www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Herkese örnek olsun!
Muş’un Tatan köylüleri köydeki tek kahveyi kütüphane yaptı. Her gün işlerini tamamladıktan sonra köylüler kadın, erkek, çoluk çocuk, eski kahve yeni kütüphanelerinde bir araya gelerek kitap okuyup tartışıyor.

'SAUNA' TERLETİYOR
“Sauna çetesi” operasyonunda asker-polis-siyasetçi ve mafyadan sonra yargının da adının geçmesi, Yargıtay’ın tepkisine neden oldu. Yargıtay’dan yapılan açıklamada, yargıya yönelik iddiaların somut bir bulguya dayanmadığı öne sürülerek, basına da “daha dikkatli” haber yapılması uyarısında bulunuldu.

Elma buzhanelerde çürüyor
Antalya’nın Elmalı ilçesi en önemli geçim kaynağı elma üretimi olan bir ilçe, bunun yanı sıra portakal, arpa, buğday ve son yıllarda özel şirketlere devredilip güvencesi kalmasa da az miktarda anason üretimi yapılıyor.


Herkese örnek olsun!
Hilal Peker
Muş’un Varto ilçesine bağlı Tatan köylüleri, bir ilke imza atarak köydeki tek kahveyi kütüphaneye çevirdi. Hemen hemen herkesin okuma yazma bildiği köyde kadınlar ve erkekler günlük rutin işlerini bitirdikten sonra kütüphaneye giderek birlikte kitap okuyup, tartışmalar yürütüyor.
Elektrik kesintisi yüzünden çoğu kez gaz lambası eşliğinde kitap okumak zorunda kalan köylüler, kahvelerin kapatılıp yerine kütüphaneler açıldığı taktirde toplum içindeki sorunların azalacağını düşünüyor.
Dünya klasikleri okunuyor
Alevilerin yaşadığı köyde genellikle Zazaca konuştuklarını dile getiren Dilek Gül, günlük işleri dışındaki tüm zamanlarını, tartışarak, kitap okuyarak kültürel etkinliklerde bulunarak geçirdiklerini söyledi.
Kadınlar olarak ev işleri ve hayvan bakımlarını bitirdikten sonra kütüphanede bir araya geldiklerini kaydeden Günay Özkaya ise, kadınlarla birçok konuda tartışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Yılmaz Güney, Orhan Pamuk, Ahmet Altan’ın yanı sıra dünya klasiklerinin okunduğunu belirten Özkaya, “Genelde eğitimin önemi, kadının hakları, arkadaşlık konulu tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Romanın yanı sıra sağlık ve kadın hakları konusunda bilgi içeren kitaplar ise burada en çok okunanlar arasında yer alıyor” dedi.
Gençler olarak Tatan Müzik Grubu ve Tatan Tiyatro Grubu’nu kurduklarını ve sanatsal çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Cemal Akkaya ise panel ve kültürel etkinlikler için yer bulmakta zorlandıklarını söyledi.
Sırada kültür merkezi var
Çalışmalarının kütüphane ile sınırlı olmadığını ifade eden Hıdır Karakaya da, çok amaçlı bir kültür evi inşaa etmek istediklerini belirtti.
İçinde taziye evi, kültürel etkinliklerin gerçekleştirileceği bölümler ve düğün salonunun olacağı bir merkez düşündüklerini belirten Karakaya, ilkbaharda yapımına başlanacak kültür merkezi için duyarlı vatandaşların yardımlarını beklediklerini söyledi.

