www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Yabancı yatırıma değil yutmaya geldi
Türkiye geçen yıl doğrudan yabancı sermaye girişinde 10 milyar dolara yaklaşarak rekor kırdı. Sermayenin büyük bölümü mevcut şirketlerin yabancılara satılmasıyla geldi.

Babacan: ‘Sorun kurda değil’
Sanayiciler ve özellikle tekstil ihracatçıları düşük döviz kuru ve aşırı değerli YTL nedeniyle zarar ederken, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, hükümetin bu konuda adım atmayacağı mesajını verdi.

ABD’de Dubai krizi
AKP Hükümeti, Türkiye kaynaklarını Dubai sermayesine peşkeş çekerken, ABD’nin 6 önemli limanının işletmesinin, Dubai’ye ait bir şirket tarafından üstlenilmesi yönünde Washington yönetimince alınan karar, tartışmalara yol açtı.


Yabancı yatırıma değil yutmaya geldi
Türkiye, 10 milyar dolara yakın doğrudan yabancı sermaye girişi yaşadığı 2005 yılında, yabancı sermayeli şirketler yeni yatırımlar açısından ise 2004 yılının gerisinde kaldı. Yabancı sermayeli şirketlerin yatırım harcamaları yüzde 10 azalarak 3.5 milyar dolara indi.
ANKA’nın Hazine Müsteşarlığı’nın verilerinden derlediğine göre yabancı sermayeli şirketler geçen yıl 3 milyar 483.7 milyon dolarlık yatırım için teşvik belgesi aldı. Bu yatırım içerisinde yabancı ortakların payının ise yüzde 51 düzeyinde olduğu belirlendi. Buna göre söz konusu yatırım içerisinde yabancı ortağın payı 1 milyar 780 milyon YTL olarak hesaplandı. 2004 yılında ise yabancı sermayeli şirketlerin teşvik belgesine bağlanan yatırımlarının toplam tutarı 3 milyar 870.3 milyon dolar, bunun içerisindeki yabancı ortak payı ise yüzde 41.2 olmuştu.
İstihdam ve üretime katkı nerede?
Gayrimenkul yatırımlarıyla birlikte 10 milyar dolara yaklaşan bir doğrudan yabancı sermaye girişine rağmen, yabancı sermayeli şirketlerin yeni yatırımlarla istihdam ve üretime katkılarının sınırlı kaldığı gözleniyor. Bunun da büyük ölçüde Türkiye’ye doğrudan yabancı sermayenin satın almalar yoluyla gelmesinden kaynaklandığı gözleniyor. Geçen yıl Türkiye’ye bu ölçüde yüksek düzeyde doğrudan yabancı sermaye girişinde Dışbank, Yapı ve Kredi Bankası, Garanti Bankası gibi Türkiye’nin büyük ölçekli bankalarıyla, Türk Telekom gibi önemli bir tekelin yüzde 55’inin yabancılara satılması ve Rus Alfa Group’un Türkiye’nin en büyük GSM operatörü olan Turkcell’e ortak olması belirleyici oldu. Hem yabancı ortak arayan orta ve büyük ölçekli bankalar, hem de gündemdeki özelleştirmeler nedeniyle bu yıl da Türkiye’ye önemli ölçüde yabancı sermaye girişi yaşanması bekleniyor.


