www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kerkük’e müdahale talebi
Merkezi Brüksel’de bulunan ‘Uluslararası Kriz Grubu’ (ICG), ABD’nin Kerkük’e müdahale etmemesi durumunda, bölgede çıkabilecek çatışmaların bütün ülkeyi saracağını iddia etti.

Devrimcilere sınırdışı tehdidi
Sığınma ve göç yasalarını sürekli sertleştiren Almanya, daha önce sığınma başvuruları kabul edilen, ancak Türkiye tarafından iadesi istenen devrimcileri gözaltına aldı. Üç kişinin Türkiye’ye iade edilmesi söz konusu.

Bush’a din dersleri!
İran lideri Mahmud Ahmedinecad’ın, ABD Başkanı Bush’a gönderdiği mektubun içeriği açıklandı. İran lideri, 16 sayfalık mektupta ABD’nin politikalarına sert eleştiriler getirirken, bütün tezlerini dine dayandırdı ve Bush’un “dindar” yönüne hitap etmeye çalıştı. Bir bölümde, Bush adeta “İslam’a” davet edildi.


Kerkük’e müdahale talebi
Merkezi Brüksel’de bulunan “Uluslararası Kriz Grubu” (ICG) adlı kuruluşun Irak proje direktörü Joost Hiltermann, Kerkük sorununa ABD’nin müdahale etmemesi durumunda, bütün ülkeyi sarsabilecek çatışmalar çıkabileceğini savundu.
Hiltermann, Washington’da yaptığı konuşmada, Irak’ta geçen yıl kabul edilen anayasa doğrultusunda Kerkük’ün nihai statüsünün belirlenmesi için kentte 2007 sonundan önce referandum yapılmasının öngörüldüğünü hatırlatarak, kente Kürt göçünün sürdüğü mevcut ortamda büyük gerginlik yaşandığını belirtti.
Kürtlerin, Kerkük’ün kontrolünü ele geçirmeye “kararlı” olduğunu ifade eden Hiltermann, kentteki Türkmenler ile Sünni ve Şii Arapların buna karşı çıktığını kaydederek, ABD’nin, “sorunun çözümünü Iraklılara bırakma” politikasının son derece yanlış olduğunu savundu.
Hiltermann, bu ortamda çok geç olmadan ABD’yi Kerkük sorununa müdahale etmeye çağırdı.
İşçilere pusu: 11 ölü
Bu arada Bağdat’ın kuzeyindeki Bakuba kenti yakınlarında, silahlı kişilerin bir elektrik şirketinde çalışan işçileri taşıyan otobüsü pusuya düşürdüğü ve araca ateş açtığı bildirildi. Saldırıda 11 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.
Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Telafer kentinde ise bir intihar komandosunun araçla düzenlediği saldırıda 17 kişi öldü, 35’i de yaralandı.
Öte yandan Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, geçen ay sadece Bağdat’ta binden fazla Iraklı’nın mezhep çatışmalarına kurban gittiğini açıkladı. Talabani, adli tıp raporlarının nisan ayında Bağdat’ta 1091 kişinin öldürüldüğünü gösterdiğini belirtti ve “Bu tür cinayetler dine ve insanlığa aykırı, ahlak dışı” diye konuştu.

İran sınırına yığınak iddiası
İran, ABD’nin İran-Irak sınırına bir tugay asker konuşlandırdığını belirtti. ABD’nin ayrıca bölgedeki keşif uçuşlarını artırdığını ve Irak topraklarında, “İran karşıtı terörist eğittiğini” öne süren Tahran radyosunun haberi, İran İçişleri Bakanlığı’nca da doğrulandı.
Radyonun haberinde, İran-Irak sınır bölgesindeki, askeri hareketliliğin her geçen gün arttığı kaydedildi. Haberde, ABD’nin İran-Irak sınırındaki bölgelerde yaptığı keşif uçuşlarının, Ervend bölgesinden de rahatlıkla görülebildiği belirtilirken, İran İçişleri Bakan Vekili Muhammed Bakır Zulkadir de, sınırlarındaki yakın takibe aldıklarını söyledi.
Bu açıklamalara karşılık, ABD’li yetkililer, amaçlarının “sınır güvenliğini sağlamak” olarak açıkladı.
Uzunluğu 560 km. fazla olan İran-Irak sınırının, Irak tarafında görev yapan polislerle, İran tarafında bulunanlar birbirlerini görebilecek kadar yakınlar.
Sınırdaki anlaşmazlığın hızla arttığını belirten Iraklı yetkililer, birkaç gün önce İranlılar’ın, Irak tarafındaki devriyelere rastgele ateş açtığını iddia etti.
Sınırın “direnişçilerin rahatlıkla teçhizat sağladığı bir geçiş noktası” olduğunu iddia eden ABD ise, 1980’deki İran-Irak savaşı sırasında yıkıldıktan sonra yeniden yapılan Irak sınır karakollarında asker bulunduruyor.