ARTIK SORUNLAR BİLGİ DAHİLİNDE ÇÖZÜLÜYOR
Tatan Halk Kütüphanesi ve Tatan Kültür Evi Yöneticisi Cihangir Ali Sarıkaya, okuma kültürünün köydeki birlik ve beraberlik olgusunu güçlendirdiğini ifade etti. Yurtiçi ve yurtdışındaki insanlardan, yaptıkları çalışmalara ilişkin olumlu tepkiler aldıklarını ifade eden Sarıkaya, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Tatanlılar’a ise hazırladıkları internet sitesi sayesinde ulaştıklarını belirtti.
“www.guzelkent.sayfasi.com” ile “www.tatan.sayfasi.com.” adreslerinden kendilerine ulaşılabileceğini vurgulayan Sarıkaya, burada Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe’nin Zazaca lehçesi ile yayın yaptıklarını ifade etti.
Kütüphaneleri için duyarlı kesimlerden kitap yardımı bekledikleri de dile getiren Sarıkaya, şöyle konuştu: “Birlik ve bütünlük içerisinde çalışmalarımız sürüyor. Sosyal etkinlikler, panel ve seminerler yapıyoruz. Güzel tepkiler alıyoruz. Kahveyi bir kütüphaneye çevirdik. Öğrenciler gelip ders çalışıyor, kadınlar eksik kaldıkları noktalarda gelip buradaki kitap ve dergilerden faydalanıyor. Önceden ilişkiler feodal bir şekildeyken, kütüphane inanılmaz bir değişikliği de beraberinde getirdi. Artık sorunlar bilgi dahilinde çözülüyor. Bir olaya yaklaşım tarzımız daha bilimsel ve mantık çerçevesinde oluyor. Eğitim düzeyinin yükselmesinin dedikodu kültürünün azalması ve sona ermesi açısından etkili. Köyümüzde şu anda 2 profesör, 10’un üzerinde avukat, çok sayıda öğretmen çıktı. Üniversitelerde ise 100’ün üzerinde gencimiz başta tıp ve hukuk fakülteleri olmak üzere çeşitli bölümlerde okuyor.”

SOKAK ÇOCUKLARI İÇİN OKUMA GÜNLERİ
GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Temsilciliği’nin birlikte yürüttüğü program çerçevesinde, Batman, Gaziantep ve Şanlıurfa’da sokakta çalışan çocuklar için kitap okuma günü düzenlenecek.
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı İnsani ve Sosyal Gelişme Genel Koordinatörü Aygül Fazlıoğlu, mart ayında başlayıp haziranda sona erecek programın, sokakta çalışan çocuklar için kurulan merkezlerde gerçekleştirileceğini söyledi. Fazlıoğlu, ayrıca Gaziantep’te 3, Şanlıurfa ve Batman’da da birer adet olmak üzere, toplam 15 bin kitabın bulunacağı 5 adet çocuk kütüphanesi açılacağını bildirdi.
UNDP Türkiye Temsilciliği Kurumsal İletişim Direktörü Aygen Aytaç da Türkiye’nin, okula gitme oranında 177 ülke arasında 111’inci sırada olduğunu söyledi. Türkiye’de 12 bin 500 kişiye bir kitap düştüğünü ifade eden Aytaç, okur yazarlık oranının geliştirilmesinin UNDP için önemli olduğunu dile getirerek, bu kapsamda projenin gerçekleştirildiğini vurguladı.
Can Çocuk Yayınları’nın katkı sağladığı okuma şenliği, 7 Mart’ta Batman’da Yazar Erdal Öz’ün sokakta çalışan çocuklara kitap okumasıyla başlayacak.