Başa dön


Babacan: ‘Sorun kurda değil’
Sanayiciler ve özellikle tekstil ihracatçıları düşük döviz kuru ve aşırı değerli YTL nedeniyle zarar ederken, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, hükümetin bu konuda adım atmayacağı mesajını verdi.
Babacan, Merkez Bankası’nın geçen hafta doğrudan alım yoluyla piyasadan 5 milyar dolar çekmesinin aşırı oynaklık müdahalesi olduğunu savundu. Banka’nın aşırı dolar çekmesinin kura müdahale olarak algılanmamasını isteyen Babacan, önümüzdeki dönem aşırı oynaklık ihtimaline ilişkin bir müdahaledir. Kur daha aşağıya da inebilir daha yukarıya da çıkabilir. Yani yüzde 50 inebilir, yüzde 50 daha çıkabilir. Merkez Bankası, kuru bu noktada tutmaya çalışmış başarılı olamamış gibi bir hava estiriliyor. Bunun tamamı yanlış ve ben bunu bilimsel temeli olmayan yorumlara bağlıyorum. Bu müdahale kuru bir bant aralığında tutmak için yapılmamıştır ve piyasa güçleri en doğru kuru bulacaktır zaten. Nasıl 3 senedir cari dengeyle ilgili konuları konuşuyorsak, bundan sonra bunları konuşabiliriz. Gerçi ekonomiyle ilgili fazla konuşacak konu da kalmadı. Çünkü her şey çok iyi gidiyor. Kur rejimimiz değişmez, değişmeyecek çünkü serbest kur rejimi var” diye konuştu.
Babacan, çeşitli sektörlerdeki problemlerin çözümünün kurda değil, başka noktalarda aranması gerektiğini ileri sürerek, tekstil sektörü başta olmak üzere sanayicilerin kurla ilgili şikayetlerinin hatırlatılması üzerine, kurun Türkiye’nin bazı sektörlerinde ihracatla ilgili sıkıntıların çözümü olmadığını savundu.
İstihdam ve kârlılık düştü
Babacan’ın bu açıklamasına karşılık gidişattan sanayici memnun değil. İSO Başkanı Tanıl Küçük, YTL’nin aşırı değerlenmesi ve ithal girdi oranlarındaki artışın, satış oranlarındaki artışa rağmen, kâr marjında ve istihdamda düşüşe neden olduğuna işaret etti. İSO toplantı salonunda dün yapılan basın toplantısında İSO 2005 ikinci yarıyıl ekonomik durum tesipiti anket sonuçları açıklandı. Küçük, ithal girdideki yüksek artışların sanayicilerin rekabet gücünü kırdığını vurguladı. “YTL’deki değerleme, mali politikalarda başarıyı desteklemiş, ama reel sektörün rekabet gücü bu durumdan büyük yara almıştır. YTL’deki değerlenmenin yanında, girdi maliyetleri de aynı şekilde yüksek kalınca reel sektörün sıkıntıları iyice artmıştır. 2005 yılı sanayi üretimi ve ihracat rakamlarındaki nispi yavaşlama, bu sıkıntıların bir yansımasıdır” diyen Küçük, 2001 krizi sonrası son dört yılın en düşük sanayi üretim artışının yüzde 5.5’le 2005 yılında yaşandığına dikkat çekti. Küçük, tekstil sektörünün 9 yıl evvelki üretimin dahi altına düştüğünü, benzer düşüşlerin giyim, deri, ayakkabı sektörlerinde de yaşandığını belirtti. İşletmelerin iç ve dış satış oranlarında ve siparişlerinde artış, kârlılık oranlarında ise azalış bildirdiğini ifade eden Küçük, istihdamda da daralma yaşandığını söyledi.
Küçük, ithal girdiye artan bağımlılığın, dış ticaret dengesini olumsuz etkilediğini, cari açığı tetiklediğini vurguladı.

ASO’NUN ÇÖZÜMÜ ÜCRETLERİ DÜŞÜRMEK
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Zafer Çağlayan ASO’nun Aylık Olağan Oda Meclisi Toplantısı’nda, Türkiye’de istihdam üzerinde aşırı yükler bulunduğunu, özellikle işçilik maliyetlerinin yüksek olduğunu, bu yükler nedeniyle Türkiye’de birçok firmanın yurtdışına kaçtığını savunarak, bu durumu eleştirdi. Çağlayan, enerji fiyatlarının düşürülmesi, istihdam üzerindeki yüklerin kaldırılması, zorunlu istihdam ve kıdem tazminatı konusunun çözümlenmesi gerektiğini bildirdi.


