topbaş’la 7 aydır görüşmeye çalıştığını, ancak bir türlü randevu alamadığını da konuşmasına ekledi. Galatasaray Postanesi’nden Taksim’e kadar engelli vatandaşların arasında yürüyen İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Seyman, Taksim’e gelindiğinde engelli vatandaşları slogan atmamaları konusunda uyarırken, ‘Eğer slogan atarsanız sizi şiddetle ikaz etmek zorunda kalırım ve burayı terk ederim’ şeklinde ifadeler kullandı. Saygı duruşu ve çelenk koyma işleminin ardından yapılan basın açıklamasıyla Sakatlar Haftası’nın açılış etkinliği sona erdi. Vali Yardımcısı Mehmet Seyman, engelli vatandaşlardan ‘Kapım sizlere her zaman açık’ şeklinde cümleler sarf ederek ayrılırken, birkaç metre ilerde etrafını saran engellilere; ‘Spekülatif sorularla beni sıkıştırmaya çalışmayın’ dedi. Seyman ayrıca, hükümetin uyuduğunu ifade eden engellilerin aksine, hükümetin uyumadığına da vurgu yaptı.
Atatürk Heykeli önünde yapılan basın açıklamasında konuşan Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Poyraz ise, 7 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren Özürlüler Yasası’nın uygulanmadığını belirterek, bu yılki Sakatlar Haftası’nın gündemini Özürlüler Yasası’nın en temel eksikliklerinin oluşturduğunu vurguladı.
‘İşyerindeki ‘engeller’ kaldırılsın’
Ankara’da ise engelli kamu emekçileri, işyerlerindeki çalışma koşullarının düzeltilmesini talep ederek, eşitlik istediler.
BES Ankara 2 No’lu Şube Engelli Komisyonu öncülüğünde Sakatlar Haftası nedeniyle dün Başbakanlık Özürlüler İdaresi önünde toplanan kamu emekçileri, “Örgütlü engelli, engel tanımaz”, “GSS yasası geri çekilsin”, “Emeklilik hakkımızı istiyoruz” dediler. Engelli komisyon üyesi Songül Eroğlu, Özürlüler Yasası’nın, içinin boşaltılarak işlevsizleştirildiğini, vaat edilen hakların alınabilmesi için engellilerin önüne birçok bürokratik engel konulduğuna işaret etti. Eroğlu, devlet tarafından konulan yüzde 4’lük kotanın yetersiz olduğunu, hatta bu kotaya uyulup uyulmadığının bile denetlenmediğini belirterek, büyük bir engelli kesiminin, fırsat eşitliğinin olmadığı eğitim ve sınav sistemleri yüzünden toplum içinde kaybolup gittiğini söyledi. İş ortamında da birçok eşitsizlikle karşılaştıklarını, kendi meslekleriyle ilgisi olmayan işler yapmak zorunda kaldıklarını anlatan Eroğlu, yaşamın her alanında fırsat eşitliği ve tüm zorluklara rağmen tamamladıkları eğitime uygun şekilde istihdam edilmek istediklerini kaydetti.
Engelli Aileleri Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Salih Sezgin, dün yaptığı yazılı açıklamada Engelli Haftası’nın şenlik, pikniklerle geçiştirilmemesini, sorunlarına çözüm aranmasını istedi.
Kocaeli’de ise Büyükşehir Belediyesi’nin engelli derneklerinin görüşünü almadan etkinlik hazırlaması dernekler tarafından dayatma olarak değerlendirildi ve Engelli Dernekleri Dayanışma Platformu tarafından alternatif program hazırlandı. Atatürk heykeline çelenk bırakan engelliler yaptıkları basın açıklamasıyla hükümeti ve yerel yönetimi uyardılar. Basın açıklaması sonrası ise ‘Engelliler ve Siyaset’ konulu bir panel gerçekleştirildi.

Yetkililer engellileri yalnız bıraktı
Diyarbakır’da Engelliler Haftası nedeniyle Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan engellilere aileleri dışında hiçbir yetkili ilgi göstermedi. Diyarbakır’daki engelliler, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası etkinlikleri çerçevesinde Anıt Park’ta bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı. 6 Nokta Körler Derneği, Bedensel Engelliler ve Zihinsel Engelliler Derneği’nin ortak düzenlediği çelenk bırakma törenine, engelliler ve çocuklarının dışında katılanların olmaması dikkat çekti. Çelenk bırakılmasının ardından bir dakikalık saygı duruşu ile devam eden törende İstiklal Marşı okundu. Bir açıklama yapan 6 Nokta Körler Derneği Başkanı Akif Karakaş, engellilerin çözülmesi gereken çok fazla sorununun olduğunu belirterek, yetkililerin duyarlı olması gerektiğini söyledi.
