www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



SAVAŞ GİBİ YIKIM
İstanbul Sarıyer’de, Derbent Mahallesi Yardımlaşma Derneği binasının yıkımı sırasında gergin anlar yaşandı. Sabahın 04.00’ünde insanlar henüz uykudayken mahalleyi ablukaya alan polis, olası bir protestoyu önlemek gerekçesiyle mahalleye gaz bombası yağdırdı. Aralarında ilköğretim okulu öğrencilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı.

Şemdinli suskunluğu!
Genelkurmay’ın Şemdinli iddianamesine ilişkin açıklamasından sonra görevden alınan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, konuşmama kararı aldı. Uzun, “çekilip, köşemizde oturmasını biliriz” dedi. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Büyükanıt ise “Hiçbir şey söylemiyorum” diye konuştu.

“Ya maden duracak
   ya da İzmir taşınacak!...”

Etkinliği özetleyen cümle ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, Elele Hareketinin Efemçukuru’nda yapılmak istenen altın madeni ile ilgili kendisine yaptığı ziyarette söyledikleri oldu: “Ya İzmir’i başka bir yere taşıyacağız, ya da bu altın madenini durduracağız”…

Verem Savaş dispanseri kapatıldı
Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı, kent merkezinde İstiklal Mahallesi, Demirciler Sokak’taki Eskişehir Verem Savaş Derneği’nin Verem Savaş Dispanserini, kent merkezine uzak ve ulaşım şartları uygun olmadığı gerekçesiyle kapattı. Dispanserin kapanması ile birlikte, Eskişehir’de verem taraması da yapılamıyor.


SAVAŞ GİBİ YIKIM
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “Kentsel Dönüşüm Projesi” kapsamında Sarıyer Derbent’te gerçekleştirdiği yıkım sırasında savaşı andıran görüntüler yaşandı. Polisin sert tutumu mahalle halkını ayaklandırırken, atılan biber gazı nedeniyle aralarında kadınlar ve çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi baygınlık geçirdi.
Büyükşehir Belediyesi yıkım ekipleri polisin de desteğini alarak dün sabah 04.00 sıralarında Derbent Çamlıtepe Mahallesi’ne geldi. Yıkım ekipleri, zaman yitirmeden Derbent Mahallesi Güzelleştirme Dayanışma ve Kalkındırma Derneği’nin bulunduğu tek katlı yapıyı yıkmaya girişirken; polis de olası bir gösteriyi engellemek gerekçesiyle mahalleye çok sayıda gaz bombası attı. Atılan gaz bombalarından bir bölümü camları kırarak evlerin içine düştü.
Neye uğradıklarını şaşıran insanlar dışarı çıkarak durumu anlamaya çalışırken, özellikle çocuk ve kadınlar atılan biber gazı nedeniyle fenalaştı. Bu sırada dernek binasının yıkıldığını gören yaklaşık 50 kişilik bir grup, protestoya başladı. Ancak, polisin bu gruba müdahalesi sert oldu. İkinci bir gaz bombalı müdahalenin ardından yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı.
Çığ gibi büyüdü
Polisin sert tavrı, protestocuların sayısının bir anda artmasına neden oldu. Dernek binasının ardından sıranın kendi evlerine geleceğini belirten ve polise tepki gösteren yaklaşık 600 kişi sloganlar atarak Akgün Caddesi üzerine barikatlar kurdu. Bu gelişme üzerine polis tekrar panzerler ve gaz bombalarıyla saldırıya geçti. Ara sokaklara dağılan ve bir süre bekleyen grup daha sonra yıkılan dernek binasının önünde toplandı.
Yürüyüşe geçtiler
Mahalle sakinlerinin basın mensuplarına açıklama yaptıkları sırada, polisin yandaki lüks siteler içerisinde görülmesi üzerine tekrar hareketli anlar yaşandı. Polise taşlarla karşılık veren mahalleli, ekiplerin bölgeden çekilmesini istedi.
Bu gerginliğin ardından sakinleşen grup, bir süre sonra tekrar toparlanarak polisin bulunduğu cadde üzerinde yürüyüşe geçti. Polis, bir kez daha biber gazı ve panzerden sıkılan suyla gruba müdahale etti.
Öğrenciler hastanede
Polisin gaz bombalı saldırısından İzzet Baysal Huzurevi’nde kalan yaşlılar ile Fahrettin Aslan İlköğretim Okulu öğrencileri de etkilendi.
Fahrettin Aslan İlköğretim Okulu öğrencilerinden bazılarında, okula geldikten sonra mide bulantısı, baş ağrısı ve göz yaşarması şikayeti görüldü. Polisin kullandığı biber gazından etkilendikleri anlaşılan öğrenciler ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Öğleden sonra ise CHP İstanbul İl Başkanı Şinasi Öktem’in girişimleri sonucu mahalle sakinleri barikatların bir bölümünü kaldırdı. Ancak, polisin bu sırada 1 kişiyi gözaltına alması üzerine barikatlar yeniden kuruldu. Saat 14.30’da panzerler ve iş makinaları eşliğinde yeniden saldırıya geçen polis barikatları kaldırdı. Barikatları kaldırdıktan sonra yeniden yapılmaya çalışılan dernek binasının da tamamen yıkılmasını sağlayan polis, 38 kişiyi de gözaltına aldı.
Bu arada, gözaltına alınıp serbest bırakılan mahalle sakinlerinden bir bölümü, gözaltında dövüldüklerini söylediler.

