www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Yunanistan grev alanı
Yunanistan’da emekçi düşmanı yasa tasarılarının hazırlanması, işçi ve emekçileri sokağa döktü.

‘Yeni bir dünya kaçınılmaz’
Latin Amerikalı devrimci Ernesto ‘Che’ Guevera’nın kızı Aleida, İsveç’te katıldığı bir dizi toplantıda Küba devrimini savundu. ABD ve Avrupa Birliği’ne sert eleştiriler getiren Aleide, Avrupa halklarının Küba karşıtı propagandalara kanmamasını istedi.

Askeriye Türbesi’ne provokatif saldırı
Bağdat’ın kuzeyindeki Samarra kentinde, Şii 12 imamdan 2’sinin mezarının bulunduğu Askeriye Türbesi’nde şiddetli bir patlama meydana geldi. Şii türbesini hedef alan saldırıda ölen olmadı.


Yunanistan grev alanı
Seyit Aldoğan
Yunanistan’da toplusözleşme görüşmelerinin tıkanması ve hükümetin toplu sözleşme hakkını işlevsiz kılacak olan bir yasa tasarısı hazırlaması, işçi ve emekçilerdeki tepkinin grev ve gösterilere dönüşmesine neden oldu. Hükümetin grevlere karşı olağanüstü hal ilan etmesi, bütün emekçileri bir araya getirdi.
Bankalar, belediyeler, hastaneler, üniversite ve meslek yüksek okullarında yapılan uyarı grevlerinin hemen ardından greve çıkan liman işçileri eylemlerinin 7. gününe girerken, provokatif saldırılara hedef oldu. İş şartlarının iyileştirilmesi, yasa tasarısının geri çekilmesi, ücretlerin artırılması ve işsizliğe karşı önlem alınması gibi taleplerle başlayan grev yüzde 100’e yakın bir katılımla sürüyor. Adalara yönelik taşımacılık tamamen durdu. Girit ve Midilli gibi büyük adalarda temel ihtiyaç maddesi sıkıntısı başladı.
Kışkırtıcılar işbaşında
Girit’te hükümet tarafından kışkırtıldığı belirtilen bazı köylüler ve hükümet taraftarları, grevci işçilere taşlı-sopalı saldırı düzenledi. Provokatif gruplar limanlarda ateşler yakarak tahrikçi tutumlarını sürdürürken, işçiler ise demir atmış gemilerin önünde barikatlar oluşturdu.
Motorlu Taşımacılık Sendikası’nın da grev ilan etmesi ve liman işçileriyle dayanışma içinde olduklarını açıklaması üzerine, armatörler grevlerin yasadışı ilan edilmesi talebiyle savcılığa başvurdu. Savcılık ise, grevin yasal olduğu kararını verdi.
İki gündür bazı limanlarda grevcilere yönelik saldırılar artarken, hükümet, işçilerin bazı taleplerini görüşebileceklerini, ama önce grevin bitmesi gerektiğini bildirdi. Sendikalar ise, grevin talepler kabul edilinceye dek süreceğini ilan etti.
Önceki akşam, birçok işkoluna bağlı işçiler, sendika yöneticileriyle birlikte Pire limanına giderek, liman işçileriyle birlikte grev gözcülüğü yaptı.
Denizcilik Bakanı Manolis Kefaloyannis’in talimatıyla, tamir ya da bakımda bulunan bazı gemilerin dışarıdan temin edilen mürettebatla Girit’e gideceği öğrenilince, işçiler bakanlık önünde ve limanlarda protesto eylemleri yaptı. Eylemlerde, ne pahasına olursa olsun limanların kapalı tutulacağı açıklandı.
Eylem programı
Önceki akşam bir açıklama yapan Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (GSEE), 28 Şubat’ta 4 saatlik işbırakma, 15 Mart’ta ise bir günlük genel greve gidileceğini duyurdu. Açıklamada, genel grevin ardından hükümetin tutumunu değiştirmemesi halinde, yeni eylem kararlarının alınacağı vurgulandı. Aynı yönde bir kararın, Yunanistan Kamu Emekçileri Konfederasyonu (ADEDY) tarafından alınması bekleniyor.
Grev dalgasının hızla yayıldığını gören hükümet, savcılığın grevlerin yasal olduğuna dair hükmüne rağmen, dün sabah “olağanüstü hal” ilan etti. Bu karar, grevin yasaklanması anlamına geliyor. Bu gelişmenin ardından limanlarda polisle işçiler arasında çatışmalar çıktı. Kerkira adasındaki çatışmada birçok emekçi yaralandı, bazıları gözaltına alındı. Haberimiz yayına hazırlanırken, Pire limanı ve Girit’te durum gergindi.
Ortak mücadele
OHAL kararından sonra Pire limanı diğer sektörlerden işçilerin akınına uğrarken; inşaat, metal, tekstil, belediye ve valilik, taşımacılık ve otellerde çalışan işçiler 24 saatlik grev kararı aldı. Çok sayıda federasyon ve sendika da, 2 ila 4 saat arasında işbırakma eylemi yapacaklarını ilan etti. Emekliler Sendikası ile Esnaf ve Sanatkârlar Federasyonu’nun da içinde bulunduğu birçok sendika ve kuruluşun yanı sıra, Pire’daki üniversite öğrencileri ve kitle örgütleri de greve destek açıklaması yaptı.
Diğer yandan, grev ve eylemlere katılan bütün sendikalar, bugüne kadar ileri sürdükleri taleplerin dışında, olağanüstü hal kararının kaldırılması talebi etrafında birleştiklerini de ilan etti. Yapılan ortak açıklamada, mücadelenin Pire, Kerkira ve Patra limanlarında yoğunlaşacağı belirtildi. Bu limanlar, ulaşım ve ticaretin sağlandığı ana merkezler konumunda.
Bu sabah üç limanda büyük eylemler bekleniyor.

