www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Evdeki hırsız’ JİTEM!
Şemdinli’deki patlamalar için “Hırsız evin içinde” diyen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un sözleri tartışma yarattı. CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan ve Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Tahir Elçi, “evdeki hırsızın” JİTEM olduğunu ifade etti. Milletvekili Canan, “JİTEM’in yaptığını ima ediyorlar” dedi.

Dersimiz burun kırma!
Ortaöğretim kurumlarındaki şiddet ürkütücü boyutlara ulaştı. İzmir’in Bornova İlçesindeki Mustafa Kemal Lisesi’nde henüz 17 yaşındaki Seçkin Yenerer isimli öğrenci hastanelik edilinceye kadar dövüldü. Müdür yardımcısı tarafından dövüldüğünü öne süren Yenerer’in yediği dayak sonucu burnu kırıldı.

Öğretmene saldırı protesto edildi
İzmit’in Darıca beldesindeki Darıca Lisesi’nde öğretmenlik yapan Eğitim Sen üyesi Ender Yöyler’in, okul idaresinin yönlendirmesiyle bir grup öğrencinin saldırısına maruz kaldığı bildirildi.

Zanlılar yakalandı patlamalar durdu
Şemdinli’de bir kitabevine atılan bombanın ardından Hakkari bölgesinde bir daha patlama olmadı. O güne kadar 16 patlamanın yaşandığı Hakkari’de, zanlıların yakalanmasıyla birlikte halk rahat bir nefes aldı.


‘Evdeki hırsız’ JİTEM!
Serpil Savumlu
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un, Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli’deki patlamalar için “Hırsız evin içinde” ve “Kilit bozuk” şeklinde ifadeler kullanması, akıllara “Evin içindeki hırsız kim” sorusunu getirdi. CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan JİTEM’ın varlığının kabul edildiğini belirtirken Avukat Ergin Cinmen, AKP Hükümeti’nin olaylarla ilgili siyasi irade göstermesini istedi.
Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli’deki patlamalar ile ilgili TBMM Araştırma Komisyonu’na bilgi veren Sabri Uzun ilginç ifadeler kullandı.
“Hırsız evin içinde olursa kilit işe yaramaz”, “Yerel disiplinsizlik” ifadelerini kullanan Uzun’un açıklamalarını gazetemize değerlendiren CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan “Olayla ilgili olarak daha öncede bu yönde açıklamalar yapmıştık. Olayların JİTEM tarafından gerçekleştirildiğini söylemiştik. Aslında bu açıklama bizi doğrulayan bir açıklamadır” dedi.
Canan, olaydan sonra ortaya atılan tüm senaryoların olayı örtbas etmeye dönük olduğunu söyleyerek “Söylediklerimiz doğrulanıyor. Bizim söylediklerimiz teyit ediliyor. Bir yerde JİTEM’in yaptığını ima ediyorlar” dedi.
Avukat Ergin Cinmen ise “Olayları anlayabilmek için Susurluk kod adlı ilişkilerle ilgili TBMM tarafından oluşturulan komisyon raporunun iyi bilinmesi gerekir.
‘Eksik olan siyasi irade’
Cinmen, “Raporda zaten tüm bu olaylara atıfta bulunuluyor. O rapor aslında her şeyi ortaya koyuyor” şeklinde konuşurak önemli olanın siyasi iradenin gösterilmesi olduğunu ifade etti. Cinmen, “Olayların üzerine gidilirse işler çözülür. JİTEM’in varlığı zaten geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da görülen bir ceza dosyası ile ortaya çıktı. Yargıda JİTEM’in var olduğunu kabul etti. Her şey ortada. Eksik olan şey aslında siyasi iradedir.”
JİTEM kabul edildi
Diyarbakır Barosu Yönetim kurulu üyesi Tahir Elçi de “Uzun’un açıkladığı gibi olay sadece yerel denetimsizlik değildir. İş daha büyüktür. Açıklamalar son derece önemli. Sorumlu en üst düzey yetkilinin açıklaması ile yıllardır herkesin bildiği, yıllardır hukukçuların dikkat çektiği kimi kamu görevlilerinin içinde olduğu JİTEM’in varlığı kabul edildi” şeklinde konuştu.
Elçi, soruşturma dosyasına konu olan bu örgütün varlığını Uzun tarafından teyif edildiğini belirterek, “Bence her şey ortadadır. Yapılması gereken AKP Hükümeti’nin ve diğer yetkililerin olayın üzerine gitmeleri ve sorumluları yargılayabilmek için gerekli delilleri ortaya koymalarıdır. Yargıya yardımcı olunmalı ve hükümetin bu konuda inisiyatif alması gerekir” dedi.

