www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



“Başım öne eğik değil”
AİHM’in, Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla aldığı hapis cezasına karşılık yaptığı başvurusunu haklı bulduğu Yılmaz Odabaşı, Türkiye’de Kemalizmin bir tabu olarak görülmesi nedeniyle bu kararın önemli olduğunu vurguladı.

Fukuyama ‘tövbe’ etti!
“Tarihin sonunun geldiği ve insanlığın görüp göreceği son sistemin kapitalizm olduğu” teziyle ABD yönetiminin “gözdesi” haline gelen Francis Fukuyama, “özeleştiri” verdi.
Tüzel’den DTP’ye destek
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, DTP yöneticilerine gönderilen MKE kurşunlu paketlerin üzerine gidilmesi, Meclis’in konuyu araştırması gerektiğini bildirdi.


“Başım öne eğik değil”
Can Soylu
Atatük’e hakaret iddiasıyla hapis cezasına çarptırılan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuru “Kemalizmin eleştirilebileceği” biçimindeki kararla, Türkiye’nin mahkumiyeti ile sonuçlanan Yazar Yılmaz Odabaşı, Kemalizm eleştirisinin Türkiye’de tabu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu kararın önemli olduğunu vurguladı.
‘Kemalizm Türkiye için tabu’
AİHM kararına ilişkin görüşünü aldığımız Yazar Yılmaz Odabaşı, Kemalizm’in Türkiye için büyük bir tabu olduğunu belirterek, çağdaşlaşma ve demokratikleşmenin önünde de statükocu bir engel teşkil ettiğini söyledi. 1998’de mahkemece verilen hapis cezası nedeniyle bir de 50 gün hücre hapsi yattığına dikkat çeken Odabaşı, “Çağdaş dünyanın hukuki normları ve ifade özgürlüğü kapsamında mağduriyetimizin ve yıpratılan yazarlık onuru açısından bir durum söz konusu” dedi. Eleştirisinin, komünist gelenekten Kemalizme yapılmış olan bir eleştiri olduğunu belirten Odabaşı, “Özellikle TKP’nin yeteri kadar savunamadığı Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilip Kılıç Ali’ye sahte komünist partisi kurdurulmasını ve Nâzım Hikmet’in Kemalist ideolojideki yerini sorduğunu” kaydetti. “Bunun bedelini de 7 ay 25 günlük bir cezayı çekerek ödedim” diyen ve bu durumu yazarlık onuru açısından değerlendiren Odabaşı, “Okuyucu karşısında da başım öne eğik değil” dedi.
AİHM kararı
AİHM, “Atatürk’e hakaret” gerekçesiyle 1998 yılında bir yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Yılmaz Odabaşı’nın, “Atatürk’ü değil, Kemalizm’i eleştirdiğini” belirterek, Türkiye’yi toplam 10 bin 450 Avro tazminat ödemeye mahkum etti.
Strazburg’da faaliyet gösteren AİHM, “Atatürk’e hakaret” ettiği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılan Odabaşı’nın, avukatı Hülya Sarsam tarafından açılan davayı önceki gün sonuçlandırdı.
Mahkeme, Atatürk’ün çağdaş Türkiye için “sembolik” bir şahsiyet olduğunu göz ardı edemediğini belirterek, Yılmaz Odabaşı’nın yazdığı “Düş ve Yaşam” kitabındaki yazısında: “Doğrudan Atatürk’ün hedef alınmadığını, eleştirinin Kemalist ideolojiye yönelik” olduğunu kaydetti.
Odabaşı, kitabında: “Kemalizm, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını katledip Kılıç Ali’ye sahte komünist partisi kurdurmuş değil midir; Kemalizm, komünist olduğu gerekçesiyle Nazım Hikmet’i yıllarca hapishanelere atmış değil midir; Dersim’den Şeyh Said İsyanı’na kadar irkiltici örneklerle onbinlerce Kürdü, Kemalizm ideolojisi katletmiş değil midir?” diyerek, Atatürk aleyhine işlenen suçlar kanunu kapsamında TCK 5816 sayılı Yasa’nın 1/1. ve 2/1. maddeleri nedeniyle bir yıl altı ay hapis cezasına, kitabın yayıncısı Niyazi Kocak ise 2 milyon 725 bin lira para cezasına çarptırılmıştı.

