www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Beyaz Rusya’da kritik gün
Beyaz Rusya bugün, yeni devlet başkanını belirlemek için sandık başına gidiyor. Ülkedeki ABD destekli darbe söylentileri ve hükümetin önlemleri seçimlere gölge düşürür nitelikte.

Irak’ta işgal altında 3 uzun yıl
İngiliz The Observer gazetesi, 20 Mart 2003’te başlayan Irak işgalinin üçüncü yıldönümünde, işgal altındaki hayata ışık tuttu. Gazetenin görüştüğü çeşitli taraflar, son üç yılı anlattı.

Chavez petrol vergisini artırıyor
Venezüella Petrol Bakanı, petrol şirketlerinin ödediği verginin yüzde 16 artırılacağını açıkladı. Bakan Rafael Ramirez, “Orinoco bölgesindeki petrol şirketlerinin yüzde 50 gelir vergisi ödeyeceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Bu mevcut yasanın onayladığı bir şey” dedi.


Beyaz Rusya’da kritik gün
Beyaz Rusya halkı bugün devlet başkanını seçmek için sandık başına gidecek. Seçim öncesinde başkent Minsk sokaklarının sessizliği dikkati çekerken, ülke “kadife” darbe söylentileri ve iktidarın buna karşı aldığı önlemlere sahne oluyor.
Bugün yapılacak seçimlerde, Beyaz Rusya Devlet Başkanı Aleksandır Lukaşenko’nun yanısıra 3 aday daha yarışırken, gözlemciler Lukaşenko’nun oyların yüzde 70’ini alacağını belirtiyor.
‘Boyunlarınızı kırarım’
Başkan Lukaşenko önceki gün yaptığı seçim açıklamasında, muhaliflerin sokaklara dökülmesi durumunda, “boyunlarını kıracağına dair” bir açıklama yaptı. Gürcistan ve Ukrayna’daki “kadife darbeleri” hatırlatan Lukaşenko, “Tanrı biliyor, eğer komşu ülkelerde yaşanan olaylar Beyaz Rusya’da da yaşanırsa, sorumluların boynunu birer ördek gibi kırarım” dedi. Beyaz Rus lider, “Eğer muhaliflerin akılları, güçleri veya kaynakları varsa, adına devrim dedikleri hareketlerden uzak dururlar” diye konuştu.
Seçimler bugün yapılacak olmasına karşın, çarşamba gününden itibaren “isteyen seçmenlere cumartesi gününe dek istedikleri zaman oy verme” olanağı sağlandı. Ancak Batı yanlısı muhalefet, bu durumun Lukaşenko’ya usulsüzlük yapma fırsatı vereceğini öne sürerek, erken açılan sandıkların Lukaşenko lehinde oylarla kolayca doldurulabileceğini iddia etti.
Seçim komisyonu ise, tüm sandıkların polis gözetiminde olacağını belirterek, seçmenlerin yüzde 30’unun oylarını önceden kullanmasını beklediklerini söyledi.
Darbe iddiası
Geçen aydan bu yana Beyaz Rusya’da birçok Batı yanlısı muhalif örgüt üyelerini gözaltına alan gizli servis KGB ise; muhaliflerin Gürcistan, Ukrayna ve Litvanya’nın da desteğiyle, seçimi “sabote etme hazırlığında” olduğunu duyurdu.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan KGB şefi Stepan Sukhorenko, olası “kadife” darbenin arkasında ABD ve müttefiki Gürcistan’ın olduğunu belirtti. Basın açıklamasında, kimliği belirsiz bir kişinin görüntülerini gazetecilere sunan KGB şefi, “Bu adam, Gürcistan’daki askeri kamplarda ABD’li askeri yetkililer tarafından eğitildiğini söylüyor. ABD’lilerin kendisini 4 seçim merkezini bombalamak ile görevlendirdiğini itiraf etti” dedi. Sukhorenko, seçimleri izlemek için Beyaz Rusya’ya gelen Avrupa Birliği gözlemcilerinin de, “sabotaj” tehlikesine karşı havaalanlarından geri gönderildiklerini belirtti.
Washington yönetimi, Beyaz Rusya’daki seçimlere ilişkin yaptığı son açıklamada, Lukaşenko’yu, “kişisel servetine servet katmak, tehlikeli askeri ilişkilere girmek, demokrasi kurumlarını tehdit etmek ve özgür basını baskı altına almak” ile suçlamış ve başkanın “derhal devrilmesi” gerektiğini belirtmişti.
Muhalefet sokakta
Öte yandan Lukaşenko’nun seçimlerdeki en yakın rakibi ABD yanlısı Alexander Milinkeviç, bugün sabahtan itibaren Minsk sokaklarına ineceklerini söyledi. Başta spekulatör George Soros’un “Açık Toplum Enstitüsü” olmak üzere birçok Batılı kurumdan maddi destek aldığı söylenen Milinkeviç, “İnsanlar, halen korkuyor. Fakat, bizim ülkeyi politikleştirme hakkımız var” diye konuştu.
Milinkeviç’in yardımcılarından Anatoliy Lebedko ise, önceki gün gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra serbest bırakıldı. Rus Itar-Tass ajansı, Lebedko’nun Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Şaakaşvili’nin başdanışmanı Gigi Bokeria ile yaptığı görüşmenin görüntülerini “Bu iki adam Beyaz Rusya’da iktidarı ele geçirmenin yolları üzerine görüştü” yorumuyla duyurmuştu.
Seçimlerde Lukaşenko’ya karşı yarışacak bir başka isim Alexander Kozulin ise, “Lukaşenko, ülkenin istikrarsızlık faktörü. Bizim faşist bir devletimiz var ve resmi ideoloji Lukaşizm. Başkan’ın yeri, (Eski Yugoslayva lideri Slobodan) Miloseviç gibi, Lahey” diye konuştu.