Dernek 29 yıldır aynı binada faliyet yürütüyor
Derbent Mahallesi Güzelleştirme Dayanışma ve Kalkındırma Derneği Başkanı Mehmet Kurt, derneklerinin 1976 yılından beri yıkılan binada hizmet verdiğini söyledi. Mahalle halkının sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan gelişmesine katkı sunan derneklerinin, halkı evlerine sahip çıkmaları konusunda uyardığı için yıkıldığını kaydeden Kurt, şöyle konuştu: “Derneğimizi yıkarak, halkımızın dayanışmasının ve birlikteliğinin ortadan kalkmasını istiyorlar. Belediye başkanımız ‘Bir tuğlaya dahi dokunulmayacak’ derken, polisle vatandaşı karşı karşıya getirdi.”

Öğrencilerin üzerine gaz bombası atıldı
Derbent mahallesi sakinleri, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kendilerine gaz bombası atıldığını, atılan bombalardan bir bölümünün evlerine isabet ettiğini, polisin mahalleyi abluka altına alması nedeniyle çocuklarını okula gönderemediklerini söylediler. Şoförlük yaparak ailesinin geçimini sağlayan 33 yaşındaki Hasan Bolat, okula giden öğrencilerin üzerine bile gaz bombası atıldığını söyledi. Derbent Mahallesi’nde ABD Konsolosluğu binasının olduğunu ifade eden Bolat, “Öncelikle bu tür binalar yıkılsın” dedi. Bolat, bazı basın mensuplarının kendilerini “terörist” gibi gösterdiğini belirterek, “Televizyonda sadece 1 polisin yaralandığını söyleyip, onu gösteriyorlar. Oysa gaz bombalarından etkilenen, kafası kolu kırılan 150 kişi var” diyerek, tepkisini dile getirdi. 56 yaşındaki Dursun Özer ise polisin hiçbir uyarıda bulunmadan kendilerine saldırdığını vurgulayarak, “Evinden çıkan gaz bombasının etkisiyle bayıldı. Birçok kişi de zehirlendi. Benim de kafama copla vurdular” diye konuştu. 18 yaşındaki Hüsne Karataş da, okula giderken kafasına isabet eden gaz bombası nedeniyle yaralanırken; 40 yıldır Derbent Mahallesi’nde oturan 52 yaşındaki Yakup Şimşek, derneğin yıkılmasının suç olduğunu söyledi.