HER ŞEY ORTADA
Kadri Özcaner (İHD Şemdinli Temsilcisi): Bu açıklamalar zaten bizim dile getirdiğimiz açıklamalardı. Daha önce olaylarla ilgili suç duyurusunda bulunmuştuk ve suç duyurumuzda iddialarımızı dile getirmiştik. Bombaların kimler tarafından konulduğunu söylemiştik. Olayları PKK örgütünün yaptığını söylüyorlardı. Bizi de PKK’lı olmakla suçluyorlardı şimdi gerçekler ortaya çıkıyor. Uzun’un açıklamalarından yola çıkarak kamuoyunun aydınlatılması lazım. Devlet içinde yuvalanmaları söz konusu. Her şey ortadadır. Devlet içinde yuvalanmış bireylerdir ve bunlar sadece Şemdinli ile sınırlı değildir.
AÇIKLAMALAR ŞAŞIRTICI
Necibe Güneş (İHD Hakkari Temsilcisi): Resmi makamlardan gelen açıklamaların hiçbiri bu kadar net olmadı. Şaşırtıcı buluyorum. Neredeyse Seferi Yılmaz suçlanıyordu. İlk defa buradaki polis teşkilatının Şemdinli ile ilgilerinin olduğu söylenmiş oldu. Daha önceden de olay ilk soruşturulduğunda ifadeler de vardı aslında olaylarla ilgili. Ancak resmi makamlardan gelen yanıtlar bu kadar açık olmamıştı. Biz duruşmayı takip ettik. Orada da sanığın hangi gerekçe ile serbest bırakıldığı belli değildi. Ve bu karar Şemdinli halkını derinden etkilemişti. Tüm yaşanılanlar sonrasında insanlar artık kime güvenmeli. Şaşırdım diyebilirim.

