www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Ateş Şemdinli’de yakıldı
Şemdinli’de dün yapılması planlanan Newroz kutlamalarının ‘güvenlik’ gerekçesiyle ertelenmesi gerginliğe neden oldu. Yüksekova ve Şemdinli’de sıkı güvenlik önlemleri alan güvenlik güçleri, Şemdinli’ye giriş ve çıkışları kontrol altına aldı.

İpsala’da evler boşaltılıyor
Edirne’nin İpsala ilçesi sel suları altında kaldı. Dün akşam saatlerinde yüzlerce ev tahliye edildi. Türkiye-Yunanistan karayolu da, bir köprünün yıkılma tehlikesine karşı geçici olarak kapatıldı.

Çanakkale Zaferi kutlandı
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 91’inci yıldönümü törenlerle kutlandı. Çanakkale’deki törenler Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başlandı. Çanakkale’deki kutlamalara şehir dışından gelenler de olmak üzere çok sayıda öğrenci de katıldı.

Benerci’nin ülkesinde işçi konferansı - 2 -
   ‘Yüzünüzü Asya’ya dönün’

Sendikal konferansı örgütleyenlerden Giyim İşçileri Sendikası Başkanı Ashmin Roy, konferansı ve konferansı düzenleyen Yeni Sendikal İnisiyatif’i gazetemize anlattı.


Ateş Şemdinli’de yakıldı
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde dün yapılması planlanan Newroz kutlamalarının ‘güvenlik’ gerekçesiyle kaymakamlık tarafından ertelenmesi gerginliğe neden oldu. Yüksekova ve Şemdinli’de sıkı güvenlik önlemleri alınırken, Yüksekova’da polis, kaymakamlık önünde hazır bekledi. Şemdinli çıkışında da yoğun önlemler alınırken otomobil ve otobüslerle Şemdinli’ye gitmek isteyenler güvenlik güçleri tarafından kontrol noktasından geri çevrildi.
Şemdinli’deki kutlamalara katılmak üzere Yüksekova’ya gelen DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Şemdinli’de kutlamaların 21 Mart günü yapılacağını belirterek, halkın Yüksekova’da kalmasını istedi. Türk ve Baydemir’in çağrısı yükselen tansiyonu düşürdü.
Yüksekova’da yürüyüş
Geceyi Yüksekova’da geçiren siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileri ile bölge belediye başkanlarından oluşan heyet, Şemdinli’ye hareketinden önce kaldıkları Oslo Oteli’nden DTP Yüksekova İlçe Başkanlığı’na kadar yürüdü. Yürüyüş sırasında “AKP şaşırma, çıkarız dağlara” sloganı atan yüzlerce kişi tepkilerini dile getirdi.
DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Şemdinli’ye hareket etmeden önce Yüksekova’da halka hitaben yaptığı konuşmada, “Şemdinli’ye heyet olarak gideceğiz, birilerinin oynamak istediği oyuna gelmeyelim” dedi. Türk’ün konuşmasının ardından Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, önce Kürtçe sonra da Türkçe kısa bir konuşma yaptı. Baydemir, “Sizden sakin olmanızı istiyorum. Biz heyet olarak Şemdinli’ye gidip parti teşkilatının ve kitabevinin açılışını yapacağız. Daha sonra Newroz’umuzu kutlarız” diye konuştu.
Heyet, Yüksekova’dan yaklaşık 30 araçlık konvoyla Şemdinli’ye hareket ederken, Uzunsırt Jandarma kontrol noktasında araç sürücülerinin kimlikleri kontrol edildi. Heyette yer almayanlar geri çevrildi.
Kitabevi yeniden açıldı
Şemdinli’ye ulaşan heyet yüzlerce kişi tarafından sloganlarla karşılandı. DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, bombalanan Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevi’nin açılışını yaptı. Açılışta konuşan Aysel Tuğluk, Kürt halkının demokrasi özlemi ile yaşadığını belirterek, bu nedenle kitaba ilgi duyduğunu söyledi. Bombaların kütüphanelere atılmaması gerektiğini ifade eden Ahmet Türk ise, Umut Kitabevi’nin Türkiye’de yeni bir demokratik açılıma neden olacağını belirtti. Osman Baydemir de Orhan Pamuk’un “Bir kitap okudum hayatım değişti” sözüne atıfta bulunarak, “Bir kitapçı bombalandı bütün Türkiye değişti” ifadesini kullandı.
Diyalog çağrısı
Heyet, açılış sonrası kalabalıkla yürüyerek DTP ilçe teşkilat binasına geçti. Burada DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, yaklaşık bin 500 kişilik gruba seslendi. Newroz kutlamaları için 21 Mart’ta resmi izin alındığını belirten Türk, birlik, baraberlik ve diyalog çağrısında bulundu.
“Kardeşçe, halkça çözümler üretelim” diyen Türk şöyle devam etti: “Binlerce yıldır Türklerle Kürtler sorunsuz yaşadı. Şimdiki sorunları askeri çözümlerle çözmek mümkün değil. Aklımızı ortaya koyalım. Kardeşliği, demokrasiyi ve barışı esas kılalım. Dil ve kültür üzerinde baskılar olmasın. Birilerinin kimliği inkâr edilmemeli. İnkar ederek çağdaş ülke olunamaz. Diyalog çok önemli. Burdan sesleniyorum; geçmişin acı olaylarını kaşımayalım.”
Newroz ateşi yakıldıktan sonra sanatçı Suavi “Çavbella” isimli İtalyan halk türküsünü meydana toplanan kalabalıkla birlikte söyledi.

