www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Ekonomik kriz sonuçta
   ruhsal krize dönüşüyor

Bankaya olan kredi borçları nedeniyle intihar edenlerin sayısının son 100 günde 36’ya ulaşması toplumda tedirginlik yarattı.

2006 ‘nükleere hayır yılı’ ilan edildi
53 kuruluşun katılımıyla toplanan Nükleer karşıtı kongrenin sonuç bildirgesi açıklandı. Katılımın artırılmasına yönelik çabaların yoğunlaştırılacağının belirtildiği bildirgede, 2006 ‘nükleere hayır yılı’ olarak ilan edildi.

Her köyde bir sendika temsilcisi
Tüm Köy-Sen Balıkesir, Susurluk, Çanakkale ve Mudanya köylüleriyle toplantı yaptı

Okullar dehşet vadisi gibi
Medyanın özendirici yayınları ve Kurtlar Vadisi gibi dizilerin gençler üzerindeki psikolojik etkisi sonucu ortaöğretim okullarında şiddet ürkütücü boyutlara ulaştı. Artık ilköğretim okulları önündeki bıçaklı kavgalar dehşet içinde izleniyor.


Ekonomik kriz sonuçta
   ruhsal krize dönüşüyor
Elif Görgü
Bankaya olan kredi borçları nedeniyle intihar edenlerin sayısının son 100 günde 36’ya ulaşması toplumda tedirginlik yarattı. Türk Psikologlar Derneği eski Genel Sekreteri Psikolog Dr. Nazım Serin, ihtiyaçlarını bastıran insanların kredi kartlarıyla tüketime özendirildiklerini ve adeta bu sistem içinde illüzyona itildiklerini vurguladı. Serin, ekonomik krizlerin psikolojik krizleri tetikleyebildiğini söyleyerek, çözümün ekonomik olmakla birlikte dayanışmanın da önemine dikkat çekti.
İrade kırılıyor
“Türkiye’de insanların ihtiyaçları ortada. İnsanlar sürekli ihtiyaçları ile karşı karşıya getiriliyorlar. Tüketime özendiriliyorlar. Kredi kartları olayı ise öyle bir noktaya gitirildi ki bir taraftan paranız olmasa bile size kredi kartı gösteriliyor; ‘Senin ihtiyaçların orada ve bu ihtiyaçlarını karşılaman için araç bu. Paran olmasa da önemli değil. Taksit var’ gibi yöntemlerle insanlar bu sistem içinde bir illüzyona sokuluyorlar. Böylece bastırılmış ihtiyaçlar bir süre kontrol edilse bile insanlar bir noktadan sonra kontrolden çıkıyor ve alışveriş akımına kapılıyor” değerlendirmesinde bulunan Psikolog Dr. Serin, binlerce kişiyi trajediye sürükleyen bu durumun mutlaka yasalarla kontrol altına alınması gerektiğini ifade etti.
Psikolog Dr. Nazım Serin, “Ruhsal ya da fiziksel anlamda insanların yaşam dengesini beklenmedik şekilde altüst eden durumlar kriz durumları olarak nitelendirilir. Kredi kartı borçları pek çok kişi için artık bir kriz yaratacak duruma geldi. Eğer kriz durumları, yeterince baş edilemezse, kişinin ruhsal dünyası üzerinde travmatik etki yaratabilirler” uyarısında bulunarak, ekonomik krizin nasıl ruhsal krize dönüştüğünü şöyle açıkladı: “İnsanlar borç yükü altında artık işin içinden çıkamaz hale geldikten sonra yasal bir tehdit, hapse kadar gidebilecek bir tehdit ortaya çıkıyor. Ayrıca insanın onurunun, saygınlığının yani benlik algısının sarsılması, kendine duyduğu saygı duygusunun zedelenmesi söz konusu olabiliyor. Bu birçok insan için deprese edici; bunaltıcı bir özellik kazanabiliyor.”
Önlem almakta geç kalındı
Borç yüzünden intiharların daha önce de göründüğünü ancak kredi kartları ile birlikte son zamanlarda bu intiharların “toplumsal” bir boyut kazandığını da dile getiren Psikolog Dr. Nazım Serin, şu değerlendirmede bulundu:
“Önlem alınmakta geç kalındı ama yine de zararın neresinden dönülürse kârdır. Şu an bu istatistiklere yansıyan ölüm olayları dikkat çekici olmakla birlikte, bu sıkıntıdan dolayı farklı ruhsal problem yaşayan pek çok insan olduğunu tahmin etmek zor değil.”

