Bugün de; liselere, meslek okullarına öğrenci hazırlayan, Ankara’nın en göbeğindeki bir semtin ilköğretim okulunun resmini Evrensel’’in manşetinde görüyorsunuz. Sanki alacakaranlık kuşağında bir okul! Ama aslında bu okul, emekçilerin sefalet batağında sürüklenmesi devam ederse, önümüzdeki 10 yılda ilköğretim okullarının çoğunun gelecekteki resmi gibi!
Ama son birkaç gündür; dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birinde de bir öğrenci-gençlik sorunu yaşanıyor. Fransa’da hükümet, 26 yaşından küçüklerin işten atılmasını kolaylaştıran bir yasayı, bütün protestolara rağmen, meclisten geçirdi. Gençler, üniversite ve lise öğrencileri, işçiler ve her sınıftan emekçiler, bu yasayı 500 bine varan kitleler halinde protesto ediyorlar. Öğrenciler tepkilerini, bazı üniversite binalarını işgal etmeye kadar götürdü.
Burada, konumuz açısından asıl önemli olan, yasayı savunanların gerekçesi: “Gençler böylece daha çok iş bulacak. Çünkü patronlar kolay atamadığı için genç işçi almıyor. Şimdi kolay atabileceği için gençleri işe alacak!” diyorlar. Adeta öğrencilerle ve genç işçilerle alay ediyorlar.
Son birkaç günde gazete sayfalarına düşen üç örnekten bir tek sonuç çıkmaktadır: Türkiye’de de Fransa’da da sermayenin, patronların emekçilerin çocuklarına, gençlerine okul; “iş bulmanın şartı” olarak sunulmakta; okulu bitirip iş aramaya başladığında ise okulu bitirmenin ödülü olarak sunulan da, “işten kolay atılma”dan ibaret olmaktadır.