Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “devrim paketi” diye nitelendirdiği sosyal güvenlik yasalarının “73 milyonu ilgilendirdiğini” söyledi. Eğer nüfusta yanılmadıysa, haklı. Zaten yasalarla ilgili söyledikleri arasında belki de tek doğru bu!
Geçtiğimiz hafta Meclis’te kabul edilen “tek çatı” yasası da, yarın Meclis gündemine gelmesi beklenen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı da, ülkedeki tüm emekçileri ilgilendiriyor. Ancak herkesi ilgilendiren bu tasarılar, halkın büyük bir kısmının hiç haberi olmadan, hiç tartışılmadan, emek örgütlerinin itirazları dikkate alınmadan neredeyse birkaç milletvekilinin oyu ile yasalaştırılıyor.
Başbakan’ın iddiasına göre; mevcut sistem vatandaşlar arasında ayrım yapıyor, hükümet ise çıkaracağı yasalarla bu ayrımı ortadan kaldıracak. “Yeşil kart, kırmızı kart uygulaması bitecek” diyor Başbakan, “Vatandaşların, eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu tek emeklilik sistemi getiriyoruz”, “Önceliğimiz memur veya işçi değil bütün vatandaşlarımızdır. Bu ayrımı kaldırıyoruz.”
Başbakan’ın iddialarına yanıt veren Doktor Osman Öztürk ise tasarının gerek emeklilik gerek sağlık güvencesi kapsamını genişletmediğini, aksine pek çok maddesinin mevcut hakları kısıtladığını söyledi.
GSS herkesi kapsayacak mı?
- Türkiye’de şu an işçiler SSK, memurlar Emekli Sandığı, tarımda ve kendi hesabına çalışanlar Bağ-Kur kapsamındalar. Yasa tasarısına baktığımız zaman bunu genişleten hiçbir düzenleme olmadığını görüyoruz. Bunlar yine primini ödeyecek ve ödediği müddetçe sağlık hizmetlerinden yararlanacaklar. Nüfusun yüzde 20-25’inin GSS’nin dışında kalacağı tahmini abartılı gözükmüyor. Bu anlamıyla, Genel değil Sınırlı Sağlık Sigortası demek daha doğru olacaktır. Çünkü prim zorunluluğu getirdiğiniz zaman bunun için gerekli koşullar var; işsizlik düşük olacak, kayıt dışı yok edilmiş olacak...
Kayıt dışında çalışanlar ne olacak?
- Kayıt dışı çalışanlar en dezavantajlı durumda olanlar. İşvereni primini yatırmıyor, devlet de onu fakir kabul etmediği için yasa kapsamı dışında kalacak.
İşsizler?
- Ancak İşsizlik Sigortası kapsamında olan çok sınırlı bir kesimin primini devlet yatıracak. Diğerleri ise prim yatıramadıkları için bu sigortanın kapsamı dışında olacaklar.
Ya yeşil kartlılar?
- Onların primini devlet ödeyecek. Tabi aylık geliri asgari ücretin üçte birinden aşağıdaysa... Yalnız onlardan da katılım payı istenecek. Daha sonra o katılım payını eğer isterlerse gidip Fak-Fuk Fon’dan geri alacaklar. Ama trajik olan şu yeşil kartlıların birçoğu aslında o katılım payını bile verme şansına sahip değil. Yani sokakta yatan vatandaş bile 2 milyon lira muayene ücreti, ilaç alırken yüzde 17 katkı payı ödeyecek. Ondan sonra gidip bunu geri alacak.
Peki kapsam içinde olanlar için gerçek bir güvenceden bahsedilebilir mi?
- GSS tasarısı, her sigortalıdan prime esas gelirinin yüzde 12.5’u oranında sağlık primi kesilmesini öngörüyor. Bunun yüzde 7.5’u işveren, yüzde 5’i çalışan payı olacak. Tasarıya göre primini ödemeyenler, sağlık hizmetlerinden yararlanamayacaklar.
Yasanın kapsamındaki nüfus için çok bir şey değişmiyor gibi görünüyor ama, burada en temel noktalardan biri Temel Teminat Paketi’dir. Yani temel teminat paketi dışında kalan hizmetleri alamazsınız. Almak isterseniz cepten ödeme yapmanız gerekir. Bu paketin adı yasa tasarısından çıkarıldı ama hükümetin bütün resmi metinlerinde varlığını koruyor, yani ruhu duruyor. Tasarıda verilecek sağlık hizmetleri, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri ve süresi tanımlanıyor.
Prime dayandırılması, katılım payı sisteminin getirilmesi, temel teminat paketinin sınırlandırılması ve sağlık hizmetini özele açması... Bu ayaklar üzerine oturan bir GSS, bir çok açıdan bugünkü sistemden kötü olacaktır.
Özel sağlık kuruluşlarından ücretsiz sağlık hizmeti alınması vaadine ne oldu?
Çok açık bir şekilde şunu söyleyebiliriz ki, GSS primini ödemiş olmak sağlık kuruluşlarından ücretsiz sağlık hakkı alma hakkını sağlamıyor. Tasarının ilk halinde GSS’li hastalar, bakanlıkla sözleşme imzalayacak ve tespit edilen fiyatlar üzerinden hizmet verecekti. Ancak tasarının son versiyonunda küçük bir değişiklik yapıldı; bu değişikliğe sözleşme yapmayan hastaneler de GSS kapsamında hasta bakabilecek. Ama onlara GSS’de tanımlanmış olan ücretin yüzde 20’si değil de yüzde 70’i ödenecek. Bu düzenleme, özellikle büyük hastanelerin sözleşme yapmamasının önünü açıyor. Ayrıca fark ücreti, bıçak parası yasalaştırılıyor. SSK’ların devrinde gördük; bir yıl önce özel hastaneler sıfır lira alıyorlardı, şimdi 65 milyona çıktı muayene ücreti.
18 YAŞ GERÇEĞİ
Başbakan’ın tasarıyla ilgili iddiaları arasında en ilgi çekeni, “Primi ödensin veya ödenmesin tüm çocukların 18 yaşına kadar sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacağı” oldu. Sağlık örgütleri çok geçmeden bu iddiaya da yanıt verdi: Bir kere bütün çocukların GSS’den yararlanması için ailesinin GSS kapsamında olması gerekiyor. İkincisi mevcut yasalara göre de SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamındaki emekçilerin çocukları zaten ücretsiz tedavi hakkına sahip. Üçüncüsü; tasarıyla bu konuda daha önce tanımlanan haklar kısıtlanıyor. Örneğin daha önce kız çocukları bu hizmetlerden evlenmedikleri sürece yararlanabiliyorken, şimdi bu süre 18 yaş ile sınırlandırılıyor, yüksek öğrenim görüyorsa 25 yaşa kadar uzatılıyor.
Primini ödeyemeyen sağlık hizmeti alamayacak. Hizmetler Temel Teminat Paketi ile sınırlandırılacak. Daha fazlası için ayrıca para ödemek gerekecek
Bir önceki yıl sağlık giderlerinin miktarına bakılarak bir sonraki yıl ödenecek prim miktarında artış ya da düşüş yapılacak. Yani “çok kullanan çok, az kullanan az ödeyecek” uygulaması hayata geçiriliyor.
Bugün sadece ilaç harcamalarından yüzde 10-20 arasında değişen katılım payı alınıyor. Tasarı yasalaşırsa muayene, yataklı tedavi, ortez-protez ve ameliyatlarda kullanılan malzemelerden de katkı payı alınacak.

Başa dön

