www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İşten atılan işçiler
   alacakları için köprüdeydi

Taşdelen Belediyesi’nde işten atılan 41 işçi, Yargıtay kararı olmasına rağmen Belediye Başkanı’nın tazminatlarını ödememesini Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde yaptıkları eylemle protesto ettiler.

Yargı harekete geçmeli
Oral Çelik’in, “İpekçi’ye yönelik 3 suikast girişimi oldu, üçüncüsünde hayatını kaybetti. İşin ortasındaydım” itirafı ve 1970’li yıllarda ülkücüleri nazi subaylarının eğittiği açıklaması, hukukçuları harekete geçirdi. Faili meçhul cinayetlerin sorumlularının halen korunduğuna dikkat çeken hukukçular, yetkili mercilere gereğinin yapılması çağrısında bulundu.

Öcalan’ın nakline askerden veto!
Haftalık dergisi, Başbakan Erdoğan’ın Öcalan’ın İmralı’dan F tipine naklinin tartışılmasını istediğini öne sürdü. Ancak ‘gizli’ görüşen Genelkurmay, MİT ve Emniyet’ten “veto” kararı geldi.

Vaatler yerine gelmedi
Sarıgazi güçbirliğinin Belediye Meclis üyeleri Serpil Tanrıverdi, Mehmet Yıldız ve Ersin Tekin belediyenin faliyetleriyle ilgili halkı bilgilendirme toplantısı yaptı.


İşten atılan işçiler
   alacakları için köprüdeydi
Taşdelen Belediyesi tarafından işten atılan işçiler alacaklarının ödenmesi için Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde eylem yaptılar. Taşdelen Belediyesi tarafından işten atılan 41 işçi Yargıtay kararına rağmen işe alınmamaları ve tazminatlarının ödenmemesi nedeniyle dün köprüde eylem yaptılar.
Korkulukların arkasına geçen işçiler, mahkemenin işe iade kararına rağmen ANAP’lı Belediye Başkanı Hüseyin Avni Sipahi’nin işçileri işe almadığını söylediler. İşçileri işe geri almamasına rağmen tazminatlarını da ödemeyen belediye başkanı, sürekli işçileri oyaladı.
İşçiler belediye başkanı ile en son yaptıkları görüşmede 1 ay süre tanıdıklarını ancak bu sürenin dolmasına rağmen alacaklarını alamadıklarını kaydettiler. Köprüde eylem yapan işçilerden Adnan Karabulak, Belediye Başkanı Sipahi’nin “Cumhurbaşkanı da gelse size para vermeyeceğim” diyerek hukuk tanımazlığını gösterdiğini söyledi. İşçiler köprüde yaptıkları eylemi bitirdikten sonra polis tarafından Kavacık Karakolu’na götürüldüler. Bu sırada polis, belediye başkanını arayarak ‘işçilerin alacakları ne zaman ödeyeceğini’ sordu. Telefon görüşmesinin ardından işçilere açıklama yapan polis, belediye başkanının ‘İçişleri Bakanlığı’ndan görüş beklediğini, bu görüşe göre ödeyeceğini’ söylediğini aktardı. İşçiler ise bu görüş yazısının daha önce geldiğini ancak ödemenin yapılmadığını, belediye başkanının yalan söylediğini ifade ettiler.
Sendikadan istifa dayatması
DİSK Genel-İş Sendikası üyesi Taşdelen Belediyesi işçileri, Sipahi’nin başkan seçilmesinin ardından sürekli sendikadan istifa baskısı yaptığını söylediler. İstifa baskılarına boyun eğmeyen işçiler kendilerini kapının önünde buldu. Haksız yere işten atıldıkları için işe iade davası açan işçiler, mahkemenin 2005 yılının 7. ayında işe iade kararı vermesine rağmen ne işe alındılar ne de tazminatları verildi. 9 aydır alacaklarının ödenmesini isteyen işçiler, defalarca belediye başkanı ile görüştüler ancak sonuç alamadılar. İşçiler, “İki aylık maaşımızı bile belediye başkanına hibe ettik. Buna rağmen bizim iyi niyetimize karşılık vermedi” diye konuştular.