Başa dön


'SAUNA' TERLETİYOR
'İkinci Susurluk' olarak tanımlanan ve basın tarafından "sauna çetesi" olarak adlandırılan çetenin ilişkileri deşifre edildikçe ortaya ürkütücü bir tablo çıkıyor. "Küre Operasyonu" kapsamında gözaltına alınanların ifadeleri ve telefon dinlemelerinden elde edilen bilgiler ışığında, asker-polis-siyasetçi-mafyadan oluşan ilişkiler ağının bir bölümü deşifre edilirken, son olarak yargı üst yönetiminin de çeteyle bağlantısı olduğunun iddia edilmesi, endişeleri artırdı. Çete lideri olarak lanse edilen Kasım Zengin'in, Tayfun isimli bir kişiyle 2 Nisan 2005 tarihinde yaptığı konuşmada yargı bağlantılarından söz edilmesi üzerine 27 Şubat Pazartesi günü yayınlanan gazetelerde bu konuşma ayrıntılı bir şekilde haberleştirilirken, ilk gün sessiz kalmayı yeğleyen Yargıtay dün bir açıklama yaparak, basını uyardı.
Yargıtay, bir telefon dinlemesi sırasında emniyet kayıtlarına geçtiği iddia edilen ve Yargıtay Başkanı ya da 8’inci Ceza Dairesi’nin 3 milyon dolar karşılığında Sedat Şahin’in serbest kalmasını sağlayacağı yönündeki haberleri "Yargıtay’a yönelik bir karalama kampanyası" olarak niteledi.
Yargıtay'dan yapılan açıklamada, "İki şahıs arasında geçen ve kayda alınan telefon görüşmesinde Yargıtay’dan somut bir isim ve olay geçmediği gibi konuşma içeriğinden bu kişilerin varsayıma dayalı konuştukları görülmektedir. Konuşmada bahsi geçen Sedat Şahin isimli kişiyle ilgili ne konuşmanın yapıldığı 2005 yılı Nisan'ında ne de bugün itibariyle Yargıtay'a intikal etmiş bir dava dosyası yoktur.
Basına uyarı
Yargıtay'ın açıklamasında, iki gazetenin söz konusu iddiaları haberleştirmesi eleştirilerek, 'önüne gelenin konuştuğu yerde, aklına gelenin bunu yayınlamasının basın özgürlüğü ile açıklanamayacağı' savunularak, şu ifadelere yer verildi: "Yargı ve Yargıtay'ı dışarıda pazarlamaya tevessül edenlerin varlığı, bilinen bir olgudur. Basın sanal olayları gündeme taşımamalı, bu gibilere prim vermemelidir. Sayın Yargıtay Başkanı 40 yıllık meslek yaşamı boyunca hemen her platformda ve her konuda belli bir duruş göstermiş ve halen de aynı çizgiyi muhafaza etmekte olup, özellikle yolsuzluk iddiaları karşısında tavizsiz ve sert tavrı herkesin malumudur."

Telefona takılan takılana
“Sauna çetesi” operasyonunda tutuklananların telefon görüşmelerindeki isimlere, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın koruma müdür yardımcısıyla şoförü de eklendi.
Çetenin lideri olduğu gerekçesiyle tutuklanan Kasım Zengin, “Ateş Binbaşı” ismini kullanan ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan emekli olduğu öne sürülen Verdi Kırmızıateş ile yaptığı görüşmede, bir iş nedeniyle karşı karşıya kaldığı Erdoğan’ın şoförü Harun Kandemir’in telefonlarını dinlettiği iddiasını ortaya attı. Zengin, Kırmızıateş’e, mesaj gönderdiği Kandemir’den “Sizinle sorunum yok” yanıtını aldığını söyledi. Aynı konuşmada Kırmızıateş de, herhangi bir problem yaşanması halinde Başbakanlık Koruma Müdür Yardımcısı Rıdvan Çalıkuşu’na gidebileceğini belirtti.
Yine bir başka iddiaya göre de, çete üyeleri, “Elimde kaset var” diyerek İbrahim Tatlıses’ten para isteyen Hüseyin Bozan’ın telefonlarını dinlemeye aldı.

Milletvekilinden fotoğraf savunması
AKP Antalya Milletvekili Fikret Badazlı, Küre Operasyonu kapsamında adı geçen Yaşar Kaplan’la bir fuarda çekilen fotoğrafı için “Gittiğim her yerde istek üzerine fotoğraf veriyorum. Objektiflerden saklanmamı gerektirecek özel bir durumum yoktur” savunmasında bulundu. Badazlı, AKP Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin’in davetiyle gittiği fuarda, pırlantayla süslenmiş bir çizmenin sanatçı Safiye Soyman’a hediye edildiğini söyledi. Badazlı, fotoğrafın da Kaplan’ın standında dinlenirken çekildiğini ifade etti.