Başa dön


Devrimcilere sınırdışı tehdidi
Yıllarca Türkiye’de cezaevlerinde yatan ve açlık grevlerine katıldıkları için sakat kalan Yusuf Karaca, Mehmet Can Targay ve Hüseyin Öztürk adındaki devrimcilere önce Sığınma Yasası’nın 51. ve 16. maddelerine göre iltica hakkı verirken, Türkiye’den gelen iade talebi üzerine bu kişiler gözaltına alarak geri gönderme hazırlıklarına başladı.
3 Mayıs günü Hanau’da Yabancılar Polisi’nin çağrısı üzerine daireye giden Yusuf Karaca adındaki sığınmacı, gözaltına alınarak sınırdışı edilmek üzere Darmstadt’taki cezaevine konuldu.
1993 yılında Türkiye’de tutuklanarak, TKP/ML davasından 36 yıl hapis cezasına çarptırılan, daha sonra F Tipi cezaevlerine karşı ölüm oruçlarına katılan Yusuf Karaca, sağlık durumu kötüleştiği için 2002’de altı aylığına geçici olarak serbest bırakılmıştı. Almanya’ya geçerek iltica başvurusunda bulunan Karaca, bir süre sonra Sığınma Yasası’nın 51. Maddesi’ne göre oturum hakkı aldı.
Ancak Karaca, geçtiğimiz hafta Türkiye’de aldığı cezadan ötürü sınırdışı edilmek üzere gözaltına alındı. Gerekçe olarak Türkiye’nin İnterpol aracılığıyla Karaca hakkında çıkarmış olduğu arama kararı gösterildi. Karaca’nın avukatı Berthold Preseneus, Türkiye’nin Karaca’nın iade edilmesi için başvuruda bulunduğunu ifade etti. Karaca, Türkiye’ye gönderildiği takdirde cezaevine konulacak.
Örgüt üyeliği iddiası
TKP/ML davasından Türkiye’de yargılanan ve hapis cezası alan Mehmet Can Targay da, ölüm orucundan dolayı sağlık durumu kötüleştiği için geçici olarak serbest bırakılmıştı. O da, Karaca gibi 2002 yılında Almanya’ya gelerek iltica başvurusunda bulundu. İki ay sonra başvurusu kabul edilen Targay, bir süre sonra eşini de yanına aldı.
Kısa bir süre önce Yabancılar Dairesi’nden bir mektup alan Targay, iltica başvurusu sırasında yanlış bilgi verdiği gerekçesiyle şimdi sınırdışı edilmek isteniyor. Buna gerekçe olarak da Targay’ın iltica başvurusunda “örgüt sempatizanı” olduğunu belirttiği ancak Türkiye’de aldığı 36 yıl hapis cezasının “örgüt üyesi” olduğunu gösterdiği ileri sürüldü.
Halen süren davada, Targay’ın sığınma başvurusunun geri alınması ve sınırdışı edilmesi söz konusu. Almanya, Targay’ın ilticasını “örgüt üyeliği”nden ötürü geri alıp sınırdışı etmek isterken, Türkiye’de çıkarılan son uyum yasalarıyla birlikte Targay’ın aldığı ceza düştü. Yani Targay, Türkiye’de şu anda “örgüt üyeliği”nden ötürü aranmıyor.
Gazi olayları
Sınırdışıların diğer bir örneği ise, 1996 yılında Gazi Mahallesi’nde yaşanan olaylara katıldığı gerekçesiyle hakkında arama kararı çıkarılan Hüseyin Öztürk. Olaylardan sonra Almanya’ya gelerek iltica başvurusunda bulunan ve başvurusu kabul edilen Öztürk, Türkiye’nin iade talebi nedeniyle halen Nürnberg’deki cezaevinde tutuluyor. Öztürk, Almanya’nın tutumunu protesto etmek için ayrıca açlık grevine başladı. İnterpol tarafından hakkında arama kararı çıkarılan Öztürk’e Almanya bir süre önce ülkeyi terk etme yasağı koymuştu.
Sivas katilleri serbest
Almanya hükümeti, Interpol tarafından haklarında arama kararı olduğu gerekçesiyle devrimcileri gözaltına alarak sınırdışı etmeye hazırlanırken, 1993’teki Sivas Katliamı’ndan ötürü hüküm giyen katillere dokunmuyor. Hem de konu Federal Parlamento’ya kadar yansımasına rağmen.
Türk makamları tarafından verilen resmi bilgilere göre, halen Sivas Katliamı’ndan ötürü hüküm giymiş 10 kişi Almanya’da bulunuyor. Bu kişilerden Muhammed Nuh Kılıç’ın Mannheim’de bir döner dükkanı işlettiği geçtiğimiz yaz aylarında ortaya çıkmıştı. Alevi örgütleri tarafından dükkanın önünde protesto gösterileri düzenlenmiş ve katilin yakalanarak Türkiye’ye teslim edilmesi istenmişti. Ancak, yetkili kurumlar Kılınç’ın iadesi için bir işlem başlatmamıştı.