Başa dön


Şemdinli suskunluğu!
Şemdinli Komisyonu’na verdiği bilgiler nedeniyle asker ve hükümetin tepkisini üzerine çeken ve önceki gün görevinden alınan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, susma kararı aldı. Uzun, “çekilip, köşemizde oturmasını biliriz” dedi.
CNN Türk’e konuşan Uzun, görevden neden alındığını sorgulamayacağını belirterek, “Olayı kazancımız, kaybımız nedir diye yorumlamak, bize göre değil. Bunu sorgulamak, seviyesizlik olur” diye konuştu.
Göreve nasıl geldiyse, öyle gitmesini de bileceğini ifade eden Uzun, bir küskünlük içinde olmadığını, Emniyet teşkilatındaki görevinden ayrılmayacağını söyledi.
Sabri Uzun, “görevden alınmanızı Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner ile aranızdaki görüş ayrılığına ya da Meclis Şemdinli Komisyonu’ndaki açıklamalarınıza mı dayandırıyorsunuz?” sorusuna ise, “Bu, çok bilmişlik olur. Bunu yapmamak lazım. Üst makamlara saygım sonsuz. Bir bildikleri vardır elbet” karşılığını verdi.
Dikkatleri üzerine çekmişti
Uzun’un Şemdinli Komisyonu’na verdiği ifade, askerin yanı sıra hükümetin de tepkisini çekmişti. Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Uzun’u; “Kamu görevlisinin görevi bilgi vermektir, yorum yapmak değil. Eğer bir tereddüdü varsa amirlerine bildirseydi. Kimse, o komisyonlar üzerinden popülarite elde etmeye, kahramanlık yapmaya kalkışmasın” ifadeleriyle eleştirmişti.
Genelkurmay’ın açıklaması
Sabri Uzun’un görevden alınması Genelkurmay Başkanlığı’nın Şemdinli iddianamesiyle ilgili sert açıklamasından iki gün sonra geldi. Genelkurmay’ın yazılı açıklamasında; “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yapılan bu haksız ve maksatlı suçlamalar karşısında, öncelikle anayasal sorumluluğu olanların tavır almaları, bu saldırıyı bütün yönleriyle ortaya çıkarmaları ve arkasındaki çarpık zihniyetin temsilcilerini makam, statü ve konumları ne olursa olsun kamuoyuna açıklamaları ve haklarında işlem yapmaları gerekmektedir” denilmişti.

‘Büyükanıt yargılanmalıydı’
Sultan Özer
Meclis Şemdinli Komisyonu bölgeye gitmeye hazırlanırken, CHP Hakkâri Milletvekili Esat Canan, bazı komisyon üyelerinin “güvenlik” tartışmalarını eleştirdi. Şemdinli iddianamesinin gerçekleri ortaya koyduğunu, iddia edildiği gibi yorum olmadığını da kaydeden Canan, ancak gerek Genelkurmay’ın gerekse hükümetin yargıya müdahale ettiğini söyledi.
Meclis Şemdinli Komisyonu üyelerinin bölgedeki incelemeleri önümüzdeki hafta gerçekleşecek. Komisyon üyelerinden 9’u, 25 Mart Pazartesi günü uçakla Van’a giderek, öncelikle tutuklu astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile görüşecek. Komisyonun AKP’li üyesi Şükrü Önder ile CHP’li Sırrı Özbek aynı gün Bitlis’e geçerek, jandarmanın “haber elemanı” olarak gösterdiği PKK itirafçısı Veysel Ateş’i dinleyecek.
Van’dan Hakkâri’ye helikopter ile geçecek olan komisyon üyeleri, sadece gündüz kalacakları Şemdinli’de, bombanın atıldığı Umut Kitabevi’nde de keşifte bulunacak. Komisyon üyeleri, “güvenlik” gerekçesiyle Hakkâri’de valiliğin tahsis edeceği misafirhanede kalacak. Komisyon, Şemdinli iddianemesini hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya ile ise görüşmeyecek.
Komisyonda tartışma konusu olan “güvenlik” sorununu gerçekçi bulmayan ve böyle bir tartışma yapılmasını da eleştiren CHP Hakkâri Milletvekili Esat Canan, oradaki insanlar için güvenlik sorunu olmazken, milletvekillerinin güvenlik sorununu gündeme getirmelerinin yanlış olduğunu söyledi.
Komisyonun çalışmalarından ciddi bir sonuç çıkmasını beklemediğini de belirten Canan, Şemdinli’nin üzerinin örtülmek, kapatılmak istendiğini söyledi.
‘Savcı olayları ortaya koydu’
Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın da diğer vatandaşlar gibi yargılanması gerektiğini kaydeden Canan, ancak Genelkurmay’dan yapılan açıklamaların yargıya doğrudan müdahale olduğunu dile getirdi. Canan, hükümetin de yargıya müdahale ettiğini, bütün bunların sonucunda ortaya çıkanın ise “Şemdinli’nin üstünün örtülmek istenmesi” olduğunu söyledi.
Şemdinli iddianamesinde yer alan iddiaların gerçekçi olduğunu, Şemdinli olayını aydınlattığını, asıl bunun üzerine gidilmesi gerektiğini kaydeden Canan, Savcı’nın yorum yapmadığını, olayları ortaya koyduğunu da söyledi.
Canan, “Şemdinli’ye ilişkin bugüne kadarki gelişmeler gösteriyor ki, Şemdinli aydınlatılmak değil, üzeri örtülmek, kapatılmak isteniyor” diye konuştu.

