www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Zanlılara sonsuz gözaltı!
Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Şefi John Negroponte, ABD’nin uluslararası işkence üslerinde tutulan ‘terörizm’ zanlılarının,‘belirsiz bir tarihe dek’ işkence üslerinde alıkonulacaklarını söyledi. CIA şefi, işkence merkezlerinde 300’ü aşkın zanlının tutulduğunu da iddia etti.

Rumsfeld oy kaybettirecek
Emekli generallerin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’e bayrak açması, Bush yönetimini zora soktu. Gözlemciler, kasım ayındaki Kongre seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin kan kaybına uğramasını bekliyor.

Tel Aviv’de intihar saldırısı
İsrail’in Tel Aviv kentinde düzenlenen intihar saldırısında, biri eylemci olmak üzere 6 kişi öldü. Yaralanan 35 kişiden bazılarının durumunun ağır olduğu belirtildi.


Zanlılara sonsuz gözaltı!
Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) şefi John Negroponte, ABD’nin başta Küba topraklarındaki Guantanamo, Irak’taki Ebu Garib, Afganistan’daki Bagram ve Doğu Avrupa’daki gizli işkence üslerindeki şüphelileri “belirsiz bir tarihe dek” işkence hücrelerinde alıkoyacağını söyledi.
Time dergisine konuşan Negroponte, ABD’nin uluslararası işkence merkezlerinde, “300’e yakın ya da daha fazla El Kaide militanı tutulduğunu” öne sürerek, “Bu mahkûmlar, teröre karşı savaş bitinceye değin hücrelerinde kalacaklar. Bu insanlar, sadece kötü aktörler ve onların akibetinin ne olacağı konusunda, size kesin birşey söyleyemem. Belki sonsuza kadar orada kalırlar” dedi.
ABD’nin uluslararası işkence merkezlerine ilişkin ilk resmi açıklama niteliği taşıyan demeçte Negroponte ayrıca, “ABD’nin gizli servis anlayışı, 11 Eylül saldırılarından sonra tamamen değişti ve 2004 yılında ABD Kongresi’nde kabul edilen tasarılarla istihbaratın çerçevesi değiştirildi. Bugün, biz cihadçıların internet sitelerinden tutun da, A ülkesindeki terör faaliyetlerine kadar tüm gizli servis bilgilerini barındırabiliyoruz. İstihbaratımız güçlendirdik ve iyi bir çıkış yaptık” dedi.
‘İsteklerimiz
bazen olmuyor’
Diğer ülkelerdeki yerel örgütlenmeleri daha yakından takip edebilmek için, servis bünyesinde Arapça, Çince ve Farsça konuşan personel bulundurduklarını belirten Negroponte, “Bazen, işler bizim öngördüğümüz gibi gitmeyebiliyor. Örneğin İran konusunda, iyi bir istihbaratımız var, ancak mükemmel değil. Kilit nükleer tesislerin nerede olduğunu biliyoruz. Fakat, sizin bildiğinizden ilerisini biz de bilmiyoruz. Veya Filistin’de Hamas’ın sürpriz bir şekilde seçimden zaferle çıkması. Bunu öngörememiştik” dedi.
Time dergisine verdiği demeçte ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile CIA arasındaki ilişkilere de değinen Negroponte, “FBI, yetkililerin sadece istihbarat üzerine rapor yazdığı, ancak davaların üzerine gitmediği bir anlayış üzerinden işliyor. Kuşkusuz, FBI ajanları ellerinden geleni yapıyor. Fakat bu yeterli değil. Ama işlerin yoluna koyulacağına inanıyorum. Pentagon ile de, teknik konularda bazı sorunlar yaşabiliyoruz. Ancak, bunlar aşılmayacak şeyler değil” dedi.
Almanya’dan talep
Öte yandan ABD yönetimi, Almanya’dan, Guantanamo’da tutulan ve yakın zamanda serbest bırakılacağı belirtilen 15 Çinli Müslümanı kabul etmesini talep etti. Almanya’da yayımlanan Die Welt gazetesinin haberine göre, ABD’li yetkililerin Çin vatandaşı 15 Uygur’u serbest bırakmayı planladığı, ancak bu tutukluları serbest bırakmadan, Almanya’yı mahkûmları ülkeye kabul etmesi için ikna etmeye çalıştığı öğrenildi. Die Welt, Berlin’deki ABD’li diplomatların konuyu Almanya Dışişleri Bakanlığı’na bildirdiklerini de ifade etti.
Çinli Müslümanları 3 senedir Guantanamo’da tutan ABD yönetimi, geçen günlerde yaptığı açıklamada Uygurların “düşman savaşçı olmadığına” hükmettiğini bildirmişti.
Ancak Müslümanlar’ı Çin’e iade etmek istemediğini belirten ABD yönetimi, üçüncü bir ülke arayışında olduğunu belirtmişti.


