www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Pekin ve Moskova’ya baskı
ABD, İran’a karşı uluslararası ambargo uygulatmak için Çin ve Rusya’yı ‘ikna etmeye’ çalışıyor. ABD ile birlikte hareket eden İngiltere ve Fransa’nın, BM Güvenlik Konseyi’ne yarın bir karar tasarısı sunabileceği belirtildi.

‘Sınır belirlemek savaş ilanıdır’
Hamas lideri Halid Meşal, İsrail Başbakanvekili Ehud Olmert’in ‘İsrail’in nihai sınırlarını 2010 yılına kadar belirleyecekleri’ açıklamasına sert tepki gösterdi.

Sorbonne’da çatışma
Fransa’da yüzbinlerce emekçi ve gencin sokaklara dökülmesine neden olan hükümetin yeni CPE (Yeni İş Sözleşmesi) yasası nedeniyle Paris’in ünlü Sorbonne Üniversitesi’nde polisle öğrenciler arasında çatışma çıktı.


Pekin ve Moskova’ya baskı
Washington Post gazetesi, İran’a ambargo uygulanması için ABD, İngiltere ve Fransa’nın Moskova ve Pekin yönetimlerine baskı yaptığını yazdı.
Ulsulararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) İran nükleer dosyasını Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne sevk etmesinin ardından, konseyde veto yetkisine sahip 5 ülke arasındaki müzakereler devam ediyor.
Veto hakkına sahip 5 ülkenin, müzakereler sonuçlanana kadar basına açıklama yapmama kararına rağmen Washington Post gazetesine bilgi veren bir diplomat, yarın Fransa ve İngiltere’nin İran’a yaptırımlarla ilgili bir taslağı konseye sunabileceğini söyledi. Fransız AFP ajansının ele geçirdiği taslakta, İran’a nükleer faaliyetlerini durdurması için 2 hafta süre tanınıyor. Tasarıda UAEA başkanından, bu sürenin dolmasından sonra İran’ın talepleri yerine getirip getirmediği konusunda bir rapor hazırlaması isteniyor. İran’a sert ültimatom içeren karar tasarısı, bu ülkenin UAEA müfettişleriyle işbirliği yapmasını, aksi takdirde daha sert diplomatik yaptırımlarla karşı karşıya kalmasını öngörüyor.
Washington Post, ABD’nin Rusya ve Çin’e İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmaya yanaşmaması halinde ambargo uygulanması yönünde bir karar alınması konusunda baskı yaptığını yazdı.
Rus önerisine ret
ABD, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un İran’ın durumunun Güvenlik Konseyi’nden önce Rusya, Çin, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından düzenlenecek bir konferansta ele alınması önerisini ise reddetti. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, konunun artık BM Güvenlik Konseyi tarafından ele alınması gerektiğini söyledi.
Bu arada Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, İran’ın uranyum zenginleştirme ve nükleer yakıt geliştirme projelerini Türkiye’de gerçekleştirmesinin gündemde olmadığını açıkladı. Tan, “Bakanlığımıza İran’dan veya herhangi bir üçüncü ülkeden resmi bir teklif ulaşmadığı gibi böyle bir husus gündemimizde de bulunmamaktadır” dedi.