BÜYÜKANIT: HİÇBİR ŞEY SÖYLEMİYORUM
Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi (TMMM) tarafından Bilkent Oteli Konferans Salonu’nda düzenlenen “Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği” konulu sempozyuma katılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, sempozyumda verilen ara sırasında, gazetecilerle sohbet etti.
Gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını yanıtlamaktan kaçınan Orgeneral Büyükanıt, Şemdinli iddianamesi kapsamında Van Cumhuriyet Savcılığının kendisinin “tanık” olarak ifadesine başvuracağının belirtilmesi üzerine, (gülerek), “Bilmiyorum. Her şey olabilir. Neler olmuyor ki. Sanıklıktan iyidir” dedi.
Orgeneral Büyükanıt, bazı haberlerde, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un görevden alınmasının kendisinin durumuyla ilişkilendirildiğinin belirtilerek, düşüncesinin sorulması üzerine, “Hiçbir şey söylemiyorum” diye konuştu.

SABRİ UZUN NE DEMİŞTİ?
Sabri Uzun, Şemdinli Komisyonu’nda sorulara şu yanıtları vermişti:
Hakkâri, Şemdinli ve Yüksekova’daki patlamalardan kim sorumlu?
Yerel bir disiplinsizlik. Örgüt bazı olayları üstlenmiyor. Olayların sayısı sıklığı, örgüt disiplinine uymayışı bizi tedirgin etmiştir. Normal değil. Bir yerde olay yükseliyor, başka yerde çok düşük seviyede. Bir anormallik var. Halktan insanlar zarar görmediği halde örgütün üstlenmediği olaylar var. Demek ki şüpheli bir durum var. Yani başka bir güç bu anormalliği yapıyor demektir.
Bunlar önceden haber alınıp önlenemez miydi?
Hırsız evin içinde olursa kilit işe yaramaz. Dünya Barış Günü, Kadınlar Günü’nde örgütün hiç bombası yok. Burada Barış Günü’nde bomba patlıyor. İmralı’ya gidecek otobüse bomba ve sahibine tehdit var. Cemaatlerden biri dershane yeri kiralamış. Oraya saldırı olmuş. Örgüt-cemaat savaşı gibi bir anlam taşıyor. Şimdiye kadar buna tesadüf etmedim. Bunlar bir yere oturmuyor. Roj TV’de olaydan 5-10 dakika sonra haber yapılmış, planlıymış... Soran makama bunun böyle olmadığını, haberin saat 20.00’de verildiğini, 5-10 dakika sonra haber verilmediğini bildirdik...
Bu olayı nereye oturtacağız?
Faili olan kişiler oturtacak.
Termal kamerayla izlenen bir yere 1 Kasım’da 150 kilo patlayıcı nasıl girdi?
Yani kilit bozulmuş efendim. Evin içinden olursa her şey girer.
1 Ocak’tan beri Türkiye’de, Van, Diyarbakır, İzmir ve İstanbul’da 81 kilo plastik patlayıcı yakaladık. Bunlar PKK’nın. Oraya (Şemdinli) girse de yakalanır..
Niye yakalanmadı?
Orada kilit bozuk efendim.

‘SAVCI DOĞRU YOLDA’
(Astsubayı tanıdığını söyleyen) Generali tartışmam. Uygun düşmez. İhtilaller, gözaltına alınan ve asılan cumhurbaşkanları, başbakanlar var. Parlamentonun feshi var. Atatürk’ün iltifat ettiği bir cumhurbaşkanı gözaltına alınmış. Şemdinli o zaman vardı, yeni değil...
Elimizdeki bilgi ve belgelerin hepsini savcıyla paylaşıyoruz. Savcı (Ferhat Sarıkaya) zaten doğru yolda.