Başa dön


Rumsfeld oy kaybettirecek
ABD Kongresi’nin Cumhuriyetçi Partili üyeleri, Irak işgalinde askerlerin görüşlerine önem vermeyerek hata yapmakla suçlanan ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in, kasım ayındaki kongre seçiminde partinin ciddi oy kaybına uğramasına neden olmasından endişe ediyor.
Emekli generallerin, Irak işgalinden önce ve saldırı sırasında, askerlerin görüşlerini ciddiye almadığı için Irak’ta bugün yaşanan sıkıntıların sorumlusu olarak gördükleri Rumsfeld’in savunması ise alışıldık uygulamaların tersine, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan geldi.
Pentagon, hafta sonunda, emekli ve aktif görevdeki toplam 8 bin generale elektronik posta mesajı göndererek, alınan kararları savundu.
İşgali savunmasıyla bilinen Cumhuriyetçi Parti Connecticut Milletvekili Chris Shays, orduyla arası açılan Rumsfeld’in, bölgesinde oy kaybına yol açabileceği endişesini taşıyanlar arasında bulunuyor. Rumsfeld’in doğrudan istifasını talep etmese de Shays, “Rumsfeld giderse benim kazanmam kolaylaşacak” demekten çekinmiyor.
Tartışmalı kararlar
Rumsfeld’in Irak’ta tartışılan iki temel kararı var. Bunlardan birincisi, az askerle Irak’ın işgal edilebileceği inancıyla Birinci Zırhlı Tümen’in Irak’a yerleştirilmesini iptal etmesi. Zaten Rumsfeld; az asker, vuruş kabiliyeti yüksek nitelikli silahlar ve hızlı operasyon içeren bir savaş sistemini savunuyor.
Dönemin ABD Dışişleri Bakanı, Emekli General Colin Powell, başından beri bu yaklaşımın karşısında yer almış ve sahada yeterince asker bulundurmanın önemini vurgulamıştı.
Savunma bakanının eleştirilen ikinci kararı ise ABD’nin Irak’taki eski sivil yöneticisi Paul Bremer tarafından dile getirildiği gibi, Rumsfeld’in, Amerikan ordusuna sormadan aldığı Irak ordusunu dağıtma kararı.
Amerikalı generaller, hem
Irak’taki mevcut durum, hem de İran ile ilgili gelişmeler nedeniyle endişeliler. Seçim yılında Irak’ta Amerikan askerlerinin sayısının azaltılması söz konusu. Ancak Irak ordusunun görevi devralmak için ne derece yeterli olduğu tartışmalı. Irak ordusu hazır olmadan
Amerikan askerlerinin sayısının azaltılmasının, mezhep savaşını daha da alevlendirebileceği ve bu yüzden Amerikan yönetiminin yeniden asker göndermek zorunda kalabileceği endişesi bulunuyor.
İran konusunda ise ABD, ne derece kuvvet kullanması gerektiğine karar vermek durumunda kalacak. Çünkü İran’a yönelik olası bir saldırının, kolaylıkla bölgesel savaşa dönüşme ihtimali bulunuyor.