Başa dön


‘Sınır belirlemek savaş ilanıdır’
Filistin seçimlerinin galibi Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, İsrail Başbakanvekili Ehud Olmert’in “İsrail, nihai sınırlarını 2010’a kadar belirleyecek” şeklindeki açıklamasını, “savaş ilanı” olarak değerlendirdi.
Meşal, “Söz konusu olan bir barış planı değil, İsrail’in Batı Şeria’nın büyük bir bölümünde kkalmasına, duvarı ve Yahudi yerleşim birimlerini elinde tutmaya devam etmesine, Doğu Kudüs ile ilgili ter türlü tavizi ve Filistinlilerin dönüş hakkını reddetmesine olanak sağlayan bir savaş ilanıdır” ifadelerini kullandı.
Tek taraflı girişim
Hamas lideri, Suriye’nin başkenti Şam’dan verdiği mülakatta, söz konusu olanın İsrail’in tek taraflı girişimi olduğunu, barış talepleri içermediğini belirtti ve “Olmert’in planı, Filistinlilerin yoğunlukta olduğu yerlerden tek taraflı çekilmesini, daha sonra da kendi başına sınırlarını belirlemesini öngörüyor ki, bu da açıkça bir barış planı değil, bir savaş ilanıdır” dedi.
Olmert, 28 Mart’ta yapılacak seçimlerde Kadima partisinin iktidara gelmesi halinde, “İsrail’in 4 yıl içinde daimi sınırlarını, kendisini Filistin halkının çoğunluğundan ayıracak, önemli ve istikrarlı Yahudi çoğunluğu muhafaza edecek biçimde ayarlayacağını” söylemişti. İsrailli lider, bu sınırlar dahilinde Batı Şeria’daki yasadışı Yahudi yerleşim birimleri Guş Etzion, Kudüs’ün çevresi, Ariel ve Maale Adumim yerleşim birimleri ile Ürdün vadisinde bir güvenlik bölgesinin olacağını da açıklamıştı.
Olmert ayrıca, “Filistinlilerin, İran şer eksenine sürüklenmeyi tercih etmeleri halinde” Batı Şeria’da inşa edilen duvarın geçeceği yolu değiştireceklerini belirtti.
Sinsi hedef
BM’nin Filistin topraklarındaki insan haklarının durumuyla görevli bağımsız özel raportörü John Dugard ise, Cenevre’de insan hakları komisyonuna sunduğu raporda, “Doğu Kudüs’ün karakterinin Filistin mahallelerinden duvarın geçirilmesiyle önemli değişikliklere uğradığını, buradaki duvar inşasıyla bu bölgedeki Filistinlilerin Batı Şeria’ya nakledilerek sayılarının azaltılmasının amaçlandığını” belirtti.
Raporda, “bu amacın bölgede ciddi insani sorunlar yaratacağı, ailelerin parçalanacağı, hastanelerden, okullardan ve işyerlerinden geri çevrilecekleri” uyarısında bulunuldu.
Raporda, ayrıca duvarın inşasının Uluslararası Adalet Divanı’nın kararına aykırı olarak devam ettiği hatırlatıldı.
Uluslararası Adalet Divanı, 9 Temmuz 2004’de, 500 kilometresi inşa edilmiş olan duvarı yasadışı bulmuş ve duvarın sökülmesini istemişti. Ancak İsrail, bağlayıcılığı olmayan bu karara uymayacağını açıklamıştı.

ABD koalisyonu önleme çabasında
Amerikan yönetimi, Hamas’ın El Fetih ile bir koalisyon hükümetini önlemek için bastırıyor. ABD’nin El Fetih liderlerine ve Filistinli diğer örgütlere, Hamas ile hükümet kurmamaları yönünde telkinde bulunduğu bildirildi.
Filistinli kaynaklar, Washington’dan kendilerine gelen mesajda, “Hamas ile hükümet kurarlarsa, ABD’nin kendileriyle bütün ilişkileri keseceğinin” belirtildiğini anlattı.
İngiliz Financial Times gazetesi de, ABD’nin “Hamas’ın tek başına hükümet kurmasını” istediğini, böylece bu hükümetin başarısızlığının sadece Hamas’a mal edileceğini yazdı.
Daha önce de, ABD ve İsrail’in, kurulacak Hamas hükümetinin başarısız olmasını sağlamak için ellerinden geleni yapacakları bildirilmişti.
Hamas ise, diğer Filistinli partilerden, yeni hükümete katılıp katılmayacaklarına yarına kadar karar vermelerini istedi.