Başa dön


Irak’ta işgal altında 3 uzun yıl
Seyide el Hasan (27, Musul, oğlunu ve eşini kaybetti): Son üç yıl benim için acı, aşağılanma ve umudun tuhaf bir karışımı oldu. Önce acıdan başlayayım. 2003 sonuydu. Avluda çamaşır yıkıyordum. Sokakta bir kargaşa oldu. Büyük bir Amerikan zırhlısı gördüm. Arkasında koşan çocuklar vardı, iki oğlum da onlar arasındaydı. ABD askerlerine el sallıyor, bağırıyorlardı. Araç durdu, askerler indi ve çocuklara şeker vermeye başladılar. Dostça davranıyorlardı. Eşim Muhammed’i çağırdım ve hem çocuklara göz kulak olmasını, hem de askerlerden bir iş istemesini söyledim. Muhammed biraz İngilizce biliyordu ve Saddam zamanında ordudaydı... Homurdanarak sandalyesinden kalktı ve askerlere doğru yürüdü. O anda büyük bir patlama duydum. Evimin etrafındaki duvar kağıttanmış gibi yıkıldı. Büyük bir duman bulutu gördüm, sonra çığlıklar ve silah sesleri geldi. Sokağa koştum ve oğlum Casim’i gördüm, yüzü simsiyahtı, ağlayarak bana koşuyordu. Öbür oğlumun ve kocamın adını haykırdım, ama bulamadım. Bir komşumun anlattığına göre bir intihar komandosu aracını Amerikalıların üzerine sürerek patlatmış. 5 yaşındaki oğlum Saif dahil 5 çocuk öldü. Eşim de. O günden beri hayat çok zor... Bomba patladığında hamileydim. 4 ay sonra bir kızım oldu. Umarım o büyüdüğünde bizim yaşadığımız sorunları yaşamaz.
Asad Hamed (38, Bağdat, evini terketmek zorunda kaldı): Savaştan önce Şiilerle Sünniler arasında sorun yoktu. Ama şimdi, 20 yıldır yaşadığım Amiriye’deki evimi terketmek zorundayım. Bir sabah kalktığımda, kapının altında bir not buldum. Notta Şii olduğum için bir hafta içinde evimi taşımam gerektiği yazılıyordu. Birçok Şiiye böyle kağıtlar atılmış, sanırım çoğu evlerini terketti. Evimizi, bir Sünniye kiraya vereceğiz.
Amiriya artık Sünnilere ait. Hayatımız altüst oldu. Samarra’daki kutsal türbenin bombalanması, iç savaşın kıvılcımı oldu. Buna rağmen, bir gün evime döneceğime inanıyorum.
Amiriye güzel bir yerdi. Seksenlerde Saddam, İran-Irak savaşında görev yapan subaylara ödül olarak burada birçok ev yaptırdı ve toprak dağıttı. Babam sivil bir memurdu, ama 1986’da küçük bir ev almayı başardı. O zaman sorun yoktu. Ama Saddam devrildikten sonra gerilim artmaya başladı. Önce, dinci Şii partilerin milisleri, öldürecek Baasçı aramak için geldiler. Sonra, Amerikalılar Felluce’ye saldırdığında, birçok aile buraya kaçtı. Başlangıçta onları hoş karşıladık. Acı içindeydiler ve sığınacak bir yer arıyorlardı. Ama sonra, aralarında Vahhabiler olduğundan şüphelenmeye başladık.
Geçen hafta mahallemizin manavı Ali, Bedir Tugayı’ndan olduğu iddiasıyla öldürüldü. Ali’yi tanırdım, hiçbir siyasi partiyle alakası yoktu. Ama Vahhabilerden yakınıyor, onların terörist olduğunu söylüyordu.
Bir başka işadamı, uydu anteni dükkanı açtığı için öldürüldü. Vahhabiler onu dükkanın kapısında vurdular.
Diane Santoriello (ABD, asker olan oğlu 13 Ağustos 2004’te Felluce’de öldürüldü): Oğlumun öldüğünü öğrendiğimiz gün, önce zil çaldı, sonra kocam haykırmaya başladı. Kapıya indiğimde bir rahip, bir polis ve bir asker gördüm. İçimden askerin üniformasını parçalamak geldi. Neil’in ölümünden beri ne kocam, ne de ben doğru dürüst uyku uyuyamadık. Bir süre dua bile edemedim, Tanrı’ya ne diyeceğimi bilmiyordum... George Bush’u televizyonda gördüğümde bakmakta zorlanıyorum. Onun yapmacık sırıtışını görmeye dayanamıyorum. Bush, bizim askerlerimiz için hiç ağlamadı. Ağlayan hep biz olduk.
Alex Rybov (23, Irak gazisi): 2003 Irak işgaline katıldım. Tuhaf olan şu ki, biz Irak’a giderken bir subay geldi ve bize neden gittiğimizi anlattı. Kimsenin kitle imha silahı falan bulamayacağını, savaşın sebebinin petrol olduğunu söyledi.
Mayıs 2003’te döndüm, bir yıl sonra da ordudan ayrıldım. Şimdi travma sonrası stres bozukluğu yaşıyorum. Sürekli kâbus görüyorum. Komik olan şu ki kâbuslarım başıma gelen şeylere dair değil, ama Irak’ta olan şeyler. Savaş modundayım. Ne olursa olsun irkiliyorum. Kilo verdim. 23 yaşında, sakat bir gaziyim.”

