www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Bağımlılık çığ gibi...
İhracatın ithalata bağımlılığının tartışıldığı Türkiye ekonomisinin söz konusu bağımlılığı daha da artacak. Dış Ticaret Özel İhtisas Komisyonu 2005 yılı sonunda 43.1 milyar dolar olan dış ticaret açığının 2020 yılında 100 milyar dolara çıkacağını açıkladı.

Gecekonduculara konut satılacak
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Kentsel Dönüşüm Yasa Taslağı hazırladı.

Fiş yoksa yakıt da yok
Akaryakıt istasyonlarında ‘’mali mod’’ olarak adlandırılan yazarkasalı satış, 15 Nisan Cumartesi günü başlıyor. Yazarkasalı istasyonlarda, artık araç plakası girilmeden, pompa açılamayacak.


Bağımlılık çığ gibi...
Dokuzuncu Kalkınma Planı Dış Ticaret Özel İhtisas Komisyonu raporunda, 2005 yılı sonunda 43.1 milyar dolar olan dış ticaret açığının 2020 yılında 100 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi.
Devlet Planlama Teşkilatı’nın hazırlıklarını sürdürdüğü Dokuzuncu Kalkınma Planı çalışmaları kapsamında oluşturulan Dış Ticaret Özel İhtisas Komisyonu Taslak Raporu’nu açıkladı. Rapora göre yıllık ortalama yüzde 5-6 büyüme oranı varsayımı altında dış ticaret açığı 2020 yılında yaklaşık 100 milyar dolar olacak. Raporda, stratejik amaçları sağlamaya yönelik olarak hem yasal hem de kurumsal birçok düzenlemenin yapılmasının gerektiğine işaret edildi. Bu strateji çerçevesinde, yatırım, AR-GE, sosyal güvenlik ve KOBİ’lere yönelik politikaların da yeniden gözden geçirilmesi istendi.
Açık kalıcı olabilir
Bu tür bir strateji uygulanmadan var olan yapının korunduğu durumda “dış ticaret açığının kalıcı olması beklenebilir” uyarısında bulunuldu. Raporda dış ticaretin güçlü ve zayıf yönlerine de yer verildi. Ücretlerin düşüklüğü avantaj olarak tanımlandı.
İhracat sektörlerinin bir avantajının reel olarak aynı nitelikte insan gücünün maliyetinin Türkiye’de daha düşük olduğu ve 2000 yılından sonra ihracatta rakip tüm ülkelerin reel ücretlerinde artış olmasına rağmen Türkiye’de reel ücretlerde azalma görüldüğü kaydedildi.
İhracat sektörlerinin bir diğer avantajının da insan kaynakları potansiyelinden kaynaklandığı belirtildi. Buna göre 1990 yılında 20-54 yaş arası nüfusun toplam nüfus içerisinde yüzde 44 olan oranının 2010 yılında 52’ye yükseleceği tahmin ediliyor. İhracat sektörlerindeki esnek üretim yapısı işgücü ve kaynakların diğer ülkelere göre daha hızlı organize olabilmelerinden kaynaklandığı belirtildi.
Zayıf yönler
İhracatın zayıf yönleri ise pazarlama sorunları, yatırım ortamının yeterince iyi olmaması, katma değeri düşük ürünler, ticarette teknik engeller, dış ticaret alt yapı sorunları, ihracatın ithalata bağımlılığı, denetim sorunu ve mevzuat problemleri olarak sıralandı. TL’nin son yıllarda değer kazanmasının önemli sonuçlarından birisinin kur avantajına bağlı olarak ithalatın artması olduğu belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi: “Bu ise kur avantajı nedeniyle ithal girdi bağımlılığın artması anlamına gelmektedir. Diğer taraftan döviz kurunda yaşanan dalgalanmalara karşı gerek ithalatçıları gerek ihracatçıların başvurabilecekleri korunma araçları yeterli düzeyde bulunmamaktadır... Döviz kuru riski bir sorun olarak Türkiye de vardır ve buna karşın ‘forward’ sözleşmeleri, hedging gibi bankalar aracılığıyla yapılan koruma araçları pahalı ve yetersiz olduğu için bu sorun devam etmektedir.”