Başa dön


Elma buzhanelerde çürüyor
Canan Karakurt
Antalya’nın Elmalı ilçesi en önemli geçim kaynağı elma üretimi olan bir ilçe, bunun yanı sıra portakal, arpa, buğday ve son yıllarda özel şirketlere devredilip güvencesi kalmasa da az miktarda anason üretimi yapılıyor. Elmalılı üreticiler ürünlerinin para etmemesinden, masraflarını bile karşılayamaz durumda olmaktan şikayetçiler. Tamamen kendi çabalarıyla ayakta tutmaya çalıştıkları Elmalı Meyveciler İstihdam Satış Kooperatifi (ELMİSKO) buzhanesindeki depolar, satıcı bulunamayan, bulunsa da satışında giderini bile karşılamayan elma istifleriyle dolu. Yaşadıkları zor durumu değerlendiren Bayralar, Beyler, Akça köylerinin üreticileri Elmalı’nın tüm köylerinin aynı durumda olduğunu, bu duruma artık birilerinin dur demesi gerektiğini söylüyorlar.
‘Türkiye’de yaşıyoruz ABD’de değil’
Bayralar köyünden 85 yaşındaki Hamdi Şahin, AKP’yi tek başına iktidar yaptıklarını, ama hükümetin köylünün üzerine ölü toprağı attığını belirtti. 1 kilo elmanın 150 bine alındığını söyleyen Şahin, bu para kağıt, kürek, gübre ve mazot masrafını karşılamadığını söyledi. Şahin şöyle konuştu: “Sahilde sebzeci, yaylada çiftçi, elmacı, portakalcı kan ağlıyor. Yok AB yok IMF nereye gireceklerse girsinler ama böyle olmaz. Bir babanın beş evladı var, sen birini alıyorsun dördünü atıyon sokağa. Üç beş holdingle idare edilmez bu memleket. Tarım bakanı ne yapıyor; bizde elma var, onlar dışardan alıyor. Süt var pamuk var onlar dışardan alıyor. Şunu bilsinler biz getirdik onları biz götürürüz. Biz Türkiye’de yaşıyoruz Amerika da değil, artık bizim çıkarımızı düşünsünler.”
ELMİSKO Yönetim Kurulu Üyesi Lütfi Yıldırım da elmaların buzhanelerde çürümeye başlayacağına dikkati çekiyor. Tek geçim kaynaklarının elma olduğunu söyleyen Yıldırım devletten gerekli desteği görmediklerini belirterek “Elmayı boyuna göre ayıran boylama makinesini kurduk. Tarım İl Müdürlüğü 400 milyar destek verdi, 500 milyara mal oldu. Bomboş duruyor yazık. Oysa bir paketleme bandımız eksik” şeklinde konuştu. Kooperatifin bir başka yöneticisi olan Halil İlhan, “bir tüccar gelsin de malımızı alsın diye buzhane önünde bekliyoruz” diyor. Yüz üreticiye iki üç tüccar düştüğünü belirten İlhan, “Sadece Elmalı değil, Isparta Eğridir hepsi perişan. Borcumuzu ödemek için tarla satacağız, onu da alan yok” diye konuştu.
Bayralar köyünden Cahit Ercan, üç sene önce satsa en az üç daire alabileceği tarlasının, bugün satmaya kalktığında bir daire bile etmediğini söyledi. “Bankadan aldığım krediyi ödeyemedim. Süresi doldu icra gelmesini bekliyorum” diyen Ercan, elektriğin de özel olduğunu ve bu nedenle eskisinden daha pahalı olduğunu, üstelik iki üç ay ödenmeyince kesildiğini söyledi. Köylünün üretmeye hevesini de bırakmadıklarını belirten Ercan “Bakalım sonumuz ne olacak?” diye sordu.