Tunceli’de kardeşlik mesajı verildi
Tunceli’de Newroz, Kışla Meydan’ında yapılan “Kardeşlik” mitingiyle kutlandı. Miting için sabah saat 11.00’de Demiroluk Virajı’nda bir araya gelen yüzerce, kişi davul zurna eşliğinde; mitingin yapılacağı Kışla Meydanı’na yürüdü. Mitinge bazı gençler, üzerlerinde Kürtçe ve Türkçe “barış” yazan beyaz tişörtleri ile katılırken, kadınlar sarı, kırmızı ve yeşil flamalar taşıdı.
Yürüyüşün ardından alanda buluşan kitle; “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Biji aşiti” ve “Öcalan” sloganları attı. Kutlamalara Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil, DTP Parti Meclis Üyesi Orhan Miroğlu ve Hozat Belediye Başkanı Cevdet Konak da katıldı.
Mitingin açılış konuşmasını yapan Tertip Komitesi Başkanı Avukat Barış Yıldırım, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiğine işaret ederek, devletin barış taleplerine gözaltı ve baskılarla yanıt verdiğini söyledi. Yıldırım’ın konuşmasının ardından Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil, Newroz ateşini yakarak kutlamaları başlattı.
Halaylarla devam eden mitingde konuşan DTP İl Başkanı Özgün Söylemez, Öcalan üzerindeki tecrit ve baskıya dikkat çekerken, DTP Parti Meclis Üyesi Orhan Miroğlu, Kürtlerin her zaman olduğu gibi barış için mücadele edeceklerini söyledi. EMEP İl Başkanı Hüseyin Tunç ise, Newroz’un halkların emperyalizme karşı başkaldırı günü olduğunu belirterek, halkların kardeşliği için mücadele çağrısı yaptı.

Binlerce kişi barış istedi
Barış, kardeşlik ve özgürlük bayramı olan Newroz, DTP, EMEP, SDP ve ESP tarafından düzenlenen mitingle Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu’nda kutlandı. 15 bini aşkın kişinin katıldığı kutlamaların açılışını yapan DTP İl Başkanı Ziya Aydemir, Newroz’un özgürlük ve kardeşlik bayramı olduğunu söyledi.
Halkın mahallelerden yürüyerek geldiği mitingde söz alan DTP Eşgenelbaşkan Yardımcısı Mustafa Özer, Halepçe’de binlerce Kürdün kimyasal silahla katledildiğini hatırlattı.
Hiroşima’ya ABD’nin napalm bombası attığında binlerce masum Japon öldüğüne ve dünya ayağa kalktığına işaret eden Özer, aynı duyarlılığın Halepçe katliamı karşısında gösterilmediğini belirtti. Özer, “Kürtlerin sesini duysunlar diye bugün sesimizi daha yükseltmemiz gerekiyor” dedi.
Newroz kutlamalarına sendika önlüklerini giyerek gelen Eğitim Sen şube yöneticileri ve üyeleri halkı selamladıktan sonra EMEP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Kılınçaslan konuşma yaptı. AKP’nin Kürtlerin kimliğini ve rengini tanımadığını söyleyen Kılınçaslan, çetelerin suçüstü yakalanmasına rağmen askeriyeye toz kondurulmadığını söyledi.
Şemdinli’de halkın bombacıları ensesinden yakalayıp teslim ettiğini de hatırlatan Kılınçaslan, iddianamede ismi geçen herkesin statüsü ne olursu olsun yargılanması gerektiğini belirtti.
Kılınçaslan, halkı daha güçlü taleplerle 1 Mayıs’a çağırdı.

