www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



ANTİGONE
Antik Yunan oyunları arasında en çok tartışılan oyunlardan biri olan Antigone, bir kez daha seyirci karşısında. Oyunda, tartışmanın odağını belirleyen ise kahramanın kim olduğu? Sophokles’in bilinen en eski oyunu olan Antigone, İ.Ö. 442 yılında Eleusis şenliklerinde oynandı...

İş istiyoruz, ama şiir de istiyoruz!
Şair Betül Tarıman ile bir grup gençkız bir mahallede çalışma yaptılar. Öykü örnekleri, şiir örnekleri kopyalayıp, edebiyatı sözle tanıtmaya uğraştılar günlerdir.

Bursa fuara hazır
Bu yıl dördüncü kez TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen Bursa Kitap Fuarı 4 Mart’ta başlıyor. Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan fuarın açılış saati 12:00.


ANTİGONE
Halil Özer / ozerhalil@hotmail.com
Antik Yunan oyunları arasında en çok tartışılan oyunlardan biri olan Antigone, bir kez daha seyirci karşısında. Oyunda, tartışmanın odağını belirleyen ise kahramanın kim olduğu? Sophokles’in bilinen en eski oyunu olan Antigone, İ.Ö. 442 yılında Eleusis şenliklerinde oynandı. Thebai Üçlemesi’nin son oyunu olmasına rağmen, ilk önce yazılmıştır. Diğer iki oyun gibi, bu oyun da bağımsız oynanır. Üçleme’nin ilk oyunu olan Kral Oidipus Tragedyası’nda Oidipus, yazgısından kaçamamış ve kendi elleriyle gözlerini oymuş bir halde sürgüne giderken kızları Antigone ile İsmene’yi Kreon’a emanet eder. Babalarının kendi kendini sürgün edişinden sonra yönetim sırayla oğullara devredilir.
Üçleme’nin ikinci oyunu Oidipus Kolonos’da ise aradan yirmi yıl geçmiştir ve Oidipus ölmek üzeredir. Oğulları Eteokles ile Polüneikes babalarına ziyarete gelirler. İkisi de babalarını vesayetleri altına almak ister. Oidipus, Atina Kralı Theseus’un yardımıyla onları kovar. Çilesinin sonuna gelen Oidipus ölür. Babalarının ölümünden sonra, iki oğul arasında kanlı bir çekişme başlar. Dönüşümlü olarak aldıkları yönetimi bir süre devam ettirdikten sonra, sıra küçük kardeş Eteokles’e geldiğinde anlaşmayı bozar ve yönetimi devretmez. Bunun üzerine Polüneikes Argos kralı Adrastos’a sığınır, kızıyla evlenerek de durumunu pekiştirir. Sonra da Argos kralının askerlerinden derlediği bir orduyla Thebai’ı yedi kapısından kuşatır. Ve bu savaşın sonunda iki oğul da ölür. Böylece Thebai’nin yönetimine dayıları-ve de amcaları- Kreon geçer.
Üçlemenin üçüncü oyunu Antigone ise bu sahneyle başlar. Kreon tahta geçmiştir ve iktidar için Thebai’yi kuşatıp, saldırıya geçen Polüniekes’e bir ceza kesmiştir. Eteokles’in cenazesini törenlerle kaldırtır, ama Polüniekes’in ölüsünü gömdürmez; açıkta bırakır. Karşı gelen, ölümle cezalandırılacaktır. Bu, ölenin ruhunun dünyada kalmasına ve eziyet çekmesine neden olacaktır. Bu duruma Antigone karşı çıkar ve gidip, kardeşini gömer. Yakalanır ve Kreon’un huzuruna çıkarılır. Kreon’un huzurunda şimdi yeğeni, oğlunun nişanlısı durmaktadır. Kreon, devletin yasalarını hatırlatır Antigone’ye: “Demek karşı geldin bana, yasamı çiğnedin?” diyerek hukuku ve onun üstünlüğünü savunur. Antigone ise doğal hukuku savunur: Evet, öyle, çünkü Zeus böyle bir yasa koymamış. Kâğıda geçmemiştir onlar dünden bugüne değişen emirler değil, ne var ki yaşıyorlar, asıl bu yasaları çiğneyemem” der. Ve yazgısına katlanır.