Gazze’de kıtlık
İsrail yönetiminin, Gazze Şeridi’ni dünyaya bağlayan Karni sınır kapısını 21 Şubat’tan bu yana kapalı tutması nedeniyle, kentte kıtlık başgösterdi. Bölgedeki kaynaklar, halkın büyük gıda sıkıntısı yaşadığını belirtirken, Gazzeliler de süt, şeker ve sebze bulamadıklarını ifade ettiler.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan Filistin Ekonomi Bakanı Yardımcısı Nasır Sarac, “Birkaç gün içerisinde un da bitecek. Eğer bu olursa, kentte büyük bir isyan başlar. Fakat isyanın hedefi Hamas değil, İsrail olur” dedi.
Gazze Şeridi’ndeki askeri kontrol noktalarının 21 Şubat’tan bu yana, sadece 12 günlüğüne açıldığını belirten Sarac, “Gazze’deki un stoku kritik durumlara ulaştı. Sorun yakın zamanda çözülmezse, Filistinliler gıda bulabilmek için Erez kontrol noktasına yüklenmeye başlayacaklar. İsrail yönetimi, Gazze’nin elindeki stoklarla en fazla 3 hafta daha dayanabileceğini biliyor, fakat sınırın kapatılmasından kaynaklanan kıtlık ve ekonomik zararı sona erdirmiyor” diye konuştu.
Un ve şekerin birkaç hafta içinde biteceğini, pirinç stoklarının ise ancak birkaç gün dayanabileceğini belirten Sarac, “Taze süt yokluğu unlu mamüllerin yapılamamasına ve bebeklerin sağlıklı beslenememesine neden oluyor. İsrail’in kontrol noktalarına kapatmasından sonra, karaborsaya düşen un ve şeker fiyatları yüzde 20 arttı” dedi.
Ekonomik kriz
Gazze’deki kıtlığın kentteki çiftçiler ile işadamlarını da olumsuz etkilediği ve ekonomik kriz yarattığı belirtildi. Kente çimento ve demir getirilemediği ifade edilirken, gübre sıkıntısının da çiftçileri mağdur ettiği ifade edildi. Yılın bu aylarında, biber, salatalık ve domates yetiştiren Gazzeli çiftçilerin, kıtlık nedeniyle 500 bin doları aşkın zarara uğradığı dile getirildi.
Gazze’de bakkal dükkanı bulunan Hasan El Huli, un fiyatlarının yüzde 17 arttığını ifade ederek, “Stokları korumak zorunda kalıyoruz. Elimizdeki unu 3 gün yetecek biçimde satıyoruz. Fiyatları sabit tutmaya çalışıyoruz, fakat böyle giderse zam yapmak zorunda kalacağız” dedi.
Filistin Sınır Yönetimi müdürü Selim Ebu Safiyeh, “Karni noktasının kapatılması, Filistin-İsrail sınır anlaşmalarının ve Paris anlaşmasının ihlali anlamına geliyor” dedi.