Şemdinliler, ‘güvenlik’ gerekçesini gerçekçi bulmadı
Sıddık Güler
Meclis Şemdinli Komisyonu’nundan bazı milletvekillerinin ‘güvenlik’ gerekçesiyle bölgeye gitmeme kararı alması tepkilere neden oldu. Gerekirse komisyonun güvenliğini kendilerinin sağlayacağını belirten Şemdinliler, milletvekillerini bölgeye davet etti.
Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin, ilçede hiçbir güvenlik sorununun olmadığını kaydetti. Tekin, “Burada bu kadar insan yaşıyoruz. Eğer güvenlik sorunu varsa biz nasıl yaşıyoruz? Komisyonun önünde hiçbir engel yoktur. Beklentimiz gelip sağlıklı bir araştırma yapmalarıdır” dedi.
Güvenlik sorunun olmadığını kaydeden DTP İlçe Başkanı Emrullah Öztürk ise, eğer devlet komisyonun güvenliğini sağlamıyorsa, halkın güvenliği sağlamaya hazır olduğunu belirtti. Yapay gündemlerle Şemdinli olayının kapatılmak istendiğini de dikkat çeken Öztürk, şöyle konuştu: “Eğer gerçekten güvenlik sorunu varsa kaymakam, savcı, hakim ve en başta Şemdinli halkı nasıl yaşıyor? Bunların güvenlik kaygısı yok mu? Güvenlik sorunu sadece komisyon üyeleri için mi geçerli? Bunlar gerçekle alakası olmayan söylemlerdir. Yetkililerin de bu konuda sağlıklı açıklama yapmalarını bekliyoruz.”
Vali: Güvenlik sorunu yok
Bu arada basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu, Şemdinli’ye gelmesi beklenen TBMM Şemdinli Araştırma Komisyonu üyelerinin ilçede kalması halinde “yeterli güvenlik önlemlerinin alınamayacağı” yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Nasuhbeyoğlu, “Önümüzdeki günlerde ilimize gelecek TBMM Şemdinli Araştırma Komisyonu’nu karşılamaya hazırız. Programa uygun olarak komisyon üyelerimizi karşılayarak güvenliklerini sağlayacağız. Komisyon üyelerimiz nerede kalmak istiyorlarsa orada kalabilirler” diye konuştu.


Başa dön


“Ya maden duracak
   ya da İzmir taşınacak!...”
İzmir’de Dünya Su Günü nedeniyle düzenlenen panelde toprakları, suları ve yaşam alanları altın madencisi TÜPRAG şirketi tarafından kirletilmek istenen Uşak İnay ve Efemçukuru köylüleri bir araya geldiler. İnay köylüleri tüm eylemlerinde olduğu gibi üzerinde “siyanüre hayır” yazan kefeni temsil eden beyaz giysiler ve çanlarla paneli izlerken, Efemçukuru köylüleri ise kendilerine “Şu Efemçukurluları dövmek gerek” diyen Menderes Belediyeler Birliği Başkanına tepki gösterdiler.
Su yaşamdır…
İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panele, konularında uzman isimler ve bilim insanları konuşmacı olarak katıldı. Paneli Elele Hareketi dönem sözcüsü Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Ertuğrul Barka yönetirken, ilk konuşmayı Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Halil İnay Kınay yaptı. Sunumunda İzmir’in içme suyu konusunda da bilgi veren Kınay, “Bütün bu olumsuzluklara rağmen, “Kalkınma için tüm değerler feda edilebilir anlayışıyla , zaten kıt olan su kaynaklarımız çok hızlı bir şekilde kirlenmekte ve azalmaktadır. Maden Kanunu’nda yapılan değişiklik yeterli görülmemiş, önce “Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği”, sonra da “Madencilik Faaliyetleri izin Yönetmeliği” ile su havzalarına darbe üzerine darbe indirilmiştir” diye konuştu.
Kınay’ın ardından konuşan İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) Arıtma Daire Başkanı Dr. Suzan Gök, kente içme suyu sağlayan baraj havzaları için en büyük tehdidin maden ocakları, sanayi işletmeleri ve kaçak yapılaşma olduğunu söyledi. Gök’ün temsil ettiği kurum olan İZSU, Efemçukuru köyünde yapılmak istenen altın madenciliğine karşı çıkıyor.
Egeçep Dönem Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı sunumunda son dönemde çıkarılan Maden Kanunu ve çeşitli yönetmeliklerin ülkedeki su kaynaklarını çok ciddi biçimde tehdit eden uygulamaları beraberinde getirdiğini dile getirdi. Efemçukuru yöresinde yıllarca çalışma yürüten jeoloji mühendisi Savaş Dilek, Efemçukuru köyünün jeolojisi hakkında bilgi vererek, burada yapılacak madenciliğin sakıncalarını dile getirirken, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, Tahtalı Havzası ve Efemçukuru’nda organik tarım yapılması için koşulların son derece uygun olduğunu, ancak yapılacak bir madencilik faaliyetinin bunu olanaksız kılacağını dile getirdi. Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa ise sunumunda altın madenciliğinin insan sağlığı üzerinde yapacağı etkiler hakkında bilgi verdi. Son olarak konuşan Elele Hareketi dönem sözcüsü Ertuğrul Barka Bergama köylülerinin, Efemçukurluların ve İnay köylülerinin altın madenine karşı verdikleri mücadeleyi anlatan bir CD sunumu yaptı.
Köylülerin destek çağrısı
Panelde Efemçukuru köylüleri adına bir kız çocuğu yetkililere yaşamlarının korunması için çağrıda bulunurken, üzerinde “siyanüre hayır” yazılı kefeni temsil eden beyaz bir örtüyle çıkan İnay köylüsü de, herkese madene karşı kendileriyle birlikte mücadele çağrısı yaptı. Konuşmaların ardından söz alan Menderes Belediye Başkanı Ergun Özgün, Tahtalı Baraj koruma havzası nedeniyle üreticilerin yaşadığı sıkıntıları aktararak İZSU ve Büyükşehir’in kendilerine destek vermediği eleştirisini yaptı. Panel başlamadan önce Özgün’ün madene karşı mücadele eden Efemçukuru köylüleri ile ilgili “Bu Efemçukurluları dövmek gerek” sözüne Efemçukuru Kooperatifi Başkanı Halil Karaçam ve köylüler tepki gösterdi. Etkinliği özetleyen cümle ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, Elele Haraketinin Efemçukuru’nda yapılmak istenen altın madeni ile ilgili kendisine yaptığı ziyarette söyledikleri oldu: “Ya İzmir’i başka bir yere taşıyacağız, ya da bu altın madenini durduracağız”…