Okul bahçeleri spor kompleksine dönüşüyor
Denizli Valiliği’nin girişimiyle okulların bahçeleri spor merkezine dönüştürülüyor. Uygulama çerçevesinde özel şahıslar tarafından okul bahçelerine yapılan tesisler okul zamanında okul, diğer zamanlarda yapımcı firma tarafından kullanılıyor.
“Mahallelerimizdeki okul bahçelerinin boş olduğunu, buralara mahalle halkının giremediğini, faydalanamadığını biliyoruz” diyen Denizli Valisi Gazi Şimşek, bu anlayışı kaldırmak amacıyla harekete geçtiklerini söyledi. Projenin Zaferiye Abalıoğlu ve Hulusi Kulaklı İlköğretim okullarında uygulandığını kaydeden Şimşek, “Okul aile birlikleri kanalıyla bu spor merkezlerini yaptırıp onların kontrolünde işlettiriyoruz. Bize gelen tekliflerden sonra okul bahçelerinin spor merkezi için elverişli olup olmadığını müfettişlerimize inceletiyoruz. Onların raporu doğrultusunda da ne yapılabileceğine karar veriyoruz” dedi. Okul bahçesine yapılan spor tesislerinden öğrenciler ücretsiz yararlanabiliyor.


Başa dön


2006 ‘nükleere hayır yılı’ ilan edildi
Nükleer Karşıtı Kongre, Çernobil faciasının 20’nci yıldönümü olan 2006’nın “nükleere hayır yılı” ilan edilmesine karar verdi.
24 Şubat günü Ankara’da 53 kuruluştan 114 temsilcinin katılımıyla toplanan kongrenin sonuç bildirgesi açıklandı. Kongrenin “Nükleer Karşıtı Platform”un bir parçası ve devamı olduğunun belirtildiği bildirgede, “Kongre ülke düzeyinde sürdürülen tüm çalışmalarla buluşmayı, mücadeleyi birlikte sürdürmeyi temel ilke olarak kabul eder. Önümüzdeki dönemde daha etkin bir iletişim ile katılımın artırılmasına yönelik çabalar yoğunlaştırılacaktır” denildi.
Nükleer enerji ve silahların reddedildiğinin kaydedildiği bildirgede, enerji verimliliği, tasarrufu, kayıp kaçakların giderilmesi, yeni-yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve geliştirilmesi için mücadelenin benimsendiği ifade edildi.
Bildirgede, “nükleer santrallerin kurulmasının engellenmesi için toplumun bilgilendirilmesi ve duyarlılığın artırılması yönünde çalışmalar yürütüleceği, yerel ölçekte kampanyalar düzenleneceği, bilgilendirme temelinde yayınlar, broşürler ve afişler hazırlanacağı, bölgesel ve ulusal düzeyde barışçıl kitlesel eylemler düzenleneceği, nükleer santral yapılması planlanan illerde bu çalışmaların özellikle yoğunlaştırılacağı, eğitim araçlarının üretilmesi, etkinliklerin planlanması ve koordinasyonu ile basınla ilişkilerin geliştirilmesi için komisyonlar oluşturulacağı” kaydedildi.
Bu çalışmaların Nükleer Karşıtı Platform Yürütme Kurulu ve Sekreteryası tarafından hayata geçirileceğinin belirtildiği bildirgede, 2006 yılının “Çernobil faciasının 20’inci yılında nükleere hayır yılı” olarak ilan edildiği, bu temelde yürütülecek çalışmaların destekleneceği ifade edildi. Nükleer karşıtları bir sonraki toplantılarını 1 Nisan 2006’da Ankara’da yapacaklar. Toplantının organizasyonunu Nükleer Karşıtı Platform Yürütme Kurulu gerçekleştirecek.
Öte yandan Greenpeace, Elektrik Mühendisleri Odası, Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE), Ekoloji Kolektifi temsilcileri ile Ertuğrul Akçaoğlu’ndan oluşan Platform Yürütme Kurulu’na Çevre Mühendisleri Odası temsilcisi de eklendi.