‘Hırsız evin içinde olursa kilit işe yaramaz’
Şemdinli’yi araştıran Meclis Komisyonu’na bilgi veren Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, çaprıcı açıklamalarda bulundu. Komisyon üyelerinin “Bunlar (Şemdinli olayları) önceden haber alınıp önlenemez miydi?” sorusuna; “Hırsız evin içinde olursa kilit işe yaramaz” yanıtı veren Uzun, Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli’deki patlamaların devletin işi olabileceğini ima etti. Uzun’un komisyon üyelerine verdiği yanıtlar şöyle:
Seferi Yılmaz izleniyor muydu?
Bizim hedefimiz değil. Hakkari istihbaratının da değil. Örgütle ilişkisini bulamadık. Bize göre yok. Jandarmada varsa bize bildirmek zorunda. Hakkari Valisi’nin, Emniyet Müdürü’nün, İstihbarat Şube’nin bilgisi olmayacak, böyle bir operasyon yapılacak. O zaman bir keşmekeş çıkar. İnsanlar (Ali Kaya, Özcan İldeniz ve Veysel Ateş) Hakkari’den Şemdinli’ye operasyona gidiyor, ama bundan vali, emniyet müdürü ve istihbarat şubesinin haberi yok. Veya bilgi verilmiyor. Böyle bir şeyi kabul edemem.
Hakkâri, Şemdinli ve Yüksekova’da meydana gelen patlamalar...
Yerel bir disiplinsizlik. Örgüt bazı olayları üstlenmiyor. Kuşadası’nda olduğu gibi bazen yaptıklarını da üstlenmiyor. Olabilir. Beklenmedik sonuç vardır. Başka birisi eylem yapıyordur burada. Bu da bizi şüpheye götüren şey. Olayların sayı sıklığı, örgüt disiplinine uymayışı bizi tedirgin etti. Normal değil. Bir yerde olay yükseliyor, başka yerde çok düşük seviyede. Bir anormallik var. Halktan insanlar zarar görmediği halde örgütün üstlenmediği olaylar var. Demek ki şüpheli bir durum var. Yani başka bir güç bu anormalliği yapıyor.
Bunlar önceden haber alınıp önlenemez miydi?
Hırsız evin içinde olursa kilit işe yaramaz. Dünya Barış Günü ve Kadınlar Günü’nde örgütün hiç bombası yok. Burada Barış Günü’nde bomba patlıyor. İmralı’ya gidecek otobüse bomba ve sahibine tehdit var. Cemaatlerden biri dershane yeri kiralamış. Oraya saldırı olmuş. Örgüt-cemaat savaşı gibi bir anlam taşıyor. Şimdiye kadar buna tesadüf etmedim. Roj TV’de olaydan 5-10 dakika sonra haber yapılmış, planlıymış... Soran makama böyle olmadığını, haberin saat 20.00’de verildiğini söyledik.
Bu olaylarla ilgili istihbarat yaptınız mı?
Bugüne kadar bu tür olaylarla ilgili kimseyi karalamamak için istihbarat yapmadık. Bugünkü mantığım olsaydı yapardım.
İstihbarat eksiği mi vardı?
Benim istihbarat sorunum yok. 8 Kasım günü Hakkâri’de 7.5 kilo C-4 almışız.
İstihbaratı paylaşmada sorun var mı?
Polis, MİT ve Jandarma istihbaratı arasında sorun yok.
Şemdinli olayı?
O istihbarat olayı değil.
Bu olayı nereye oturtacağız?
Faili olan kişiler oturtacak.
İtirafçı kullanımı?
Benim istihbarat birimlerimde itirafçı yok. Bunlar dağda tetik çekmekten gelen adamlar. İstihbarat akıllı adam işidir. Şemdinli kaçakçılık bölgesi. Herkes birbirinin ne yediğini bile bilir. Yöreyle alakası olmayan orada istihbarat yapamaz. Ayrıca operasyonel amaç varsa özel harekat gerekirdi. Ben bunun adını koyamam.
Termal kamerayla izlenen yere 1 Kasım’da 150 kilo patlayıcı nasıl girdi?
Yani kilit bozulmuş efendim. Evin içinden olursa her şey girer. Bölgeden eroin de geçiyor. Türk polisi Avrupa’da yakalanan eroinin yüzde 30’unu yakalıyor. 1 Ocak’tan beri Türkiye’de, Van, Diyarbakır, İzmir ve İstanbul’da 81 kilo plastik patlayıcı yakaladık. Bunlar tamamen PKK’nın. Oraya (Şemdinli) girse de yakalanır.
Niye yakalanmadı?
Orada kilit bozuk efendim.
Kim soktu?
Ben bir hüküm veremem. Adaba aykırı. Ama fotoğrafı yan yana koyun, görünüyor.
Avlunun kilidi de bozuk mu?
Hayır. Bu lokal bir olay. Genel değil. Genel olsa söylemekte sakınca görmem. Söylerim, derim ki önlem alın, ülke çeteleşiyor. Devlet içinde yasaya uymayanlar meşru mu olacak? Nereye kadar meşru olacak?
Yüksekova’da jetlerin alçaktan uçuşu gözdağı mı, psikolojik harekat mı?
Parlamento sorgulamalı. Kalkınmış bir ülkede var mı? Yani biz niye ilkeliz, vatandaşımıza böyleyiz? İyi niyetle, dürüstçe görev yaparsak, hiç kötü olmaya gerek yok. Bu olay boyumun üstünde bir şey.


