www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İşçi sınıfı film festivalinde!
İstanbul Film Festivali’nde en dikkat çeken filmler, işçi sınıfı vurgusuyla öne çıkıyor. İçlerinde belgeseller de var, Hollywood’un bilinen yönetmenlerinin, oyuncularının yer aldığı yapımlar da...

Ankara Çayyolu tiyatrosu açıldı
Ankara Devlet Tiyatrosu (DT), Ankara’nın yeni semtlerinden Çayyolu’nda, sahne açtı. DT’nin mülkiyeti kendisine ait ilk salonu olan ve önemli teknik olanakları barındıran sahne, yarın “El Ele-Herşeye Rağmen” adlı oyunla tiyatro severlerin karşısına çıkacak.

Yaşama sevincine bin selam
11 Nisan 1980’de katledilen yazar Ümit Kaftancıoğlu öldürülüşünün 26. yılında anıldı


İşçi sınıfı film festivalinde!
Çağdaş Günerbüyük
İkinci haftasına giren İstanbul Film Festivali, İstanbullu sinemaseverlerin dikkatini farklı yapımlara çekmeyi sürdürüyor. Ancak bu yılki festivalin en ilginç özelliği, işçileri anlatan hikayelerin, festivalin en çok ilgi çeken yapımları arasında yer alması.
Festivalde, biletleri en önce tükenen belgesel, Avusturya Almanya ortak yapımı “İşçinin Ölümü” (Working Man’s Death) oldu. Daha önce de emekçilerin öykülerini beyazperdeye taşıyan Avusturyalı belgeselci Michael Glawogger’in imzasını taşıyan film adından tahmin edileceği gibi bir “ölüm” hikayesi anlatmıyor.
İşçi portreleri
İşçinin Ölümü’nün altbaşlığı şöyle: “21. Yüzyıldan 5 Emek Portresi”. Filmde geçmişten geleceğe bir hat çizilmeye çalışılmış. İlk portre olan Ukraynalı maden işçileri, Sovyetler Birliği dönemindeki hemşehrileri Stahanov’la başlayan sosyalist yarışma hareketiyle bir anlamda karşılaştırılıyor. Sovyetler’in dağılmasından sonra işlerini kaybeden ve ancak eski bir madenden kaçak olarak kömür çıkarmaya çalışan birkaç emektar işçinin yorumu “O zaman başka bir coşku varmış, şimdi yalnızca hayatta kalmaya çalışıyoruz” oluyor. Diğer portrelerde, Endonezyalı kükürt işçileri, 70-100 kiloluk taşlaşmış kükürt parçalarını ilkel heybelerine doldurarak dağ yollarını aşmaya çalışıyor, Nijeryalı mezbaha işçileri kan ile çamurlaşmış çölün ortasında günde 350 keçiyi boğazlıyor ve kızartıyor, Pakistanlı metal işçileri, bir aile gibi yaşadıkları çalışma ortamlarında dev hurda tankerleri parçalarına ayırıyor, Çinli çelik işçileri ise çocuklarına gurur duydukları bir ülke bırakıyor, geleceğe umutla bakıyorlar. Dirençli, hareketli, hayat dolu, üretken portreler, özellikle çarpıcı yakın plan çekimleri ve sesiyle, izleyenleri etkilemeyi başarıyor. Yönetmen, filminin sonunda ilginç bir mesaj vermeyi tercih ediyor ve “gelecek” başlığı altında, Almanya’nın Duisburg kentinde bir parka dönüştürülmüş eski bir maden fabrikasının görüntüleriyle bitiriyor.
Soderbergh’den Balon
Bir başka ilgi gören film de ünlü yönetmen Steven Soderbergh’in imzasını taşıyor. Bir anlamda, yukarıdaki Avrupa belgeselini tamamlayan Amerikan filmi “Balon” (Bubble), küçük bir oyuncak bebek fabrikasında çalışan işçilerin hikayesini anlatıyor. Dünyanın birçok bölgesindeki her şeye rağmen hayat dolu işçilere karşın filme yansıyan Amerikan işçileri son derece durgun, ruhsuz, “kayıp” tipler. Fazla hareket içermeyen bu filmde de, fabrikada bebek üretimi görüntüleri uzun uzun gösteriliyor ve üç işçinin hayata bakışları, beklentileri, yaşamları anlatılıyor.
Dünyaca ününü Erin Brockovich ve Trafik gibi filmlerle yapsa da, “sıradan” insanların hikayeleri yönetmen Steven Soderbergh’e yabancı değil. Başrollerini tanınmamış Debbie Doebereiner, Dustin James Ashley, Misty Dawn Wilkins isimli oyuncuların paylaştığı filmin fazlaca aksiyon içermediği için birçok izleyiciyi “hayal kırıklığına” uğrattığı da festival kulislerinde dolaşıyor.
İşçi sınıfının operası
Ünlü oyuncu John Turturro, yönetmenliğini yaptığı yeni filmi Aşk ve Sigara’yı (Romance & Cigarettes) böyle tanımlıyor. Bu filmin de hikayesi fazla karışık değil. Başlarda her emekçi ailesi gibi görünen ailede aldatma krizi yaşanıyor. Bir süre sonra koca yaptığı hatayı anlıyor ve kendisini affettirmeye çalışıyor. Tabii bu Turturro’ya özgü muzip, esprili, biraz da fantastik bir şekilde yapılınca bambaşka bir hal alıyor. Yoksa bildiğimiz operalar gibi hiç değil! Özellikle bir yandan işlerini yaparken bir yandan şarkıya, dansa katılan temizlik işçileri, polisler, evsizler, hiç sıkmayan, eğlenceli bir seyir vaat ediyor. Epeyce de ağzı bozuk bir hikaye olduğunu belirtmekte yarar var.
Birbirinden başarılı oyuncuların listesi şöyle: James Gandolfini, Susan Sarandon, Kate Winslet, Steve Buscemi, Kumar Pallana, Christopher Walken.
Bu film şimdiden kimi eleştirmenler tarafından “festivalin yıldızı” ilan edildi bile.