AİHM Türkiye aleyhine
    açılan 13 davayı karara bağladı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye aleyhine açılan 13 davayı karara bağladı.
“Tüm Haber Sen”in eski başkanı İsmail Çınar’ın, sendikanın 1995 yılında kapatılması nedeniyle yaptığı şikayeti değerlendiren AİHM, “Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) örgütlenme hakkıyla ilgili 11. maddesini ihlal ettiği” görüşüne vardı. PTT ve Türk Telekom çalışanlarının üye olduğu Tüm Haber Sen, memurların sendika üyesi olamayacağı görüşü yüzünden kapatılmıştı. AİHM’den yapılan açıklamada, başvuru sahibinin davanın incelenmeye alınma kararından sonra maddi tazminat talebinde bulunmadığı bildirildi.
AİHM Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Abdullah Levent Tüzel’in, Diyarbakır’da yasadışı bildiri dağıtmak suçundan aldığı cezanın “ifade özgürlüğüne” aykırı olduğuna karar verdi. Tüzel’in yaptığı başvuruyu değerlendiren AİHM, AİHS’nin 10. ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini belirtti ve Türkiye’nin toplam 2 bin 500 Avro maddi tazminat ödemesini kararlaştırdı.
Sülyan ve Ece Eren isimli iki kardeş ve dedeleri Aydın Eren ile birlikte yaptıkları başvuruyu değerlendiren AİHM, Türkiye’yi, başvuruda bulunanlara toplam 13 bin Avro tazminata mahkum etti.
AİHM ayrıca Türkiye’yi, Mehmet Atkın’a 4 bin 600 Avro, Mehmet Bilen’e 16 bin 500, Ahmet Çalışır’a 12 bin 200 Avro, Hasan Çoban’a 3 bin 630 Avro, Süleyman Doğan’a 5 bin 500 Avro, Mehmet Fehmi Işık’a 1.000 Avro, Mehmet Mehdi Şeker’e 17 bin Avro maddi tazminat ödemeye mahkum etti.
Yusuf Memiş’in yaptığı başvuruda, Türkiye’nin 21 bin Avro ödeyerek, ‘’Dostane çözüme gittiği’’ bildirildi. AİHM, Cuma Ali, Betül Doğan ile soyadları Kavasoğlu ve Yüce olarak verilen vatandaşların yaptığı başvuruda, AİHS’nin mal ve mülkiyetin korunmasıyla ilgili 1. protokolün 1 maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı ve davayı açanlara yaklaşık 10 bin Avro ödenmesini kararlaştırdı.