İki kişiden biri arıtılmamış su içiyor
TMMOB adına İnşaat Mühendisleri Odası’nın düzenlediği Su Politikaları Kongresi’nde, Şehir Plancıları Odası, Türkiye’de su ve atıksu arıtma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çekti. Her iki kişiden birinin arıtılmayan suları içtiği ve kullandığı Türkiye’de, nüfusun yüzde 83.2’si atıksu arıtma tesislerinden yararlanamıyor.
Kongreye, Şehir Plancıları Odası’nın sunduğu bildiride, ülkemizde su hizmetlerindeki eksikliklere ilişkin çarpıcı verilere yer verildi. Avrupa Çevre Ajansı’nın yaptığı analizde, yüzde 16.98’lik Su Kullanım İndeksi ile Türkiye düşük seviyede su sıkıntısı çeken ülkeler arasında bulunuyor. Şehir plancılarına göre bunun nedeni su potansiyelinin ülke coğrafyasında eşit bir biçimde dağılmaması ve hızlı nüfus artışı. Bu nedenle her yıl kişi başına kullanılabilen yıllık su miktarı azalıyor.
2004 yılı itibariyle, içme ve kullanma suyunu şebekelerden alan belediye-nüfus oranı yüzde 93’e ulaşırken-, şebeke ile dağıtılmak üzere 4.7 milyar metreküp (m3) su çekildi. Suyun yüzde 42’si barajlardan, 27’si kuyulardan, 26.2’si kaynaklardan, 2.9’su akarsulardan ve 1.8’i göl ve göletlerden temin edildi. Ancak çekilen 4.7 milyar m3’lük suyun yalnızca 2.08 m3’ü arıtıldı. Bir başka deyişle nüfusun yüzde 56.1’i arıtılmayan suyu içiyor ve kullanıyor.
Belediyelerin yüzde 78.7’si kanalizasyon şebekesi ile hizmet veriyor. Ancak atıksu arıtma tesisi ile hizmet edilen nüfus yalnızca yüzde 16.8. Atıksuların bertaraf edilmesinde de ciddi sorunlar yaşandığına işaret edilen bildiride, “Su kaynaklarımız korunmamakta, nehirlerimiz, göllerimiz ve yeraltı suyu kaynaklarımızı hızla kirlenmektedir” denildi. Bildiride dikkat çekilen bir diğer nokta ise, su kayıp oranlarının büyükşehir belediyelerinde yüzde 43.8, diğer belediyelerde ise yüzde 40’ı bulması. Su kaybının nedeni ise hem şebekenin kötü olması, hem de kaçak kullanımların artması.
Su meta değil!
Su hizmetlerinden belediyelerin kâr ettiğine de işaret edilen bildiride, bu gelirin altyapı sorunlarının çözülmesine yönelik kullanılmadığı belirtildi. Bildiride, Malatya’da şebeke suyundan kaynaklı yaşanan ishal salgınının su ve kanalizasyon hizmetlerinin kentsel yaşam kalitesine ve halk sağlığına doğrudan etkisini ortaya koyduğu ifade edildi. Bildiride şu değerlendirmeye de yer verildi: “Suyun sadece ekonomik bir değer olarak ele alınması çevre ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Sağlıklı, güvenebilir ve ödenebilir koşullarda suya erişim, merkezi ve yerel yönetimler tarafından da bir insan hakkı olarak kabul edilmeli ve sosyal bir değer olduğu görüşünden hareketle yönetilmelidir”.
Kaynaklar yeterince kullanılmıyor
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıza Kanber, kongrede yaptığı sunumda, kullanılabilir iyi nitelikteki yüzey suları potansiyelinin yüzde 40.15’inin, yeraltı su potansiyelinin ise yüzde 48.78’nin kullanıldığını söyledi. Kanber, yeraltı ve yerüstü su potansiyelinin yüzde 58’inin değerlendirilmeyi beklediğini bildirdi. Türkiye’de sulanabilir nitelikteki arazilerin ancak yüzde 17.57’sinin kullanıldığını kaydeden Kanber, üreticinin şimdilik istediği zamanda yeterli su bulabildiğini, ancak daha çok arazinin sulanması durumunda su sıkıntısının yaşanacağını ifade etti. Sulanabilir alanlarla birlikte su potansiyelinin etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kanber, atık veya tuzlu sular gibi yeni kaynaklarla da takviye yapılmasının önemli olduğunu dile getirdi.