Kürt yönetimine karşı ilk eylem
Irak işgalinin 3. yıldönümü yaklaşırken, Kürdistan bölgesinde bir ilk gerçekleşti. 16 Mart günü, yani Halepçe katliamının yıldönümünde, kasabadaki yüzlerce Kürt, yerel yönetime karşı sokaklara döküldü. Kürdistan Yurtseverler Birliği milislerinin yaylım ateş açtığı halk, öfke içinde, Halepçe Anıtı’nı tahrip etti. Halk, yönetimi, katliam kurbanlarına verilmek üzere yapılan bağışları çalmakla suçluyor, kendilerinin ancak 16 Mart günleri hatırlandığını belirtiyordu. 24 yaşındaki Servet Aziz, “Yabancıların verdiği bütün para çalındı. 18 yıl geçti ama Halepçe hâlâ bir harabe gibi. Doğru dürüst yolumuz bile yok” diyordu. KYB kuvvetlerinin ateşi, halkı daha da öfkelendirdi. Saldırıda 17 yaşındaki Kürdistan Ahmed can verirken, 6 kişi yaralandı. Olay, gözlemciler tarafından, Barzani ve Talabani liderliğine yönelik son 15 yılın en ciddi tehdidi olarak değerlendirildi.


Başa dön


Chavez petrol vergisini artırıyor
Venezüella Petrol Bakanı, petrol şirketlerinin ödediği verginin yüzde 16 artırılacağını açıkladı. Bakan Rafael Ramirez, “Orinoco bölgesindeki petrol şirketlerinin yüzde 50 gelir vergisi ödeyeceği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Bu mevcut yasanın onayladığı bir şey” dedi.
İsrail lobisine itham
ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, “ABD’nin Ortadoğu politikası, ulusal çıkarlara hizmet etmiyor ve ülkedeki İsrail yanlısı lobi tarafından yönlendiriliyor”. Harvard ve Chicago üniversitelerinden araştırmacıların yaptığı ortak çalışma, “ABD’nin Ortadoğu politikasındaki yönlendirici gücün ulusal çıkarlar değil, İsrail yanlısı lobi olduğunu” savundu. Raporda, “Hiçbir lobi, bir yandan Amerikalıları, İsrail ile ABD’nin çıkarlarının aynı olduğuna ikna ederken, diğer yandan ABD dış politikasını Amerika’nın ulusal çıkarlarının gerektirdiklerinden bu kadar uzaklaştırmamıştır” ifadesine yer verildi. Chicago Üniversitesi’nden siyaset bilimci John J. Mearsheimer ve Harvard Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler uzmanı Stephen M. Walt’ın, İsrail ile ABD gazetelerindeki ve insan hakları örgütlerinin raporlarına dayanarak hazırladıkları çalışmanın bir başka dikkat çekici noktası da, “İsrail destekçilerinin ABD’yi Irak savaşına girmeye zorladığı suçlamalarına” yer vermesi. Çalışmada, Bush yönetiminde Irak savaşını destekleyen ve İsrail yanlısı olarak bilinen Paul Wolfowitz ve David Wurmser gibi isimlere atıfta bulunuluyor. Araştırmada “İsrail yanlısı lobinin ciddi bir endişe kaynağı olduğu ve hatta İsrail’e de zarar verdiği” belirtildi.