Sağ olsunlar iyi gençlerdi Denizler
Bayralar köyünden Hamdi Şahin geçmişte topraklarının yüzde 75’inin tapusu olmadığı için mücadele ettiklerini söyledi. Tapu işlemleri yapılırken Avlan gölünün ağalara tapulanmaya çalışıldığını anlatan Şahin, “Ben bir heyet kurdum köylülerden. Ankara’ya gittik. Başbakan Süleyman Demirel ile zor bela görüştürüldük. O da bize söz verdi. Ben Ankara’da Ulus’ta dikelirken, bir araba yanaştı yanıma. İki genç çıktı, attı beni arabaya; konuşmadan gittik. Ortadoğu Üniversitesi’nin önünde durduk. Amca dediler, ‘Şu Elmalı olaylarını anlat bize biz talebeyiz.’ Biz gelelim Elmalı’ya, sizinle beraber direnelim. Atlayıp geldiler, ardından bir otobüs daha talebe geldi. Yerleştiler bizim oraya; tabi dayak mücadele hapis devam ediyor. Biz İsmet Paşa’ya çıktık, onlar da Muammer Aksoy başta heyet kurup geldiler köye bize desteğe. O kadar olaydan sonra, mücadeleden sonra göl Hazine’de kaldı, ama o arada ağalar birçok Hazine arazisini aldılar üstlerine. O gençleri de biz sonradan öğrendik. Deniz olduklarını Sinan olduklarını, sağ olsunlar iyi gençlerdi. Kalkıp buralara geldiler” dedi.

