Miloseviç öldü
Yugoslavya eski Devlet Başkanı Solobodan Miloseviç’in, Lahey’de tutulduğu cezaevinde ölü bulunduğu bildirildi. Miloseviç’in avukatı Steven Kay, devrik liderin dün sabah hücresinde ölü bulunduğunu açıkladı. 64 yaşındaki Miloseviç, ABD destekli bir darbeyle devrildikten sonra, Hollanda’nın Lahey kentindeki cezaevine konulmuştu. Miloseviç, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından “soykırım” suçlamasıyla yargılanıyordu. Yüksek tansiyon ve kalpten şikayetçi olan devrik liderin sağlık durumunun giderek ağırlaştığına dair belirtilere rağmen, Miloseviç’in tedavi için geçici olarak Rusya’ya gitme talebi reddedilmişti. Miloseviç; Almanya ve ABD gibi ülkelerin Yugoslavya’yı parçalama girişimlerine karşı direnmiş, ancak Boşnaklar, Hırvatlar ve Kosova Arnavutlarına karşı izlediği baskıcı politikalar nedeniyle tepki toplamıştı. ABD öncülüğündeki NATO, 24 Mart 1999’da Yugoslavya’ya saldırdı ve sonuçta Kosova, fiilen “ABD mandası” haline getirildi. Daha sonra Miloseviç üzerindeki baskıyı artıran ABD, 24 Eylül 2000 seçimleri öncesinde kendisine bağlı muhalefeti harekete geçirdi. Seçimlerin ardından başlatılan grev ve gösteriler, 5 Ekim’de parlamento binasının basılıp yakılmasına dek sürdü. Miloseviç, 28 Nisan 2001’de Lahey’e teslim edildi.
İtalyan bakan istifa etti
İtalya’da Silvio Berlusconi liderliğindeki sağ koalisyon, nisan ayında yapılacak genel seçimler için geri sayımın başladığı dönemde bir fire daha verdi. 2005’teki bölge seçimlerinde telekulak skandalına adı karışan Sağlık Bakanı Francesco Storace, önceki akşam görevinden istifa etti. Skandalla ilgili suçlamalar nedeniyle son günlerde muhalefetin eleştiri oklarını üzerine çeken Storace, istifa kararını duyurma amacıyla yayımladığı kısa açıklamada, “Kendimi savunma hakkına sahibim. Mensubu bulunduğum partiyi ve hükümeti sol muhalefet tarafından yapılan suiistimallerden korumak zorundayım. Her şeyi Ulusal İttifak Partisi (UİP) Genel Başkanı Gianfranco Fini’ye anlattım, bakanlık görevinden istifa dilekçemi de kendisine ilettim” ifadesini kullandı. Storace’nin istifası Başbakan Berlusconi tarafından da doğrulandı. Berlusconi, önceki gece “Canale 5” televizyonunda canlı yayın konuğu olduğu sırada yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Storace’nin iddia edildiği türden bir skandala karıştığını sanmıyorum. Yargı makamlarının yürüttüğü tahkikatın gerçeği ortaya çıkaracağından eminim. Arkadaşımız cömertçe ve de ahlaki bir tavır sergilemiştir. İstifa kararından geri dönmemesi durumunda, Sağlık Bakanlığı görevini de Başbakan olarak ben üstleneceğim.” Storace, 2005’te Lazio Bölgesi’ndeki yapılan bölge seçimleri sırasında siyasi rakiplerinden Piero Marrazzo ve Alessandro Mussolini’nin önünü kesebilmek için başkalarıyla işbirliği yaparak yasadışı yoldan telefon dinletmekle suçlanıyor. Roma Mahkemesi’nde konuya ilişkin başlatılan soruşturma çerçevesinde şu ana dek 16 kişi gözaltına alındı. Storace’nin istifasıyla Berlusconi’nin kabinesi seçim arifesinde ikinci fireyi vermiş oldu. 17 Şubat’ta, Reform Bakanı Roberto Calderoli de karikatürlü tişört eylemiyle tepki toplamasının ardından istifasını sunmak durumunda kalmıştı.
Komedyene ‘Yahudi karşıtlığı’ cezası
Peygamber karikatürlerinin yayınlanmasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiren Fransa’da “Yahudi karşıtlığı” yaptığı öne sürülen bir komedyene para cezası verildi. Paris’te bir mahkeme, Afrika kökenli komedyen Dieudonné M’Bala M’Bala’yı “Yahudilere karşı ırkçı nefreti körüklediği” gerekçesiyle 3440 Avro para cezasına çarptırdı. M’Bala, yaptığı bir konuşmada, kendisini eleştirenlerin “imparatorluk ve servetlerini siyahların omuzları üzerinde ve köle ticareti yaparak” kurduğunu söylemişti. Savcılık, bu sözlerin asıl hedefinin Yahudiler olduğunu iddia etti. Mahkeme kararında da, iddia kabul edilerek M’Bala Yahudi düşmanlığı ile suçlandı. Bu arada, ırkçı Danimarka Halk Partisi, “ifade özgürlüğünü test etmek için” İslam hakkında kışkırtıcı ifadeler içeren bir ilan kampanyası düzenlemek istiyor. Danimarka Halk Partisi (DF) Basın Sözcüsü Sören Espersen, karikatür krizinden sonra gazetelerin ilan servisleri ve redaksiyonlarını ifade özgürlüğü konusunda sınamak için İslamiyet ve Müslümanlıkla ilgili kışkırtıcı ilanlar vermeyi düşündüklerini belirtti. Espersen ayrıca, birçok gazetenin ilan müdürü ve şeflerinin İslam ve Müslümanlıkla ilgili Espersen, yapmak istedikleri eylemi, “İstediğini özgürce söyleyemediğin, istediğin ilanı veremediğin bir ülkede oturmak ve bulunmak istemiyoruz” sözleriyle savundu. Irkçı partinin kışkırtıcı kampanya girişimine ilk tepki, hükümet ortağı Muhafazakâr Parti’den geldi. Partinin eğitim sözcüsü Carina Christensen, “Ne elde etmek istediklerini anlamıyorum ama bu ülkede ifade özgürlüğü var, istediklerini yasalar sınırları içinde yapabilirler” dedi.
|