Enerji politikaları tartışıldı
Türkiye’nin enerji politikaları ve doğalgaz konusunda ÖDP Kocaeli İl Örgütü bir panel düzenledi. İlkay Eser Tiyatrosunda dün gerçekleşen panelde konuşan ÖDP İl Başkanı Erdoğan Dilber Kocaeli’nin en pahalı doğalgaz tüketen kent olduğunu söyleyerek, “ABD emperyalizminin ülke işgallerine kadar varan askeri müdahalelerinin nedenlerini bulmaya giden yolunun başlangıcı buralardır” dedi.
Petrol mühendisi Necdet Pamir ise enerjinin küresel boyutunu ve Amerikan dünya tasarımını irdeleyen geniş açılı bir dia gösterimi sundu. Nükleer enerjinin ilk yatırım maliyetinin diğer enerji kaynaklardan çok daha yüksek olduğunu belirten Pamir, ayrıca atık sorunu da olduğunu söyledi.
Elektrik mühendisi Cengiz Göltaş ise “enerjide doğalgaza bağımlılık nükleer santrallerle çözülemez” diyerek, doğal kaynaklar kullanılarak herkesin eşit, kesintisiz, sağlıklı elektrik kullanım hakkı olması gerektiğini söyledi.
TMMOB Makine Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz da, jeotermal enerjide Türkiye’nin 500 megabayt kapasitesi olmasına rağmen, kullanılanın 20 megabayt olduğunu dile getirdi. “Rüzgarda mütevazi olursak kapasite 10 bin megabayt kullanılan 1 megabayt. Türkiye enerji politikalarını yeniden düzenleyerek enerjide dışa bağımlılıktan kurtulabilecek öz kaynaklar mevcuttur.” şeklinde konuştu.


Başa dön


Her köyde bir sendika temsilcisi
Kezban Koçak
Tüm Üretici Köylüleri Sendikası (TÜM KÖY-SEN) Balıkesir bölge toplantısını yaptı. Susurluk Ticaret Odası Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya, Susurluk, Balıkesir, Mudanya ve Çanakkale köylüleri ile sendika, oda, siyasi parti temsilcilerinin aralarında bulunduğu 125 kişi katıldı.
Toplantıda konuşan Tüm Köy-Sen Örgütlenme Uzmanı Satılmış Başkavak, köylünün elektrik faturasını ödeyemediğinde traktörüne el konduğunu fakat bankaları hortumlayanlara bir şey yapılmadığını söyledi. Memurların, işçilerin sendikaları olduğunu ifade eden Başkavak, “30 milyon köylü olarak bizler de birleşmeliyiz. Sendika bu birlikteliği sağlamak için var. Köylü nereye ne kadar ne ekeceğine kendi karar verecek duruma gelecektir. Her köyde bir sendika temsilcisi olmalıdır” diye konuştu.
Şeker-İş Susurluk Şube Başkanı İsmail Karadayı da Türkiye’nin şeker üretiminde dünyada 3. sırada olmasına rağmen 1998’den beri şeker fabrikalarının büyük sıkıntılar çektiğini ifade etti. Sentetik tatlandırıcıların özendirildiğini ve tatlandırıcıların sağlığa zararları bulunduğunu dile getiren Karadayı, maliyetinin ucuz olmasının tekellerin işine geldiğini söyledi.
Tüm Köy-Sen Eğitim Uzmanı Abdullah Varlı da konuşmasında üretici köylünün gittikçe yoksullaştığını dile getirdi. Kırdan kente yaşanan yoğun göç sonrası tarımsal üretimde bir azalma görüldüğünü belirten Varlı, tarımın stratejik bir konumda ve ulusal güvenlik kadar önemli olduğunu ifade etti. Türkiye’nin emperyalistlerce planlı kredilerle borçlandırılarak pazar haline getirildiğini kaydeden Varlı, “Üretici köylü bu gidişle ne ekerse eksin bir şey kazanamaz. Tütün piyasası daha önce TEKEL’in elindeyken bugün yabancı sermeye el koydu. Bayideki 10 sigardan 8’i yabancıdır. Asıl düşman emperyalistlerin yerli işbirlikçileridir, yani düşman evin içindedir. Örgütlenmek, birleşmekten başka yolumuz yok” diye konuştu.
Toplantı köylülerin sendika yöneticilerine sordukları sorularla genişletilirken toplantı sonunda köylüler sendika temsilciliği için isimlerini yazdılar.

