www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Şemdinli takipsizliği
Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Baykal, Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar’ın, Şemdinli olaylarına ilişkin yaptıkları açıklamalarla, adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettikleri iddialarıyla ilgili takipsizlik kararı verdi. Başsavcı Vekili Hikmet Önen, iddialar üzerine yaptığı incelemede, Baykal, Mumcu, Ağar ve Atilla Kart’ın açıklamalarının TBMM çatısı altında yapıldığını belirledi.

ÖDP’nin programı yeniledi
“Özgürlükçü sosyalizmi” ülke genelinde örgütlemek hedefi ile mücadele hattı öreceğini açıklayan ÖDP , Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında programını yeniledi.

Savunma zaafına uluslararası rekabet
Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı alımı projesini ilan etmesinin ardından uluslararası camiadan özellikle de ABD’den savaş uçağı üreticileri Ortadoğu’nun savaş planlarının üzerinden yapıldığı Türkiye’ye birçok satış önerisi getirdi.


Şemdinli takipsizliği
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu ve DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın, “Şemdinli olaylarına ilişkin yaptıkları açıklamalarla, adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettikleri” iddialarıyla ilgili olarak takipsizlik kararı verdi.
Bir grup avukat tarafından Siverek, Şemdinli ve Ankara Cumhuriyet başsavcılıklarına verilen şikayet dilekçeleri, aynı konu ve şüphelilerle ilgili olması dolayısıyla birleştirilerek ele alındı.
Şikayet dilekçelerinde, Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde meydana gelen bombalama olayıyla ilgili iddianamenin basında yer alması üzerine, Baykal, Mumcu, Ağar ve CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, açıklamalarıyla “yargıya müdahalede bulunarak adil yargılanmayı etkilemeye teşebbüs” suçunu işledikleri iddia edildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hikmet Önen, iddialar üzerine yaptığı incelemede, Deniz Baykal, Erkan Mumcu, Mehmet Ağar ve Atilla Kart’ın açıklamalarının, TBMM çatısı altında yapıldığını belirledi.
Şikayetleri “yasama dokunulmazlığı” açısından değerlendiren Önen’in, inceleme sonunda verdiği kararda, Anayasa’nın 83. maddesinde “yasama dokunulmazlığı” başlığı altında “mutlak sorumsuzluk” kavramından bahsedildiği, milletvekillerinin parlamentoda yaptıkları faaliyetlerin de bu kapsamda yer aldığı belirtildi.
Milletvekillerinin parlamenter görevleri gereği her türlü fiil ve hakaretlerinden dolayı hukuki veya cezai müeyyideden korunduklarına işaret edilen kararda, şu görüşlere yer verildi:
“Bunun sonucu olarak parlamenter görevi sırasında ve bu göreviyle doğrudan doğruya ilgili olarak yapılan bir fiilin hesabı milletvekillerinden bu sıfatı sona erdikten sonra dahi sorulamaz. Bu sorumsuzluk, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan milletvekillerinin parlamentodaki konuşma hürriyeti düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Bu müessese parlamenter demokrasinin tarihi kadar eskidir.”
Kararda, milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının Anayasa’da “Meclis çalışmaları” ve “Meclis dışında” olarak belirlendiği anımsatılarak, bu anlamda “Meclis çalışmalarından” söz etmek suretiyle geniş bir ifadenin kullanıldığı kaydedildi.
Kararda, bu düzenlemeyle milletvekillerinin, TBMM Genel Kurulu, komisyonlar ve siyasi partilerin Meclis gruplarındaki çalışmaları, oy ve sözleri, ileri sürdükleri düşünce ve eylemlerinden sorumluluğunun kaldırıldığı vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:
“Milletvekillerinin parlamenter görevi icabı genel kurulda, komisyonlarda ve siyasi parti gruplarında açıkladığı sözlü ve yazılı bütün irade beyanları, buna dahildir. Bu olayın istisnasında yüksek Yargıtayımız önceleri sorumsuzluğun, hakaret ve sövmeleri kapsadığı görüşünde iken sonraları bu eylemlerin sorumsuzluk kapsamı dışında olduğuna ilişkin kararlar vermiştir.”
Kararda, “şüphelilerin yasama dokunulmazlığı kapsamında olması dolayısıyla söz konusu eylemleri nedeniyle şüpheliler hakkında soruşturmaya gerek olmadığı” kaydedildi.
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 9 kasım 2005 günü Seferi Yılmaz’a ait kitabevi bombalanmıştı. Bir kişinin öldüğü, beş kişinin de yaralandığı olaylarla ilgili PKK itirafçısı Veysel Ateş ile astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz bir otomobilde halk tarafından yakalanarak polise teslim edilmişti.
Uzman Çavuş Tanju Çavuş da keşif heyeti, astsubayların kullandığı otomobilde inceleme yaparken ateş açmış, bu olayda da Ali Yılmaz adlı kişi ölürken, beş kişi de yaralanmıştı.


