www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Adalet, hukuk nerede’
MKE yapımı kurşunlu tehdit paketinin, partililerine yönelik kaygı verici boyutlara ulaşan baskıların bir halkası olduğunu kaydeden DTP Eşbaşkanı Türk, demokratik bir ülkede bu olayların her birinin hükümetin istifası için yettiğini hatırlattı.

EMEP’ten Ankara’da
   dayanışma gecesi

Emek Partisi (EMEP) Ankara İl Örgütü’nün düzenlediği dayanışma gecesinde bir araya gelen işçi ve emekçiler, emek dostları, partililer dayanışmanın güzel bir örneğini sergilediler.

“Solda birlik” toplantısı
DİSK’in başını çektiği, “solda yenilenme, bütünleşme ve kitleselleşme” iddiasıyla yola çıkan, 10 Aralık Platformu’nun ikinci bölge toplantısı İzmir Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda yapıldı.


‘Adalet, hukuk nerede’
Demokratik Toplum Partisi eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, son dönemde partililerine ve parti binalarına yönelik saldırıların kaygı verici boyutlara ulaştığını, kargoyla gönderilen MKE yapımı kurşunlu tehdit paketinin de olayın başka bir halkası olduğunu söylediler.
Tuğluk ve Türk, kurşunlu tehdit paketiyle ilgili dün bir basın toplantısı düzenlediler. Türkiye’nin bir kaos ortamına sürüklendiğini kaydeden DTP Eşbaşkanı Türk, 11 Ekim 1993’te askeri operasyon sırasında 11 köylünün katledildiğinin DNA testleriyle anlaşıldığını, 1993’te Kars’ın Digor ilçesinde, çocuklar dahil 17 kişiyi katleden özel harekat polislerinin beraat ettiklerini, Şemdinli’de devletin suçüstü yakalandığını, ancak suçluların bırakılıp, vatandaşların tutuklandığını, Cizre sokaklarında tankların gösteriler yaptıklarını anlattı. Çeteleri sıralayıp, “çete organizasyonlarının tümünde asker, polis ve itirafçıların yer aldığını” kaydeden Türk, Diyarbakır’da 24 barış annesinin tutuklanmasına da atıfta bulunarak, partilerine yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamaların kaygı verici boyutlara ulaştığını söyledi. Son 10 gün içerisinde birçok il ve ilçe binalarına baskınlar düzenlendiğini, yüzlerce kişinin gözaltına alınıp, yüzün üzerinde yönetici ve üyelerinin tutuklandığını, kargoyla gönderilen MKE yapımı kurşunlu tehdit paketinin ise olayın bir başka halkası olduğunu aktaran Türk, “Demokratik bir ülkede bu olayların her biri hükümetlerin istifası için yeter de artar iken, sokakta vatandaşları azarlayan Başbakan’dan çıt çıkmıyor” diye konuştu.
‘Tehdit sadece bize değil’
Adalet Bakanı’nın son tehditvari çıkışını da hatırlatıp, “adaletin, hukukun bunun neresinde olduğunu” soran Türk, “Hükümet, Adalet Bakanı hâlâ niye istifa etmiyor” dedi.
Tehdit altında olanın sadece demokrasi güçleri ve partileri değil, Türkiye’nin demokratik geleceği olduğunu da kaydeden Türk, “HAMAS yetkililerini Türkiye’ye davet edip, iç gündemi saptırmaya çalışan Başbakan’a bir kez daha hatırlatıyoruz. Kendi ülkesinin iç barışını sağlayamayan bir hükümetin ve başbakanın bölge barışına katkı sunma iddiası asla inandırıcı olmaz ve ciddiye alınamaz” diye konuştu.
20 yıllık çatışmalı süreçte beslenip korunan bu çetelerin, toplumsal barışın önünde ciddi engel olduğunu ve devletin geçmişiyle hesaplaşmadan çeteleşen yapısından kurtulamayacağını kaydeden Türk, tüm yaşananların nedenini, Kürt sorunundaki çözümsüzlük ısrarına bağladı. Silahsız, şiddetsiz çözüme dair somut bir proje ve yol haritası isteyen Türk, böyle bir çabaya parti olarak her türlü katkı ve desteği vereceklerinin altını çizdi.
Duyarlılık çağrısı
Türk, “Ortadoğu’da tırmanan çatışma ve gerilimin nedeni olan bağnazlık ve kör milliyetçiliğe karşı kardeşliği tesis edecek, Türkiye’de devletin çeteleşen yapısına karşı demokratik yaşamı kurmada temel güç olan halkı, demokratik kamuoyunu dayanışma ve duyarlılığa” çağırdı.
Bir soru üzerine gönderilen kurşunun 9 mm çapında olduğunu ve paketin üzerinde “Atatürk Mahallesi, Vatan Caddesi” yazdığını kaydeden Türk, mesajın “Atatürk ve vatan için yapıyoruz” olduğunu söyledi. Tüm çetelerin gerekçelerinin bu olduğunu belirten Türk, adli makamlara resmen başvuruları olmadığını ama her açıklamalarına soruşturma açanların bu açıklamalarını da suç duyurusu kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Yargıtay’dan eşbaşkanlık ihtarı
Yargıtay Başsavcılığı ilk defa Türkiye’de DTP tarafından uygulanan, ikili yönetim anlayışına dayanan eşbaşkanlık sisteminin 2820 sayılı Yasa’nın 15. maddesine aykırı olduğunu belirterek, “Genel başkanlık görevine bir kişinin seçilmesi öngörülmüş, dolayısıyla birden çok genel başkanın aynı anda görev yapma imkanı tanınmamıştır. Bu itibarla eşbaşkanlık ve buna bağlı olarak tüzükte yer alan eşbaşkanlığa bağlı olarak yapılan düzenlemeler yasaya aykırılık oluşturmaktadır” denildi. DTP’den tüzükteki ilgili maddelerin değiştirilmesi istendi.