Başa dön


ABD’de Dubai krizi
AKP Hükümeti, Türkiye kaynaklarını Dubai sermayesine peşkeş çekerken, ABD’nin 6 önemli limanının işletmesinin, Dubai’ye ait bir şirket tarafından üstlenilmesi yönünde Washington yönetimince alınan karar, tartışmalara yol açtı.
Muhalefetteki Demokrat Parti’nin yanı sıra iktidardaki Cumhuriyetçi Parti’ye mensup bazı önemli isimler, “güvenlik kaygılarını” dile getirerek, kararın “dondurulmasını” talep etti. Kararı, ABD Senatosu’na taşıyan Cumhuriyetçi Bill First, hükümetin Dubai sermayesiyle anlaşmalarını iptal etmemesi durumunda, Senato’nun kararı engelleyecek bir yasa çıkarması gerektiğini söyledi.
Protesto yiyen senetler arttı
Ocak ayında 285 milyon 989.3 YTL tutarında, toplam 91 bin 851 adet senet protesto edildi. Merkez Bankası’nın verilerine göre, ocakta protesto edilen senet sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 46.1, senetlerin toplam tutarı ise 58.25 arttı. Ocakta protesto edilen senetlerin 59 bin 349’unun tutarının 1.000 YTL’nin üzerinde, 32 bin 502’sinin tutarının ise 1.000 YTL’nin altında bulunduğu belirlendi. Ocak ayında 85 bin 152 adet çek ise karşılıksız çıktı. Geçen yılın aynı ayında 64 bin 535 adat çek karşılıksız çıkmıştı. Böylece bu yıl geçen yılın ocak ayına göre karşılıksız çıkan çek sayısında yüzde 31.9 artış oldu.
Fasulye zengin yemeği oldu
Taze fasulyenin fiyatı, yılbaşından bu yana yüzde 160 artarak, 9 milyon YTL’ye ulaştı. Turfanda sebze üretim merkezi Antalya’da sebze fiyatları havaların durumuna göre belirlenirken, taze fasulyenin fiyatında sürekli artış yaşandı. Yılbaşında 3.5 YTL’den işlem gören taze fasulye, Antalya Toptancı Hali’nde 9 YTL’den satışa sunuluyor. Antalya Toptancı Hal Müdürlüğü yetkilileri, geçtiğimiz aralık ayından bu yana hava sıcaklıklarında sık sık değişiklikler yaşandığını, bunun da sebze üretimine ve fiyatlara olumsuz yansıdığını bildirdiler. Yılbaşından bu yana pazara fazla miktarda taze fasulye gelmediğini anlatan yetkililer, bu nedenle taze fasulye fiyatının çok yükseldiğini belirttiler. Fiyatı sürekli artan taze fasulyenin artık zengin yemeği haline geldiğini söyleyen yetkililer, havaların ısınmasıyla birlikte pazara fazla miktarda ürün gelmesinin beklendiğini ve fiyatların da düşebileceğini kaydettiler.
FİSKOBİRLİK’e yeni iddia
FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Salih Erdem, maliyetin altında kesinlikle ürün satmayacaklarını, fındık fiyatını düşürmek için ortaya atılan bu tür söylentilerden büyük üzüntü duyduklarını söyledi. Erdem, yaptığı açıklamada, 2005 ürünü fındık alım kampanyasını sürdüren birliğin bugüne kadar üreticiden 51 bin ton dolayında ürün aldığını belirtti. Ürün bedellerinin bir kısmını ödeyen birliğin üreticiye 150 milyon YTL dolayında borçlandığını, ödeme konusunda yaşadıkları kaynak sorunu nedeniyle (birlik elindeki ürünü maliyetinin altında satacak) yönünde kamuoyunda söylentiler ortaya atıldığını iddia eden Erdem, “Maliyetin altında kesinlikle ürün satmayacağız, Fındık fiyatını düşürmek için ortaya atılan bu tür söylentilerden büyük üzüntü duyuyoruz” dedi. Erdem, FİSKOBİRLİK’in “fındığın sigortası”, üreticinin ise “sendikası” olduğunu ifade etti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net