Alman ordusuna ‘iç güvenlik’ görevi
Almanya’da yaklaşan Dünya Kupası ile birlikte ordunun iç güvenlikte kullanılması konusunda hazırlıklar başladı. Federal Savunma Bakanı Franz Josef Jung, ordunun iç güvenlikte kullanılmasının önünü açmak ve Anayasa’da gerekli değişikliğin yapılması için diğer bakanlar ile görüşmelere başladı.
Federal Anayasa Mahkemesi, ordunun iç güvenlikte kullanılmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vermişti. Ancak hükümet bu konudaki ısrarını sürdürüyor.
Jung, hafta başında Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği demeçte, ordu ile polis arasındaki kopukluğun bitmesi gerektiğini söyleyerek Anayasa’da gerekli değişikliğin yapılması mesajını verdi. Federal Savunma Bakanı Wolfgang Schäuble de göreve geldiği günden bu yana ordunun gerektiğinde iç güvenlikte polis gibi kullanılmasını savunuyor.
Konuyla ilgili yasa tasarısı hazırlıklarının yaz aylarından önce gündeme getirilmesi bekleniyor. Yasada özellikle ordunun “savunma amacıyla” kullanılması vurgusunun öne çıkması bekleniyor. Ayrıca “dışarıdan yapılacak düşmanca saldırılar”dan korunmanın da yasa değişikliği için önemli bir neden olarak sunulacağı belirtiliyor.
Sosyal demokrat (SPD) politikacılar ise ordunun iç güvenlikte kullanılmasına sıcak bakmıyorlar. SPD Meclis Grubu Savunma Politikası Sözcüsü Rainer Arnold, öneriyi kabul etmelerini söz konusu olmadığını söyledi. SPD Yönetim Kurulu üyesi Andrea Nahles de, sağcı CDU/CSU’nun anayasayı değiştirmek için gerekli olan üçte ikilik çoğunluğu elde edemeyeceğini ifade etti. SPD Genel Sekreteri Hubertus Heil de, ordunun polisin yardımcı gücü haline getirilmesine onay vermeyeceğini belirtti.
Hür Demokratlar (FDP) de, ordunun iç güvenlikte kullanılması durumunda Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını şimdiden ilan etti. Sol Parti Meclis Grubu İçpolitika Sözcüsü Ulla Jelpke ise, SPD’yi samimi olmamakla eleştirdi. Jelpke, SPD’li politikacıların basında ordunun içgüvenlikte kullanılmasına karşı konuştuğunu, ancak kapalı kapılar arkasında CDU/CSU ile pazarlık yaptığını belirtti.