Karakaş, Valilik ve Büyükşehir Belediyesi’ni de yapılacak törene davet ettiklerini, ancak buna rağmen bugün de kimseyi aralarında göremediklerini dile getirdi. Karakaş, Engelliler Haftası nedeniyle hafta boyunca çeşitli etkinlikler düzenleyeceklerini sözlerine ekledi.


Başa dön


Azınlık Raporu ‘kısmen’ aklandı
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile kurul üyesi Prof. Dr. Baskın Oran’ın “Azınlık Raporu” nedeniyle yargılandıkları davada TCK’nın 216’ıncı maddesinden beraat, 301’inci maddesinde ise “düşme” kararı çıktı. Düşme kararının yeterli olmadığı, kararın tartışmaya yer bırakmayacak şekilde “beraat” ile sonuçlanmaması nedeniyle sanıklar temyize gidecek.
Kaboğlu ve Oran’ın TCK’nın “Halkı, sınıf, mezhep, bölge, din, dil ve ırk farklılıkları gözeterek kin ve düşmanlığa sevk etmek” suçunu düzenleyen 216’ıncı maddesi ile “Yargı mensuplarını aşağılamak” suçunu düzenleyen 301’inci maddesini ihlalden yargılandıkları dava dün sonuçlandı.
Davanın karar duruşması Ankara 28’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmada sanıklar ile avukatları hazır bulundu. Duruşmada esastan mütaalasını veren savcılık makamı, raporun “ifade özgürlüğü” kapsamında ele alınması gerektiğini belirterek, 216’ıncı maddeden beraatine, 301’inci maddeden ise davanın düşmesine karar verilmesini istedi.
‘İddianame gerçekleri yansıtmıyor’
Mütaalaya ilişkin söz alan Kaboğlu, basın savcılığı tarafından hazırlanan iddianamenin gerçekleri yansıtmadığını ve iddianamede ifadelerine başvurulan dört kişiden üçünün kurul çalışmalarında yer almadığını, birinin ise yargılamaya neden olan olay gününde toplantıda bulunmadığını kaydetti. Kaboğlu, asılsız isnatlarla oluşturulan iddianame ile yargılamanın kişilik haklarını uzun süredir zedelediğini belirterek, ilk duruşmada olduğu gibi derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini söyledi. Rapora onay veren 24 kişinin, Başbakanlık’ın kabul ettiği 21 onay sayısından 3 fazla olduğuna dikkat çeken Kaboğlu, raporun bir öneri niteliğinde olduğunu, sonuçlarını değerlendirme görevinin ise Başbakanlık’ta olduğunu vurguladı.
Oran da “Ben bu davanın niye açıldığını hiç anlamadım. İsnat edilen suçlar herhangi bir yasa maddesinde tanımlanamıyordu” diyerek, beraat istedi.
Avukat Oya Aydın da her iki maddeden de beraat kararı verilmesini istediklerini, düşme kararının müvekkillerini zan altında bırakabilecek, kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olduğunu vurguladı. Duruşmada söz alan diğer avukatlar da “pürüzsüz” beraat kararı verilmesi gerektiğini dile getirdiler.
Daha sonra, Mahkeme Başkanı Hakim Avni Mis ise 216’ıncı maddeden beraat, 301’inci maddeden ise düşme kararı verildiğini bildirdi.
Duruşma sonrası avukatlar ve sanıklar, 301’den düşme kararına itiraz edeceklerini, temyize gideceklerini belirterek, “Bu davanın bir tür hukuksal derse dönüştüğünü” söylediler. Karar, Azınlık Raporu’nun ‘kısmen’ aklandığı yorumları ile karşılandı.


Başa dön


İstanbul topun ağzında
Elif Görgü
Deprem riski olan yerleşim birimlerinin yeni alanlara naklini öngören yasa tasarısı üzerine tartışmalar devam ediyor. Gazetemizin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropolitan Planlama Bürosu danışmanlarından Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür, üniversitelere hazırlatılan planlar uygulanmazken yeni bir tasarı hazırlanmasını eleştirdi.
Öngür, tasarının Zeytinburnu için hazırlandığını düşündüğünü dile getirerek, uluslararası finans ve turizm merkezine dönüştürülmek istenen İstanbul’dan emekçilerin uzaklaştırılması politikasının hayata geçirilmek istendiğini söyledi.
