www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



nevruzun newrozun renkleri - 1 -
  'Birlikte kutlamanın özlemini duyuyoruz’

İlk toplumlardan bu yana doğanın içinde var oluşun etkisiyle yeni yıl bayramı olarak kutlanan “21 Mart”ın, bugün Kürtler eliyle yeniden canlandığını dile getiren Ankara Üniversitesi DTCF Halkbilimci Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhtar Kutlu, bu kutlamanın, Ortadoğu başta olmak üzere Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar birçok kültürde yer bulduğuna işaret ediyor.



nevruzun newrozun renkleri - 1 -
   'Birlikte kutlamanın özlemini duyuyoruz’
Müge Tuzcuoğlu, Serpil İlgün, Mustafa Kara
İlkbaharın başlangıcı sayılan ve eski dönemlerden bu yana tüm halklar için ayrı bir yeri olan “21 Mart”ın kültürel açıdan önemi nedir?
Nevruz, günümüzdeki anlamları bir yana, köken olarak; bir yeni yıl bayramıdır. Belli bir bölgedeki halkların; kökleri arkaik kültürlere kadar dayanan yeni yılın başlangıcı ve baharı karşılama bayramı. Kaynağı Ortadoğu halkları ama bununla sınırlı değil. Nevruz’u tanıyan, uygulayan, kültürlerinde yer veren halkların, coğrafyaya bakınca Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar Ortadoğu halkları başta olmak üzere geniş bir alana yayıldıkları görülür.
Günümüzde 21 Mart tarihinin, birçok eski takvim geleneğinde ilkbahar ekinoksuna yani gece ve gündüzün eşit olduğu, güneşin koç burcuna girişiyle yeni yılın başlangıcı olarak kabul edildiğini biliyoruz. İşte bu günü, kutlama esasına dayanan, doğa kültlerini, dualist anlayışları, arkaik inançları içinde barındıran Ortadoğu’nun en yaygın geleneklerinden birisi.
Nevruz’un ritüellerle olan ilişkilerinden biri “yeni yıl, yılın başlangıcı”, diğeri ise “bahar ve bereket” olarak iki önemli kavramı çağrıştırıyor. İnsanoğlunun bu kavramlara kozmogonik mitlerin; insana; zamana ve evrene ilişkin bilinmeyenleri inanca ve kutsala dayalı açıklamalarla ulaştığını biliyoruz. Verimlilik ritüelleri ile geçiş ritüelleri ile yakından ilgisi burada. Bu ritüellerin daha çok yaz-kış, yeni yıl-eski yıl, bolluk-kıtlık gibi zamanlarda ve geçişlerde gerçekleşmesi giderek takvimin evrimi içinde de bir anlam kazanmasına neden olmuştur.
Ritüellerin veya ayinlerin; toplumsal, dinsel, kültürel, psikolojik işlevleri var. Aynı zamanda siyasal işlevi de var. Bugün en tartışmalı alanlardan birisi bu. “Nevruz Kürtlerin mi, Türklerin mi bayramıdır? Hangi anlamları ile kutlanmalıdır?” gibi tartışmalar var. Bütün ritüellerde olduğu gibi bu geleneği de besleyen köklü bir söylence, efsane var. Simgeleri ile kavramak; ona, toplulukların, ulusların, kültürlerin verdiği anlamlarıyla yaklaşmak en sağlıklısı olur.
Nevruza bugün Kürtlerin yüklediği anlam ile farklı toplumların yükledikleri anlam, çoğu kez örtüşmeyebilir. Nedeni; onu besleyen söylencelerin farklılığı.
Kürtler için Nevruz; direnişin, kurtuluşun, başkaldırının simgeleriyle doludur. Zalim Dehak’tan kurtulabilmek adına Demirci Kawa’nın yaktığı ateş; ulusun kurtuluşu olarak simgelenir. Bir tür kimlik inşası bağlamında kullanılıyor. Öte yandan özellikle Anadolu coğrafyasında üstü küllenmiş bir gelenek gibi duruyordu, ama reaksiyoner bir tepkiyle canlandı. Bugün Nevruz’a Kürtlerin, Türklerin, Farsların, Azerilerin bakışı aynı değil.
Türklerin sahiplenmesi neden?
Mesele sahiplenme değil. Benzer süreçlerin yaşanıyor olması, her iki taraf da bir “kimlik inşası” olarak görüyor. Bu yeni bir olgu. Özellikle ‘90 sonrası Orta Asya’daki Türki topluluklarda Nevruz’un yeniden canlanması; kimlik arayışları içinde, onun siyasal politik işlevlerinden yararlanma aşamasıdır. Uluslar onu kültürlerine bağlayarak, özgürce kutlayamadıkları Nevruz’u daha şenlikli, büyük gösteriler ile kutluyorlar.