KOCAELİ’DE YASAĞA RAĞMEN
DTP, EMEP, SDP ve ESP’nin katılımı ile düzenlenen Newroz kutlamaları yasaklamalara karşın dün Belediye İşhanı önünden başlayan yürüyüşle gerçekleştirildi. İnsan Hakları Parkı’nda yapılan basın açıklamasında Newroz’un halkları birbirine düşürenlerin lanetlendiği, halkların kendi kaderlerini tayin edecekleri bir bayram olacağı dile getirildi. Açıklamanın ardından kutlamaya yakılan Newroz ateşi ile son verildi.

BARIŞ ELİ HAVADA KALMASIN
Adıyaman Valiliği’nin 21 Mart’a ertelemek istediği Newroz kutlamaları dün Koşuyolu Parkı Kavşağı’nda yaklaşık 5 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. DTP, EMEP, İHD, Eğitim Sen tarafından oluşturulan tertip komitesinin halkı selamlamasının ardından mitingde Tertip Komitesi Başkanı Ali Kamer, Eğitim Sen Şube Başkanı İzzet Karadağ ve DTP Parti Meclisi Üyesi Şamil Altan birer konuşma yaptı.
Konuşmalarda Kürt realitesinin tanınması gerektiği ve bu sorunun önündeki engellerin kaldırılması vurgulanırken Şamil Altan, Kürt halkının kültürel, kimlik taleplerini terör olarak değerlendirildiğini belirtti. Altan, “Bugün bütün halklar taleplerini Newroz Bayramı ile bütünleştirerek alanlardalar. Kürtlerin barış eli havada kalmamalıdır. Dağda ölen gençlerin ve güvenlik güçlerinin anaları artık ağlamamalıdır. Annelerimiz cenaze törenlerinde ağıt yakmamalı, oluşturulacak barış için düğün alaylarında zılgıt çekmelidir. Bunun için acilen Kürt halkı üzerindeki baskı kalkmalı ve sınırsız koşulsuz genel af ilan edilmelidir” dedi.


