www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Futbolun budalası olmak
Futbol budalalığı bu hafta yine ön plandaydı. Futbola bir spor olmanın çok ötesinde anlamlar yükleyen ve futbolun -tutkunu değil- esiri olmuş zavallılar sayesinde, yine buram buram ilkellik ve cahillik kokan son derece sevimsiz görüntülere tanık olduk.

‘Herkesi çağırabilirim’
Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, milli takımın kapısını hiç bir oyuncuya kapatmadıklarını söyledi.


Futbolun budalası olmak
Mehmet Özyazanlar
Beşiktaş, 5 yıllık Kadıköy’den puanla dönme geleneğini bu hafta da sürdürünce, lider Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki puan farkı 1’e indi. Lider ile takipçisinin yer değiştirmesine 1 maç yetiyor artık. 2006’nın ilk derbisinde heyecan ve tempo yüksek, ancak oyun kalitesi düşüktü. Kimilerinin iddia ettiği gibi hiç de öyle üst düzey bir karşılaşma olmadı. İki takımın da üst üste 5 pas yapamadığı, komik savunma hatalarıyla dolu bir maç ne kadar kaliteli sayılabilir ki? Beklenenden daha cesur ve dirençli bir oyun ortaya koyan Beşiktaş, 1-0 geriye düşmesine karşın öne geçmeyi başarsa da, rakibinin yan toplardaki etkinliğini durduramayınca, 1 puana razı oldu. Fenerbahçe’nin attığı gollerin kaynağı, alışık olunduğu üzere duran toplardı. Yedikleri ise ancak mahalle maçlarında görülecek cinsten savunma hataları kaynaklıydı. Sergen’in attığı ilk golde vuruş ustalığı kadar Fenerbahçe savunmasının gevşekliğinin de payı vardı. İkinci gol ise, “evlere şenlik” Fenerbahçe savunmasının, Sergen’e tam anlamıyla bir ikramıydı adeta. Sergen herhalde bu sezonki, en rahat maçını oynadı Saracoğlu’nda.
Derbinin taraftarları
Futbol budalalığı yine bu hafta ön plandaydı. Futbola bir spor olmanın çok ötesinde anlamlar yükleyen ve futbolun -tutkunu değil- esiri olmuş zavallılar sayesinde, yine buram buram ilkellik ve cahillik kokan son derece sevimsiz görüntülere tanık olduk.
Aziz Yıldırım’ın, “edepli” seyircisini gördük derbide. Puan kayıpları çoğaldıkça maskeler iyice düşüyor. Yedek kulübesine yağdırılan -ve ikisi Tigana’nın kafasına isabet eden- çakmaklar, piller, bozuk paralar, pet şişeler ile edilen küfürleri bakalım Aziz Yıldırım açıklama zahmetine girişecek mi?
Fenerbahçeli yöneticilerin sık sık dile getirdikleri, “Saracoğlu’nda küfür kalmadı” lafının ne kadar ciddiye alınabileceği de bu hafta iyice anlaşıldı.
Aziz Yıldırım davetli olarak gelen Beşiktaşlı aile önünde yaptığı konuşmada da, sporda dostluğun, centilmenliğin önemini vurguladı. Ardından da ailenin küçük çocuğuna sarı-lacivert bir atkı vererek, onu da Fenerli yapacağını söyledi. E, madem sporda asıl önemli olan dostluk, kardeşlik, ne diye çocuğun tuttuğu takımı değiştirmeye çalışıyorsun? Böyle zorlayıcı, dayatmacı, rakiplerin varlığını kabul etmeyen, rakip görmeye tahammül edemeyen bir anlayışla centilmenlik, sportmenlik bağdaşabilir mi? “Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak” zırvalığının gelip dayandığı nokta olsa gerek bu?
Maça gelmeleri yasak olduğu halde Kadıköy’e gitmenin yollarını arayan Beşiktaşlı taraftarlar da, gün boyunca sokaklarda terör estirerek adeta kendilerine konan yasağı haklı kıldılar. Vapur yolculukları polisçe engellenen taraftarlar, hırslarını yakaladıkları bir Fenerbahçeli taraftarı döverek aldılar. Ne kadar ulvi(!) ve fedakârca bir davranış. Aferin, “kelle avcılığı” yaparak linç kültürünün sürmesi için ellerinden gelen gayreti esirgemeyen kahraman(!) Beşiktaşlılara...
Diyarbakır ve Torino
Diyarbakır’da olan bitenleri ise futbolla ilişkilendirmek olanaksız. Yaşanan kargaşanın salt futboldan kaynaklandığına inanmak da... Bazı Diyarbakırsporlu futbolcuların ve bir kısım yöneticilerin provokasyonunun da katkısıyla başlayan olaylar, kısa sürede isyan boyutuna ulaşıverdi. Ne yani, Diyarbakır’da gol atan rakip oyuncu, bunun sevincini yaşayamayacak mı? Diyarbakırspor Futbol Şube Sorumlusu olduğu öğrenilen şahıs, Konyaspor’un golünü atan Bebbe’yi herkesin gözü önünde tekmeledi. Yönetici bunu yaparsa, tribünler neler yapmaz. Nitekim yaptı da. Kışkırtmaların tribünlerde karşılık bulmasıyla maç tamamlanamazken, taraftarlarla polis arasında koltuk savaşı başladı. İsyan, kısa sürede binlerce koltuğu parçalanarak harabeye dönüşen stadyumla sınırlı kalmayıp sokaklara taştı. Yalnız, Diyarbakırlıların unutmaması gereken bir şey var: Futbol budalalarından oluşan kitlenin isyanından hiçbir hayır gelmez. Devlet, bambaşka amaçlarla, futbolu Diyarbakırlıların hayatında bambaşka bir konuma yerleştirmeye çalışıyor. Diyarbakırlılar, bunun farkına varmalı, futbolu ölüm kalım meselesi olarak algılayan budalalar haline getirilme tuzağına düşmemeliler... Şimdi muhtemelen alacağı ağır ceza ile Diyarbakırspor’un Süper Lig’de tutunma şansı iyice zora girecek. Peki bu işten kazançlı çıkan kim?
Bu arada unutmadan... Spor adına bir hafta daha teyakkuz, kavga, dövüş, gürültü, küfür ve tacizlerle geride kalırken, Torino Kış Olimpiyat Oyunları’nın kapanış törenini memlekette kaç kişi izledi acaba? Sporla sanatın içiçe geçtiği, yüksek estetik değer taşıyan bu büyüleyici etkinliği izleyince, insan sporun hangi amaçlar, hangi hedefler çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiğini çok daha iyi anlıyor. Bu görüntüleri izleyince, bizim burada yaptıklarımıza spor demeye utanıyor insan.
İlk 8’de sadece G.Saray galip
Galatasaray, Vestel Manisa karşısında aldığı garip galibiyetle, Fenerbahçe’nin ensesine dayandı. Bu kez Fenerbahçe’den erken oynayıp galip gelince, gerilimi rakiplerine devrettiler. Aldıkları galibiyet ise gerçekten de garipti. V.Manisa 2 kez geriye düşmesine karşın 2’sinde de bunun altından kalkmayı başardı. Hem de gayet iyi bir oyun ortaya koyarak. Oyunun kontrolünü elinde tuttuğu anlarda yediği uzun mesafeli 2 gol, V.Manisa’nın hayallerine sekte vurdu. Galatasaraylılar şimdi takımlarından, puan farkını 1’e indirmenin motivasyonuyla daha yüksek bir performans, daha farklı bir oyun bekliyorlar. Bu zaten mutlu sona ulaşma yolunda bir zorunluluk...
Bu hafta üçüncülük mücadelesi yapanların hepsi 1’er puana talim edince, sıralamada bir değişiklik olmadı. Kayseri-Rize ve Trabzon-Sivas kapışmalarından gol sesi çıkmazken, başkent derbisinde de Gençlerbirliği ile Ankaragücü puanları paylaştı.
Haftanın tek deplasman galibiyetine ise Ankaraspor imza attı. Başkent ekibi, geçen hafta Fenerbahçe’nin yenilmezliğine son verdikten sonra bu hafta da Samsun’dan 3 puanla dönerek iyi gidişini sürdürdü.
Son 5 maçında yenilmeyen ve Malatya karşısında bu süreçteki 3. galibiyetini alan Denizlispor’un çıkışı da hayli dikkat çekici.