Başa dön


Dersimiz burun kırma!
Emine Uyar
Bornova Mustafa Kemal Lisesi’nde feci şekilde dövülen öğrencinin burnu kırıldı. Müdür Yardımcısı H.K tarafından dövüldüğünü belirten Seçkin Yenerer (17) isimli öğrenci, olaydan sonra uzun süre hastaneye götürülmeyerek, okulda bekletildiğini, ailesine de haber verilmediğini söyledi.
Mustafa Kemal Lisesi öğrencileri, geçtiğimiz cuma günü gerçekleşen dayak olayını, bayrak töreni öncesinde bahçede toplandıkları sırada ıslık ve alkışlarla protesto etti. Protestocu öğrencilerden biri gözaltına alındı.
‘Kafa attı’
Burnu kırıldığı için evinde dinlenen Seçkin Yenerer, dayak olayını şöyle anlattı: “Öğle teneffüsündeydik. Saat 12.00 gibi arkadaşlarla zemin kattayken ışıkları kapattım. Bu sırada Müdür Yardımcısı H.K yanıma geldi, iki eliyle kulaklarıma yapıştı. Ben, ‘Ne yapıyorsunuz?’ dedim. Kolunu tutunca bana vurmaya başladı. En son kafa atınca burnum kırıldı. Burnumdan kanlar akarken, okul müdürü beni odasına sokmaya çalıştı, ancak ‘Beni orada da mı döveceksiniz?’ diyerek içeri girmek istemedim. Feci şekilde dövüldüğüm halde idareciler aileme haber vermedi. En son arkadaşlarım aramış annemi. Önce arkadaşımın annesi geldi, ancak öyle çıktım okuldan. Okuldan çıktıktan sonra annemle birlikte önce Bornova Karakolu’na, sonra da Trafik Hastanesi’ne gittik.”
ÖSS’ye hazırlanıyordu
“Bunlar nasıl eğitimci!” diyerek tepkisini dile getiren Anne Derya Yenerer, olaya tanık olan öğrencilerin okul müdürü tarafından azarlandığını, bunun üzerine karakola gelen bu öğrencilerin bu kez de polisler tarafından uzaklaştırılmak istendiklerini, ancak kendisinin müdahalesiyle şahitlik yaptıklarını söyledi.
ÖSS’ye hazırlanan çocuğunun psikolojisinin altüst olduğunu anlatan anne Yenerer, hem okul müdürü hem de müdür yardımcısı hakkında dava açacağını bildirdi.

Şiddet önemli bir problem
Eğitim Sen 4 No’lu Şube Başkanı Sezai Turan, ortaöğretim kurumlarında şiddetin önemli bir problem haline geldiğini söyledi. İdarecilerin olaylara şiddetle yaklaşımının söz konusu olduğunu belirten Turan, “Bir öğrenciyi burnunu kırıncaya kadar dövmek anlaşılır gibi değil” diyerek, olayın takipcisi olacaklarını söyledi.
Öğrenciler protesto etti
Olayın gerçekleştiği gün, İstiklal Marşı için bahçede toplanan öğrencilere, haftalık değerlendirme konuşması yapmak isteyen Okul Müdürü İsmail Yıldırım’ın konuşması, alkış ve ıslıklarla kesildi. Arkadaşlarının dövülmesini protesto eden öğrencilerden Uğur Sav, müdürün şikayeti üzerine gözaltına alındı. Önce Özkanlar Karakolu’na götürülerek 6-7 saat tutulan Sav daha sonra çocuk bürosuna teslim edildi. Sav, aynı gün çıkarıldığı savcılık tarafından serbest bırakıldı.