Başa dön


İpsala’da evler boşaltılıyor
Meriç Nehri kenarındaki seddelerin patlaması sonucu Edirne’nin İpsala ilçesi sel suları altında kaldı. Köprü ve Tenimahallesi’ndeki yüzlerce ev boşaltıldı. Taşkın nedeniyle Türkiye’yi Yunanistan’a bağlayan İpsala Gümrük Kapısı yolu da geçici olarak ulaşıma kapatıldı.
İpsala’yı tehdit eden taşkın, üç gün önce Sarıca-Ali köyü yakınlarındaki bir setin yıkılması sonucu meydana geldi. Devlet Su İşleri ekipleri, çok sayıda kamyon ve iş makinesiyle günlerdir yıkılan seti onarmaya çalışıyor.
İpsala ovasını dolduran nehir suyu, dün akşam saatlerinde ilçe etrafında oluşturulan setlerin seviyesini aşarak, mahallelere girmeye başladı. Ekipler, setleri güçlendirme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Evler boşaltıldı
Türkiye-Yunanistan karayolu da, bir köprünün yıkılma tehlikesine karşı geçici olarak kapatıldı. Taşkın riski altındaki Köprü mahallesindeki evlerin büyük bölümü boşaltıldı.
Evlerini terkedenlerin bir bölümü akrabalarına sığınırken, diğerleri de belediye tarafından tahsis edilen düğün salonunda barınıyor.
Merkez - Karaağaç ulaşımı Edirne’nin Karağaaç ilçesinde ise sular çekilmeye devam ediyor. Edirne merkez ve Karaağaç mahallesi arasında Lozan caddesinin sular altında kalması nedeniyle bir süredir sağlanamayan ulaşım, suların çekilmesiyle yapılmaya başlandı.
Karaağaç mahallesi muhtarı Agah Korkan, 13 martta nehir taşkını sonucu su altında kalan Lozan caddesinde ulaşımın önceki güne kadar zırhlı personel taşıyıcılar ve traktörlerle sağlandığını söyledi.
Lozan caddesinde suların çekilmesiyle oluşan çukurları iş makineleriyle kapatılmasıyla Edirne - Karaağaç arasında ulaşım büyük araçlarla sağlanmaya başladı.
Korkan, ‘’Su baskınıyla ekili tarım alanları zarar gördü. Bazı ürünlerin de ekimi gecikti’’ dedi. Mahallede 200 evi su bastığını ifade eden Korkan, ‘’sel mağdurlarının bir bölümü komşularında, yakınlarında, bir bölümü de Mustafa Necati İlköğretim Okulu’nda barınıyor. Okulda kalanlar, evlerindeki sular çekilinceye kadar çadırda barındırılacak. Bunların her türlü ihtiyaçları Edirne Valiliği ile diğer kurum ve kuruluşlarca karşılanacak’’ diye konuştu.
Bu arada, evleri su altında kalan vatandaşlar kendi imkanlarıyla bidonlardan yaptıkları sal üzerinde evlerini kontrol ederken, ihtiyaçları olan eşyalarını taşıyor.
Selin zararları
Selin etkili olduğu Lozan caddesinde Jandarma Şehitliği’nin duvarları yıkılırken, Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün makine parkı, Yeşil Sera ile diğer tesislerde zarar gördü.
Tunca nehrinin taşması sonucu, Yalnızgöz ve Kanuni köprülerinde ulaşım hala sağlanamazken, Adalet Kasrı, Balkan Şehitliği, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Er meydanı da sular altında. İpsala ilçesinde de 120 metrelik seddenin yırtılmasının ardından çok sayıda su yılanı kıyıya vurdu. Çocukların kıyıya vuran su yılanları ile oynadığı görüldü.


Başa dön


Çanakkale Zaferi kutlandı
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 91’inci yıldönümü törenlerle kutlandı.
Çanakkale’deki törenler Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başlandı. Çanakkale’deki kutlamalara şehir dışından gelenler de olmak üzere çok sayıda öğrenci de katıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise yağmur nedeniyle 18 Mart Stadı’ndan 90. Yıl Kültür Merkezi’ne kaydırılan kutlamaya katıldı.
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu, Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü, Abdi İpekçi Parkı’nda başörtüsü yasağını protesto ederek kutladı. Mizansen olarak bir Çanakkale şehidi mezarının oluşturulduğu eylemde, mezar taşına “Çanakkale şehidinin ruhuna el-fatiha” yazıldı ve üzerine başörtüsü takıldı.
Dün ayrıca 81 ilde törenler düzenlendi.
EMEK Partisi Bolu İl Örgütü, Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, emperyalizme karşı ülkenin tam bağımsızlığından yana olmadan Çanakkale’nin mirasçısı olunamayacağını bildirdi.
Çanakkale Savaşı’nda 253 bin asker hayatını kaybetmişti.