Başa dön


ÖDP’nin programı yeniledi
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) program ve tüzük değişikliği nedeniyle başlattığı tartışmaları dün gerçekleştirdiği olağanüstü kongre ile sonuçlandırdı. ÖDP delegeleri iki gün süren konferansların ardından, “özgürlükçü sosyalizmi gerçekleştirmek için mücadeleyi yeniden örgütleme ve geniş kesimlere yayılma” hedefi ile program ve tüzüğünde değişiklikler gerçekleştirdi.
ÖDP delegeleri Kocatepe Konferans Salonu’nda kongre öncesi iki gün süren konferanslarda, “Program ve tüzük değişikliği” taslak metnini ele aldılar. Konferanslarda, program ve tüzük değişikliği ile ilgili olarak “Kadın kotasının yüzde 30’dan yüzde 50’ye” çıkartılması ile “Geri Çağırma Hakkı” konuları ağırlıklı olarak tartışıldı. Partide seçilerek yönetim kademelerinde yer alan ancak çeşitli nedenlerle partiden ayrılan kişilere “geriye katılım çağrısının yapılmasını” düzenleyen tüzük değişikliğini tartışan delegeler, partilerinin genişlemesi ve kitleselleşmesi için geriye çağırım hakkının kullanılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardılar.
ÖDP delegeleri konferanslarda, emperyalist politikalara ve küresel saldırılara karşı “Emeğin küresel savunulması” ve “Emeğin Avrupasının” yaratılması gerektiği, eşitlikçi ve özgürlükçü bir hattın örülmesi ve “özgürlükçü sosyalizm” ekseninde örgütlenmenin yerellerde güçlendirilmesi konularında da görüş birliğine ulaştılar. “Herkese iş, emekçiye daha fazla hak” ile çevre hakları konularını da programa alan ÖDP delegeleri, Kürt sorunu konusunda “barışçıl ve demokratik” çözümlerin savunulması gerektiğini kaydettiler.
10’uncu yılın ardından
Kongrenin açılış konuşmasını yapan Genel Başkan Hayri Kozanoğlu, kuruluşunun 10’uncu yılını kutlayan ÖDP’nin program ve tüzüğünü yenilemesinin gerekliliği üzerinden aylar öncesinden başlatılan tartışmaların disiplinli ve düzeyli bir şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti. Kozanoğlu, ÖDP’nin parti içi demokrasiden, fikri yenilenmeye kadar bir dizi tartışmayı gerçekleştirdiğini kaydederek, “Ancak biz her daim şapkadan tavşan çıkartır gibi yeni fikirler üreten bir anlayışa sahip değiliz” dedi.
Kozanoğlu, partide gerçekleştirilen yenilenmenin yeni bir heyecan ve şevk yarattığını savunarak, toplumsal muhalefetin sesi ve kürsüsü olmayı önlerine hedef olarak koyduklarını söyledi. Kozanoğlu, kapitalist düzenin insanileştirilemediği için bütünüyle değiştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ÖDP’nin yeni enternasyonalizmi temsil edeceğini savundu. Kozanoğlu, fikri yenilenme sürecinden güçlenerek çıktıklarını ifade ederek, yeni programla mücadeleyi yükseltme çağrısı yaptı.
Kongre, tüzük ve program değişikliği konularının karara bağlanması ile son buldu. Kongrede, “Avrupa Birliği, küreselleşme, Kürt sorunu, kadın, çevre, çocuk hakları, kültürel haklar, sosyal ve sendikal haklar” konuları çevrevesinde program ve tüzük yenilendi.