Asıl destek üreticiye verilmeli
Ramazan Akar (TZOB Elmalı Şube Başkanı)
Üretici köylünün bugünkü durumu ve yarından beklentileri nelerdir?
İlçemizin adından da anlaşılacağı gibi, elma üretimi en yaygın geçim kaynağımız ve yegane güven kaynağımız. Ancak çiftçimiz 3-4 yıldır para kazanmıyor giderini bile karşılayamaz durumda. Kredi çekerek ayakta durmaya çalışıyorlar. Eylül ayında ziraat bankası ilçemizde dağıttığı krediyi toplamaya başlar ancak köylümüz geri ödemeyi sağlayamayacak durumda. Oda aidatını ödeyemez hale geldi üreticimiz. 7 bin civarında üyemiz var. Bazıları ‘başkan kusura bakma para yok, aidat ödeyemiyoruz’ diyorlar. Canınız sağ olsun diyorum; ne diyeyim.
Alataş: 2005 yitik bir yıl oldu
İnsan Hakları Derneği’nin 2005 yılı Genel İnsan Hakları Raporu’nda, 2005’te de işkencenin sistematik olarak sürdüğü, ifade özgürlüğünün yasaklandığı ve demokratikleşme amacıyla çıkarılan yasaların yarattığı iyimser havanın yok olduğu ifade edildi. Raporu değerlendiren İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, 2005 yılının, demokratikleşme, insan hak ve özgürlüklerinin korunmasına dönük girişimler yapılmadığı için “yitik” bir yıl olduğunu söyledi. Alataş, “Azınlık ve Kültürel Hakları Raporu” üzerinde yaratılan fırtınanın, 2005 yılında hak ve özgürlüklere yaklaşımın nasıl olacağı konusunda ipuçları verdiğine dikkat çekerek, 2005’in toplumun kışkırtıldığı, saldırgan milliyetçiliğin desteklendiği, linç girişimlerinin cesaretlendirildiği hatta teşvik edildiği bir yıl olduğunu söyledi. “Bu durumdan vazife çıkaran” yasadışı örgütlenmelerin faaliyetlerini de hızlandırdığını anlatan Alataş, Susurluk kazasından sonra sinmiş görünen devlet içinde ya da destekli yasadışı örgütlenmelerin tekrar gündeme geldiğini ifade ederek, “Çünkü uygun bir zemin vardı. Hukukun işlemediği, kaosun olduğu dönemlerde, bu işler yürütülür. Şemdinli olayları da bu zamanda yaşandı” dedi. Son dönemde ortaya çıkan çetelere, devleti temsilen isimlerin de karıştığını hatırlatan Alataş, “Ülkenin yurttaşları olarak kendimizi nasıl güven içinde hissedeceğiz?” diye sordu. Türkiye’de son 15 yıldır çatışmalar ve ölümlerin yaşandığını, başta Kürt sorunu olmak üzere sorunların demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi yönünde adımlar atılmadığını hatırlatan Alataş, göreceli olarak önceki yıla oranla bir azalma olmasına karşın, işkencenin sistematik olarak devam ettiğini söyledi. Ayrıca, işkenceden haberdar olma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını, bilgi almak için 27 savcılığa başvurduklarını ancak prosedür gereği bilgi alamadıklarını ifade etti. İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, 2005 yılının aydın, yazar ve siyasetçilerin arka arkaya yargılandığı bir yıl olduğuna işaret ederek, yargı dahil devlet kurumlarının, “devleti koruma” refleksinden kurtulamadıkları eleştiriside bulundu.
Kadınlar neden intihar ediyor?
Kadın intiharlarıyla yeniden gündeme gelen Batman’da son 5 yılda 402 kişinin intihar teşebbüsünde bulunduğu, 80 kişinin ise intihar ettiği bildirildi. İntihara teşebbüs edenlerin 281, intihar edenlerin ise 43’ü kadın. Batman Valiliği, töre ve namus cinayetleri ile kadın ve çocuklara yönelik şiddetin nedenlerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’na ildeki intihar vakalarına ilişkin rapor sundu. Raporda, 1995-2000 yılları arasında Batman’da yaşanan, özellikle 1999-2000 yıllarında artış gösteren intiharlarda, Türkiye’deki genel yapıdan farklı olarak, kadın intiharların, erkek intiharlarından 3 kat fazla olduğu belirtildi. Türkiye’de yüz binde 3-3.5 olan intihar oranlarının, Batman’da bu yıllarda yüz binde 6.5 olduğuna dikkat çekildi. Rapora göre, intihar edenler 15-25 yaş aralığında. Kadınların yüzde 46.5’u bekar, yüzde 15.8’i imam nikahlı, yüzde 10.9’u resmi nikahlı. Erkeklerde ise bu oran sırasıyla yüzde 15.8, yüzde 4 ve yüzde 5.9. Eğitim durumu açısından bakıldığında intihar eden kadınların yüzde 29.3’ü, erkeklerin yüzde 15.4’ü cahil, kadınların yüzde 1.3’ü, erkeklerin yüzde 7.7’si okur-yazar, kadınların yüzde 16’sı, erkeklerin yüzde 19.2’si ilkokul mezunu, kadınların yüzde 4’ü, erkeklerin yüzde 11.5’i ortaokul, kadınların yüzde 6.7’si, erkeklerin 19.2’si lise eğitimli, erkeklerin yüzde 3.8’i üniversite eğitimli. Kadınların yüzde 42.7’sinin, erkeklerin