Başa dön


Yargı harekete geçmeli
Ülkücü kesimin önde gelen isimlerinden Oral Çelik, Bugün gazetesindeki röportajında, İpekçi cinayetiyle ilgili önemli itiraflarda bulundu. Abdi İpekçi cinayetinde “işin ortasında” olduğunu söyleyen Çelik, Ağca’nın cezaevinden kaçırılmasını da kendisinin de içinde yer aldığı bir ekibin gerçekleştirdiğini söyledi. Çelik, röportajının ikinci bölümünde ise “Malatya’da ülkücüleri naziler eğitti” dedi.
Çelik’in açıklamalarını gazetemize değerlendiren hukukçular, yasalarda gerekli düzenlemeler yapılarak, sorumluların yargılanması çağrısında bulundular. Çelik’in nazi subaylarıyla ilgili iddiaları, İpekçi cinayeti, Ağca’nın kaçırılması ve ülkücülerle ilgili açıklamaları şöyle:
İPEKÇİ CİNAYETİ
Abdi İpekçi’ye yönelik 3 suikast girişimi oldu. Üçüncüsünde hayatını kaybetti. İşin ortasındaydım ve detayları bende saklı. İlk iki suikastı gerçekleştiremeyen arkadaşlar, Bedri Koraman’a yöneldi. Silah tutukluk yapınca vazgeçtiler.
AĞCA’NIN KAÇIRILMASI
Herkes Ağca’yı kahraman sanıyor. Öyle değil. Aranan tipteki bir adamdı. Onu Kartal Cezaevi’nden kaçıran benim. Kartal Cezaevi’ne elimizi kolumuzu sallayarak girip çıkıyorduk. Cezaevi yönetimi firardan 3 gün sonra haberdar oldu. Ağca’yı peruk takıp Abdullah Çatlı’nın Erenköy’deki evine götürdük. Erenköy’ü Ankara, Erzurum, Iğdır izledi. Son durak İran oldu. Mehmet Ali İran’da iki ay kaldı. Sıkıntı bitince geri döndü. Sakal ve gözlük takıp Hint pasaportu ile Bulgaristan’a postaladık.
ÜLKÜCÜLERİ NAZİLER EĞİTTİ
1970’li yıllarda kolluk kuvvetleri yetersiz ve donanımsızdı. Olaylar Türkiye’nin her şehrinde hızla yayılıyordu. Buna karşı örgütlenmemiz gerekiyordu. O yıllarda, ‘komünizmle mücadale’ adı altında Malatya’ya kendilerini Alman nazileri olarak tanıtan kişiler geldi. Beraberlerinde Ankara Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nden ‘Eşref’ adlı bir kişi de vardı. Bunların amacı komünizmi sindirmekti. Bu şahıslar 3’er kişiden oluşan 10 kişilik timler kurdular, ders verdiler. Eğitim veren naziler video çekimi de yaptı. İçlerinde adamlarım vardı. Ne yaptıklarını saniye saniye öğreniyordum. Derslerde her türlü silah kullanma, sabotaj, fidye alma, adam kaçırma, suikast öğretiliyordu. İlk bölümdeki dersler bununla kalmıyor, bomba, bıçak, ustura ve değnek kullanma teknikleri de anlatılıyormuş. Robotlar ve kum torbaları eğitimin bir diğer unsuru. Dersin ikinci bölümünde de otomobil gaspı, solcuların yürüyüş, konuşma ve giyinme tarzı anlatılıyormuş. Örnek vermek gerekirse; solcuların giydiği kıyafetler giyilecek, tipleri onlara uyacak, favoriler uzatılacak, yeşil uzun parkalar ve botlar giyilecek gibi. İşte o günler böyle günlerdi. Ben bunlara katılmadım. Beni bir Türk eğitebilirdi. Bu sebeple kendi ordumuzu kurduk. Hazar Gölü kıyısında eğitim kampımız vardı.

