Uzakdoğu’dan gelen mallar nedeniyle sektörün sıkıntı içine girdiğini belirten TEKSİF Genel Başkanı Zeki Polat da, tekstilin bu noktaya geleceğini bildiklerini ve daha önce taleplerini hükümete ilettiklerini ancak hükümetin çözüm konusunda adım atmadığını kaydetti. Doların üç yıldır aynı kurda tutulduğunu ifade eden Polat, YTL’nin değeri nedeniyle giderlerin arttığını, ihracat dolar üzerinden yapıldığı için zarar oluştuğunu söyledi. Teşvik konusunda uygulanan politikanın yanlış olduğunu belirten Polat, “Bir yıl önce yatırım yapan ile bir yıl sonra yatırım yapan arasında yüzde 43 fark oluşuyor. Bu fark haksız bir rekabet yaratıyor. Birisinin eli hem işçinin hem patronun cebinde, kimsenin haberi yok” diye konuştu. 28 Şubat’ta yapılacak olan zirvenin sonunda çözüm bulunmaması durumunda patronlarla birlikte eylemler yapacaklarını belirten Polat, “Hem işçi hem patron ağlıyor. Bu nedenle ortak eylem yapacağız” dedi.
Öz İplik-İş Genel Başkanı Yusuf Engin, “Sektördeki sorunların çözülmesi gerekiyor. Hükümetin elini çabuk tutması lazım. İstihdamın üzerindeki yükün, kur politikalarının yeniden düzenlenmesi lazım. Aksi halde fabrikaların bir bölümü kapanıyor, bir bömümü yurtdışına çıkıyor. Bu sıkıntıları bahane edip fabrikalarını yurtdışına taşımak isteyenlerin ülkeseverliklerinden bahsetmek mümkün değil. Şu an bir sıkıntı var diye fabrikaları kapatmak, işçileri atmak kabul edilemez” diye konuştu. Engin, tekstil sektöründeki herkesin bir araya gelip demokratik tepkisini göstermesi gerektiğini ifade etti. Toplantının ardından çözüm bulması için hükümete belli bir süre tanımak gerektiğini belirten Engin, toplantıya katılanların bütün ihracatçıları temsil etmediğinin bunun yanlış olduğunu kaydetti. Engin, “Biz üzerimize düşen ne varsa yapıcı bir anlayışla yerine getirmek istiyoruz” dedi.
TARTIŞMAYA DÜNYA BANKASI DA KATILDI
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, bu dönemde tekstilcileri zarara uğratan dalgalı kurun, sabit kura göre çok daha etkili ve sürdürülmesi gereken bir sistem olduğunu savundu. Ekonomide yaşanan pek çok problemin ve sabit kur gibi nedenlerin 2001 krizini doğurduğunu vurgulayan Vorkink, şunları söyledi: “Oysa dalgalı kur, son 5 yılda Türkiye için birçok fayda sağladı, ki bunların başında düşük faiz oranları ve düşük enflasyon gelmektedir. Evet doğrudur, kur aşırı değerlenmeyi getirdi ve bu konuda bir şeyler yapılabilir ama bu Türkiye’yi geçmişte yaşadığı problemlerle yeniden yüzyüze getirebilir. Benim görüşüme göre bu dönemde Türkiye için dalgalı kur, sabit kura göre çok daha etkili ve sürdürülmesi gereken bir sistem.” Dalgalı kurun rekabet için de sağlıklı bir ortam yarattığına dikkati çeken Vorkink, dalgalı kurun Türkiye’nin dünya pazarlarında, özellikle de Çin ve AB ile rekabet edebilmesi için çok daha elverişli bir durum yarattığını söyledi.Vorkink, “Sonuç olarak kuru piyasanın belirlemesine bırakmak çok daha doğru bir yaklaşım. Bence kısa dönemde dalgalı kur daha fazla aşırı değerlenme yaratmayacak. Türkiye için birçok yarar getiren bu sisteme bence devam edilmeli” diye konuştu.
Başa dön