Başa dön


‘Herkesi çağırabilirim’
Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, milli takımın kapısını hiç bir oyuncuya kapatmadıklarını söyledi.
Terim, Çek Cumhuriyeti ile yarın İzmir’de yapılacak özel maç öncesinde yardımcıları Oğuz Çetin ve kaleci antrenörü Eser Özaltındere ile basın toplantısı düzenledi.
Malta’da Malta-Moldova maçını izlediğini belirten Terim, “Moldova, Malta’ya göre daha iyi bir takım. Malta’da da eskiye göre ilerleme var” dedi. Terim, yardımcısı Müfit Erkasap’ın da Almanya’da yapılacak Bosna Hersek-Japonya maçını izleyeceğini kaydetti.
Terim, (A) Milli, A2 ve Ümit Milli takımlarının ilk kez bir arada kamp yaptığını, iskeleti oluşturacak 69 oyuncunun bir arada bulunmasından memnuniyet duyduğunu kaydederek, şöyle konuştu: “Milli takımın kapısını hiçbir oyuncuya kapatamayız. Şimdi yeni oyuncuları görmek zorundayız, o yüzden böyle bir değişime karar verdik. 15 sene önce nasıl bir grupla başladıysak, bu da öyle... Hepsinden çok ümitliyiz.”
Eylül ayına kadar hazırlık maçlarının süreceğini kaydeden Terim, Mayıs ayında Amerika ya da Almanya’da bir turnuvaya katılmalarının söz konusu olduğunu belirtti.
Sol kanat konusu

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net