Başa dön


Verem Savaş dispanseri kapatıldı
Ali Baş
Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı, kent merkezinde İstiklal Mahallesi, Demirciler Sokak’taki Eskişehir Verem Savaş Derneği’nin Verem Savaş Dispanserini, kent merkezine uzak ve ulaşım şartları uygun olmadığı gerekçesiyle kapattı. Dispanserin kapanması ile birlikte, Eskişehir’de verem taraması da yapılamıyor.
17 Ağustos 2005 tarihinde Eskişehir Verem Savaş Derneği Şubesi ‘Verem Savaş Dispanseri’ni Bahçelievler Mahallesi’nden stadyumun karşısındaki İstiklal Mahallesi, Demirciler Sokağa taşıdı. Sağlık Bakanlığı Verem Savaşı Daire Başkanlığı ‘Verem Savaş Dispanseri’nin yeni yerini koşullara uygun bularak, 28 Şubat 2005 tarihinde ruhsat verdi. Ancak, daha sonra Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile valilik tarafından verilen ruhsatın iptal edilmesini istedi. Sağlık İl Müdürlüğü, daha önce ruhsat verilmesinde uygun görüş belirttiği, dispanserin binasının üst katta, röntgenin ise alt katta bulunmasının yanlış olduğunu öne sürdü.
Sağlık Bakanlığı Verem Savaşı Daire Başkanlığı,Daire Başkanı Uzman Doktor Feyzullah Gümüşlü’nün imzası ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın oluru ile Bakanlık makamına yazdığı yazıda şu görüşlere yer verdi: ” Verem Savaş Dispanserlerinden Daire Başkanlığımıza her ay gönderilmekte olan formlar incelendiğinde de adı geçen dispansere ait istatistikleri de bu görüşe desteklemektedir. Eskişehir Dernek Verem Savaş Dispanseri’nin hitap ettiği nüfus, merkeze uzaklık ve ulaşım şartları, her ay vermesi gereken hizmetler ve hasta sayısı incelendiğinde de dispanserin hizmete devam etmesinin yararlı olmadığı düşünülmektedir. Bu gerekçelerle Eskişehir Dernek Verem Savaş Dispanseri’nin yürütmekte olduğu işlerin, tüm demirbaş ve gereken sayıda personeliyle birlikte Deliklitaş Verem Savaş Dispanseri’ne devredilmesini ve Eskişehir Dispanseri’nin kapatılması hususunu müsaadelerinize arz ederim”.
Malzemeler çürümeye terk edildi
Verem Savaş Dispanseri’nin malzemeleri ve personeli ise Deliklitaş’taki Sağlık İl Müdürlüğü’nün dispanserine devredildi. Ancak, aradan aylar geçmesine rağmen, Deliklitaş’taki binaya götürülen malzemeler depoya kilitlendi. Röntgen cihazları ise kurulmadı. 60 yıldır, kullanılan seyyar röntgen tarama cihazları da tarihe karıştı. Eskiden kritik işyerleri, fabrikalar ve cezaevleri başta olmak üzere yapılan verem sağlığı taramaları da, artık tarihi karışmış oldu.
‘Dispanser önemliydi’
Eskişehir-Bilecik Tabipler Odası Başkanı Doç. Dr. Hikmet Başmak, 600 bin nüfuslu bir kentte Verem Savaş Dispanseri’nin kapatılmasına akıl erdiremediklerini belirterek,” Eskişehir, sağlıkta merkez bir kenttir. Kendisi ile birlikte çevresindeki illere de sağlık hizmeti götürür. Bu açıdan da dispanser büyük önem taşıyordu. Kararın bir hata sonucu alındığına inanmak istiyoruz ve dispanser vakit geçirilmeden hizmete tekrar açılmalıdır.Yanlıştan dönülsün” dedi.