ise yüzde 23.1’inin eğitim durumları bilinmiyor. Rapora göre, Batman’da 2001-2005 yılları arasında intihar olaylarında azalma görülüyor. Batman, bu dönem içinde polis sorumluluk bölgesinde yaşanan intiharlarda, iller arasında 2001’de 58, 2002’de 54, 2003’de 41, 2004 ve 2005’de 56. sırada. Bu dönemlerde, kadın intihar oranları, erkeklerden daha yüksek. Batman’da 2001-2006 yılları arasında 281 kadın, 121 erkek olmak üzere toplam 402 kişi intihara teşebbüs etti, aynı dönemde 43 kadın, 37 erkek 80 kişi intihar etti. Ocak 2006’da intihar vakalarında belirgin artış görüldü. Bu ayda 1’i erkek, 5 kişi intihar etti, 16 intihar girişimi oldu. Batman Barosu Başkanlığı’nın, ilde yaşanan intihar olaylarıyla ilgili hazırladığı ve komisyona sunduğu raporda ise intihara teşebbüs vakalarının bir kısmının, değişik nedenlerle gizli tutulduğu veya başka bir neden gösterildiği kaydedildi. İntihar eden veya intihar teşebbüsünde bulunanların büyük çoğunluğunun, 1985’ten sonra göç alan gecekondu mahallelerinde, köy özelliğindeki semtlerde yaşayan kişiler olduğu belirtildi. Raporda, intihar sonucu yakını ölen bir kişinin, ‘’Birey kendisine, aileler sokağa, Batman dışarıya kapalıdır’’ cümlesine yer verildi. Silah ve ipin, ölmeye karar verenlerin, ilaç ise ‘’canıma kıyarım’’ tehdidinde bulunanların yöntemi olduğuna işaret edildi.
DEHAP’lılara karakol kontrolü kaldırıldı
Kendini fesheden DEHAP’ın Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve 11 yöneticisi hakkında alınan adli kontrol tedbirleri kararı kaldırıldı. DEHAP yöneticileri hakkında 16 Ağustos 2005’te yapılan PM ve il başkanları toplantısının sonuç bildirgesinde, “Sayın Abdullah Öcalan” ifadesi geçtiği ve devlet tarafından muhatap alınması istendiği için alınan yurtdışı yasağı ve her hafta bulundukları Emniyet Müdürlüğü’ne başvurmalarını öngören adli kontrol tedbirleri, davanın ilk duruşmasında Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldı. Bakırhan ve arkadaşlarının yargılanmasına dün Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmada savunma yapan DEHAP yöneticileri, sonuç bildirisini kabul ettiklerini belirterek, Kürt sorununun çözümü yönünde adım atılmasını istediklerini, şiddete çağrı yapmadıklarını, aksine barışçıl çözümden yana olduklarını söylediler. DEHAP’lılar adına ayrıntılı savunmayı yapan Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünden yana olduklarını belirterek, “Aynı zamanda sayın Abdullah Öcalan’ın dönem dönem ifade ettiği ve basına da yansıyan, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle Türkiye bütünlüğü dahilinde çözülmesine yönelik düşünceleri biliniyor. Bu düşünceler de bizim düşüncelerimizle benzerlikler gösterebilir. Bu benzerliklerin suç unsuru olarak görülmesini anlamak mümkün değildir” dedi. Mahkeme heyeti, Bakırhan ve DEHAP yöneticileri hakkında adli tedbirlerin, yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun Adli Kontrol başlıklı 109’uncu maddesinin 3’üncü bendi uyarınca kaldırılmasını kararlaştırdı. Mahkeme, Mümin Ağcakaya’nın da ifadesinin alınması için duruşmayı 11 Nisan 2006 tarihine erteledi.
Danıştay’dan sözleşmeli öğretmenliğe fren
Danıştay, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1 Eylül 2005 tarihli 2005-2006 öğretim yılı için “Kısmi Zamanlı Geçici Öğretici” (Sözleşmeli Öğretmenlik) alımına ilişkin genelgesinin yürütmesini durdurdu. Edinilen bilgiye göre, Danıştay 12. Dairesi, Türk Eğitim-Sen’in, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Kısmi zamanlı geçici öğreticilik” konulu genelgesinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açtığı davada ilk aşamayı sonuçlandırdı. Danıştay 12. Dairesi, söz konusu genelgenin yürütmesini durdurdu. Karar, taraflara yazıldıktan sonra tebliğ edilecek. Kararın gerekçesinde, öğretmenlik mesleğine nasıl başlanacağının yasalarda bulunduğuna ve öğretmenliğin bir kariyer mesleği olduğuna işaret edilerek, öğretmenliğin, Devlet Memurları Yasası’na göre asli ve sürekli görevlerden olduğunun belirtildiği öğrenildi. Gerekçede, özellik gerektiren kurslar için öğretici sıfatıyla öğretmenlerin görevlendirilebileceği, ancak genelgenin bu kapsamın dışına çıktığı vurgulandı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu karara yapacağı itirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net