www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Tam iş buldum derken...’
Patronlar, yasaya dayanarak sürekli işlerde dahi 6 ay geçici süreyle geçici işçi çalıştırma yoluna gidiyorlar. Böylece kıdem tazminatı, ücret artışı gibi yükümlülüklerden de kurtuluyorlar. İşçiler ise haklarından mahrum kalmaları bir yana sürekli iş arama stresi yaşıyor.

Alman’ın sağlığı da Allah’a emanet
Goethe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hans Ulrich Deppe, Almanya’da küçük hastanelerin ardından büyük devlet hastanelerinin de özelleştirildiğini ifade etti. Deppe, Türkiye’de pilot uygulaması başlatılan aile hekimliğinin yıllardır uygulandığı Almanya’da bir hastaya 3 dakika ayrıldığını anlattı.

Anketten sömürü çıktı
Adana Emek Gençliği, Mobilyacılar Sitesi’nde çalışma koşulları ile ilgili anket çalışması yaptı. Anket sonuçlarına göre sitedeki işçilerin büyük çoğunluğu günde 8 saatten fazla, kayıt dışında ve asgari ücretin altında çalıştırılıyor.


‘Tam iş buldum derken...’
4857 sayılı İş Yasası patronların esnek çalışma taleplerinin tümünü karşılayacak kalıba giriyor. Yasada işçilere hak olarak tanınan maddeler ise kağıt üzerinde kalıyor.
Bunlardan biri de yasada yer alan ve patronların 6 ay geçici süreyle geçici işçi çalıştırmasının önünü açan madde. Patronlar sürekli işlerde geçici işçi istihdam ederek kıdem tazminatı, ücret artışı gibi yasal yükümlülüklerden kaçıyorlar.
2003 yılındaki yasanın çıkmasının ardından fabrikalar, hassas işler dışındaki işçi ihtiyacını genellikle süreli istihdam yolu ile gidermeye başladı. İşsizliğin yüzde 10’u bulduğu Türkiye’de uluslararası büyük ölçekli firmalar bile ihbar ve kıdem tazminatı ödememek için uzun süreli kadrolara geçici işçi istihdam etme yoluna gidiyor. Uygulamayı benimseyenler arasında Toyota Otomobil Fabrikası, Goodyear, Otoyol gibi dev fabrikalar da bulunuyor.
Sürekli iş arama stresi
Ancak binlerce işçi bu “taktik” yüzünden büyük mağduriyetler yaşıyor. Bu uygulama patronlara kârlarına kâr katma olanağı sağlarken, altı ayda bir işten çıkartılan işçiler sürekli yeni iş arama stresi yaşıyor. Üstelik kıdem tazminatı alamadığı için sıkıntısı daha da artıyor.
Fabrika yöneticileri konu ile ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir özel sektör yöneticisi kanunun yanlış uygulandığını kabul etti. Süreli personel istihdamında daha çok askere gitmemiş, ya da bekar gençleri tercih ettiklerini belirten yetkili, uygulamanın “firmaların ekonomik kaygılarından kaynaklandığını” kaydetti. Uygulamadan “vicdani olarak rahatsız olduklarını” ifade eden yetkili, geçici istihdam edilen gençlerin evlilik gibi gelecek planları yapmasının mümkün olmadığını belirtti.
Barış Ş’nin anlattıkları
Mağdurlardan biri de 25 yaşındaki Arifiyeli Barış Ş. Toyota Otomobil ve Otoyal fabrikasında sürekli işçi olarak çalışan Barış Ş. işinde çok başarılı olmasına rağmen geçici istihdam uygulamasıyla 6 ay sonra işten çıkarılmış. Meslek lisesi elektrik bölümü mezunu olan Barış Ş., şu anda bir su firmasında çalışıyor ama akıbetinin ne olacağını bilmiyor. Kendisi gibi tanıdığı onlarca arkadaşının da aynı uygulamanın mağduru olduğunu anlatan Barış Ş., “Bu şekilde geleceğe güvenle bakamıyorum. En zoru da tam bir iş buldum derken 6 ay sonra yeniden iş aramak zorunda kalmam. Bu durum beni çok yoruyor” diye konuştu.