NE DEDİLER?
Avukat Kemal Aytaç ve Ergin Cinmen, Oral Çelik’in açıklamaları ile ilgili şu değerlendirmede bulundular:
Üzerine gidilmeli
Avukat Kemal Aytaç
Oral Çelik’in açıklamaları, geçmişte yaşanan olayların, Demirel’in ‘Bana milliyetçiler adam öldürüyor dedirtemezsiniz’ demecine rağmen milliyetçiler tarafından işlendiğini ortaya çıkarıyor. Bu güçler devlet görevlileri tarafından korunuyordu. Söz konusu açıklamalar, bu kişilerin cinayet işleyen şebekeler olduğunu kendi dillerinden ortaya çıkarmış oluyor. Burada önemli olan, hukuk açısından bu suçluların yargılanmasıdır. Ülkemizde halen faili meçhul cinayetler ve katliamlar cezasız kalıyor. Çelik’in beyanları üzerine yöneticiler harekete geçmeli, yasalar değiştirilerek, sorumluların yargılanması sağlanmalıdır. Ancak siyasi iktidarın böyle bir yaklaşımı yok. Üzerine gidilmedikçe, hesabını sormadıkça, demokrasi ortamı sağlanamaz.
Organize hareket
Avukat Ergin Cinmen
Olayın zamanaşımı boyutunu bilmiyorum ama Ağca’nın cezaevinden kaçırılması olayıyla ilgili savcılık harekete geçmelidir.
Oral Çelik’in açıklamalarında geçen, ülkücülerin Almanya’nın neofaşistleri tarafından eğitildiği konusu ise ibret verici bir haber olarak değerlendirilmelidir. Yıllar önce MHP’lilerin hangi ideolojik kökenden olduklarını dünya çapında en iyi bilecek onlardır. Buradan da MHP’nin ve Ülkü Ocakları’nın organize bir hareket olduğu ortaya çıkıyor. Yıllardır, Abdi İpekçi cinayeti için, “Ağca yalnız başına, partiye rağmen yaptı” denilirdi. Oral Çelik’in anlatımlarından, bunun böyle olmadığı görülüyor.
Kontrgerilla
Fikri Sağlar:
MHP dosyasından, bunların eğitildiklerini, kullanıldıklarını biliyoruz. Kontrgerilla dediğimiz oluşum nazi subaylarının Amerika’ya iltica ederek, NATO bünyesinde eğitim vermeleriyle ortaya çıkan bir oluşumdur. Bunları eğitenler o subaylardan biri olabilir. Önemli olan Oral Çelik’in bu açıklamalarından sonra yetkili mercilerin, savcıların harekete geçerek gereğini yapmalarıdır.


Başa dön


Öcalan’ın nakline askerden veto!
Haber dergisi “Haftalık”, Başbakan Erdoğan’ın Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan F tipine naklinin, Adalet Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, MİT ve Emniyet Müdürlüğü arasında “sessiz sedasız” tartışılmasını önerdiğini iddia etti. ‘Gizli’ görüşme yapan Genelkurmay, MİT ve Emniyet yetkililerinin “veto” kararı nedeniyle, Erdoğan’ın önerisinin yine aynı gizlilik içinde rafa kaldırıldığı öne sürüldü.
“Haftalık” dergisinin bu haftaki sayısında verilen habere göre, Başbakan Erdoğan, İmralı Tek Kişilik Kapalı Cezaevi’nde bulunan Öcalan’ın F tipi kapalı cezaevine nakli için talimat verdi. Devlet içinde Öcalan’ın İmralı’da kalmasından yana olanların çoğunlukta olduğuna yer verilen haberde; “Ancak, ‘devlet’ ya da ‘derin devlet’in bu konuda tam bir görüş birliği içinde olduğu sanılmamalı” şeklinde ifadeler kullanıldı.
Devletin derinliklerinde en çok sıkıntı yaratan sorunların Türkiye’nin AB üyeliği, demokratikleşme ve Kürt sorununun 1980’li ve 1990’lı yıllardaki gibi askeri tedbirlerle mi, yoksa siyasi hoşgörü ile mi çözüleceğine ilişkin tartışmalar olduğuna dikkat çekilen haberde, çetrefil konularda siyasi irade ile güvenlik ya da yargı bürokrasisinin farklı yaklaşımlar geliştirdiğine işaret ediliyor.
Başbakan Erdoğan’ın ağustos ayında Diyarbakır’da yaptığı açıklamaların ardından devletin zirvesinde Kürt sorunu ile doğrudan ilgili “radikal” bir önerinin büyük bir gizlilik içinde tartışıldığı belirtilen dergide Erdoğan’ın, Öcalan’ın İmralı’dan F tipine naklinin “sessiz sedasız” tartışılmasını önerdiğini yazdı.
Görüş ayrılığı
Haberde, Genelkurmay Başkanlığı’nın, Başbakan Erdoğan’ın önerisine “güvenlik” gerekçesiyle sıcak bakmadığı belirtilirken, MİT ve Emniyet’te ise görüş ayrılıklarının olduğuna işaret edildi. Haberde şu ayrıntılara yer verildi: “Genelkurmay, güvenlik bürokrasisinin Adalet Bakanlığı’nda yapılacak zirvede ortak bir tavır belirlemesi için MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yetkililerle önceden görüşmeyi uygun buluyordu. Bu nedenle Genelkurmay’dan bir yetkili MİT’i ve Emniyet’i arayıp ‘güvenlik nedeniyle Apo’nun İmralı’da kalmasından yana olduklarını’ açıkladı ve ‘Siz de İmralı’da kalması yönünde fikir beyan edin’ telkininde bulundu. Hem MİT hem de Emniyet bu öneri doğrultusunda Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nde kalmasının doğru olacağı yönünde rapor verdi. Böylece Başbakan Erdoğan’ın önerisi, güvenlik bürokrasisi ‘yeşil ışık’ yakmadığı için Adalet Bakanlığı’nca rafa kaldırıldı.”
Devletin güvenlik teşkilatlarının kimi kademelerinde Başbakan Erdoğan’ın önerisinin olumlu karşılandığına yer verilen haberde, öneriyi “sakıncalı” ve “radikal” olarak bulanların sayısının çoğunlukta olması nedeniyle büyük bir sessizlik içinde devletin gündeminden çıkarıldığı belirtildi.