Temel sorun örgütsüzlük
Susurluk Ziraat Odası Başkanı Lütfü Efe: Ulusal basında tarımın hali çok güzelmiş gibi bir portre çıkıyor. Köylü sanki ülkenin sırtında bir yükmüş gibi gösteriliyor. Temel sorunumuz örgütlenemiyor olmamız, var olan örgütlere bile sahip çıkamıyoruz. Köylü bir türlü tepkiselleşemiyor. Çiftçilerin bu toplantıya daha kitlesel katılmalarını isterdim. Çiftçi kendi sorunlarına sahip çıkmadığı sürece sorun çözülmez.

Köylüye sahip çıkmalı
Çoruh Köyü Muhtarı Hayrettin Erol: Türkiye ekonomisi çıkarılan yasalarla düşüşe geçti. Üreticinin malını İstanbul, Ankara pazarlarına götürecek gücü yok, malını nereye satsın. Piyasada bir taraf ağlarsa diğer taraf gülüyor. Biz bunun için kooperatif kurduk. Sendikaya düşen; haller yasasını kaldırılması için çalışmak, köylüye sahip çıkmak.


Başa dön


Okullar dehşet vadisi gibi
Uğraş Vatandaş - Cemal Dursun
Sokaklardaki şiddet lise hatta ilköğretim okullarına kadar indi. Artık medyada hemen her gün okullarda bıçaklanarak yaralanan öğrenci haberleri yer alıyor. Sokak kavgalarında sık sık bıçağa silaha sarılma alışkanlığı hızla çocuklara nüfus ediyor. Liseli öğrenciler arasında çeteleşme hızla yayılıyor.
Bu şiddet dalgası, “neler oluyor” sorusunu da gündeme getirdi. Şiddetin ilköğretim okullarına kadar inmesini değerlendiren uzmanlar, okullarda çocukların ilgi ve yeteneklerini açığa çıkartacak alanlar açılmasının önemine dikkat çekerek; medyaya da şiddeti özendirecek yayınlardan uzak durulması çağrısında bulundular.
Konunun uzmanları, okulları pençesine alan şiddet dalgasının nedenleri ve neler yapılması gerektiği konusunda şu değerlendirmelerde bulundular.
ÇOCUKLAR PSİKOLOJİK ÖKSÜZ
Psikolog Dr. Ayhan Akcan
Küreselleşme ve şiddet olgusunun son 15 yıldır Türkiye gündeminden düşmemesi ve kentlileşememenin etkisiyle şiddet ilköğretim okullarına kadar indi. Gençler ciddi problemler yaşıyor. Okulların kalabalık ve altyapısının yetersiz oluşu, ekonomik problemler, anne babaların çalışma saatlerinin uzun oluşundan dolayı çocuklarına zaman ayıramaması gibi nedenler şiddeti körüklüyor. Çocuklar kendilerini ebeveyn ilgisinden yoksun ve tamamen arkadaş çevresinin yönlendirdiği bir ortamda buluyor. Anne baba yoksunluğundan ‘psikolojik öksüz’ bırakılan çocuklar ‘Ben istiyorum, öfke duydum, denerim, yapsam ne olur’ diyerek, duygu ve dürtüleriyle hareket ediyorlar. Bu mantıkla hareket edince de şiddet, uyuşturucu, fuhuş, okul asmalar, devamsızlık, okul başarısızlığı kendiliğinden geliyor. Bu kısırdöngüden kurtulmak için sızlanmayı bırakıp, çözüm üretmemiz gerekiyor. Zaman yitirmeden devletin konunun uzmanlarını istihdam ettiği önleyici organize kurumları oluşturması gerekiyor.
MEDYANIN ROLÜ ÇOK ÖNEMLİ
Prof. Dr. Arif Verimli (Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Eski Başhekimi)
Toplumda ve medyada şiddet olgusu dikkatsizce ve son derece fazla işleniyor. Şiddetin gençler üzerindeki etkisi, aile, toplum ve medya tarafından pekiştiriliyor. Oysa, huzurlu bir toplum oluşturulmasında medyaya önemli görevler düşüyor. Haber niteliği taşıdığı ileri sürülen, her toplumda ender görülebilecek olayların sık sık ekrana getirilmesi şiddeti doğal yaşamın bir parçasıymış gibi gösteriyor. Film ve dizilerde de şiddet son dönemlerde çok arttı. Örneğin Kurtlar Vadisi ilgi çekti, oysa bu dizi tepeden tırnağa şiddet dolu. Reyting ve reklam kapasitesi uğruna insani değerlerin ezildiğini ve vahşi kapitalizmin insanı ezdiğini görüyoruz.
OLANAK YARATILMALI
Nizamettin Aktepe (Eğitim Sen İstanbul Şubeler Dönem Sözcüsü)
Eğitim sisteminden kaynaklanan sorunlardan dolayı çocuklar üzerinde niteliksel yönlendirmeye gidilemiyor. Çocukların oyun oynayıp zaman geçirebilecekleri park, spor sahası gibi alanlar da çok az. Geleceklerini göremeyen çocuklar çete yöntemleriyle kısa yoldan para kazanmaya yöneliyor. İktidarların, çocukların kendilerini ifade edebilecekleri kanalları açması gerekiyor.