Başa dön


Alman’ın sağlığı da Allah’a emanet
Onur Bakır
Goethe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hans Ulrich Deppe, geçtiğimiz günlerde Türk Tabipleri Birliği’nin davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. Türkiyeli hekimlere Avrupa’da sağlık alanındaki özelleştirme uygulamalarını anlatan Deppe, aile hekimliğinin uygulandığı Almanya’da, birinci basamak sağlık hizmetlerinde bir hastaya 3 dakika ayrıldığını bildirdi.
Sağlık alanındaki çalışmaları ile tanınan Deppe, Almanya’da hastanelerin özelleştirilmesi furyasının devam ettiğini belirterek, “Eskiden küçük hastaneler özelleştiriliyordu, şimdi büyük devlet hastaneleri özelleştiriliyor” dedi. Özelleştirmelerin “sermayeyi desteklemeliyiz ki fabrikalar, kurumlar kurulsun, yeni iş sahaları açılsın” söylemleri ile yapıldığını kaydeden Deppe, özelleştirme sonucunda yeni iş sahaları açılmadığını, yalnızca sermayenin para kazandığını söyledi.
Üç dakikalık tıp
Özelleştirmeler nedeniyle iş güvencesinin giderek azaldığını, Almanya’daki nitelikli hemşireler ve hekimlerin işten çıkarıldığını bildiren Deppe, dış ülkelerden daha düşük nitelikli sağlık personelinin getirildiğini ifade etti. Deppe, “Bu ticarileşme sürerse hekimler işletmeci konumuna gelebilir, özel olarak para kazanmak durumunda kalabilir ve özel hastanelerde işçi olabilirler” uyarısında bulundu.
Deppe, Türkiye’de pilot uygulaması başlatılan aile hekimliği uygulamasının yıllardır uygulandığı Almanya’da özel çalışan aile hekimlerinin çalışma saatlerini genelde kendilerinin belirlediğini kaydetti. Deppe, “Ne kadar çok hasta bakarlarsa o kadar kazançları oluyor, o nedenle çok hasta bakma çabası içinde oluyorlar. Buna da 3 dakikalık tıp deniyor” diye konuştu.
Hekimler grevde
Deppe, işverenlerin haftalık çalışma saatlerinin 38.5 saatten 41 saate çıkarılması, Noel ve Paskalya gibi zamanlarda ödenen ek maaşların kaldırılması için baskı yaptığını söyledi. Hastane hekimlerinin 38.5 saati aştıklarında fazla mesai ücreti aldığını ya da tatil hakkı kazandığını bildiren Deppe, çalışma saatleri artırıldığı takdirde hekimlerin gelirlerinde ciddi bir kayıp olacağını ifade etti. Hekimlerin çalışma saatlerini korumak ve maaşlarının artırılması talebiyle çeşitli defalar greve çıktığını belirten Deppe, “Hekim grevleri ciddi boyutlarda devam ediyor” diye konuştu.
Sağlıkta ticarileştirme ve özelleştirmenin çok tehlikeli olduğuna kaydeden Deppe, özelleştirmelerin hekimleri etik dışı davranışlara zorladığını, sağlığın meta haline dönüştürülmek istenmesiyle gereksiz tıbbi uygulamaların da arttığını ifade etti. Deppe, “Buna karşı durmalıyız. Sağlık, kazanın ve kaybedenin olduğu bir futbol maçı değildir” dedi. Sağlığın temel bir insan hakkı olduğunu söyleyen Deppe, “İnsan hakları yok edilmeden ticarileştirilemez. Sağlık mal değildir ve satılamaz. Sağlıkta özelleştirme isteyenlere karşı mücadelemiz sürecek” diye konuştu.