Başa dön


Öğretmene saldırı protesto edildi
İzmit’in Darıca beldesindeki Darıca Lisesi’nde öğretmenlik yapan Eğitim Sen üyesi Ender Yöyler’in, okul idaresinin yönlendirmesiyle bir grup öğrencinin saldırısına maruz kaldığı bildirildi.
Eğitim Sen Gebze Şubesi’nden yapılan açıklamada, son yıllarda ağırlıklı olarak işinin ehli olmayan kişilerin müdür yapılmasından, öğretmen-öğrenci-veli ilişkilerinin olumsuz yönde etkilendiği belirtildi. Açıklamada, Ender Yöyler’in, okulda idare tarafından korunan bir öğrencinin bir başka öğrenciyi dövmesine müdahale ettiği için tehditlere maruz kaldığı, bu durumun dilekçeyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iletildiği ancak gerekli tedbirlerin alınmaması sonucu Yöyler’in geçtiğimiz günlerde saldırıya maruz kaldığı ifade edildi.
Olayın takipçisi olacağını bildiren sendika, saldırganların gerekli cezaya çarptırılması durumunda benzer olayların azalacağına dikkat çekerek, yetkilileri görevlerini yerine getirmeye çağırdı.


Başa dön


Zanlılar yakalandı patlamalar durdu
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım’da Umut Kitabevi’nde patlayan bomba, ilçedeki bombalama eylemlerinin sonu oldu. O güne kadar 16 patlamanın meydana geldiği Hakkari’de, zanlıların yakalanmasıyla birlikte halk rahat bir nefes aldı. Bölgede, dört aydır herhangi bir patlama olmadı.
15 Temmuz 2005’te bir araçta patlayan bombadan sonra 9 Kasım’a kadar Hakkari’de 16 patlama meydana geldi. 1 Kasım gecesi Şemdinli’de jandarma lojmanlarının yanına park eden 150 kg TNT yüklü aracın infilak etmesi en büyük patlamaydı. 3 polis ve 6 asker olmak üzere toplam 22 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı, 67 ev ve işyeri hasar gördü. Bu eylemlerden sonra halk arasında; “Güvenlik güçlerinin patlamadan haberi vardı, vatandaş haberdar edilmedi” şeklinde iddialar yayıldı.
Eğitimciler yol ücretlerini istedi
Eğitim Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptıkları eylemle ulaşım kartlarının verilmesini ve tazminatlarının ödenmesini istedi. Eylemde konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Dinçer, ulaşım kartlarıyla ilgili girişimlerde bulunduklarını, ancak bunun Maliye Bakanı Unakıtan’a takıldığını öğrendiklerini ifade etti. İki bakan arasında konuşulup çözülecek bir sorun nedeniyle 5 bin çalışanın mağdur olduğunu ifade eden Dinçer, “Buradan uyarıyoruz, kazanılmış hakkımıza dokunamazsınız, vermek zorundasınız” diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın, Eylül ayında eğitim emekçilerine ödenen eğitime hazırlık ödeneğinin, MEB idari personeline de ödeneceği yönünde bir taahhütü olduğunu hatırlatan Dinçer, bu sözün de yerine getirilmesini beklediklerini ifade etti.
TUYAB’tan tecrite karşı kampanya
Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği (TUYAB), F tipi cezaevlerindeki tecridin son bulması için, “Tecrit Kaldırılsın Talepler Kabul Edilsin” başlıklı yeni bir kampanya başlattı. TUYAB’lı aileler; tüm sanatçı, aydın, yazar ve öğretim görevlilerine, tecride karşı birlikte hareket etme çağrısında bulunarak, tutuklu ve hükümlülerin taleplerini dört ana başlık altında topladılar. “İnsan hücreye sığar mı?” sloganıyla yola çıkan TUYAB’lı aileler, tecrit sorununun çözümü için Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı ile de görüşmeler yapacaklar. Aileler ayrıca, cezaevlerinde yaşanan sorunları kamuoyuna duyurmak amacıyla çeşitli eylem ve etkinlikler gerçekleştirecekler. TUYAB’lı aileler, “Tecrit kaldırılsın talepler kabul edilsin” başlıklı kampanyayla taleplerini dört ana başlık altında topladılar: F tipi cezaevlerinin mimari yapısında, en az 15 tutuklu ve hükümlünün yanyana kalabileceği şekilde düzenleme yapılmalıdır. (Bu konuda TMMOB’un projeleri dikkate alınmalıdır). Ceza İnfaz Kanunu değiştirilmelidir. (Söz konusu çalışma, baro, ÇHD ve TTB’den oluşan bir kurulun gözetiminde yapılmalıdır). Mahpusların tüm haklarının koşulsuz kullanımı sağlanmalıdır. Bağımsız izleme kurulları oluşturulmalıdır. Kurul, tutuklu ve hükümlü yakınları, İHD, ÇHD, baro, TTB, aydın ve sanatçılardan oluşmalıdır.
DTP İran’a tepki gösterdi
Demokratik Toplum Partisi (DTP), Diyarbakır ve İstanbul’da İran’ın Kürtlere yönelik şiddet politikalarını protesto etti. Diyarbakır’da Konukevi önünde bir araya gelen DTP’liler, “Halka uzanan eller kırılsın” şeklinde slogan atarak tepkilerini dile getirdiler. DTP İl Başkanı Ahmet Cengiz, İran’ın Maku kentinde gerçekleşen yürüyüşe İran askerlerinin ateş açtığını hatırlatarak, olayda 9 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Cengiz, Kürt ve İran halklarının geleceğini dinamitleyen bu saldırıyı gerçekleştiren İran rejimini kınadıklarını kaydetti. Bu arada Şovenizme ve Linç Girişimlerine Karşı Halkların Kardeşlik İnisiyatifi, İstanbul’da eylem yaparak Kürtlere yönelik baskıları kınadı.
Kürtçe yayın son aşamada
RTÜK, Kürtçe yayın yapmak isteyen radyo ve televizyonları ilk kez resmi olarak davet etti. Kürtçe yayın için RTÜK’e başvuran Söz Rodyo-TV ve Gün Radyo-TV yöneticileri ilk kez resmi davetli olarak Ankara’ya geldi. Gün Radyo-TV Yönetim Kurulu Başkan Vekili Osman Özsat, RTÜK Yayın İzleme ve Değerlendirme Dairesi yöneticileriyle yaklaşık bir saat toplantı yaptıklarını belirtti. Toplantıda eksik evrakların tamamlanmasının istendiğini söyleyen Özsat, bu evrakları tamamladıktan kısa bir süre sonra yayına başlayacaklarını söyledi. “Tek eksik belgemiz imza sirküleri” diyen Özsat, dosyayı tetkik ettiklerini ve kısa bir süre içinde taahhütnameyi imzalamak için yeniden RTÜK’e geleceklerini bildirdi. Edinilen bilgiye göre, RTÜK 4 radyo ve televizyona davette bulundu. Ancak sadece Söz Radyo-TV ve Gün Radyo-TV davete katıldı. Mart ayında yayınlara başlanacağı öngörülürken, Kürtçe yayınların Kırmanci lehçesinde televizyonda haftada 45 dakika, radyoda haftada 1 saat yapılacağı öğrenildi. Gün TV’nin programının isminin “Kültür Beşiği” olduğu belirtilirken, televizyonun ilk olarak iki sene önce Kürtçe yayın isteğinde bulunduğu bildirildi. Osman Özsat, Kürtçe bilen eleman ve altyapı konusunda herhangi bir sıkıntıları olmadığını söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net