NASIL İZLENİR?
İşçinin Ölümü’nün festival kapsamında bir gösterimi daha var: 15 Nisan günü saat 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda. Filmin DVD’si de en azından Almanya’da piyasaya sürülmüş. Belgesel olduğu için sinemalarda vizyona girme ihtimali düşük ancak festivalde gördüğü ilgi dikkate alınırsa, DVD’sinin ülkemize gelmesi, belki de televizyon kanallarında yayınlanması beklenebilir.
Aşk ve Sigara’yı festival kapsamında izlemek isteyenler, eğer şansları yaver giderse şu iki seçeneğe sahipler: Bugün (10 Nisan) 16.00’da Atlas, yarın 19.00 Rex Sineması. Zaten film o kadar ilgi görüyor ki, gösterime girmesine de, DVD’sinin piyasaya çıkmasına da kesin gözüyle bakılabilir.
Balon’un ise DVD’si şimdiden piyasada.


Başa dön


Ankara Çayyolu tiyatrosu açıldı
Ankara Devlet Tiyatrosu (DT), Ankara’nın yeni semtlerinden Çayyolu’nda, sahne açtı. DT’nin mülkiyeti kendisine ait ilk salonu olan ve önemli teknik olanakları barındıran sahne, yarın “El Ele-Herşeye Rağmen” adlı oyunla tiyatro severlerin karşısına çıkacak.
Çayyolu Tiyatrosu’nun açılışı ve açılış oyunuyla ilgili önceki gün tiyatro sahnesinde basın toplantısı düzenlendi. DT yöneticilerinin toplantıya katılmaması dikkat çekerken, sahneyi tanıtan oyuncular, “toz almaktan yer silmeye kadar birçok işine el attık” dediler. Sahne Ankara DT’nin Mahir Canova ve İrfan Şahinbaş atölyelerinden sonra mahallelerde açtığı üçüncü sahnesi...
11 Nisan’da hem sahnenin hem de oyunun prömiyeri yapılacak. Refik Erduran’ın yazdığı ve Murat Atak’ın yönettiği “El Ele-Herşeye Rağmen” adlı oyun, 99 kişilik oyuncu kadrosu ve yüzün üzerinde teknik kadrosu ile seyirci karşısına çıkacak. Yönetmen Atak, 9 yıl önce alınan arazi üzerindeki inşaatın, seyircilerin aldığı bilet paralarıyla tamamlanabildiğini anlatarak, sahnenin 10 bin metre kare üzerine, 7 bin metre kare kapalı alanda yapıldığını, içinde prova salonları, okuma odaları, müzikaller için orkestra çukurları, hareketli platform, ağırlık sistemi, ve tiyatro oyunu için ne gerekiyorsa bütün teknik imkanların bulunduğunu belirtti.
Atak, 45 günde hazırladıkları oyunun son yılların en büyük yapımı olduğunu dile getirerek, oyunda, Kurtuluş Savaşı’nın geri planının anlatıldığını aktardı. İşbirlikçilerin, Avrupacı gazetecilerin, kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapanların, yüzünü menfaatleri için Avrupa’ya dönenlerin o dönemde olduğu gibi bugün de var olduğuna işaret eden Atak, “Bu vatanı kuranları satmaya çalışanlar var. Halkı yok sayma, takiyyecilik yapanlar o gün de bugün olduğu gibi vardı. Bugün de Cumhuriyet kurumları elden çıkarılmıyor mu? Ülke dışarıya pazarlanmıyor mu?” diye konuştu.