Başa dön


Anketten sömürü çıktı
Adana Emek Gençliği, Mobilyacılar Sitesi’nde çalışma koşulları ile ilgili anket çalışması yaptı. Anket sonuçlarına göre sitedeki işçilerin büyük çoğunluğu günde 8 saatten fazla, kayıt dışında ve asgari ücretin altında çalıştırılıyor.
Ankete göre sitede çalışan işçilerin yüzde 92’si 8 saatten fazla, yüzde 90’ı da sigortasız çalışıyor. Araştırma ayrıca işçilerin yarıdan fazlasının asgari ücretin altında çalıştığını gözler önüne seriyor. Sitede 18 yaşın altındaki genç işçilerin neredeyse hiçbiri asgari ücret dahi alamıyor.
Anket çalışması ile ilgili bilgi veren Adana Emek Gençliği İl Yöneticisi Talip Aytimur, “Araştırmamızda işçilerin akademik durumu, çalışma süreleri, sitede kaç yıl çalıştığı, işyerinde karşılaştığı en önemli sorun, aldıkları ücretin yanı sıra çalışma sürelerinin ne kadar olması gerektiği, ücretlerinin yeterliliği konusundaki görüşlerini tespit etmeye çalıştık” dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kayıt dışı çalışmaya karşı gerekeni yapmamasının, sigortasız ve asgari ücretin altında işçi çalıştırmaya neden olduğunu kaydeden Aytimur, “Genç işçi kuşaklarının her geçen gün daha fazla sömürüldüğü bilinen bir gerçek. Bizler araştırmamızda bu gerçeği bir kez daha vurgulamayı amaçladık” diye konuştu. Aytimur, genç işçi kuşaklarının bu sömürü çarkını kendi talepleri etrafında örgütlenip mücadele ederek kırabileceğini ifade etti.
Araştırmadan işçilerin yüzde 5’inin okuma yazma bilmediği, yüzde 45’inin ilkokul, yüzde 30’unun ortaokul, yüzde 20’sinin de lise mezunu olduğunun tespit edildiğini kaydeden Aytimur, sitede çalışan kimsenin üniversite veya meslek yüksek okulu mezunu olmadığına dikkat çekti. Aytimur, “Bu da bize işçilerin eğitimden ne kadar uzak olduğunu ve göstermelik sözde kampanyaların bu sorunu çözemediğini göstermektedir” dedi.
Sitedeki işçilerin ancak yüzde 37.87’sinin işyeri sahibinin karşıladığı öğle yemeği hakkına sahip olduğunu belirten Aytimur, bu işyerlerinde de yemeğin ücretten düştüğünü belirterek, şöyle devam etti: “Ankete katılan işçilerin yüzde 62’si asgari ücretin altında çalışmakta bu oran yaş küçüldükçe artmaktadır. Sitede neredeyse 18 yaş altındaki işçilerin hiçbiri asgari ücret almamaktadır. Uzun süredir patronların gündemi meşgul ettikleri ve düşmesini talep ettikleri asgari ücretin daha bu siteye uğramadığı ve patronların isteklerini fiili olarak gerçekleştirdiği ortadadır.”
En önemli sorunlar
GSS toplu ölümlere yol açabilir
Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Gököz, Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemine geçilmesi durumunda “acı haberler”in gazete ve televizyonlara yansıyacağını belirterek, “GSS toplu ölümler yaşanmasına yol açabilir” uyarısında bulundu.ATO yöneticileri 14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri kapsamında önceki gün gazetecilerle akşam yemeğinde buluştu. Yemekte konuşan ATO Başkanı Ali Gököz, GSS ile birlikte asgari ücretin üçte biri kadar geliri olan herkesten sağlık vergisi alınacağını, her hizmet için katkı payı isteneceğini kaydetti. Halkın önemli bir kısmının sağlık hizmetlerine ulaşamaz hale gelebileceğini belirten Gököz, GSS’nin ciddi sağlık sorunlarına hatta toplu ölümlere yol açabileceğini vurguladı.Doğudaki hekim açığına ve mecburi hizmetin TTB’nin açtığı dava üzerine