Başa dön


EMEP’ten Ankara’da dayanışma gecesi
Emek Partisi (EMEP) Ankara İl Örgütü’nün düzenlediği dayanışma gecesinde bir araya gelen işçi ve emekçiler, emek dostları, partililer dayanışmanın güzel bir örneğini sergilediler.
EMEP Ankara İl Örgütü’nün, Çiftlik Restoran’da yapılan geceye, KESK ve bağlı sendikalardan, TÜMTİS’ten, Kızılırmak Federasyonu’ndan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’ndan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden, Milli Piyangocular Ankara Esnaf Odası’ndan, Demokratik Toplum Partisi, SDP, TTB, TMMOB’a bağlı odalar, Dev Maden Sen, Genel-İş, 68’liler, 78’liler, ASMMMO yöneticileri ile yüzlerce kişi katıldı. Açılışta konuşan EMEP Ankara İl Başkanı Haydar Kaya, Kurtlar Vadisi dizisi ve filmi aracılığıyla sanal kahramanlar yaratılmaya çalışıldığını dile getirerek, “Bizim örnek kahramanlarımız, idam sehpasına bile ‘Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği, yaşasın sosyalizm’ diye giden Denizler, Yusuflar, Hüseyinlerdir” dedi.
EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel de, Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini, iktidarların arkasındaki Amerikancı güçlerin, ülkeyi nasıl bir karanlık geleceğe götürdüklerinin bugün daha iyi anlaşıldığını söyledi. Filistin seçimlerine ve İran’a yönelik harekata işaret ederek, Türkiye’nin bölgede öneminin arttığını, ancak Amerikancı iktidarın açmazlarının da açıkça ortaya çıktığını kaydeden Tüzel, ülke içinde ise ekonomiden ticarete her alanda yolsuzluk tartışmalarının gündemde olduğunu ifade etti. Hazine yardımlarının nasıl iç edildiğinin hesabının sorulamadığını da dile getiren Tüzel, reform adı altında çıkarılmak istenen yasaların bu ülkeye kötülük olduğunu tüm milletvekillerinin bildiğini vurguladı. Başta partililer olmak üzere, sendikacılara, emekçilere, acil görevler düştüğünü, her alanda yaygın ajitasyonun örgütlenmesi gerektiğini kaydeden Tüzel, “Bu güç burada, TEKEL’de, Tüpraş’ta, emekçilerin olduğu her yerde var. Gün bağımsızlık ve kardeşliği yükseltme günüdür” dedi. Tüzel, “İşçi ve emekçilerin egemen olduğu bir Türkiye’yi birlikte kurmak için canla başla çalışacaklarını” söyledi.
Katılımcılar, Grup Revan ve Nazmi Özgür Yaşar türküleriyle coşup, halaya dururken, Şair Sadık Toraman da şiirleriyle geceye renk kattı.
Ressam Hatice Nalbant’ın bir resmi ile Siteler işçilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda partilinin el emeği ürünlerin yer aldığı çekilişler yapıldı.