Kreon cezanın uygulanmasını ister ve Antigone’yi gömütüne, zindana gönderir. Kreon, dönüşü olmayan yola girmiştir artık. Oğlu Haimon’un sağduyuya davetini reddederek, kendi yıkımına doğru sürüklenir. Sahneye kör bilici Teiresias gelir. Kreon, bilicinin korkunç tehditlerinden sonra iyice şüpheye düşer. Nihayet, kararsızlığından kurtulur ve Antigone’nin serbest bırakılmasını emreder. Ama artık çok geçtir. Antigone zindanda intihar etmiştir. Bunu gören oğlu, Haimon’da intihar etmiştir. Oğlunu ve yeğenini kaybeden Kreon’u bir yıkım daha beklemektedir. Bu acılara dayanamayarak intihar eden son kişi de karısı Eurüdike’dedir.
Tragedya’nın işlevi
Aristoteles Poetika’da tragedyanın işlevinden şöyle bahseder: “Tragedyanın ödevi, uyandırdığı acıma ve korku duygularıyla, ruhu tutkulardan temizlemektir.”
Antik Yunan’da şairin görevi çağının önemli sorunlarını, toplumda gördüğü çelişkileri anlatmaktır. Bunu da en iyi, tragedya aracılığıyla yapar. A.Emel Mesçi’nin yorumunda tragedya işlevini kaybetmiş. Kreon üzerinden hissetmemiz gereken Katharsis, Antigone üzerinden hissettirilmeye çalışılmış. Bu noktada yıllardır tartışılan Antigone mi? Kreon mu? sorusuna yönetmenin cevabı hiç kuşkusuz: Antigone! olmuş. Fakat yıkıma uğrayan oyun kişisi Kreon olduğu için Katharsis, etkisini kaybetmiş. Yerine, suçluların cezalandırılmasından duyduğumuz ilahi adalet duygumuz okşanmış. Seyircinin bu durumdan memnun olduğunu söylemeye gerek yok. Yönetici-Eş-Baba-Amca’nın uğradığı yıkımla hakkın yerine geldiğini düşünerek salonu terk ederken, az da olsa Antigone’yi düşünüp, hüzünleniyor.
A. Emel Mesçi’nin yorumunda oyun, Thebai Üçlemesi’nden parçalar taşımakta. Bu reji yorumu oyunun arkaiği açısından seyri kolaylaştırıyor. Üzüm Ezme Ritüeli, Bakhalar gibi bölümlerle ise seyirciye o dönemin geleneksel mitleri, ritüelleri hakkında bilgi veriyor. Özellikle, Üzüm Ezme Ritüeli’nin yarattığı hoşnutluk izleyeni oyundan koparıyor. Eleusis Şenlikleri’ne yazarlar üç tragedya -Üçleme- bir satirle katılırlardı. A.Emel Mesçi de bu yorumu ile bir ritüeli yerine getirir gibi.
Antik Yunan oyunlarını sahnelemeye özel bir ilgisi olan yönetmenin (Gelecek sezon Oidipus’u sahneleyeceği söyleniyor) sahnelemede farklı teknikler kullandığını biliyoruz. En önemli özelliği ise tiyatro binasının tümünü bir sahne olarak düşünmesi ve daha girişte seyirciyi, yaratılan atmosferin içine çekmeye çalışması ki, bunu başardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Girişte, fuayede yerde yatan ölüler, seyir yerine geçerken kullandığı uzun, karanlık geçit ve seyir yerini aydınlatmak için kullanılan mumlar ve böcek sesleri. Oyunun girişinde kullanılan teknolojik mekhane, Antik Yunan sahneleme biçimine bir saygı niteliğinde. Etkileyici ışık tasarımı ile dikkat çeken oyun, dekorun kullanılışında da aynı etkiyi gösteriyor.
Sahnede yaratılan derinlik izleyeni oyunun içine çekiyor. Oyunu, sadece seyircinin bakış açısına konumlandırmayıp sağ, sol ve arkayı da kullanarak seyirciyi susan ve izleyen konumundan çıkarıp, birer tanık haline getiriyor.