Korku filmi gibi
Generaller Diyarbakır’da
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı’nın da aralarında bulunduğu 23 generalle birlikte Diyarbakır’a geldi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve beraberindeki Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri, Kars’ta düzenlenen “2006 Sarıkamış Kış Tatbikatı”na katıldıktan sonra Diyarbakır’a geldi. Askeri üst komuta, Diyarbakır’da 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Cahit Sarsılmaz’dan bölgedeki son durum hakkında bilgi alacak. Komutanların Diyarbakır’da yapacakları toplantıdan sonra kentten bugün ayrılmaları bekleniyor.
Habur’da yetki belgesine isyan!
Habur Sınır Kapısı’ndaki şoförler, Ulaştırma Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu 25384 sayılı Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin uygulanma tarihinin uzatılmasını istedi. Yönetmeliğe göre şoförler, taşımacılık yapmak için yetki belgesi almak zorunda. Şoförlerin yetki belgesi alması için ortalama olarak 2-3 bin YTL para ödemesi gerekiyor. Bölgenin tek geçim kaynağının Habur Sınır Kapısı olduğunu belirten kamyon şoförü Muhsin Ertürk, Ulaştırma Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu yasayı kabul edemeyeceklerini ifade etti. Ertürk, “Çünkü zaten bizim araçlarımız eski model. Biz yetki belgesi çıkarmak için 2-3 bin YTL para ödeyeceğiz. Biz araçlarımızı satsak bu paraya gitmez. Onun için yetkililerden bu yasanın bölgemiz için durdurulmasını istiyoruz” dedi. Çıkartılan bu yasa ile bazı büyük şirketlerin ekmeğine yağ sürüldüğünü belirten kamyon şoförü Murat Erdil ise, “Biz bu yasaya başından beri karşıyız. Tek geçim kaynağımız nakliyecilik. Bir de bu kadar masrafla bu yetki belgesini nasıl çıkartırız. Bizim araçlarımız eski model diye çöpe mi gitsin” diye sordu. Ulaştırma Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu 25384 sayılı Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nin uzatılması için Habur Sınır Kapısı’nda şoförlerin tepkili olduğunu belirten Uluslararası Nakliye Komisyoncuları Başkanı Mehmet Yavuz, “Biz bu uygulamanın Habur Sınırı Kapısı’ndan Irak’a yük taşıyan şoförleri kapsamaması için Ankara’da yetkililerle görüşeceğiz” dedi. Güneydoğu Anadolu Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Salman Çelikadam ise, yeni çıkan Karayolları Taşımacılığı Yönetmeliği’nin sadece nakliyecileri değil, bölge esnafını da mağdur edeceğini, en azından bölge insanına bazı ayrıcalıklar tanınması gerektiğini ifade etti.