‘Yanlıştan dönülsün’
Sinanlı köyünde gerginlik
Bismil’in Sinanlı köyünde, ağanın köylülerin tarlalarını sürmek istemesi üzerine köylülerle ağanın adamları arasında gerginlik çıktı. Köylülere ait tarlaları sürmek isteyen ağaya tepki gösteren Sinanlı köylüleri, traktörleri engellemek istedi. Bunun üzerine çıkan tartışma nedeniyle olay yerine çok sayıda asker sevk edildi. Olaylar sırasında İbrahim Diken, Ahmet Kınacı ve Mecit Abanos adlı köylüler gözaltına alındı. Sinanlı köyü jandarma karakoluna bağlı askerler tarafından müdahale edilen olayın ardından, traktörler karakola götürüldü. Türkiye Tüm Üretici Köylü Sendikası (Tüm Köy Sen) Bismil Şube Başkanı Halil Duru, Meclis’te bulunan Diyarbakır milletvekilleri ve İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun danışmanıyla da konuyu görüşerek, valiliğin müdahale etmesini istediklerini aktardıklarını belirtti. Gerginlik milletvekillerinin girişimleriyle sona erdi.
Faşist saldırıya protesto
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) öğrencileri, üniversitelerinde yaşanan faşist saldırıyı protesto etti. 21 Mart akşamı Kuzey Kampüs’te faşistlerin bıçaklarla saldırı gerçekleştirdiğini belirten öğrenciler dün 14.00’de Güney Meydan’da toplandı. 250 öğrenci “Faşizm defol, üniversiteler bizimdir”, “Türkeş’in itleri yıldıramaz bizleri” ve “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarını atarak kampus kapısına kadar yürüdü. Üniversite kapısında öğrencilerden Fulya Alikoç yaptığı açıklamada, saldırı sırasında bir öğrencinin boğazına bıçak dayandığı dile getirdi. Alikoç, üniversitelerini faşist saldırılara karşı koruyacaklarını ve eli bıçaklı faşistleri üniversitede barındırmayacaklarını belirtti.
2005’te insan hakları karnesi zayıf
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın, A.Ü. Öğretim Üyesi Prof. Baskın Oran’a hazırlattığı, “Türkiye İnsan Hakları Bilançosu: 2005 Yılı İzleme Raporu” açıklandı. Raporla ilgili bilgi veren Oran, “Türkiye’de inanılmaz bir etnik Türk milliyetçiliğinin yükseldiğini ve bunun hayatın tüm alanlarını etkilediğini” belirterek 2005 yılının insan hakları açısından çok kötü geçtiğini söyledi.
Danıştay’dan MEB’e ret
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Açıköğretim Lisesi Yönetmeliği’nin bazı hükümlerinin yürütmesini durduran Danıştay 8. Dairesi’nin kararına yapılan itirazı reddetti. Milli Eğitim Bakanlığı, Danıştay 8. Dairesi’nin kararına itiraz ederek, yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasını istedi. İstemi görüşen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, itirazı yerinde görmedi ve oybirliğiyle itirazın reddine karar verdi. Danıştay 8. Dairesi, bu kararın ardından, yönetmeliğin bazı maddelerinin iptal istemini esastan karara bağlayacak. Danıştay 8. Dairesi, yönetmeliğin “Amaçlar” başlıklı 5. maddesinin (a) bendine yönelik yürütmenin durdurulması istemini kısmen kabul etmişti. Daire, hükümdeki ilköğretimi tamamlayan, ancak ortaöğretime devam etmeyenlerin Açıköğretim Lisesi’ne kayıt yaptırabileceğine ilişkin hükmün yürütmesini durdurma istemini reddetmiş, ancak, aynı hükümdeki “ortaöğretimden ayrılan, mezun olan ve yüksek öğretimden ayrılan veya mezun olanlara farklı alanlarda da öğrenim fırsatı vermek için Açıköğretim Lisesi’ne kayıt yaptırabileceğine” ilişkin hükmün yürütmesini durdurmuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net