TÜMTİS’ten çağrı
TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu, Yunanistan’daki mücadele hakkında kamuoyuna uluslararası dayanışma çağrısında bulundu. Topçu, hükümetin grevi yasaklatmasına dikkat çekerek, “Şu anda Yunanistan’da hemen bütün işkolları grevdedir. Kuşkusuz bir komşu ülkede sermaye ve hükümetin işçi sınıfına OHAL ilanı da dahil bu pervasız saldırısı ve Yunanistan işçi sınıfı ve sendikalarının gösterdikleri kararlı duruş ülkemizin mücadeleci sendikacı ve sendikalarının desteğini hak etmektedir”dedi. TÜMTİS, grevcilere ayrıca dayanışma mesajı yolladı.
Destek ve protesto metinlerinin gönderilebileceği adresler şöyle:
Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu: 0030 210 8202186 ve 87
PAME Faks: 0030 210 3802864, e-mail pame@infixnet.gr
Lıman İşçileri Sendikası (STEFENSON) Faks: 0030 210 4521050
Deniz Taşımacılığı İşçileri Sendikası (PEMEN) Faks: 0030 212 4122606
Pire İşçi Merkezi Faks: 0030 210 4177697

‘Bütün işçiler birleşmeli’
PAME (Mücadeleci İşçiler Cephesi) Başkanı Yorgos Mavrikos, eylemleri Evrensel’e değerlendirdi. Mavrikos, şöyle konuştu: “İşçiler, üyesi oldukları parti ve siyasi görüşlerinden bağımsız olarak, sermayenin yoğunlaşan saldırılarına karşı koymak zorunda. Mücadele Avrupa Birliği’nin, sermayenin ve patron örgütlerinin saldırını püskürtecek biçimler içermelidir. Biz bu yonde hareket edeceğiz. Gelinen noktadan, uzlaşmacı sendikacılık anlayışını etkili kılmaya çalışanlar da sorumludur.”
Önceki gün PAME’nin çağrısı ile, Atina’nın da aralarında olduğu 55 şehir ve ilçede, sermayenin saldırılarına karşı protesto gösterileri yapıldı.