Üniversitelere hazırlatılan Deprem Master Planı’nı hatırlatan Öngür, bu planın uygulanması için geçen 3 sene içinde hiç bir adım atılmadığına dikkat çekti. Bu süre içinde sadece Zeytinburnu ile ilgili bir çalışma yapıldığına dikkat çeken Öngür, bugün İstanbul Metropoliten Planlama Bürosu’nda Zeytinburnu ile ilgili çok özel bir projenin geliştirildiğini söyledi.
Hollanda tipi kent
Tahir Öngür, “Deprem Bakımından Yapı Yasaklı Alanlardaki Yerleşimlerin Güvenilir Alanlara Nakline Dair Kanun Tasarısı”nın da bu proje kapsamındaki yasal sorunların çözülebilmesi için hazırlanmış olabileceğinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu: “Henüz kesinleşmemekle birlikte deniz ile içiçe, çok üst konforda, belki bir takım kanallar yapılarak Hollanda tipi bir kent oluşturma projesinden söz ediliyor Zeytinburnu için. Bu yüzden Zeytinburnu için getirilen öneri, büyük yapı adalarının taşınması yönünde. Bu tasarı da muhtemelen Zeytinburnu için toptan hazırlanmış bir projenin alt basamağı olarak düşünüldü. Zeytinburnu’nu istedikleri gibi pazarlayabilecekleri bir yer haline getirmeye çalışıyorlar. İyileştirme değil, toptan boşaltmayı hedefliyor.”
İstanbul’un bazı ilçelerinin Trakya’ya nakledilmesi ile ilgili planları sorduğumuz Tahir Öngür, 22 milyon nüfusa ulaşacağı öngörülen İstanbul’un, su ve orman alanlarının bulunduğu kuzeye değil Batı’ya doğru sağlıklı bir şekilde büyümesinin olumlu olacağını belirtti. Bununla ilgili bir hazırlık da olduğunu açıklayan Öngür, ancak bu planların kötüye kullanılma tehlikesine de değinerek şunları ifade etti: “Böyle bir tasarı var. Buna göre Büyükçekmece’den Tekirdağ’a kadar kıyı şeridinde 5-6 milyon nüfusun yerleşebileceği bir alan seçildi. Daha gelişmedi o tercihler ama orman alanına girilmeden, tarımsal birinci ikinci sınıf toprakları da yok etmeyen bir takım alanlar seçiliyor. Bu alanları çekici kılabilmek için büyük üniversiteler, spor kompleksleri, hastanaler planlanıyor. Yine Hadımköy, Avcılar Ambarlı limanlarının da o tarafa alınıp, demiryolu bağlantısı da sağlanarak İstanbul üzerindeki bu yükün kaldırılması planlanıyor. Bu plan onaylanır mı onaylanmaz mı o ayrı bir sorun. Ancak Trakya’ya doğru kentin ucunu açmak sağlıklıdır. Bu şu an için iyi bir plan ancak muhtemelen kötüye kullanılacak ve delinecektir. Çünkü Deprem Master Planı ‘kentsel dönüşüm’ kavramını getirmişti. Bu plan da muhtemeler bu yönde zorlanacaktır.”

‘İstanbul sermaye için hazırlanıyor’
Sinanlılar köylerine döndü
Ağanın hile yolu ile topraklarını ele geçirmesine karşı 25 gündür Ankara’da Abdi İpekçi Parkı’nda konaklayarak direnişlerini sürdüren Sinan köylüleri, Toprak Reformu Genel Müdürlüğü’nün sorunu çözeceğine dair verdiği sözün yerine getirilmesini isteyerek, Ankara’dan ayrıldılar. Günlerdir kadın ve çocuklarla birlikte Abdi İpekçi Parkı’nda kalarak, taleplerini hükümete duyurmaya çalışan Sinan köylüleri, havaların soğuması nedeniyle yaklaşık 10 çocuğu hastaneye götürdüler. Hekimlerin, “Çocukların daha fazla sağlıksız koşullarda kalmaması gerekir” demesi üzerine Sinan köylüleri önceki gün Toprak Reformu Genel Müdürlüğü ile acil görüşme talep etti. Görüşmeye giden köylülere müdürlük tarafından “Sorunun çözümü için gerekli girişimlerin başlatılacağı” yönünde yanıt verildi. Toprak Reformu Genel Müdürlüğü’ndan aldıkları olumlu yanıt üzerine köylüler, mücadelelerini Sinan’da sürdürme kararlılığı ile köylerine dönmeye karar verdiler. Köylüler, “Sorunun çözümü için çaba göstereceğiz” yönünde aldıkları sözün takipçisi olacaklarını vurgulayarak, önceki akşam Ankara’dan ayrıldılar. Köylerine dönerek, hükümetin sorunu çözmesini bekleyeceklerini ve direnişlerini sürdüreceklerini vurgulayan köylüler, yola çıkarken, “Bekledikleri sonuçları alamadıklarını ancak umutlarını da yitirmediklerini” ifade ettiler. Ankara Valiliği’nin temin ettiği otobüslerle yola çıkan köylüler tarafından Ankara’da son kez yapılan açıklamada, hükümetten bekledikleri yanıtların alınamadığı belirtildi. Açıklamada, “Köyümüzü geri alabilmek için Meclis’ten ve hükümetten medet ummuştuk. Ancak bütün kapılar yüzümüze kapandı. Günlerdir, parkta kadın ve çocuklarla kaldık. Çocuklarımız hastalandı. Biz de görüştüğümüz Toprak Reformu Genel Müdürlüğü’nün sözünün takipçisi olacağımızı söyleyerek, köyümüze dönmek zorunda kaldık” denildi. Toprakların köylülere ait olduğuna dikkat çekilen açıklamada, mücadelenin Sinan’da devam edeceği vurgulandı.