‘ABD diktatörlüğün eşiğinde’
ABD’li emekli bir yargıç, ülkenin hızla “diktatörlük” rejimine doğru ilerlediğini söyledi. ABD Yüksek Mahkemesi’nde 24 yıl çalıştıktan sonra geçen ay emekli olan yargıç Sandra Day O’Connor, “sağcı partilerin, yargıya saldırılarının devam etmesi durumunda, ABD’nin bir diktatörlük rejimi olmasının işten bile olmadığını” belirtti. Georgetown Üniversitesi’ndeki bir panelde konuşan eski yargıç, “Yargıya güçlü bir şekilde müdahale edenlere karşı, hiç olmadığı kadar uyanık olmalıyız. Eski otokrasilerden ders almalı ve ülkemiz büyük bir dejenerasyonun ardından diktatörlüğün kucağına düşmeden, buna engel olmalıyız” dedi. Avukatlar adaylarına yaptığı konuşmada, “sorumluluk almaları gerektiğini” belirten O’Connor, “Yargı bağımsızlığını, statüko korumaz; bunu halkın kendisi korur” dedi.
İngiltere ve ABD’ye suçlama
İran İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi, ülkenin güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletinde 22 kişinin öldüğü önceki günkü saldırı nedeniyle ABD ve İngiltere’yi suçladı. Purmuhammedi, Arap nüfusun yaşadığı ve zaman zaman bombalı saldırıların düzenlendiği Kuzistan eyaletindeki olaylarla, daha önce Zabul şehrinde meydana gelen terör saldırısının destekçilerinin aynı güçler olduğunu söyledi. Ülkedeki “bölücü grupların” ABD ve İngiltere güvenlik yetkilileriyle görüştüklerini belirten Purmuhammedi, “teröristlerin bu ülkeler tarafından eylem düzenlemeye teşvik edildiğini” öne sürdü. Arap nüfusun yoğun olarak yaşadığı Kuzistan eyaletinin başkenti Ahvaz’da, bir yıl içinde meydana gelen 3 bombalı saldırıda 20 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Tahran yönetimi, olayların sorumlusunun İngiltere olduğunu iddia etmişti. Sünni azınlığın yaşadığı Sistan-Belucistan eyaletinin Zabul ve Hemedan şehirleri arasında da perşembe günü karayolunu kesen silahlı bir grup, aralarında bazı devlet görevlilerinin de bulunduğu 22 kişiyi kurşuna dizmiş, 7 kişiyi de kaçırmıştı. Saldırıyı, Cundullah (Allah’ın Ordusu) adlı Sünni grup üstlenmişti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net