Başa dön


Bush’a din dersleri!
İran lideri Mahmud Ahmedinecad’ın, ABD Başkanı Bush’a gönderdiği mektubun içeriği açıklandı. İran lideri, 16 sayfalık mektupta ABD’nin politikalarına sert eleştiriler getirirken, bütün tezlerini dine dayandırdı ve Bush’un “dindar” yönüne hitap etmeye çalıştı. Bir bölümde, Bush adeta “İslam’a” davet edildi.
11 Eylül saldırıları konusundaki kuşkularını dile getiren Ahmedinecad, bu saldırıların “istihbarat sistemlerinin koordinesi olmadan düzenlenemeyeceğini” savunurken, ilk satırlarda Bush’u övdü. Bu bölümde Bush “insan haklarına bağlı, terörizmle mücadeleyi kendi sloganı olarak benimseyen, nükleer silahlara karşı evrensel bir toplumun kurulmasına çaba gösteren” bir kişi olarak nitelendirildi.
Irak eleştirisi
Ancak Ahmedinecad, devamla, “Bunlara rağmen bazı ülkeler saldırıya maruz kalıyor. Bir köyde, bazı suçluların bulunması olasılığıyla o köy yerle bir ediliyor. Bir ülkede kitle imha silahlarının bulunması olasılığına karşı o ülke işgal ediliyor. Yüzbinlerce insan ölüyor. O ülkenin bütün kaynakları yok ediliyor ve o ülkede 180 bin asker bulunduruluyor. Bütün bunlar bir ülkeyi 50 yıl geriye götürebilir” diyerek, Irak işgalini eleştirdi.
Filistin’e geçici mali yardım
Ortadoğu Dörtlüsü (ABD, Rusya, AB ve BM), Filistin’deki mali krizi hafifletmek için, halka “doğrudan geçici yardım” aktarılması konusunda anlaştı. Yapılan açıklamada, “Ortadoğu Dörtlüsü, alanı ile süresi sınırlı ve tamamen şeffaflık içinde geçici yardımların aktarılmasıyla ilgili onay vermeye hazırdır” denildi. Yardımın miktarı belirtilmedi. ABD, daha önce Dünya Bankası (DB) gibi bir uluslararası mekanizmayla Filistinlilere yardım aktarılması yönündeki AB ülkelerinin önerisine karşı çıkarak, yardımın Hamas hükümetine gitmemesi için alanın sınırlı olmasını istemişti. Dörtlü’nün yardım konusunda Filistin hükümetini devre dışı bıraktığını belirten Filistin Başbakanı İsmail Haniye, “Mali kriz, Filistinlileri birleştiren bir etmen olacaktır” diye konuştu. Geçici yardım, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a verilecek. Bu arada, İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Batı Şeria’dan “tek taraflı çekilme planını” 6 aya kadar hayata geçirmek istediğini söyledi. Yediot Aharonot gazetesi, Olmert’in, “Bir, iki, üç, altı ay bekleyeceğiz. Eğer Filistinliler’de hiçbir değişiklik görmezsek onların onayı olmadan tek başımıza hareket edeceğiz” dediğini yazdı. Gazeteye göre Olmert ayrıca, “Filistin, uluslararası toplum tarafından belirlenen şartları kabul etmezse İsrail’in daimi sınırlarını tek başına belirlemesi gerekecek” dedi.
CIA-Pentagon çekişmesi
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) başına bir generalin atanmasının ardından, istihbarat üzerindeki etkisini artırmak istemekle suçlanıyor. Porter Goss’un yerine CIA’nin başına Michael Hayden’in getirilmesi ABD Kongresi tarafından eleştirilirken, Rumsfeld, Pentagon’un istihbarat toplanması ve analiz edilmesi konusunda daha fazla kontrol peşinde olmadığını öne sürdü. İstihbaratı kontrol etmek için Washington’da bir iktidar mücadelesi olduğu yönündeki yorumları reddeden Rumsfeld, “Basında çıkan haberleri okursanız, bunların teorik ve bürokratik savaşlardan söz ettiğini görürsünüz” dedi. “CIA’ye başkan ya da başkan yardımcısı olarak bir askerin atanamayacağına ilişkin bir yasa yok” diyen Rumsfeld, asker kökenlilerin CIA’ye geçmişte de başkanlık ettiğine işaret etti. “Savunma Bakanlığı hiç kuşkusuz en çok istihbarat kullananların başında geliyor. Pentagon (yaklaşık 40 milyar dolar olan) yıllık bütçenin yüzde 80’ini kontrol ediyor” diyen Rumsfeld, ABD gizli servislerinin çalışma şeklinin soğuk savaşın sona ermesinden sonra değiştiğini ve terörle mücadelenin “tamamen farklı bir yaklaşım” gerektirdiğini söyledi. ABD’li bakan, Irak’ta yapılan “hatalar” ışığında, İran hakkındaki istihbaratların inanılır olup olmadığının sorulması üzerine, Irak’taki istihbaratların yanlış olduğunu kabul etti ve “Her zaman haklı olmak zor” dedi. Rumsfeld’in, CIA’nın alanına girerek istihbarat toplanması için gizli operasyonlarda binlerce asker görevlendirip, milyonlarca dolar harcayarak, bu alanda Pentagon’un etkinliğini artırdığı belirtiliyor. Bush, hafta başında General Michael Hayden’ı CIA’nın başına atamıştı. Sivil bir kuruma asker kökenli birinin atanması, birçok çevre tarafından eleştirilmişti.
İtalya’nın yeni cumhurbaşkanı
İtalyan parlamentosu, 18 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi’nin yedi yıllık görev süresinin sona ermesiyle boşalacak Quirinale Sarayı’ndaki cumhurbaşkanlığı koltuğunun yeni sahibini belirledi. İtalya Meclisi’nde dün sabah yapılan dördüncü tur oylama, merkez solun resmi adayı 81 yaşındaki Giorgio Napolitano’nun cumhurbaşkanı seçilmesiyle sonuçlandı. Napolitano, eski İtalyan Komünist Partisi’nin en tanınmış isimlerinden biriydi ve Eylül 2005’ten bu yana “yaşam boyu senatör” sıfatıyla Senato’da görev yapmaktaydı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net