Sermaye borç olarak geliyor
Türkiye’ye şubat sonu itibariyle son bir yılda net 52.5 milyar dolarlık sermaye girişi oldu.
Bunun 8.8 milyar doları doğrudan yabancı yatırımlardan kaynaklandı. 30.1 milyar doları ise borçlanmadan kaynaklandı. IMF’ye yapılan geri ödemelerle birlikte bakıldığında kamu sektörünün net borç ödeyicisi olduğu bu dönemde bankalar ve diğer özel sektör kuruluşları ise yüksek bir hızla borçlandı.
Doğrudan yabancı sermaye girişleri bankacılık ve telekomünikasyon sektörlerine yönelik yabancı sermaye yatırımlarından kaynaklandı. Sermaye girişinin 12 milyar 170 milyon dolarını ise portföy yatırımları oluşturdu. 3 milyar 74 milyon doları Hazine’nin Eurobond borçlanmalarından kaynaklanan portföy yatırımı girişlerinin, 9 milyar 384 milyon dolarını ise yabancıların Türkiye’deki hisse senedi ve Hazine iç borçlanma kağıdı alımlarından kaynaklandı.
Türkiye’nin IMF kredileri hariç son bir yıllık dönemdeki net borçlanması ise 30 milyar 52 milyon dolara yükseldi. Kamu kesiminin 1 milyar 978 milyon dolarlık net dış borç ödeyicisi olduğu son bir yılda, bankacılık sektörü 10 milyar 357 milyon, diğer özel sektör kuruluşları ise 21 milyar 703 milyon dolarlık borçlanma gerçekleştirdi. Borçlanmanın 7 milyar 648 milyon doları bu yılın ilk iki ayında yapıldı ve büyük ölçüde Koç Holding’in TÜPRAŞ, Oyak’ın da Erdemir hisselerini almak için yaptığı dış borçlanmalardan kaynaklandı.


Başa dön


Gecekonduculara konut satılacak
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Kentsel Dönüşüm Yasa Taslağı hazırladı. Buna göre gecekondu yaptıranlara yönelik yaptırımlar içeren yeni TCK’nın kabul edildiği 12 Ekim 2004 tarihinden önce dönüşüm alanında inşa edilen gecekonduların sahiplerine, dönüşüm alanında oturanlara veya kiracılara, hak sahipleri için yaptırılacak konutlardan tahsis edilecek. Konutların bedeli, 20 yılı aşmayacak şekilde vadelendirilerek, tahsil edilecek.
Dönüşüm alanlarında önce mevcut taşınmazların ‘’değeri’’ belirlenecek. Düzenleme sonrasında dağıtım, bu ‘’değer’’ temel alınarak, eşdeğerlik esasına göre yapılacak. Dönüşüm alanlarında, mevzuata uygun yapıların boşaltılması ve yıkılarak kaldırılmasında, ‘’anlaşma’’ yolu esas alınacak. Anlaşma kapsamında idare, konut sahiplerine, proje gerçekleştirilinceye kadar geçici konut tahsisi veya kira yardımı yapabilecek. Anlaşma sağlanamadığı takdirde ise kamulaştırma yapılacak. Bu süreçte itiraz, sadece bedele yönelik olabilecek.
İtiraz süresi
Dönüşüm alanları 5 hektardan küçük olmayacak ve tespiti sırasında ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşların görüşlerini alınacak. İdare meclislerince onaylanan bölgeler, 30 gün süre ile ilan edilecek. Vatandaşlar, bu süre içinde itiraz edebilecek. İtiraz gelmezse, dönüşüm alanı, ilan süresinin sonunda kesinleşecek. İtiraz gelmesi halinde ise ilk meclis toplantısında konu ele alınacak ve karara bağlanacak.


Başa dön


Fiş yoksa yakıt da yok
Akaryakıt istasyonlarında ‘’mali mod’’ olarak adlandırılan yazarkasalı satış, 15 Nisan Cumartesi günü başlıyor. Yazarkasalı istasyonlarda, artık araç plakası girilmeden, pompa açılamayacak.
Undaki artış spekülatif
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, son günlerde un fiyatlarında yaşanan artışın spekülatif bir zam olduğuna dikkat çekerek, ‘’Uncular fiyat artışına son vermeli’’ dedi. Balcı, yaptığı açıklamada, 3 yıla yaklaşan bir süreden beri ekmeğin kilogram fiyatının 1.25-1.50 YTL aralığında seyrettiğini, şimdi yavaş yavaş hareketlendirilmeye çalışılan un fiyatındaki artışın ekmeğe yansımasının, birlikte hareket ederek önlenebileceğini bildirdi. ‘’Toprak Mahsülleri Ofisi ve borsalardan elde edilen veriler ışığında şunu kesin olarak söylebiliriz ki, buğdayda bir artış söz konusu değildir’’ diyen Balcı, böyle bir artış yokken neden fiyatların yukarı doğru bir hareketlenme içerisinde olduğunu anlamanın mümkün olmadığını kaydetti. Bakanlık ve federasyon olarak, ortak bir toplantıyla kamuoyu yararına neticeye varılması gerektiğini belirten Balcı, gıdada tek elden yönetimin, ‘’Gıda Yasası’’ ile sağlandığını ancak denetimlerin yetersiz olduğunu söyledi

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net