Başa dön


“Solda birlik” toplantısı
Emine Uyar
DİSK’in başını çektiği, “solda yenilenme, bütünleşme ve kitleselleşme” iddiasıyla yola çıkan, 10 Aralık Platformu’nun ikinci bölge toplantısı İzmir Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda yapıldı.
İzmir’den ve Ege Bölgesindeki diğer illerden toplam 1500 dolayında kişinin katıldığı ve Milliyet Gazetesi yazarı Derya Sazak’ın yönettiği toplantıya DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Ersin Salman, Ertuğrul Günay, Meral Okay ve Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Vicdan Baykara konuşmacı olarak katıldı.
Katılımcılara, üzerinde “sol” yazan mavi fularların dağıtıldığı toplantıda, ilk konuşmayı yapan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, halkın artık mevcut siyaset anlayışına güvenmediğini, yeni bir çıkış ve umut aradığını söyleyerek, “Bu umudun adresi açıktır. Bu adres soldur, solun yenilenmesi, bütünleşmesi, kitleselleşmesidir. Bu adres solun birliğidir, iktidarıdır” dedi. Bunu sağlayacak siyasal kurumlaşmayı mutlaka gerçekleştireceklerini söyleyen Çelebi, “Yürüyüşümüzün rotası budur, hedefi budur” diye konuştu.
Bundan sonra 4 Mart’ta Adana’da, ardından diğer bölgelerde toplantıları sürdüreceklerini söyleyen Çelebi, “Mayıs sonunda oturup, birlikte durum değerlendirmesi yapacağız. Solun iktidarı için kurumlaşmayı birlikte sağlayacağız” dedi.
Çelebi’den sonra konuşan Burhan Şenatalar, Türkiye’de çok ciddi bir sosyal demokrat harekete ihtiyaç olduğunu söyleyerek, doğrudan hiçbir partiye ve lidere karşı olmadıklarını söyledi. Şenatalar, “Solun birleşmesinin neferiyiz. Koltuklarınıza rakip değiliz” dedi.
Nazi kamplarında 1000 Türk öldürüldü
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Almanya sınırları dahilinde Naziler tarafından katledilen Türk asıllıların sayısının 1000 civarında olduğunu bildirdi. Gül, CHP Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün soru önergesine verdiği yazılı yanıtta, Dışişleri Bakanlığı’nın güncel kayıtlarında konuya ilişkin bir çalışma yapıldığını belirterek, Nazi kamplarında Türk vatandaşlarından kaçının öldürüldüğü konusunda bilgiye ulaşılamadığını belirtti. Bazı bağımsız kaynaklarda, konuya değinildiğinin görüldüğünü ifade eden Gül, şunları kaydetti: “Örneğin, Berlin Hür Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Wolfgang Wippermann ve Prof. Gerhard Baader’e sunulan ve Mirjam Schmidt tarafından hazırlanan, ‘’Die Turkei und der Holocaust” isimli tezin 128. sayfasında, Almanya sınırları dahilinde Nazilerce katledilen Türk asıllıların sayısının 1000 civarında olduğu belirtilmektedir.”
Bakan Gül: ‘Aşırıya kaçtım’
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın daveti üzerine karikatür kriziyle ilgili bir toplantıya katılmak üzere Katar’ın başkenti Doha’ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gül, bir gazetecinin ‘’Türk basınının yabancı istihbarat örgütleri ve diplomatların manipülasyonuna açık olduğu yönündeki sözleriniz tepki çekti. Bu sözlere açıklık getirecek minisiz?’’ şeklindeki sorusunu, şöyle yanıtladı: ‘’Ben herhangi bir basın mensubunun herhangi bir maddi çıkar karşılığı veya para karşılığı herhangi bir şey yaptığını düşünmedim de, bunu söylemedim de. Belki bu bağlamda ‘servis’ sözünün yanlış anlamalara müsait olduğunu görüyorum. O bakımdan onu orada aşırı bir söz olarak görüyorum. O bakımdan o kelimenin doğru olmadığını burada açıkça ifade etmek istiyorum.”
‘İdam’ protokolüne Ankara onayı
Türkiye’nin, idam cezasının barış zamanı dışında savaş ve savaş tehlikesi anında da kaldırılmasını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 13. protokolünü onayladığı bildirildi. Türkiye, idam cezasının her türlü halde kaldırılmasını öngören protokolü 9 Ocak 2004 tarihinde imzaladı. AİHS’nin 13. protokolünü bugüne kadar Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya imzalamadı. Avrupa Konseyi, sözleşmeyi imzalamaları için bu ülkeler üzerinde yoğun baskı uyguluyor. Protokolü imzaladıkları halde henüz onaylamayan ülkeler arasında Arnavutluk, Fransa, İtalya, Letonya, Lüksemburg, Moldova, Polonya ve İspanya bulunuyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net