Mektuplarla tecrit
“Size yaşayanların mektuplarından tecridi anlatmak istiyoruz” diyen TAYAD’lılar, dün öğle saatlerinde cezaevlerinde tutuklu bulunan yakınlarının mektuplarını Sultan Ahmet Meydanı’nda yapılan bir etkinlikle okudular. 100 kişinin katıldığı etkinlikte, Sincan F Tipi Cezaevi’ndeki bir tutuklunun mektubunu Grup Yorum üyeleri meydana kurulan hücreden seslendirdi. “Tecride son”, “Tecridi kaldırın, ölümleri durdurun” şeklinde sloganlar atan kitle, her hafta aynı saatte bir tutuklunun mektubunun çeşitli sanatçılar tarafından okunacağını açıkladılar.
Tarım arazisine hastane istemiyorlar
Yüreğir’de yapılması planlanan 500 yataklı devlet hastanesine yer tahsis edilemiyor. Hastane için Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne ait olan arazinin tahsis edilmesi tepkiye neden oldu. Konuyla ilgili olarak Makine Mühendisleri Adana Şubesi’nde basın açıklaması düzenleyen Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği, TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu, Eğitim-Sen, Adana Tabip Odası, Çevreyi ve Tüketiciyi Koruma Derneği söz konusu arazi tahsisine karşı çıktı. Adana’da çok sınırlı düzeyde kalan kamu arazilerinin, hesapsız kentleşme sonucu elden gittiğini aktaran Prof. Dr. Nazire Akbulut, “Çocuklarımızın geleceği için okula, hastaneye, parka, yürüyüş alanlarına, daha pek çok sosyal alan ve tesise ihtiyaç vardır. Ancak bunların çözümü ‘bulduğum boşluğa yerleşirim’ anlayışıyla veya büyük parsel düzeyinde değil, önceden planlanmış düzenli bir kentleşmenin etaplar halinde uygulanması şeklinde sağlanmalıdır. Bu bağlamda, bu tür girişimler planın bir köşesindeki hatanın düzeltilmesi gibi basit değil tam tersine kent planında ve haliyle de günlük yaşamımızda büyük değişiklikler getirecek önemli bir revizyon niteliğindedir” diye belirtti. Ziraat Mektebi’nden Kabaktepe’ye doğru uzanan bu alanların yılda üç ürün alınan 1. sınıf ‘mutlak tarım arazisi’ olduğunu, Çukurova topraklarının özelliğini taşıyan bu alanlarda araştırma yapıldığına dikkat çeken Akbulut, bu taleplerin yasalara uygun olmadığını vurguladı. Talep edilen bu toprakların kentin artık çok sınırlı sayıda kalmış son yeşil alanlarını, akciğerlerini oluşturduğunu belirten Akbulut, insanlığın ortak malı olan bu arazilerin korunması konusunun sonuna kadar takipçisi olacaklarına vurgu yaptı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net