Başa dön


‘Yeni bir dünya kaçınılmaz’
Murat Kuseyri
Geçtiğimiz hafta İskandinavya turuna çıkan Che Guevara’nın kızı Aleida Guevera, İsveç’in değişik kentlerinde bir dizi panel ve toplantıya katıldı. Basının yoğun ilgi gösterdiği Guevara, sosyalizmi savunarak ABD ve Batılı emperyalistlere sert eleştiriler yöneltti.
Guevara’nın İsveç’i ziyaret ettiği günlerde İsveç parlamentosunda ABD tarafından finanse edilen “Küba’nın Demokratikleştirilmesi için Uluslararası Komite” olarak adlandırılan karşı-devrimci örgüt tarafından, Küba karşıtı bir konferans ve gösteri düzenlendi. Konferans, Olof Palme Uluslararası Merkezi ve iktidardaki Sosyal Demokrat Parti tarafından da desteklendi.
İsveç’e eleştiri
İsveç parlamentosunda yapılan bu konferansı Küba’ya yönelik bir işgal hazırlığı olarak değerlendiren Aleida Guevara, ABD’nin yanı sıra Çek Cumhuriyeti ve İsveç’i de suçladı. İsveç hükümetinin böylesi bir toplantıya ev sahipliği yapmasını utanç verici olarak değerlendiren Guevara şunları söyledi: “ABD hükümeti bu tür toplantıları kendi adına yapamayacak kadar korkak. Çek Cumhuriyeti gibi taşeronlarına bu tür toplantıları yaptırıyor. Küba halkı bu tür saldırganlıklara alışıktır, ama İsveç’in tutumunu kuşkuyla karşılıyoruz. Bu konferans Küba’nın politik sistemini değiştirmeyi amaçlıyor, ama biz Kübalılar İsveç’in iç politikasını değiştirmesi için bir faaliyet yürütmüyoruz. Çünkü İsveç’in nasıl yönetileceğine sadece İsveç halkının kendisi karar verebilir.”
ABD hükümetinin Küba’yı karalamak amacıyla, Avrupa’da kullanılmak üzere milyonlarca dolar ödenek ayırdığını belirten Guevara, tüm bu saldırılara karşı halkların uluslararası dayanışması sayesinde ayakta kaldıklarını, direnmeye devam edeceklerini vurguladı. ABD Başkanı Bush’un her yıl 55 milyon doları Küba kökenli “hırsız ve haydutlara” vereceklerini açıkladığını belirten Guevara, Washington’un Küba’da istikrarı bozmak amacıyla yoğun bir faaliyet içinde bulunduğunu kaydetti.
Kara propaganda
ABD’nin turistlerin Küba’yı ziyaret etmelerini engellemek için birçok yöntem kullandığını, son olarak Küba’da yüzlerce siyahın tutuklandığı yolunda yalan haberler yaydığını belirten Guevara sözlerini şöyle sürdürdü: “Küba’da bazılarının tutuklandığı doğrudur. Ama halk bu tutuklanmalardan memnun, çünkü hırsızlar ve yasaları çiğneyenler cezalandırılıyor. Küba’da insan hakları ihlalleri olduğundan ve düşünceleri açıklama özgürlüğü olmadığından söz ediliyor. Bizim, FBI tarafından görevlendirilen casuslara karşı kendimizi savunma hakkımız var. Avrupalılar