Başa dön


Tel Aviv’de intihar saldırısı
İsrail’in Tel Aviv kentinde düzenlenen intihar saldırısında, biri eylemci olmak üzere 6 kişi öldü. Yaralanan 35 kişiden bazılarının durumunun ağır olduğu belirtildi.
Dünkü saldırıyı İslami Cihad ve El Aksa Şehitleri Tugayı üstlendi. Polis, Filistinli intihar eylemcisinin, daha önce de hedef alınan bir “fast food” restoranının yakınında kendini havaya uçurduğunu belirtti.
“Mayor’s Felafel” adlı restorana 19 Ocak’ta saldırı düzenlenmiş, bu saldırıda 20 kişi yaralanmıştı.
Filistin’e yardım kampanyası
Batılı hükümetlerin mali yardım konusunda yüzüstü bıraktığı Filistin halkına, Rusya’dan sonra Suriye ve İran destek çıktı. AB ve ABD’nin mali yardımları kesmesi ve İsrail’in gümrük vergilerini Filistin Yönetimi’ne vermeyeceğini açıklamasıyla büyük bir krize düşen Filistin için Suriye yardım kampanyası başlatacağını açıkladı. İran da 50 milyon dolar yardım yapacak.
Suriye Devlet Başkan Yardımcısı Faruk Şara, resmi Sana ajansına yaptığı açıklamada, “Devlet Başkanı Beşar Esad, Filistin halkı yararına yardım kampanyası başlatılması için direktif verdi” dedi. Bu amaçla açılacak banka hesaplarının numaralarının halka duyurulacağını bildiren Şara, “Umarım Arap ülkeleri, mali yardımda bulunmamak için bu fonların terörist eylemler için kullanılabileceği bahanesini ileri sürmezler. Bu yardımlar Filistin’de felaketin önlenmesi için kullanılacak” diye konuştu.
‘Yardım onurumuzdur’
İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki de, “İran’ın, Filistin halkına 50 milyon dolar yardımda bulunacağını açıklamaktan onur duyuyorum” dedi. Filistinlilere yardım eli uzatmanın, bir dost olarak görevleri olduğunu belirten Mutteki, dünya genelindeki Müslümanların da, Filistinlilere destek vermesi gerektiğini ifade etti ve “İslam dünyası, mevcut poblemlerin üstesinden gelebilmesi için yeni Filistin yönetimine yardım etmeli” şeklinde konuştu.
İşgal altındaki Filistin ekonomisinin, yıllık ortalama bir milyar dolarlık dış yardımla ayakta durduğu belirtiliyor.
‘Katliamı durdurun’
Berlusconi’nin asıl derdi
İtalya genel seçimlerinde yenildiğini kabul etmeyen Başbakan Silvio Berlusconi’nin asıl derdinin yargılanma korkusu olduğu bildirildi. Berlusconi, Corriere della Sera gazetesine gönderdiği mektupta, “Oyların sayımının ardından, kimsenin kazanmadığı ve kimsenin kaybetmediği ortaya çıkmıştır” diyerek, “geniş tabanlı bir koalisyon hükümeti” kurulması önerisini yineledi. İki hafta önce yapılan seçimlerde, Romano Prodi liderliğindeki merkez sol ittifak, hem senato, hem parlamentoda kılpayı farkla çoğunluğu kazanmıştı. Gözlemciler, Berlusconi’nin “koalisyon” ısrarının sebebinin yargıdan kaçma çabası olduğunda birleşiyor. Sağcı lider, beş yıllık başbakanlığı döneminde, kendisini yargılanmaktan kurtaracak birçok yasa çıkarmıştı. Gazetelerdeki yorumlara göre Berlusconi, Prodi’ye “rahat bir hükümet” sözü verip, karşılığında “dokunulmazlık” talep ediyor. Solcu Il Manifesto gazetesi, Corriere della Serra’da yayınlanan Berlusconi mektubunun, “kendisini kurtarma amacını taşıdığını” bildirdi. Gazetenin editörü Valentino Parlato, sol seçmeni bu tip oyunlara karşı “demokratik uyanıklığa” davet etti. Parlato, “Seçimleri geçersiz ilan etmek ve kendini kurtarmak için büyük koalisyon önermek, eşit derecede tehlikeli ve yıkıcı senaryolar” diye yazdı. Kaynaklar, Cumhurbaşkanı Carlo Azegilo Ciampi’nin, önümüzdeki ay başında Prodi’ye hükümet kurma görevini verebileceğini dile getiriyor.
Irak’ta kriz derinleşiyor