Başa dön


Benerci’nin ülkesinde işçi konferansı - 2 -
   ‘Yüzünüzü Asya’ya dönün’
Sendikal konferansı örgütleyenlerden Giyim İşçileri Sendikası Başkanı Ashmin Roy, konferansı ve konferansı düzenleyen Yeni Sendikal İnisiyatif’i gazetemize anlattı. Hindistan’da işçiler ve sendikaların, dinsel, cinsel ve kast sisteminin getirdiği ayrımlar nedeniyle bölündüğünü belirten Roy, bu ayrımları ortadan kaldırarak işçi sınıfı hareketini birleştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi. “Asya ülkeleri, emek hareketinin merkezleri olacaktır. Buralarda güçlenmeliyiz. Asya’da emek hareketinin mücadelesinin güçlenmesi, Avrupa ve Amerika kıtasındaki ülkelerdeki işçi sınıfı hareketine güç katacaktır” diyen Roy, “sınıf derdi ve sosyalizm hedefi” olanlara şöyle seslendi: “Yüzünüzü Asya’ya dönün”
Konferansı hangi amaçla ve nasıl örgütlediniz?
Ülkemizde var olan çok çeşitli ayrımcılığı, kastlaşmayı, işçiler ve sendikalar arasındaki rekabeti ortadan kaldırmayı hedefledik. Bu konferans ilk ciddi adımımızdır. Ayrımcılığa, bölünme ve parçalanmaya karşı işçilerin birliğini hedefliyoruz. Çok heyecanlıyız ve mutluyuz.
Türkiye’de Ören Sendikal Konferansı’na katılmıştım. O konferansta tartışılan fikirlerden ve Türkiye’deki sendikacıların deneyimlerinden çok yararlandım. 2001 yılı Aralık’ında 16 sendika önderi ile benzer bir süreci başlattık. Ülkenin bütün eyaletlerinde, ilişkimiz olan sendikacılara ve işçi temsilcilerine çağrımızı yaptık. Sendikalı, sendikasız ayrımı yapmadan bütün işçilere ulaşmaya çalıştık. Oluşturduğumuz fabrika-işletme komitelerinde tartışmalar yapıldı. İşyerlerinde, vilayetlerde, eyaletlerde bu tartışmalar yaklaşık 4 yıl sürdü. NTUI’nin organizasyon komitesince belirlenen 560 delege bu konferansa katılmıştır. Bu delegeler, ülke çapında 350’den fazla sendikayı ve yaklaşık 800 bin insanı temsil etmektedirler. 1-2 konfederasyon hariç her sendika ve konfederasyondan temsilci ya da en azından konuk katılımcılar var.
İşçi sınıfı içinde ve sendikal alanda nasıl bir rekabet, bölünme ve ayrımcılık var? Hangi tedbirleri alıyorsunuz?
Ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Önce sendikalara bakalım. Hindistan’da ağırlıklı olarak siyasi partilere endeksli sendikalar var. Siyasiler, Türkiye’deki gibi çok bölünüyorlar. Siyasiler bölündükçe sendikalar da bölünüyor. Bu bölünmeler; dinsel ayrımcılık, cins ayrımcılığı, kast sisteminin getirdiği ayrışmalar, düşüncelerine ve eyaletlerine göre ayrımcılık, birçok reformist, köktenci, revizyonist, devletçi veya işveren yanlısı sendikaların varlıklarını hâlâ sürdürmelerinin önemli nedenlerindendir. Sendikalar bölündükçe ve birbirleriyle rekabet ettikçe küçülüyorlar, dağılıyorlar. Böylece işçi sınıfına olumsuz bir görüntü sunuluyor. İşçi sınıfına yeniden güven verecek bir adımı attık. Ören’deki, “İşçilerin birleşik gücü ve mücadelesi olmadan başarı olmaz” fikrinden etkilenerek benzer bir çalışmayı başlattık.
NTUI sınıf sendikacılığı anlayışıyla örgütleniyor. Sınıfın ihtiyaçları üzerinden toplu iş sözleşmesini hedefliyor. Her zaman işçilerin görüşlerine ve demokratik katılımına önem veriyoruz. Bilinsin ki; sınıfın ihtiyaçlarına yanıt vermeyenler kaybederler.
Nasıl bir örgütlenme anlayışı ile hareket ediyorsunuz?
Örgütlenmede muhatabımız temsilci değildir. İşçidir. İşçilerin, temsilciler ve sendika yöneticileri üzerinde hegemonyasının olduğu bir stratejik bakışa sahibiz. Bütün sendikalarda güçlenmeye başladık. Ülke çapında tanınıyoruz. İşçiler açısından ise; burjuvazi, sendikalarda hiçbir zaman devrimci bakışı istemez. Biz böyle bakacağız. Her renkten burjuvazinin güdümündeki sendikalar ise; gerçek komünistleri, ileri işçi önderlerini sendikalarda barındırmadılar. Üstelik; etnik, dinsel, cins, bölgecilik ve benzeri ayrımcılıkla işçileri sürekli bölüyor. İşçilerin arasında ücret farklılıkları var. Ayrıca; işsizler, bizde oldukça fazla olan yoksullar, birleşmeyi önleyen bir tehdit unsurudur. Biz de işçilerin birliğini esas almalıydık, öyle yapıyoruz.