durdurulmasına da değinen Gököz, “Biz memleketin dört bir yanında yıllarca görev yaptık, yine görev yapmaya hazırız. Ancak bu zorunlu değil, gönüllü hizmet temelinde olmalıdır. Doğuya gidecek hekimlerin yaşamlarını sürdürebilecekleri, hizmetlerini gereğince yerine getirebilecekleri ortam hazırlanmalı, hekimlere iş güvencesi ve doyurucu ücret verilmelidir” diye konuştu.ATO Yönetim Kurulu üyesi Önder Okay ise Sağlık Bakanı Akdağ’ın sürekli eleştirdiği hekimlerin zorunlu hizmetin gündeme geldiği 1981’den zorunlu hizmet kaldırılana kadar zor şartlar altında hizmet verdiğini anımsattı. Bakanlığın “yurt dışından hekim getirmekle” tehdit ettiğini belirten Okay, öncelikle bir güven ortamı oluşturulması gerektiğini vurguladı. Mezun olan ancak ataması yapılmayan çok sayıda hekimin diplomasının bakanlıkta rehin tutulduğuna dikkat çeken Okay, Doğu’ya atanmaya hazır olan hekimlerin bizzat bakanlık tarafından engellendiğini ifade etti.
‘Sermaye kadının örgütlülüğünden rahatsız oluyor’
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) 8 Mart nedeniyle düzenlediği panelde, sermayenin, ucuz iş gücü olarak kullandığı kadınların, örgütlenmesinden rahatsız olduğu belirtildi. “Neoliberal Politikaların Kadınlara Etkisi ve Şiddet” başlıklı panelde konuşan SES Genel Başkanı Köksal Aydın, işkollarının kadın ağırlıklı olduğunu, dolayısıyla bu alanda, kadın emeği sömürüsünün giderek yoğunlaştığını belirtti. Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların, mülkiyetin yalnızca yüzde 1’ine sahip olduğuna işaret eden Aydın, bu konuda sendikalara büyük görev düştüğünü vurguladı. Sinevizyon gösterimi ve 8 Mart’ın tarihçesinin de sunulduğu panelde konuşan KESK Kadın Sekreteri Sevgi Göyçe bir banka müdürünün ‘çok uysal, verilen görevi yapan, uzun süreli mesailere katılan, en zor örgütlendikleri için’ kadın istihdamını tercih ettiklerini söylediğini hatırlatarak, “Ancak kadınlar dünya üzerinde aslında sermayenin beklentilerini karşılamayacak hareketler geliştiriyorlar. Bu nedenle sermayenin, örgütlendiklerinde rahatsız oldukları bir kesimdir” diye konuştu. SES yöneticisi İlknur Başar ise sağlık ve sosyal hizmet alanında, çıkarılan son yasalar ile birlikte kadınların hem daha çok hem de daha kötü koşullarda çalışmaya itildiğini vurguladı.
Zonguldak ve Bartın’da TİS görüşmeleri
Zonguldak ve Bartın’daki bazı belediyelerde, toplusözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlandığı bildirildi. Belediye-İş Sendikası Zonguldak Şube Başkanı Cavit Zülfikar, yaptığı açıklamada, Zonguldak’ın Devrek ilçesinde 110, Bartın’ın ilçelerinden merkezde 140 ve Amasra’da 15 işçiyi kapsayan sözleşme görüşmelerinde mutabakata varıldığını söyledi. Toplusözleşmelerin 1 Mart 2006’dan itibaren 1 yıl için geçerli olacağını belirten Zülfikar, şunları kaydetti: “Devrek ve Bartın’da işçi ücretlerine birinci altı ayda yüzde 6, ikinci 6 ayda yüzde 5 artış sağlandı. Sosyal haklarda da yüzde 50’ye varan iyileştirmeler oldu. Amasra’da ise maaşlara 6’şar aylık dilimler halinde yüzde 5, sosyal haklarda ise yüzde 40 artış yapıldı. Zonguldak’ın ilçelerinden merkez, Gökçebey ve Çaycuma, beldelerinden Kandilli ve Ormanlı ile Bartın’ın Ulus ilçesinin yanı sıra Hasankadı, Kozcağız ve Arıt belde belediyelerinde görüşmeler sürdürülüyor.”

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net