Başa dön


Savunma zaafına uluslararası rekabet
Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı alımı projesini ilan etmesinin ardından uluslararası camiadan özellikle de ABD’den savaş uçağı üreticileri Ortadoğu’nun savaş planlarının üzerinden yapıldığı Türkiye’ye birçok satış önerisi getirdi.
Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı alımı projesinde, ABD öncülüğünde geliştirilmekte olan Joint Strike Fighter (JSF-Müşterek Av/Bombardıman Uçağı) ile batı Avrupa ülkelerinin ürettiği Eurofighter Typhoon uçağı arasında rekabet büyürken, JSF’nin baş üreticisi konumundaki Amerikan Lockheed Martin şirketinin, bu uçağın tercih edilmesi durumunda Türk savunma sanayiine değeri 3.5 milyar dolardan fazla üretim işi vermeyi önerdiği belirtildi.
Lockheed Martin yetkililerinin verdiği bilgiye göre, 2002 yılı rakamlarına göre 3.5 milyar dolar tutarındaki, değeri şu anda 4 milyar doları aşan bu teklif çerçevesinde, ağırlıkla JSF uçaklarının bir bölümünün gövde ve kompozit malzemelerinin üretiminin Türkiye’deki TAI tesislerinde yapılması öneriliyor.
Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, Amerikan-Türk Konseyi ve Türk-Amerikan İş Konseyi’nin geçen ayın sonunda Washington’da düzenlediği yıllık toplantılar sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 100 adet yeni nesil savaş uçağı için gelecek 20 yılda yaklaşık 10 milyar dolara yakın harcama yapmayı planlandığını, ancak ödenecek rakamın yüzde 50’si karşılığındaki imalat işinin, Türkiye’de yapılmasını şart koştuklarını söylemişti.
Başbakanlık’tan 381 veto
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i, atama kararnamelerinin birçoğunu geri göndermekle eleştiren AKP iktidarı döneminde, toplam 381 atama kararnamesinin Başbakanlık tarafından veto edildiği ortaya çıktı. CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’a yönelttiği, 58 ve 59. hükümetler döneminde bakanlıklarca Başbakanlık’a gönderilen atama kararnamelerinden, Cumhurbaşkanlığı’na sunulmadan ilgili bakanlıklara iade edilen kararname sayısına ilişkin soru önergesini, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin yanıtladı. Bakan Şahin’in verdiği yanıt, Cumhurbaşkanı Sezer’i atama kararnamelerinin birçoğunu iade etmekle suçlayan AKP iktidarı döneminde, birçok bakanlığın atama kararnamesinin Başbakanlık’tan geri döndüğünü ortaya koydu. Şahin’in yanıtına göre, AKP iktidara geldiği 2002 yılında toplam dört kararname Abdullah Gül tarafından ilgili bakanlıklara iade edildi. 2002 yılından günümüze kadar ise toplam 381 atama kararnamesi Başbakanlık tarafından Cumhurbaşkanı Sezer’in onayına gönderilmeden ilgili bakanlıklara geri gönderildi. Başbakanlık’ça 2003 yılında 117, 2004 yılında 133, 2005 yılında 122 ve 2006 yılında da 5 kararname bakanlıklara iade edildi. Bu sürede en fazla vetoyu ise 50 kararname ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yedi. AKP iktidarı döneminde Başbakan Yardımcılığı’na ait 13, Devlet bakanlıklarına ait 25, Adalet Bakanlığı’na ait 7, Milli Savunma Bakanlığı’na ait 6, İçişleri Bakanlığı’na ait 1, Maliye Bakanlığı’na ait 8, Milli Eğitim Bakanlığı’na ait 