Halkbilimsel açıdan Nevruz, geleneksel bahar bayramlarımızdan biri olarak duruyor. Çok önceleri kimse Nevruz hakkında çok şey bilmiyordu. Bahar bayramı olarak Hıdırellez daha yaygındı. Kürtler eliyle tekrar gündeme bugünkü kutlama biçimleriyle geldi. Ama bu Türklerde Nevruz geleneği yoktur anlamına gelmemelidir. Bunu bir birleştiricilik ya da tarafsız bir yerde durmak için söylemiyorum. Anadolu’dan derlenmiş halkbilimsel gerece bakarak söylüyorum.
Çünkü bir halkbilimci olarak Nevruz’a ilişkin yapıp edilenlere bakınca uygulanan birçok pratiğin Anadolu’nun değişik yerlerinde uygulandığını; Nevruz, Navruz, Sultan Nevruz, Çiğdem Pilavı, Eski Mart, Mart Dokuzu, gibi adlarla anılan kutlamaların gelenekler olduğunu görüyoruz.
Peki bugün bir Türk ve bir Kürt için Newroz ne ifade eder?
Kürtlerin Nevruz’a yükledikleri anlam ve yakın dönemlerde kutlama biçimleri; bir ritüelin siyasal işleviyle çok yakından ilişkili. Kürtlerce bunu besleyen eski halk efsanesi; bugün Kürtlerin kimlik bağlamında başvurdukları bir geçmiş. İçeriden baktığımızda bu böyledir.
Bir kimlik inşası olarak görülmesi, yeni dönemde yeni bir olgu olarak karşımıza çıkmıştır. Bu inşada yaslandıkları kimlik tutunumu dediğimiz şeyler; köken arayışı içinde bütün uluslaşma süreçlerinde görülür. Kürtler için de bunu söylememiz mümkün. Türkler için de...
Bu topraklarda, Türklerle Kürtlerin bir arada yaşadıkları bölgelerde yıllardır kutlanır. Ama bugün Nevruz’a yüklediğimiz; anlamların siyasal işlevleriyle öne çıkmasıdır. Ritüellerin başına böyle işler gelir. En masum, en kadim, en arkaik bir ritüelin iktidarın ve siyasetin elinde ona yüklenmiş yeni anlamlarda öne çıktığı olur. Bu durum ayinlerin, bir anlamda siyasal iktidarların meşrulaştırma araçları olarak törenlere dönüşme sürecinin aynısıdır. Bugünün törenleri, geçmişin ayinlerini meşrulaştırıyorsa; Nevruz da aynıdır. Buradan bakınca kültürel anlamda tanımak mümkün değildir.
Kürtler için Newroz’un farklı bir anlamı var ve halk olarak sahiplenmişler. Peki Türkler bunu resmi düzeyde değil de halk olarak benimsemişler midir?
Bugün Nevruz’un resmi törenlere dönüşmüş bir biçimde kutlanmasının nedenlerini açıklamaya çalıştım. Ancak unutmayalım ki, Nevruz bir halk geleneği, bir halk şenliğidir. Bugünkü biçimi onu, halkın elinden alıp, bir güç gösterisine dönüşmesine neden olan sürecin sonucu. Oysa halk kültürümüzün önemli toplumsal uygulamalarından biri. Baharı, yaşama sevincini, kutsal ateşte arınmayı, yenilenmeyi, uyanan doğa ile birlikte bolluk-bereketi ve yeni yılı simgeleyen uygulamalar, işlemler ve inançlarla yaşıyor. Üstelik bunlar Kürtlerin de Türklerin de kutlamalarındaki ortak simgelerdir.
İnkara dayanmayan birliktelikle kutlamaları gündeme getirebilir miyiz?
Tek özlemimiz bu. Ateşlerini, aramızdakileri, birlikteliğimizi yakıp yıkan ateşler değil, birlikte kutlayabildiğimiz, bir bayrama dönüştürmek... Olması gereken de bu. Birlikteliğin ateşi olarak yakıp, omuz omuza üzerinden atlamak... Nevruz’da yanan Nevruz ateşleri ve ateş üzerinden atlamak, Nevruz gelenekleri içinde en yaygın olanlarından biri.
