Grevci işçilere polis saldırısı
İleri Deri işçilerinin dün sabah başlayacağı greve polis saldırdı. Fabrika önünde toplanan işçiler, patronun fabrikaya işçi almak istemesine tepki gösterdi. Bunun üzerine panzerlerle işçilere su sıkan polis, greve başlayacak 34 işçiden 33’ü, işçilerin aileleri ve greve ziyarete gelenlerin de aralarında bulunduğu 60 kişiyi gözaltına aldı. Grevci işçiler emniyet müdürlüğüne götürülürken, patronun fabrikaya aldığı taşeron işçiler ise çalışmaya başladı. sendikaya üye oldukları için işten atılan İleri Deri işçileri, 18 Şubat 2005 tarihinden bu yana sendikalaşma mücadelesi veriyor. Saldırıya uğrayan işçiler çok sayıda arkadaşlarının yaralandığını söylediler. 14 aydır devam eden direnişte patronun ve polisin saldırıları karşısında yılmadıklarını belirten işçiler, bu saldırının da kendilerini mücadelelerinden vazgeçirmeyeceğini kaydettiler. İşçiler emekten yana tüm kesimleri kendileriyle dayanışmaya çağırdılar. Gazetemize açıklama yapan Deri-İş Genel Başkanvekili Musa Servi, yasal bir grevin, hukuksuz bir şekilde engellenmeye çalışıldığını belirterek, saldırıya tepki gösterdi. Saldırı ile ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Servi, polisin işçilere saldırarak patrondan yana tavır aldığını belirtti. Fabrikaya grev pankartını asacaklarını ve grevi başlatacaklarını belirten Servi, patronun hukuk dışı işçi çalıştırdığını ve bunun için de suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.
Ada Tersanesi’nde direniş başladı
Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde kurulu olan Ada Tersanesi’nde çalışan işçiler ücretleri ödenmediği için direnişe başladı. “Direne direne kazanacağız”, “Tersane işçisi köle değildir” sloganları ile tersane önünde toplanan işçiler, ücretleri ödenene kadar direneceklerini dile getirdiler. Ada Tersanesi bünyesinde faliyet gösteren taşeron firma Neta Gemi bünyesinde çalışan 16 işçi, tüm girişimlerine rağmen 45 günlük ücretlerinin ödenmediğini söylediler. Toplam 12 bin YTL alacakları olduğunu belirten işçiler, sadece haklarını istediklerini belirterek, taşeron firmanın işi bitirdikten sonra arkasına bakmadan çekip gittiğini ifade ettiler. Burada açıklama yapan Limter-İş Genel Başkanı Cem Dinç, son iki ayda beş ayrı tersanede işçilerin ücretleri ödenmediği için direnişe geçtiğini hatırlattı. Bu direnişler sonunda işçilerin ücretlerini aldıklarını anlatan Dinç, işçilere örgütlenme çağrısında bulundu.
6 Mayıs kardeşlik günü olsun...
Sosyalist Demokrasi Gençliği, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edildiği 6 Mayıs’ın, “Türk ve Kürt Gençliğinin Kardeşlik Günü” ilan edilmesini önerdi. Sosyalist Demokrasi Gençliği tarafından SDP İl Binası’nda düzenlenen basın toplantısında, Newroz öncesinden başlayarak bazı gizli güçlerin Türk-Kürt çatışması yaratmak için harekete geçtiği belirtilerek, Diyarbakır’daki olaylardan sonra kışkırtmanın boyutlarının giderek arttığına dikkat çekildi. Deniz Gezmiş’in idam sehpasındaki son sözlerinin “Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği” olduğu hatırlatılan basın toplantısında, son günlerde yaşanan olaylar sonrasında halkların kardeşliğine olan ihtiyacın daha da arttığı vurgulandı. 6 Mayıs’ı, “Türk ve Kürt Gençliğinin Kardeşlik Günü” olarak anmayı öneren Sosyalist Demokrasi Gençliği, “Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya’yı Türk ve Kürt gençliğinin kardeşleşmesi sloganıyla anacağız” açıklamasında bulundu.
Kamu görevlileri yargılansın
İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Mazlum-Der genel merkez yöneticileri ile şube başkanları, Diyarbakır ve bölgede yaşanan olaylara ilişkin Diyarbakır Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Demokrasi Platformu üyesi kurum temsilcileri ile yaptıkları görüşme ve 2 günlük inceleme sonuçlarını İHD Diyarbakır Şubesi’nde yaptıkları basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu. İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, TİHV Başkanı Yavuz Önen, Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Şehmus Ülek, Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, İHD Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek ile şube temsilcileri ve Mazlum-Der Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Çoban’ın katıldığı açıklamada sivil vatandaşların ateş açılarak öldürülmesi olaylarından son derece üzüntü ve kaygı duyulduğu belirtildi. Kentte 11 kişinin öldürülmesine işaret eden İHD Genel Başkanı Alataş, göstericilere müdahale sırasında aşırı ve orantısız güç kullanıldığı, ateşli silahlarla hedef gözeterek ateş edilmesi sonucunda 7 kişinin öldüğü ve yaşam haklarının ihlal edildiğini ifade ederek, ölümlerin sorumlusu olan kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmasını istedi. Büyük bölümü çocuklardan oluşan çok sayıda kişinin gözaltına alınarak tutuklandığını hatırlatan Alataş, bu kişilere sistematik işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin son derece ciddi iddia ve tespitlerin bulunduğuna dikkat çekerek, “İşkenceye ‘sıfır’ tolerans söylemine ve iddiasına sahip bu hükümeti, iddiaları etkili bir şekilde soruşturmaya davet ediyoruz” dedi. Diyarbakır’da 3 sendika yöneticisinin tutuklanmasını da kınayan Alataş, olayların Türkiye’de ciddi bir gerilime neden olduğunu söyledi. Alataş, sağduyunun yeniden tesis edilmesi için herkese görev düştüğünü dile getirerek, gerilimi tırmandırıcı, yeni olayları tahrik edici açıklama, üslup, tutum ve davranışlardan kaçınılmasını istedi.
|