NTUI’da işçiler, işçileri örgütlüyor. Aktif olan işçilerdir. Temel prensibimiz budur. Tam bir demokrasi işletiyoruz. Fabrikalarda ve yaşam yerlerinde işçilerden komiteler kuruyoruz. Komiteler de sendikayı kuruyor. Diğer sendikalarda örgütlenme çalışmasına katıldığımız gibi, yeni sendikalar da kuruyoruz. Merkezi anlayışımız budur. Böylece burjuvazinin strateji ve taktikleri, sendikalarda başarılı olmuyor. Nasıl ki, hastalanmadan önce koruyucu tedbirler alıyorsak, sendikalarda da bozuşma olmadan tedbirler almalıyız ki, burjuvazi hakim olmasın.
En küçük bir TİS talebini; tüm üyelerimizin demokratik katılımı üzerinden, onlara dayanarak ve onları mücadeleye katarak, kazanıma dönüştürebiliriz. Genel prensibimiz budur. Ülkenin diğer sorunları da bizim sorunumuzdur. Özellikle işsizliğe ve yoksulluğa karşı sürekli bir mücadele şarttır. İyi çalışırsak biz kazanacağız. Buna yürekten inanıyoruz.
Çalışmalarınızda size engel olan en önemli ayrımcılık nedir?
Bütünü de işimizi zorlaştırıyor. Ama diğer ülkelerden farklı olan ve işimizi zorlaştıran kast sisteminin varlığıdır. Hindistan’da işçi sınıfı, doğuştan bölünmüştür. Kast sistemi tarihsel bir durumdur. Bugüne kadar ülkemiz bu durumu çözememiştir. Ülkeyi yönetenler bu bölünmeden yararlanmaktadırlar. Ülkemizde 2 tip toplum tanımlaması yapılabilir. Hindistan toplumu, kast toplumu. Şu örnek yeterlidir sanırım: İşçiler tatlı dükkanlarına (pastanelere) giremez. Parası olsa dahi üst sınıfların gittiği alışveriş merkezlerine giremez. Alışveriş yapamaz. Bazı sol sendikalarda dahi bu kast sistemi vardır. Hatta sol partilerde de vardır. Hindistan Komünits Partisi (Marksist), sözde Marksist bir Komünist partisidir. Ancak burjuva kast anlayışı bu partide de vardır. Mevcut hükümet, desteğinin yüzde 50’sini bu partiden almaktadır. İşçi olmayan biriyle yan yana dursan dahi, fiziksel bir iş yaptığın için saygı duyulmuyor.
Atölye çalışmalarında emekçi kadınlarla ilgili konular öne çıktı...
Siz de gördünüz. Delegelerin yarısından fazlası kadındır. Üstelik hem atölye çalışmalarında, hem de genel katılımlı büyük toplantılarda, konferansa coşku ve heyecan kattılar. Bizi daha çok umutlandırdılar. Genç kadın işçiler arasında çok çalışıyoruz. “Çalışan Kadın Birlikleri” oluşturuyoruz. Bu birlikler ağırlıklı olarak genç kadın işçilerden oluşuyor. Fabrikalarda bu birlikler, sendikayı kuruyorlar, biz kadınlara, kadınlar da biz önderlere güveniyorlar. Onların iradesini, insiyatiflerini kırmıyoruz. Onlar birkaç kat eziliyorlar. Böylece mücadelenin en iyisini de kadınlar örgütlüyor.
Asya ülkelerinden, Avrupa ve Amerika’dan katılımcılarınız var. Birçok yazılı mesajlar gönderilmiş. Uluslararası ilişkileriniz ne düzeyde?
Öncelikle Asya ülkeleri ile yaygın bir ilişki ağını hedefledik. Bangladeş, Pakistan, Keşmir, Tayland, Kore, Endonezya, Srilanka, Malezya, İran, Türkiye önceliklerimizdir. Ama Brezilya, Güney Afrika, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, ABD, Meksika gibi ülkelerde de dost ilişkilerimiz var. Bu konferansa katılanlar da oldu. Öncelikle Asya’da birleşik bir gücü hedefledik. Türkiye çok önemlidir. Türkiye’deki dostlarımızın da yardımıyla Avrupa ve dünyaya yayılacağız. Asya ülkeleri, emek hareketinin merkezleri olacaktır. Buralarda güçlenmeliyiz. Asya’da emek hareketinin mücadelesinin güçlenmesi, Avrupa ve Amerika kıtasındaki ülkelerdeki işçi sınıfı hareketine güç katacaktır. Bütün dünyadaki devrimcilerin, sendikacıların, Asya’daki emek örgütleri ile bağları olmalıdır. Yüzünüzü Asya’ya dönün. Dünyadaki sendikal harekette, siyasal harekette Asya’da ilişkiler geliştirmelidir. Tabi ki, sınıf derdi olanlara, sosyalizm hedefi olanlara söylüyoruz.
Türkiye’deki emekçilere iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Geldiniz, bizleri onurlandırdınız. Ülkemizin işçi sınıfı ve mücadelesi, sizlerin katılımı ile moral buldu. Yalnız değiliz. Başta da söylediğim gibi Ören Konferansı’nda, öğrendiklerimizi burada uygulamaya çalışıyoruz. Hindistan işçi sınıfı, mücadelesinin içinden, çok yakında politik örgütünü de yeniden yaratacaktır. Umutluyum, inançlıyım. Türkiye işçi sınıfına selam olsun.
BİTTİ