Yeşil albaya çete davası
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Bursa eski Jandarma Alay Komutanı Albay Aydın Yeşil ve Emniyet Amiri Ömür Şen’in de aralarında bulunduğu 51 kişi hakkında suç işlemek için örgüt kurmak ve bu örgüte yardım ile yataklık etmek suçlarından dava açtı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “görevsizlik kararı” verilerek dosyası gönderilen “Çağrı” operasyonuna ilişkin yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. Cumhuriyet Savcısı Selim Berna Altay tarafından hazırlanan 59 sayfalık iddianame, bugün İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianamede, bir otomobil galerisinde meydana gelen silahlı saldırıda Şenol Turan ve Hacı Ali Kara ile saldırıyı gerçekleştiren bazı sanıkların yanlışlıkla vurduğu kendi adamlarından Turan Ertaş’ın öldürülmesi olayı anlatıldı. Bazı müştekilerin, suç örgütü elemanlarının kendileriyle alacak tahsili için yaptıkları görüşmeler sırasında suç tarihinde Bursa Jandarma Alay Komutanı olan Albay Aydın Yeşil’i de bu kişilerle gördüklerini belirttikleri kaydedilen iddianamede, Yeşil’in bazı sanıklarla yaptığı telefon görüşmelerine de yer verildi. İddianamede, 25’i tutuklu, 6’sı hakkında yakalama emri bulunan toplam 51 sanık ile 44 müşteki yer aldı. İddianamede, soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından avukatının itirazı üzerine serbest bırakılan tutuksuz sanık Albay Aydın Yeşil, Kastamonu’da ilçe emniyet amiri olan tutuklu sanık Ömür Şen ile polis memurları Özkan Bayık, Atilla Taşdan ve Suat Elidar ile uzman çavuş Taşkın Akyün’ün “suç işlemek için kurulan örgüte yardım ve yataklık etmek” suçundan 1.5 ile 4.5’ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları istendi. Ahmet Karakaş’ın “suç işlemek için örgüt kurmak ve liderliğini yapmak”, “2 kişinin öldürülmesine azmettirmek” ve “6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, diğer sanıkların da çeşitli hapis cezalarına çarptırılmaları talep edildi. Sanıkların yargılanmasına, önümüzdeki günlerde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
Cenaze yemeğine soruşturma
Niğde’de, cenaze yemeğinin ardından 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan zehirlenme olayıyla ilgili Bor Cumhuriyet Savcısı Ayhan Gökalp’in soruşturma başlattığı bildirildi. Niğde Valisi Gündüz Beder, yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında ölüm nedeni kayıtlara “kalp krizi” olarak geçen Pakize Altuntaş’ın mezarının açılarak cesedinin otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini söyledi. Yemek sonrası yaşamını yitirenlerin yakınları, Pakize Altuntaş’ın da evini kimyasal tarım ilacı ile ilaçladıktan sonra zehirlenerek hayatı kaybettiğini öne sürdüler.
Çelik istifalardan memnun
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bakanlıkta yaşanan istifaları, “Statükocu anlayışın dönüşüme direnmesi” olarak değerlendirdi. Çelik, “Bu kişilerin istifa tercihlerine saygı duyuyoruz” dedi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İlköğretim Genel Müdürü Servet Özdemir ve Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Ziya Selçuk’un istifaları konusunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. İstifaların nedeni olarak bakanlıkta işlerin yürümemesinin gösterilmesine katılmayan Çelik, özellikle Talim ve Terbiye Kurulu’nda pek çok değişiklik yaptıklarını ve bu değişikliklerin engellenmeye çalışıldığını da savundu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net