Başa dön


Sorbonne’da çatışma
Fransa’da yüzbinlerce emekçi ve gencin sokaklara dökülmesine neden olan hükümetin yeni CPE (Yeni İş Sözleşmesi) yasası nedeniyle Paris’in ünlü Sorbonne Üniversitesi’nde polisle öğrenciler arasında çatışma çıktı.
Miloseviç öldü
Yugoslavya eski Devlet Başkanı Solobodan Miloseviç’in, Lahey’de tutulduğu cezaevinde ölü bulunduğu bildirildi. Miloseviç’in avukatı Steven Kay, devrik liderin dün sabah hücresinde ölü bulunduğunu açıkladı. 64 yaşındaki Miloseviç, ABD destekli bir darbeyle devrildikten sonra, Hollanda’nın Lahey kentindeki cezaevine konulmuştu. Miloseviç, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından “soykırım” suçlamasıyla yargılanıyordu. Yüksek tansiyon ve kalpten şikayetçi olan devrik liderin sağlık durumunun giderek ağırlaştığına dair belirtilere rağmen, Miloseviç’in tedavi için geçici olarak Rusya’ya gitme talebi reddedilmişti. Miloseviç; Almanya ve ABD gibi ülkelerin Yugoslavya’yı parçalama girişimlerine karşı direnmiş, ancak Boşnaklar, Hırvatlar ve Kosova Arnavutlarına karşı izlediği baskıcı politikalar nedeniyle tepki toplamıştı. ABD öncülüğündeki NATO, 24 Mart 1999’da Yugoslavya’ya saldırdı ve sonuçta Kosova, fiilen “ABD mandası” haline getirildi. Daha sonra Miloseviç üzerindeki baskıyı artıran ABD, 24 Eylül 2000 seçimleri öncesinde kendisine bağlı muhalefeti harekete geçirdi. Seçimlerin ardından başlatılan grev ve gösteriler, 5 Ekim’de parlamento binasının basılıp yakılmasına dek sürdü. Miloseviç, 28 Nisan 2001’de Lahey’e teslim edildi.
İtalyan bakan istifa etti
İtalya’da Silvio Berlusconi liderliğindeki sağ koalisyon, nisan ayında yapılacak genel seçimler için geri sayımın başladığı dönemde bir fire daha verdi. 2005’teki bölge seçimlerinde telekulak skandalına adı karışan Sağlık Bakanı Francesco Storace, önceki akşam görevinden istifa etti. Skandalla ilgili suçlamalar nedeniyle son günlerde muhalefetin eleştiri oklarını üzerine çeken Storace, istifa kararını duyurma amacıyla yayımladığı kısa açıklamada, “Kendimi savunma hakkına sahibim. Mensubu bulunduğum partiyi ve hükümeti sol muhalefet tarafından yapılan suiistimallerden korumak zorundayım. Her şeyi Ulusal İttifak Partisi (UİP) Genel Başkanı Gianfranco Fini’ye anlattım, bakanlık görevinden istifa dilekçemi de kendisine ilettim” ifadesini kullandı. Storace’nin istifası Başbakan Berlusconi tarafından da doğrulandı. Berlusconi, önceki gece “Canale 5” televizyonunda canlı yayın konuğu olduğu sırada yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Storace’nin iddia edildiği türden bir skandala karıştığını sanmıyorum. Yargı makamlarının yürüttüğü tahkikatın gerçeği ortaya çıkaracağından eminim. Arkadaşımız cömertçe ve de ahlaki bir tavır sergilemiştir. İstifa kararından geri dönmemesi durumunda, Sağlık Bakanlığı görevini de Başbakan olarak ben üstleneceğim.” Storace, 2005’te Lazio Bölgesi’ndeki yapılan bölge seçimleri sırasında siyasi rakiplerinden Piero Marrazzo ve Alessandro Mussolini’nin önünü kesebilmek için başkalarıyla işbirliği yaparak yasadışı yoldan telefon dinletmekle suçlanıyor. Roma Mahkemesi’nde konuya ilişkin başlatılan soruşturma çerçevesinde şu ana dek 16 kişi gözaltına alındı. Storace’nin istifasıyla Berlusconi’nin kabinesi seçim arifesinde ikinci fireyi vermiş oldu. 17 Şubat’ta, Reform Bakanı Roberto Calderoli de karikatürlü tişört eylemiyle tepki toplamasının ardından istifasını sunmak durumunda kalmıştı.
Komedyene ‘Yahudi karşıtlığı’ cezası
Peygamber karikatürlerinin yayınlanmasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiren Fransa’da “Yahudi karşıtlığı” yaptığı öne sürülen bir komedyene para cezası verildi. Paris’te bir mahkeme, Afrika kökenli komedyen Dieudonné M’Bala M’Bala’yı “Yahudilere karşı ırkçı nefreti körüklediği” gerekçesiyle 3440 Avro para cezasına çarptırdı. M’Bala, yaptığı bir konuşmada, kendisini eleştirenlerin “imparatorluk ve servetlerini siyahların omuzları üzerinde ve köle ticareti yaparak” kurduğunu söylemişti. Savcılık, bu sözlerin asıl hedefinin Yahudiler olduğunu iddia etti. Mahkeme kararında da, iddia kabul edilerek M’Bala Yahudi düşmanlığı ile suçlandı. Bu arada, ırkçı Danimarka Halk Partisi, “ifade özgürlüğünü test etmek için” İslam hakkında kışkırtıcı ifadeler içeren bir ilan kampanyası düzenlemek istiyor. Danimarka Halk Partisi (DF) Basın Sözcüsü Sören Espersen, karikatür krizinden sonra gazetelerin ilan servisleri ve redaksiyonlarını ifade özgürlüğü konusunda sınamak için İslamiyet ve Müslümanlıkla ilgili kışkırtıcı ilanlar vermeyi düşündüklerini belirtti. Espersen ayrıca, birçok gazetenin ilan müdürü ve şeflerinin İslam ve Müslümanlıkla ilgili Espersen, yapmak istedikleri eylemi, “İstediğini özgürce söyleyemediğin, istediğin ilanı veremediğin bir ülkede oturmak ve bulunmak istemiyoruz” sözleriyle savundu. Irkçı partinin kışkırtıcı kampanya girişimine ilk tepki, hükümet ortağı Muhafazakâr Parti’den geldi. Partinin eğitim sözcüsü Carina Christensen, “Ne elde etmek istediklerini anlamıyorum ama bu ülkede ifade özgürlüğü var, istediklerini yasalar sınırları içinde yapabilirler” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net