Başa dön


Vaatler yerine gelmedi
Sarıgazi güçbirliğinin Belediye Meclis üyeleri Serpil Tanrıverdi, Mehmet Yıldız ve Ersin Tekin belediyenin faliyetleriyle ilgili halkı bilgilendirme toplantısı yaptı. Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Memet Kılınçaslan’ında katıldığı Emek Partisi Sarıgazi Belde Örgütü’nde önceki gün yapılan toplantıda AKP’li belediyenin seçim dönemindeki vaatleri ve bugüne kadar neler yaptığı konusunda halk bilgilendirildi.
İlk olarak söz alan Mehmet Yıldız, belediyenin seçimlerde verdiği vaatlerin birçoğunu yerine getirmediğini belirterek, alınan birçok kararın da yasalara aykırı olması nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden döndüğünü ifade etti. Belediyenin özellikle sağlık ve eğitim konularında verdiği hiçbir vaadi yerine getirmediğini belirten Serpil Tanrıverdi, 60. Yıl İlköğretim Okulu’nun deprem sonrası 1. dereceden hasarlı raporu aldığını fakat hiçbir destekleme çalışması yapılmadan hasarın 2. dereceye düşürüldüğünü, buna rağmen hâlâ önlem alınmadığını belirtti. Ersin Tekin’de belediyenin halka verdiği hiçbir sözü yerine getirmediğini söyledi.
Halkçı, demokratik belediyecilik
Bakan Pepe’ye suç duyurusu
Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Genel Sekreteri Burçak Karaman Uysal, İstanbul Tuzla’da bulunan tehlikeli atıklara ilişkin bilgi sahibi olduğu halde işlem yapmayan Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe hakkında görevi ihmal iddiası ile suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Uysal, dün yaptığı açıklamada, Bakan Pepe’nin, günlerdir eleştiriyle yetindiğini ve idarecilerin olayda ihmal ve kusuru yokmuş gibi davrandığını dile getiren Uysal, bölgeye bir aydır atık döküldüğünün biliniyor olmasının da “hafiyelik” ile açıklanamayacağını belirtti. Bakan Pepe’nin Çevre Yasası ve Tehlikeli Atıkların Kontrol Yönetmeliği’nin gereklerini yerine getirmediğine işaret eden Uysal, Pepe’nin suç işlediğini bildirdi. Uysal, “Günlerdir faciaya sebep olan kuruluşları açıklama konusunda, bir aydır bilip işlem yapmayan Bakan Pepe hakkında suç duyurusunda bulunacağız” dedi. Öte yandan İstanbul Tarım İl Müdürü Ahmet Kavak sahadaki bitki ve hayvanlar üzerinde inceleme yapılan incelemede net bir olumsuzluk gözlemlemediklerini açıkladı. Kavak, “Bölgedeki riskin ne kadar olup olmadığını belirlemeye çalışıyoruz. Laboratuvar incelememizin yanı sıra, seralarla ilgili ürünlerinin satışını şimdilik durdurmaları için ihtiyati tedbir koyduk” dedi.
Mahkeme dar geldi
Kapıkule Gümrük Kapısı’ndaki rüşvet operasyonunda tutuklanan 60 gümrükçü dün hakim karşısına çıktı. Yargılanmanın yapılacağı Edirne Ticaret Borsası önünde, görüntü almak isteyen gazetecilerle, sanık yakınları arasında arbede çıktı. 