Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Sağdıç, öğrencilerin okula devam etmemeleri sorununu devletin yerinde çözmesi gerektiğine işaret ederek, “İnsanları kentsel yaşama kazanma bakımından; yerleşim yerlerinin yenilenmesi, kent kültürünün gerektirdiği altyapı hizmetleri, ekonomik durumların düzeltilmesi ve istihdam sağlanmasına ihtiyaç var” diye konuştu. Devletin, yapması gerekenleri yapmadığı için bir projesi de olmadığını ifade eden Sağdıç, “Zaman zaman düzenlenen kampanyalarla olacak şey değil bunlar. Önce devlet kendi okullarını cazip hale getirecek. Okul, artıdan masraf edilen bir kurum. Bunu ailelerin kaldırmaya gücü yok. Öğrenci aç karnıyla ve yırtık ayakkabıyla soğukta üşüyerek okula gidiyorsa, onun için cazip olan mendil satıp karnını doyurmaktır” dedi.
Sosyal hizmet uzmanı Betül Altuntaş, ilköğretim okulundaki durumun, yoksulluğun yeni halleri ile oldukça örtüşük olduğunu ifade ederek, “ ‘Yeni Yoksulluk’ tartışması tam da bu gruplar için ‘under class’ tanımlamasını kullanıyor. Yani alt sınıf. Son dönem tartışmalarda ağırlıklı biçimde yerini bulan bu kavram bugüne değin genellikle Latin Amerika gibi üçüncü dünya ülkelerinin yoksullarını tanımlamak için kullanılırdı” değerlendirmesinde bulundu. Neoliberal iktisadi politikalar, zorunlu göç gibi süreçlerin ardından yoksullluğun şekil değiştirdiğinin görüldüğünü vurgulayan Altuntaş, İsmetpaşa Mahallesi’nin; Ankara’daki diğer yoksul mahallelerden, yarattığı alt kültür, yoksulluğun aynı zamanda kirlenmiş kısmı, madde bağımlılığı, suç oranlarında yükselme gibi özellikleri ile farklılaştığına dikkat çekti. Altuntaş bu yüzden soruna salt yoksulluk eksenli bakmamak, alt kültür açısından da yanıtlar bulmaya çalışmak gerektiğini söyledi.
Prof. Yeşilyaprak: Yaklaşıma bağlı
Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak ise bölgede, nedenleri ve etmenlerini ortaya çıkaracak ciddi bir araştırmaya ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Yeşilyaprak, sosyo-ekonomik etmenlerin yanı sıra öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarının da nasıl karşılanabileceğine çözüm aramak gerektiğini ifade etti. Sorunun sosyal hizmet uzmanları, psikolojik danışmanlar, akademisyenleri tarafından tartışılması gerektiğine dikkat çeken Yeşilyaprak, bu durumun, birkaç faaliyet veya sözle çözümlenemeyeceğini, “Çok olumlu koşullarda değiller. Çocuklar ne yaşıyor, ne hissediyor, hangi ihtiyaçlarını okula gelmediklerinde, gittikleri çevrelerde kazanıyor, bu çevreler nereler? Yoksa patolojik sorunlara mı yol açacak?” sorularının cevaplanması gerektiğini bildirdi.
Başa dön