Alsancak Garı’nın duvarına asılan açık arttırma ilanının CANAC raporu ile öngörülen uygulamaların devamı olduğuna dikkat çekiyor Çuhadar, garla ilgili çok çeşitli spekülasyonlar döndüğünü aktarıyor ve, “Alsancak Garı Dönüşüm Projesi adında bir proje hazırlamışlar. Bu projeyi hazırlayan Yaka Nakliyat diye bir firma. Bu Yaka Nakliyat’ın kadrosuna baktığımızda TCDD’nin eski üst düzey yöneticilerinin ve İzmir’in eski yerel yöneticilerinin yakınları olduğunu görüyoruz. Yani İzmir’i ve demiryollarını iyi tanıyan bir ekip, ‘Neresi daha kolay talan edilir, neresi daha kolay ele geçilir’in hesabını yaparak hareket ediyor” diyor. Banliyö geliştirme projesi çerçevesinde Çiğli Garı’nın artık son durak olduğunu hatırlatıyor Çuhadar, bu nedenle Çiğli belli kesimler için artık iyi bir rant kapısı olarak görülüyor. Bu konudaki iddiaları da aktarıyor, “Çiğli Garı ve çevresinde demiryollarının boş binaları ve kiracıları var. O kiracılara şimdi mektup yazıldı, ‘boşaltın burayı kullanacağız’ diye. Bunun yanında boş olan hangarımızı da birine kiraya veriyorlar. Bu isim AKP İl Başkan Yardımcısı Kemal Ünlü’nün kardeşi Yüksel Ünlü. Komisyonda imzalanan kiralama kararı Bölge Müdürü’nün onayını bekliyor.”
Hazırlanan proje ile ilgili TCDD Genel Müdür’ünün İl Müdürlüğü’ne gönderdiği yazıdaki ifadelere dikkat çeken Çuhadar, genel müdürün garı ve çevresindeki havzayı “demiryolu işletmeciliği bağlamında önemli ölçüde işlevsiz ve fonksiyonsuz” olarak nitelediğinin altını çiziyor. “İşlevsiz” denilerek “yap-işlet-devret” mantığıyla özel sektöre bırakılması planlanan alanın her şeyden önce Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescil edildiğini vurgulayan Çuhadar, SİT alanı olan garın restorasyonunu izne bağlı olduğunu söylüyor. Çuhadar’ın, bir diğer dikkat çektiği konu ise olayın sosyolojik boyutu. Alsancak Garı ile ilgili ortaya konan bu proje kentin dokusunu değiştirecek nitelikte çünkü. Çuhadar Alsancak Garı’nın satışının ardından planlanan şeyleri şöyle aktarıyor, “Buraya şunu yapmak istiyorlar: Bölge Müdürlüğü binası restore edilerek bulvar kafe, pastane, kuaför ve güzellik merkezi olacak, havza dediğimiz kısma da aquapark yapılacak. Alsancak Garı ile başlayan Türkiye’deki demiryolu macerası yine burada, başladığı yerde bitirilmek isteniyor.”
Yani, İzmirli şair Attila İlhan’ın en ünlü şiirlerinden, “Bela Çiçeği”nin geçtiği gar, yakında kafe, kuaför ve güzellik salonu olacak! Alsancak Garı’nda artık, “Bela Çiçeği” şiirindeki elleri kelepçeli erkeğin ve onun valizini taşıyan kadının birden bire sapsarı kesilmelerine neden olan vagonların usul usul kımıldaması duyulmuyor. 150 yıllık garın saati artık kendisi için, “Bela Çiçeği”ni vuruyor…
BELA ÇİÇEĞİ
Alsancak Garı’na devrildiler
Gece garın saati bela çiçeği
Hiçbir şeyin farkında değildiler
Kalleş bir titreme aldı erkeği
Elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler
Çantasını karısı taşıyordu
Hiç kimse tanımıyordu kimdiler
Gece garın saati bela çiçeği
Üçüncü mevki bir vagona bindiler
Anlaşıldı erkeğin gideceği
Bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler
Bir türlü karısına bakamıyordu
Ayaküstü birer bafra içtiler
Gece garın saati bela çiçeği
Şimdiden bir yalnızlık içindeydiler
Karanlık gelmişi geleceği
Birdenbire sapsarı kesildiler
Vagonlar usul usul kımıldıyordu
Attila İlhan
Başa dön
Torunlarından kaçıp, balık tutuyorlar
Her pazar günü torunlarından “kaçarak” Unkapanı Köprüsü’ne gelen Mustafa ve Ayşe Var, 50’li yaşlara merdiven dayamalarına rağmen birlikte balık tutmaktan vazgeçmiyorlar.