Bizzat ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) onayıyla “Nama askeri kampı” içinde kurulan ve “Kara Hücre” diye adlandırılan gizli işkence merkezinde, yüzlerce Saddam rejimi yetkilisi ile Iraklı direnişçinin sorgulandıkları ve bu kişilerin ağır işkenceye maruz kaldıkları belirtildi. Iraklı mahkûmların “Ebu Garib’e gönderilmeden önceki durağı” diye nitelenen “Kara Hücreler”de, ABD ordusu içinde ‘gölge birlik’ diye bilinen Özel Operasyon Timleri’ne bağlı 1000 askerin görev yaptığı belirtildi. Saddam Hüseyin’in ABD askerlerince yakanlanmasından sonra, “tıbbi kontrol” için getirildiği Bağdat Havaalanı yakınlarındaki ABD askeri üssünün içinde bulunan Kara Hücreler’de, Özel Operasyon Timleri’nin yanı sıra, Amerikan gizli servisi CIA ajanları ile Federal Soruşturma Bürosu (FBI) yetkililerinin de görev yaptığı belirtildi.
ABD’de yayımlanan “The New York Times” gazetesinin haberine göre, ABD’li Özel Operasyon Birlikleri’nin “Kara Hücre” diye adlandırılan işkence merkezinde, “kendi özel işkence çemberlerini kurdukları” anlaşıldı. New York Times, Pentagon yetkililerine dayandırdığı haberinde “Bu işkence merkezlerinde pencereye bulunmuyor ve hücreler bir insanın sığımayacağı kadar dar. Kara Hücreler’de, ABD’li askerler, eski Iraklı üst düzey yetkililleri, tüfekler ile dövüyor; hareket edip, yüzlerine tükürüyor ve işkence merkezinin nispeten daha geniş bölgelerinde askerler, Iraklı yetkilileri boya ile yapılan savaş oyunlarında birer hedef olarak kullanıyorlar” ifadelerine yer verdi. Kara Hücreler’in, Bağdat Havaalanı yakınlarındaki Nama askeri kampının, “bir parçası olduğunu” belirten New York Times, “Kara Hücreler’in duvarlarında, ‘KAN YOK, PİSLİK YOK’ yazılarının bulunduğunu belirtti . Pentagon yetkilileri bu yazıları, Özel Operasyon Timleri’nin işlerine adapte olma çabası olarak açıklıyorlar. Eğer askerler işkence ettikleri Iraklılar’ın kanlarını akıtmazlarsa ceza almaktan kurtuluyorlar.
Kuralsızlık kuralı
Nama askeri kampında uzun bir zaman çalışan, ancak kısa bir süre önce görevi bırakan bir Pentagon yetkilisi, “Kara Hücreler’deki tutuklular, bu üslerde kaldıktan sonra, ortadan kayboluyorlardı. ABD’li askerler, akrabalarının ve avukatlarının sorularını yanıtsız bırakıyor ve gözaltına aldıkları bu kişiler hakkında bilgi sahibi olmadıklarını iddia ediyorlardı. Bu hücrelerdeki gerçek; hiçbir kurallın olmadığıydı” dedi.