40, Sağlık Bakanlığı’na ait 24, Ulaştırma Bakanlığı’na ait 8, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na ait 43, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ait 24, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na ait 40, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na ait 30, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait 35, Çevre ve Orman Bakanlığı’na ait 27 kararname, Başbakanlık’ça geri gönderildi. Bu sürede Dışişleri Bakanlığı’na ait hiç bir kararname ise Başbakanlık tarafından geri çevrilmedi.
SP’de Erbakan damgası
Saadet Partisi (SP), 2’inci Büyük Kongresi’ni Ankara’da, Atatürk Spor Salonu’nda topladı. Kongreye Erbakan damgasını vururken, Başbakan Erdoğan’a, “Milli Görüş gömleğinin giyildikten sonra çıkarılamayacağı” mesajları iletildi. Kongreye kendisi katılmasa da canlı mesajıyla, sinevizyon görüntüleriyle katılan Erbakan, asıl liderin kendisi olduğu mesajını gönderdi. Sabah erken saatlerde sadece salon değil, salon çevresini de tıklım tıklım dolduran Saadet Partililer, sık sık “sadakat” vurgusu ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a mesaj gönderdiler. Salona giriş ve çıkışların sıkı kontrol edildiği, basının bile belirlenen kapı dışında girişine izin verilmeyen kongrede salon içinde 250 genç görevlendirildi. Kara çarşaflıların da çoğunlukta olduğu türbanlı kadınların kürsünün tam karşısında erkeklerden ayrı oturduğu salonda, dev Kutan, Atatürk ve Erbakan posterleri yan yana asıldı. AKP’nin sık sık hedef alındığı salonda, Erbakan’a ihanetle suçladıkları Başbakan’a gönderme yaparcasına “Sana sadakat şerefimizdir”, “Hocaya sadakat şerefi bizim”, “İşte Refah, işte sadakat” sloganları atıldı. Üzerinde Erbakan’ın adı yazılı çelenk, alkış yağmuru ve başparmak yukarı kaldırılarak “Erbakan” selamı karşılanırken, Hatipoğlu Erbakan’a “Sizin buraya gelmenizi engellediler ama sevginizin gelmesini engelleyemediler” diye seslendi. 1969’da Erbakan’ın çıkışı ve Milli Görüş’ün doğuşu ile başlayan ve Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet Partisine kadar gelen sürecin anlatıldığı sinevizyon görüntüsünde, Erbakan’ın milli görüş gömleğinin bir giyildikten sonra bir daha çıkmayacağı yönündeki sözlerine yer verildi. Çekiş Güçü, IMF’yi kovdukları, rantiyeye savaş açtıkları belirtilen sinevizyonda, “Siz de çıkartın milli görüş gömleğini, değişin diyorlar. Biz değişmedik” mesajı verildi. AKP’nin politikalarının eleştirildiği görüntülerde sık sık başörtüsü eylemleri verilerek, Başbakan’a “hani başörtüsü namus borcu idi” diye seslendiler. Erbakan adına bestelenen, “Hoşgeldin hocam hoşgeldin” parçası eşliğinde görüntüden sonra, TV5 yayını aracılığıyla Erbakan salona canlı olarak seslendi. Tek genel başkan adayı Recai Kutan’ın kürsüye çıkışı da yine konfetiler ve alkışlarla karşılandı. Kutan, ülkenin çaresiz olmadığını, çarenin milli görüşçüler olduğunu savundu. “Batı medeniyeti küresel sorun üretiyor” diye Batı’yı, AB’yi eleştiren Kutan, İsrail çıkarları doğrultusunda Bush yönetiminin hazırladığı Büyük Ortadoğu Projesi’ni de eleştirdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net