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak olan gümrük ve gümrük muhafaza memurları, sayısının fazla olması nedeniyle, mahkeme ortamı sağlanan Edirne Ticaret Borsası Konferans Salonu’na getirildi. Sanıkların 3 zırhlı araçla getirildikleri binanın önünde, polis ve jandarma tarafından geniş güvenlik önlemi alındı. Kapıkule sınır kapısında görev yapan gümrük ve polis memurlarına yönelik, teşekkül halinde rüşvet ve irtikap suçlaması ile 22 Aralık 2005’te yapılan operasyonda, 62’si gümrük, 28’i polis memuru olmak üzere toplam 90 kişi gözaltına alınmıştı. Polislerden biri, takipsizlik kararı sonucu serbest bırakılmıştı. Nöbetçi mahkemeye sevk edilen zanlılardan 55 gümrük memuru ile 19 polis tutuklanmış, 7 gümrük memuru ile 8 polis tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Cumhuriyet Savcısı Reşat Uğur Soysal tarafından hazırlanan iddanamede, sanıklar için 16’şar yıl hapis cezası isteniyor.
Ankara’da Sinan köylülerine barikat
Topraklarını hile yolu ile ele geçiren ağaya karşı Ankara’da hükümeti göreve çağırmak ve topraklarını geri almak için bekleyişlerini sürdüren Sinan köylülerinin Meclis’e yürüyüşü polis barikatı ile engellendi. Sinan köylüleri dün Meclis’ten talep ettikleri randevulara yanıt almamaları üzerine toplandıkları Abdi İpekçi Parkı’ndan Meclis’e yürümek ve taleplerini dile getirmek istediler. Köylülerin toparlanması ve yürüyüşe geçmesi üzerine polis köylülerin etrafını sararak, yürüyüşlerini engelledi. Polislerle görüşen köylüler, barikatın kalkmaması üzerine parkta yaptıkları eylemde, hükümeti bir kez daha göreve çağırdılar. Eylemde, “Ağalar Meclis’te köylüler sokakta”, “Kahrolsun ağalık düzeni” sloganları atıldı. Köylülere seslenen, Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Sezai Kaya, köylülerin insanca talebinin arkasında durulması gerektiğini belirtti. Sinan köylüsü Sinan Sever de ağanın köylerinde kalan altı köylüyü silahlarla esir aldığını ve hastanelik ettiğini kaydetti. Sever, “Yanında ekmeği bile olmayan köylülere engeller çıkartılırken, ağanın adamlarının arkadaşlarımızı yaralaması neden engellenmiyor?” dedi. Sever, Meclis’ten randevu alıncaya kadar bekleyişlerini sürdüreceklerini bildirdi. Tüm Köy-Sen Başkanı Şevki Konur da Sinan köyündeki saldırı nedeniyle karakolu aradığını ve sorumluların yakalanmasını istediğini belirterek, köylülerin Ankara’da devlet kapısına dayandığına dikkat çekti.
Kesintiler faizsiz ödendi
Kamu bankalarından havuza alınan, ardından da Emekli Sandığı’na atanan memurların maaşından yapılan kesintiler nihayet geri ödendi. Maaşlardan kesinti yaparken faiz uygulayan Emekli Sandığı’nın geri ödemeleri faizsiz yapması dikkat çekti. Kamu bankalarından havuza alınan ardından da başka kurumlara atanan memurların maaşından Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı bir tebliğ ile 300 milyon ile 2 milyar lira arasında değişen kesintiler yapılmıştı. Emekli Sandığı aylarca geri ödemeyi sürüncemede bırakmıştı. Konu 6 Mart 2006’da gazetemizde “Deli Dumrul kesintileri geri ödenmiyor” başlığı ile haber olunca Emekli Sandığı, nisan ayında, hak sahibi 300’e yakın personeline kesintileri geri ödedi. Ancak kesintileri geriye dönük faiz işleterek yapan Emekli Sandığı, geri ödemeleri faizsiz yaparak, bir çifte standarda imza attı. Kesintilerin yapıldığı tarihle geri ödenmesi arasında geçen 1.5-2 yıllık sürede gerçekleşen enflasyonun geri ödemelere yansıtılmaması nedeniyle yaklaşık 50 milyon lira ile 400 milyon lira arasında değişen hak kayıpları oluştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net