Irak’ta hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde Sünnilerin meclis başkanlığı için aday gösterdiği Tarık El Haşimi’nin adaylığına Şiiler karşı çıktı. Kürt vekil Mahmud Osman, Şiilerin Tarık El Haşimi’nin adaylığına karşı çıkmalarının devletin başına yapılacak atamalarla ilgili bir siyasi uzlaşma arayışını daha da karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Kriz derinleşiyor” yorumunda bulundu. Şiilerin adayı İbrahim Caferi’nin yeniden başbakan olması konusunda hâlâ bir anlaşmaya varılmadığını ifade eden Osman, “Bir başka sorun da, Şii listesinin El Haşimi’nin meclis başkanlığına adaylığına karşı çıkması. Daha çözüme kavuşturulmayı bekleyen bir sürü sorun var ve bunlar nasıl çözülecek bilmiyorum” dedi. Irak meclisinin dün yapılması beklenen oturumu da, siyasi grupların devletin başına getirilecek kişi hakkında görüşebilmesi için “birkaç günlüğüne” ertelendi. Cumhurbaşkanlığı ve iki yardımcısı, başbakan ve iki yardımcısı ve meclis başkanıyla iki yardımcısının kim olacağına yönelik bir anlaşma sağlanamış değil. Meclis sözcüsü, çalışmaların başbakanlık konusunda tıkandığını ve oturumun bu sebeple ertelendiğini açıkladı. Bu arada, Bağdat’ın kuzeyindeki Ademiye’de önceki gece meydana gelen şiddetli çatışmada 1 sivil öldü, 7’si yaralandı. İçişleri Bakanlığı kaynakları, silahlı kişilerin bir karakola saldırmasının ardından çatışma çıktığını bildirdi. Bağdat’ın kuzeyindeki Şula bölgesinde ise, elleri ve gözleri bağlı 3 kişinin cesedi bulundu. Bağdat’ın güneyindeki Mahmudiye kentinde bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 10 kişi öldü, 25 kişi yaralandı. Bağdat’ta da bir caminin yanında bombalı araçla düzenlenen saldırıda ise, 4 kişi öldü, 7’si yaralandı. Yine Bağdat’ta, bir firmayı basan polis üniformalı saldırganlar, 12 Iraklı’yı kaçırdı. Kuzeydeki Musul’da da, polis için çalışan 7 kişi öldürüldü. Bağdat’ın batısındaki Anbar kentinde düzenlenen saldırıda ise, 4 ABD askeri öldü. Yine kuzeydeki Bakuba’da, sivilleri taşıyan bir otobüse ateş açılması sonucu 5 kişinin öldüğü bildirildi.
İran’a nükleer itham
New York Times gazetesi, İran’ın nükleer programının sanılandan daha ileride olduğunu ileri sürdü. Gazetede yer alan makaleye göre, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın ülkesinin P2 santrifüjleri üzerinde araştırma yürütmekte olduğu yönündeki açıklaması, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) uzmanlarını endişeye sevk etti. Makaleye göre Batılı uzmanlar, uzun süredir İran’ın, Natanz’daki nükleer faaliyetlerine paralel olarak, Pakistan’ın atom bombasının babası tarafından temin edilen P2 santrifüj sistemleri üzerinde gizli bir program geliştirmekte olduğundan şüphe duyuyorlardı, ancak ellerinde kanıt bulunmuyordu. Gazeteye göre, Avrupalı diplomatlar, bir İran heyetinin Viyana’ya gelerek, UAEA’nın, bu ülkenin uranyum zenginleştirme programıyla ilgili sorularına yanıt vereceklerini belirttiler. İsminin açıklanmasını istemeyen bir diplomat, sorulacak sorular arasında P2 santrifüjünün de bulunacağını kaydetti. New York Times ayrıca, ABD Dışişleri Bakanı’nın silahlanmanın kontrolü ve uluslararası güvenlikten sorumlu yardımcısı Robert Joseph’in, İran liderinin açıklamalarının, Tahran’ın ileri bir teknoloji geliştirdiğinin “ilk itirafı” olduğunu söylediğini yazdı. Resmi haber ajansı İRNA’nın bildirdiğine göre, Ahmedinecad, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurmayacağını belirterek, “Santrifüjlerimiz P1 tipinde, bir sonraki aşama 4 kat yüksek kapasiteli olan P2 santrifüjleri olacak, bunlar üzerinde şu anda araştırma faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” demişti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net