Küba’yı kolayca eleştiriyorlar ama ABD’nin Guantanamo üssündeki insan hakları ihlallerini eleştirme cesaretini gösteremiyorlar. Avrupa Birliği, Küba’nın kendinden istenen kıstasları yerine getirmediğini söylüyor. AB, bize yöneltilen hiçbir dayatmaya boyun eğmeyeceğimizi anlamalıdır. Öte yandan AB, dünyanının en büyük terörist gücü ABD’ye karşı en küçük bir talepte bile bulunma olgunluğuna sahip değildir. Avrupa Birliği’nin baskı altında tutulan haklarla dayanışma içerisinde olmaması bizlere acı veriyor. Ama Avrupa’da dürüst ve namuslu insanlar da var. Bu insanların destekleri önemli.”
Küba’nın dayanışması
Guevara, Küba hükümetinin kendi halkının yaşam koşullarını iyileştirmenin yanı sıra, Latin Amerika’nın diğer ülkelerinde yaşayan halklara yardım etmeyi devrimci bir görev olarak sürdürdüğünü hatırlattı. Küba’nın bundan birkaç yıl önce başlattığı okuma yazma kampanyasını Ekvador, Bolivya ve Venezüella’da sürdürdüğünü, halkların ana dillerini öğrenmelerine yardım ettiklerini belirten Guevera, Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales’in, bu kampanya için Küba ve Venezüella ile bir anlaşma imzaladığını dile getirdi. Aleida Guevara, Küba’nın kıtaya yönelik diğer katkılarına da şu sözlerle değindi: “Görme engelli olup da ekonomik gücü olmayan insanların görmelerini sağlamak için Kübalı doktorlar ücretsiz ameliyatlar yapıyorlar. Bu işe önce Venezüella’da başladık. Şimdi tüm Latin Amerika ülkelerinde ameliyatlar yapıyoruz. Ülkelerimiz arasında ticari çıkar gütmeyen dostluk anlaşmaları imzalamamız harika bir şey. Bu anlaşmalar, Latin Amerika’nın entegrasyonu için ilk adımdır. Ama bu aynı zamanda ABD ve Avrupa Birliği için tehlikeli. Eğer biz birleşirsek ve olanaklarımızı değerlendirirsek, ABD ve Avrupa bizleri sömüremeyecek” dedi.
‘Sıra diğer kıtalarda’
Latin Amerika’daki antiemperyalist bilincin yükselişine işaret eden Guevera, bu uyanışın Afrika’yı etkileyeceğini, daha sonra sıranın Asya’ya geleceğini dile getirdi. Guevera, “Babam, dünyanın tüm ülkelerindeki özgürlük hareketlerinin desteklenmesini istiyordu. Üçüncü dünya ülkelerinde başarıya ulaşan her özgürlük hareketi birinci dünyaya vurulan bir darbedir” dedi.
Guevara; Irak işgali, Yugoslavya’nın bombalanması ve Filistin sorununu da gündeme getirerek ABD ve Avrupa Birliği’ne sert eleştiriler yöneltti. Avrupalılara Balkanlar’ın bombalanmasına neden seyirci kaldıkları sorusunu yönelten Guevara, Irak, Afganistan ve Filistin’de sürdürülen katliamlara karşı çıkmanın bir insanlık görevi olduğunu vurguladı.