Başa dön


Fukuyama ‘tövbe’ etti!
“Tarihin sonunun geldiği ve insanlığın görüp göreceği son sistemin kapitalizm olduğu” teziyle ABD yönetiminin “gözdesi” haline gelen Francis Fukuyama, “özeleştiri” verdi.
Fukuyama, İngiliz The Guardian gazetesinde dün yayınlanan makalesinde, “neomuhafazakârlığın, artık destek veremeyeceği bir şeye dönüştüğünü” söyledi.
Japon asıllı Amerikalı ideolog, bununla birlikte, “Amerikan gücü ve nüfuzunun, dünya çapında açık ve giderek daha demokratik bir düzenin korunmasında kritik önem taşıdığını” ve Irak’tan çekilmenin kaos yaratacağını ileri sürerek, “Neomuhafazakârlığın gündemindeki sorun amaçlarında değil; o amaçlara ulaşmak için kullanılan aşırı militarize yollarda. ABD dış politikası, dar ve sinik bir realizme dönmeye değil, ‘realistik bir Wilsonculuk’un formüle edilmesine ihtiyaç duyuyor” dedi. Gelinen noktada, neomuhafazakârların “kendi idealist hedeflerini riske atan” bir konumda olduğu saptamasını yapan Fukuyama, Irak işgali ile Soğuk Savaş’ın sona ermesi arasındaki ilişkiyi de şöyle açıkladı: “Soğuk Savaş’ın bitiş tarzı, Irak savaşını destekleyenlerin düşüncesini iki yoldan etkiledi. Öncelikle, bütün totaliter rejimlerin içi boş olduğu ve dışarıdan küçük bir itmeyle devrilecekleri beklentisini yarattı... Savaş destekçileri, demokrasinin, uzun vadeli bir kurumlaşma ve reform sürecinden çok, zorlayıcı rejim değişikliği gerçekleştikten sonra toplumların otomatikman geçeceği bir durum olduğunu düşünüyor gibiydiler. Bu nedenle neomuhafazakârlık, siyasi bir simge ve bir düşünce birimi olarak, artık destekleyemeyeceğim bir şeye dönüştü. Bush yönetimi ve neomuhafazakâr destekçileri, dünyanın Amerikan gücünün kullanımına nasıl tepki göstereceğini de yanlış anladı. Soğuk Savaş sonrası dönemde, dünya politikası, bu tarz bir güç kullanımının müttefiklerin gözünde çok daha problematik kılan bir tarzda değişti. SSCB’nin çöküşünden sonra, çeşitli neomuhafazakâr yazarlar, ABD’nin gücünü, dünyanın geri kalanına karşı bir tür ‘iyilikçi hegemonya’ şeklinde uygulayacağını ileri sürüyordu. ABD’nin daha iyiliksever bir hegemon olduğu fikri saçma değildi; ama Irak savaşından çok önce, ABD’nin dünya ile ilişkisinde bir şeylerin değiştiğine dair uyarılar vardı. Küresel güç dengesizliği olağanüstü boyutlara ulaşmış, ABD, gücün her boyutunda dünyanın geri kalanına fark atmıştı.”
‘Yeni bir dönem’
Fukuyama, ABD’nin radikal İslam tehdidini de abarttığını söyleyerek, “Kitle imha silahlarına sahip, caydırılamaz teröristler olasılığı vardı, ama savaş savunucuları, bunu, Irak tehdidi ve haydut devlet/silahlanma problemiyle hatalı bir şekilde bir araya getirdiler” yorumunu yaptı. Gelinen noktada “neomuhafazakâr momentin sona erdiğini” öne süren Fukuyama, ABD’nin dış politikasını yeniden kavramlaştırması gerektiğini savundu. Bu süreçte, “terörle savaş”ın askeri yöntemlerden arındırılmasını ve sıradan Müslümanların ‘kalp ve beyinlerinin kazanılmasını’ isteyen Fukuyama, “Fransa ve Danimarka’da yaşananların gösterdiği gibi, Avrupa, bu süreçte merkezi bir muharebe alanı olacak” dedi.
“Amerika’nın dünyayla nasıl ilişki kuracağına dair yeni fikirlere ihtiyacımız var. “ diyen Fukuyama, şöyle devam etti: “Bu fikirler, insan haklarının evrenselliğine dair neomuhafazakâr inancı korumalı ama, onun, bu amaca ulaşmak için ABD gücü ve hegemonyasının etkili olduğuna dair illüzyonlardan arınmış olmalı.”


Başa dön


Tüzel’den DTP’ye destek
ABD: ‘Hamas görüşmesiyle ilgili bilgi aldık’
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli, Türkiye ile ABD arasında, Hamas’a “terörizmi” bırakması için kuvvetli bir mesaj verilmesine ilişkin bir anlayış ve konsensüs bulunduğunu belirtti. Ereli düzenlediği günlük basın toplantısında, Hamas’ın Türkiye’deki temaslarına ilişkin bir soru üzerine, “Türkiye, terörizmle savaşta kuvvetli bir ortak. Ortadoğu barış sürecinde yakın işbirliğimiz var. Türkiye’nin kendisi de terörist saldırıların bir kurbanı. Bu nedenle aramızda, Hamas’a verilecek mesajın kuvvetli olacağı yönünde bir anlayış ve konsensüs var” dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından, günlük olağan basın toplantısında bu konuda yöneltilen bir soru dolayısıyla daha sonra bir açıklama yapılarak, “Türk hükümetinden, görüşmenin ayrıntılarına ilişkin bilgi aldık. Türk hükümeti, Hamas ile görüşmesinde uluslararası toplumun tutumunu vurguladı’’ denildi. Öte yandan Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Türkiye’nin tecrübesinden yararlanacaklarını söyledi. İsrail’in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi ise, Türkiye-İsrail ilişkilerinin Hamas ziyaretinin ardından her alanda önceden planlandığı gibi devam edeceğini söyleyerek, “Geçmişi geçmişte bırakarak, geleceğe bakmak gerektiğini” savundu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net