Başa dön


Konferans kararları
Konferansın ardından yayınlanan bildirilerde özetle şu kararlara yer verildi: NTUI, kadın ve erkek işçilerin, ezilenlerin, ayrımcılığa uğrayanların, kol ve kafa gücüne dayanan emeğin sesi ve ruhu olacak, kararlılıkla ve militanlıkla, her zaman ve her koşulda onların çıkarlarını koruyacak ve genişletecektir. NTUI, toplumu ve devleti işçi hareketinin demokratik ve insancıl ruhuyla değiştirmek ve sınıfsız bir toplumu yaratmak üzere dayanışma içinde olacaktır. NTUI, bu değer ve ilkeleri paylaşan tüm demokratik sendikaları bu inisiyatifin altında birleşmeye davet eder. NTUI, emek hareketini birleştirmek üzere kollektif ilişkileri geliştirmeyi ve sendikal birliği hedefler. NTUI, emperyalist küreselleşmeye karşı temelden bir direnişi örgütlemek ve bu mücadeleleri diğer devrimci güçlerle birlikte ulusal bir mücadeleye dönüştürmeyi amaçlar.
Tecridin amacı yok etmek
Dünya Doktorlar Birliği Onursal Başkanı Dr. Bernard Granjun, tecritin temel mantığının, içerdekini sosyal ve psikolojik olarak yok etmek olduğunu söyledi. Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Birliği (TUYAB), İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde tecrit konulu panel düzenlendi. Panele, Dr. Granjun’un yanısıra, adli tıp uzmanı Dr. Nevin Küçakçallı konuşmacı olarak katıldı. Panelde, cezaevinden yakın zamanda çıkan tutuklular da F cezaevlerindeki tecriti anlattı. Konuşmacılardan Dr. Nevin Küçükçallı, 19 Aralık operasyonundan önce F tipi cezaevleri ile ilgili uyarılarda bulunduklarını belirterek, operasyondan sonra cezaevlerinde yaşanan sağlık sorunlarının kendilerini haklı çıkardığını söyledi. Ölüm orucunda sakat kalan bir çok tutukluyu muayene ettiğini belirten Dr. Granjun, doktorların sadece hasta tedavi etmenin ötesinde insanların sağlıklı yaşamaları için de mücadele etmesi gerektiğini ifade etti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net