Başa dön


Askeriye Türbesi’ne
Bağdat’ın kuzeyindeki Samarra kentinde, Şii 12 imamdan 2’sinin mezarının bulunduğu Askeriye Türbesi’nde şiddetli bir patlama meydana geldi. Şii türbesini hedef alan saldırıda ölen olmadı. Ancak türbe büyük hasar gördü. Patlamanın ardından, ABD ve Iraklı askerler türbenin etrafını kuşattı. Öfkeli Iraklı Şiiler ise, ülkenin dört bir yanında sokaklara dökülerek saldırıyı protesto etti.
Askeriye Türbesi’nde 868’de ölen 10. Şii İmam Ali El Hadi ve 874’te ölen oğlu 11. İmam Hasan El Askeri’nin mezarları bulunuyor. Hasan El Askeri, Şiilerin “gaip imamı” olan ve kıyamet gününde geri geleceğine inandıkları 12. İmam Mehdi’nin babasıydı.
Binler sokaklara döküldü
Patlamadan sonra kutsal türbe etrafında toplanan ve ellerinde Irak bayrakları, Şii dini simgeleri ve Kur’an-ı Kerim taşıyan binlerce kişi gösteri yaparken, Samarra’daki cami ve türbelerdeki din görevlileri de saldırıyı kınadı ve halkı protesto gösterisine çağırdı. Bağdat’ın El Sadr mahallesindeki Şii liderler de protesto çağrısında bulundu.
Necef kentinde de binlerce kişi saldırıyı protesto etti. Iraklılar, “Şiiler ayaklanın”, “Şiiler öç alın” ve “Şiiler intikam” şeklinde sloganlar attı.
Patlamadan kısa bir süre sonra ayrıca, “tüm dünya Şiilerinin lideri” sıfatıyla bilinen Büyük Ayetullah Ali Sistani protesto çağrısında bulundu. Sistani’nin Necef’teki bürosundan yapılan açıklamada, Şiilerden kendi vilayetlerinde barışçı protesto gösterileri yapmaları, Samarra’ya gitmemeleri istendi. Açıklamada, 7 günlük yas ilan edildiği de belirtildi.
3 gün resmi yas
Güney Kore’de ABD’ye öfke
Güney Koreli gençlerin yaklaşık yarısının, ABD’nin Kuzey Kore’ye olası bir saldırısında bu ülkenin tarafını tutacağı bildirildi. Güney Kore’de yaşları 17 ila 23 olan bin gençle yapılan anket, gençlerin yüzde 47.7’sinin, ABD’nin saldırması durumunda Kuzey Kore’nin yanında olunması gerektiğini düşündüğünü ortaya koydu. Korea Times ve Hankook Ilbo gazetelerinin yaptığı anket, gençlerin yalnızca yüzde 11,6’sının, böyle bir saldırı halinde ABD’yi destekleyeceğini gösterdi. Gençlerin yüzde 40.7’si ise, böyle bir çatışmada tarafsız kalınması gerektiğine inanıyor. Ankette, gençlerin yüzde 39.5’inin Çin’i en önemli ortak olarak gördükleri, Çin’i sırasıyla ABD ve Kuzey Kore’nin izlediği kaydedildi.
Afganistan’a 22 Arnavut askeri
Arnavutluk, Afganistan’daki işgale katkıda bulunmak üzere 22 asker gönderdi. Ülkedeki Türk ordu birliklerinin komutasında faaliyet yürütecek olan askerler, 6 ay boyunca görev yapacaklar. Arnavutluk hükümeti ayrıca, Kabil’deki NATO faaliyetlerine destek olmak amacıyla 12 sağlıkçı gönderdi. Arnavutluk, halen Irak’ta 120, Bosna’da 70 asker bulunduruyor.
Amerikan hücrelerinde 98 ölüm
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Ağustos 2002’den bu yana Irak ve Afganistan’daki ABD cezaevlerinde 98 mahkûmun öldüğünü açıkladı. HR-W’nin, önceki akşam İngiliz televizyonu BBC’de duyurulan raporunda, 98 mahkûmdan, 34’ünün “kasten ya da istenmeden öldürüldüğünden şüphelenildiği” belirtildi. 11 ölümün “şüpheli” olduğunu, 8 ila 12 mahkûmun “işkenceyle öldüğünü” kaydeden örgüt, “Bir mahkûm, Irak’taki Dicle Nehri üzerindeki bir köprüden atlamış ya da zorla itilmiş, bir başkası da içine saklandığı uyku tulumunda boğularak ölmüş” ifadelerine yer verdi. ABD’nin, başta Irak ve Afganistan olmak üzere bölgedeki gizli ve gizli olmayan işkencehanelerinde hayatını kaybedenlerin sayısı kesin olarak bilinmiyor. Gözlemciler, bu sayının açıklanandan çok daha fazla olabileceğini kaydediyorlar. HRW raporunu hazırlayan ekibin süzcüsü Deborah Pearlstein, “Belgeler, hükümete yakın kaynaklara ya da ABD’de bilgi edinme özgürlüğü sayesinde elde ettiğimiz ordu soruşturma raporlarına dayanmaktadır” dedi. Öte yandan İngiltere’de, ABD’nin Guantanamo işkence üssünün konu alındığı bir filmde, “El Kaide örgütü üyesi zanlılarını” canlandıran iki erkek oyuncuyla yine filmde rol alan ve Guantanamo’da bir süre tutulan iki eski zanlı, Almanya’daki Berlin Film Festivali’nden İngiltere’ye dönüşlerinde gözaltına alındı. “Road to Guantanamo”
(Guantanamo Yolu) filminin oyuncuları Rizvan Ahmed ile Ferhad Harun ve Guantanamo’da bir süre “terör zanlısı” olarak tutulan Şefik Resul ve Ruhel Ahmed’in, Londra’daki Luton Havaalanı’nda “terörle mücadele yasası” uyarınca sorgulanmak üzere gözaltına alındıkları, kısa bir süre sonra serbest bırakıldıkları kaydedildi. ‘The Road to Guantanamo’, festivalde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü almıştı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net