Ateşin yaratılış mitoslarında tanrılar tarafından insanlığa armağan edilmesi, sürekli olarak korunması düşüncesini ve kutsallığını beraberinde getiriyor. Ateşin kutsal, arıtıcı, sağlık verici niteliğine birçok toplumda inanılmaktadır. Onun ya da bunun bayramı olmaktan çok, “Bu benim geleneğimdir” diyen herkesin, ona yüklediği anlamlarla birlikte kutlayabileceği bir gün olmasıdır özlemimiz. Bu topraklarda er geç bunu yaşayacağız...

kardeşlik bayramı
Kürtler açısından “Demirci Kawa’nın zalim Dehak’a karşı verdiği mücadele” simgesi ile kendi mücadelesine anlam kattığı bir gün olan 21 Mart, aynı zamanda baharın da başlangıcı. Bugün Kürtler tarafından “Newroz”; pek çok halk tarafından da kutlanan bir bayram. Kürtlerin “Newroz”una karşı, resmi “Nevruz”ların politik amaçları bir yana, Ortadoğu ve Asya’nın halkları için de özel bir gün 21 Mart...
Kaynağını, zalim Dehaq ile halkını özgürlüğe taşıyan Demirci Kawa arasındaki mücadeleyi anlatan Kürt efsanesinden alan Newroz’u, bazı Türk toplulukları da kendi efsane ve inanışlarına dayandırırak kutluyor. Sadece Kürtler ve Türkler değil kuşkusuz. Dünyanın dört bir yanındaki halklar, bugünü dünyanın yaratıldığı gün, kimileri Nuh Peygamber’in yere ilk ayak bastığı gün, kimileri ise ilk insanın yaratıldığı gün olarak kutlarken, kimi topluluklar ise gece ile gündüzün eşit olduğu bu günü, bir bahar müjdecisi sayıyor.
Kürtçe’de “yeni gün” anlamına gelen Newroz, dünyadaki çeşitli Türk topluluklarında “Noruz”, “Navrız”, “Çağan”, “Mart Dokuzu”, “Sultan Nevruz”, “Mart Bozumu” gibi adlarla anılıyor. Bugün Türkiye topraklarında, Kürtlerin Newroz’una karşı bir “politik hamle” olarak gündeme getirilip, ön plana çıkarılsa da, Azerbaycan, İran, Kazakistan, Afganistan gibi ülkelerde resmi tatil ilan edilen bir ulusal bayram olarak kutlanıyor. “Nevruz’un, Newroz’un Renkleri” yazı dizisi ile ilk çağlardan bugüne getirdikleriyle 21 Mart’ı bir kardeşlik bayramı yapan kültürel öğelerin izini süreceğiz.
Kürtlerin, Farsların, Türkmenlerin, Özbeklerin ve daha pek çok halkın kültüründe yer eden bu tarihi, bugünün Anadolu topraklarındaki görünüşleriyle ve tarihte bıraktığı izlerle tartışacağız. İlk gün yer verdiğimiz Doç. Dr. Muhtar Kutlu’nun ifade ettiği gibi; ister Nevruz desin, ister Newroz “Benim geleneğimdir” diyen herkesin ateşin üzerinden birlikte, omuz omuza atlanarak kutlaması en büyük özlemlerden biri...
YARIN:
Osmanlı’da Nevruz / Sennur Sezer
Antikçağ bayramları / Yaşar Atan
Küresel ısınmanın sorumlusu ABD
Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Erdem, İletişim Kitabevi’nde düzenlenen söyleşide yaptığı konuşmada, küresel ısınmadan kaynaklanan iklim değişiklerinin yarattığı felaketlerin kendini göstermeye başladığını söyledi. Atmosfere salınan zararlı gazların oranının artması ve bitki oranının düşmesi gibi insansal etkiler nedeniyle yeryüzüne gelen güneş ışınlarının geri dönememesi sonucu ortalama sıcaklığın anormal oranlarda değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Erdem, “Dünya ısınıyor, buzullar eriyor. Yıllarca buzulun altında saklı kalan toprak uyanıyor ve atmosfere metan gazı salgılıyor. Canlı yaşam için en tehlikeli durumlardan biri de bu. İnsan eliyle olan değişim doğal değişimin 100 katı hızlı oluyor” dedi. Prof. Dr. Erdem, küresel ısınmanın en büyük sorumlusu olan ABD’yi Kyoto Protokolü’nü imzalamaya zorlamak gerektiğini belirterek, bitki çeşitliliği ile oranını artırmanın küresel ısınmayı önleyebileceğini söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net