“Antigone”, Sophokles, Çeviren: Güngör Dilmen, Yöneten: Ayşe Emel Mesçi, Ankara Devlet Tiyatroları, İrfan Şahinbaş, Atölye Sahnesi

Başa dön


İş istiyoruz, ama şiir de istiyoruz!
Sennur Sezer / sennursezer@yahoo.com
Kastamonu kuruluşu çok ama çok eskilere giden bir şehir. Şöyle bir dolaştığınızda gözünüze ilk çarpan konaklar olacaktır. Çoğu boş, beli bükülmüş, onarılmayı bekleyen...
Selçuklulardan bu yana bu kentte cami yapıldığını kanıtlayacak yeşil çinili minarelerle söylenceleri izleyecektir sizi. Kiminin alemindeki okun karşı kaleden atıldığı söylenir, kiminin şadırvanından su içen yedi kez gelirmiş Kastamonu’ya. Ama bu kentin kadınları için bildiğim kadarıyla Kurtuluş Savaşı’ndan başka bir söylence yok. Şimdi Kastamonu’nun Sepetçioğlu Konağı’nda o kadınların birazıyla yan yanayız. Bu konakta Eğitim Gönüllüleri çalışıyor.
Şair Betül Tarıman ile bir grup gençkız bir mahallede çalışma yaptılar. Öykü örnekleri, şiir örnekleri kopyalayıp, edebiyatı sözle tanıtmaya uğraştılar günlerdir. Kadınların dilsiz kaldıkları konularda kendilerini yazarak ifade etmelerini istediler.
Şimdi onlarla iki gün boyunca konuşup, onların yazdıklarını okuyor, bu girişimin sonuçlarını yorumluyoruz.
‘Bizim şehrimiz fıkara’
Mahalle kentin en çaresiz mahallesi. En yoksulu. Göç alması, halkın kendi içinde dışladığı bir etnik grubu da barındırması, potansiyel suçlu görülen mahalle halkının sık sık baskınlarla tanışmasının nedeni. Şiddet kadınlar için günlük, sıradan ama kabulenilmeyen bir olay.
İşte bu kadınlar sizin şunu öğrenmenizi istediler: “Bizim şehrimiz fıkara. Çalışacak iş yok. Ne bize, ne kocamıza, ne kızımıza oğlumuza. Çoğumuz okuma yazma bilmiyoruz. Öğrenmemize de izin verilmiyor. Kızız diye okutulmadık. Şimdi ihtiyarlarımızın bile evden ayrılması kolay değil. Kurslar mahallemizde olsa gidebiliriz. Biz yoksulluktan bıktık. Valilikten yüzümüz kızararak yardım istemek zorumuza gidiyor. Oy verdiğimiz belediye sokaklarımız için gittiğimizde kapıdan çeviriyor, gücümüzü üzüyor. İş istiyoruz. Sigortalı iş istiyoruz.
Sizinle şiir dinledik hikaye dinledik. Onların da devam etmesini istiyoruz. Biz de dertlerimizi yazarız belki. O zaman sesimizi duyarlar mı? Duyurun sesimizi.”
Kastamonu’nun en yoksul mahallesi edebiyat söyleşilerinden sonra oğullarını askere yolladı. Döndüklerinde işleri olsun dileğiyle. Toplantıların sürmesini istediler sağlıkçılarla, hukukçularla da konuşacaklar ilerde.
Sözün kısası iş istiyorlar, ama şiir de.


Başa dön


Bursa fuara hazır
Bu yıl dördüncü kez TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen Bursa Kitap Fuarı 4 Mart’ta başlıyor. Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan fuarın açılış saati 12:00.
150’yi aşkın yayınevi ve kuruluşun katılımıyla düzenlenen Bursa 4. Kitap Fuarı’nda geniş bir konu yelpazesi içinde gerçekleştirilecek konferans, söyleşi, panel, şiir dinletisi ve okuma saati gibi 70’e yakın kültür ve edebiyat etkinliğinde 130 yazar, sanatçı, bilim adamı, gazeteci ve politikacı konuşmacı olarak yer alacak; yaklaşık 500 yazar, okurlarıyla buluşup kitaplarını imzalayacak.
Fuarda neler var?
Bu yıl fuarda ilk kez, TÜYAP tarafından “Okur ve Yazar Buluşmaları” etkinlikleri gerçekleştirilecek. Kitapseverleri yazarlarla buluşturacak etkinlikler kapsamında Server Tanilli, İnci Aral, Oya Baydar, Doğan Cüceloğlu, Ece Temelkuran, Meltem Arıkan ve İpek Ongun’un katılacağı söyleşiler düzenlenecek. Fuarda yine, 8 Mart gününden itibaren fuar sonuna kadar çeşitli sergiler açılacak.
Cumhuriyet Kitap Kulübü tarafından Nuri Kurtcebe’nin 30 karikatüründen oluşan “Sessiz Sedasız” başlıklı sergi de yine fuarın etkinliklerinden. Konsept ve tasarımı İlhan Özer tarafından yapılan aralarında Ara Güler, Şakir Eczacıbaşı ve İsa Çelik gibi 21 fotoğraf sanatçısının objektifinden eski Bursa fotoğraflarından oluşan “Bir An Bursa” fotoğraf sergisi de düzenlenecek.
Bono’ya Neruda Ödülü
U2’nin solisti Bono’ya, Şili’nin en yüksek sanat ödülü olan Neruda ödülü verildi. Bono’ya ödülünü, Şili Devlet Başkanlığı sarayı La Moneda’da düzenlenen törende Devlet Başkanı Ricardo Lagos verdi. Bu arada, U2 Latin Amerika turu çerçevesinde başkent Santiago’da bir konser verdi. Santiago’nun en büyük futbol stadyumunda 80 bin izleyici önünde verilecek konserden önce Bono ve grubun diğer elamanlarına, Uluslararası Af Örgütü’nün 2005 yılı “Vicdan Elçisi” ödülü verilecek. U2’nin diğer elemanları Edge, Larry Mullen Jr., Adam Clayton’ın yanı sıra grubun menejeri Paul McGuinness de Vicdan Elçisi ödülünü alacak. Konserden önceki ödül törenine, 11 Mart’ta göreve başlaması beklenen Şili’nin yeni Devlet Başkanı Michelle Bachelet’in de katılması bekleniyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net