Başa dön


Yaşama sevincine bin selam
Yazar, Ümit Kaftancıoğlu öldürülüşünün 26. yılında Atatürk Kültür Merkezi’inde düzenlenen bir etkinlikle anıldı. 11 Nisan 1980 günü görev yaptığı TRT’ye gitmek için çıktığı evinin önünde, katledilen Kaftancıoğlu için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anmaya uzun süredir hasta olan sanatçı Ali Ekber Çiçek de katıldı.
Anısını yaşatacağız
Recep Ergül ve Öztürk Tatar tarafından hazırlanan anmayı ise Kaftancıoğlu’nun TRT’de çalışma arkadaşı Mesut Mertcan sundu. Ümit Kaftancıoğlu 2006 Öykü ödüllerinin de sahiplerine verildiği gece de ilk konuşan Kaftancıoğlu ile TRT’de çalışmış olan Uğur Dündar oldu. 1970 yılında TRT sınavının sonucunu öğrenmek için gittiği TRT’nin merdivenlerinde Kaftancıoğlu ile tanıştığını belirten Dündar, orda Kaftancıoğlu’nun kendisinden yeni başlayacağı meslek konusunda dürüst olma sözü aldığını söyledi. Dündar “O devrimci gibi yaşadı devrimci gibi öldü” dedi. Daha sonra geçilen ödül töreninde konuşan Hasan Hüseyin Yalvaç ise, “11 Nisan 1980 edebiyat tarihi için sadece bir nottu. Onun ölüm tarihi yoktur. Çünki üreten insanlar ölmez” dedi. CHP Ardahan Milletvekili Ensari Öğüt ise Ümit Kaftancıoğlu ile aynı coğrafyada yaşamanın kendisi için onur olduğunu söyledi. Öğüt “O halkın diliydi, sesiydi” dedi. Yalınses Yayınları tarafından “Yaşama Sevincine Bin Selam / Ümit Kaftancıoğlu” isimli kitabı hazırlayan Öztürk Tatar ise yayın dünyasında Kaftancıoğlu ile ilgili bir kaynak bulmanın neredeyse imkansız olduğunu belirterek, hazırladığı kitapla gençlere Kaftancıoğlu’nu anlatmak istediğini söyledi. Tatar “Onun anısına ve adına yaraşır çalışmalar olmalı” dedi. Yazar Kaftancıoğlu’nun torunu Çağla Kaftancıoğlu ise bir şiir okuduktan sonra “Anısını yaşatacağız” dedi. Konuşmalardan sonra sahneye çıkan Recep Ergül, Recep Taşlıova ve Ali Ekber Çiçek de Kaftancıoğlu’nun sevdiği türküleri söyledi. Uzun süredir hasta olan Çiçek seyirciler tarafından ayakta alkışlandı.


Başa dön


etkinlik / sergi

İstanbul
  • Dilek Doğu’nun “Aşk 1000 Defa” başlıklı sergisi Aladoğan Art Gallery’de sürüyor.
  • İbrahim Acar’ın resim sergisi Toprak Sanat Galerisi’nde devam ediyor.
  • Altan Çelem’in “Oradaydım” başlıklı resim sergisi Teşvikiye Sanat Galerisi’nde görülebilir.
  • Sara Baruh resim sergisi Galeri Artist Çukurcuma’da izlenime açık.
  • Celal Yılmaz’ın “İFSAK’la 25 Yılım” başlıklı fotoğraf sergisi 14 Nisan’da sona erecek.
  • Hilmi Or’un “Mutluluk ve Yaşanan Mistisizm: Tayland” başlıklı fotoğraf sergisi 28 Nisan’a kadar İFSAK’ta sergileniyor.
  • Murat Gür’ün “Komşunun Günlüğü: Suriye” başlıklı sergisi 21 Nisan’a kadar Fototrek Fotoğraf Merkezi’nde izlenebilecek.
  • Tahsin Aydoğmuş’un “Denge” başlıklı fotoğraf sergisi İstanbul Fotoğraf Merkezi’nde 20 Nisan’a kadar açık kalacak.
  • Yossi Lemel’in “Patlayıcı Fikirler” başlıklı grafik sergisi Garanti Galeri’de 13 Mayıs tarihine kadar sürüyor.
  • Finlandiyalı sanatçıların “Kuzeyin Kuzeyinden Özgürlük ve Aşk Şarkıları” başlıklı sergisi Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi’nde 22 Nisan tarihine kadar açık kalacak.
  • “Ernst Barlach - Modernliğin Heykeltıraşı” başlıklı sergi Tophane-i Amire Kültür Merkezi ve Galeri Dürer’de 30 Nisan’a kadar sürüyor.
  • Zühtü Müridoğlu: Resim Heykel : Bütün Bir Yaşam” başlıklı sergi Yapı Kredi Kültür Merkezi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde 14 Nisan tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

    Ankara
  • Bulgar ressam Christo Yotov’un resimleri, Nurol Sanat Galerisi’nde 5 Mayıs’a kadar sergilenecek. Türkiye’de 13 yılda 15 kişisel sergi açan sanatçı, eserlerini, “Benim resimlerim bir tiyatro sahnesidir” sözleriyle anlatıyor.
  • Saadet Gözde, yağlıboya tekniğiyle ürettiği ve “Anadolu” adını verdiği yeni resimlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Gözde Sanat Galerisi’ndeki sergi, 16 Nisan’a kadar açık kalacak.

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net