Tarihçilerin ve antropologların çoğu, Paleolitik dönemdeki (yaklaşık MÖ 10 bin-MÖ 5 bin) mağara resimlerinin hünerli “şaman sanatçılar” tarafından yapıldığına inanıyor. Fakat, bunlar arasında, cinsellik ve avlanmayla ilgili, parmaklarla yapılan ve duvar yazılarına benzeyen şekiller de bulunuyor. İkinci gruptakilerden binlercesi üzerinde yapılan araştırmalar, bunların yaratıcılarının bugünkülerle aynı toplumsal kategoriden olduğuna işraret ediyor: 13-19 yaş arası erkekler.
10 bin ila 35 bin yıl öncesine kadar giden mağara resimlerinin çoğunluğu tamamen elle yapılıyordu. Bunları yapanlar, toprak boyasını çiğniyor, ellerini duvara yapıştırıyor ve ellerinin üzerine doğru tükürüyordu. Alaska Fairbanks Üniversitesi’nden Dale Guthrie’nin ifadesiyle bunlar, “Ellerine kalem alıp, ellerinin şablonunu çıkaran çocuklar gibiydi.”
Erkekler ve kadınların ellerinin boyutları farklı; erkeklerin başparmakları ve avuç içleri daha kalın. Guthrie, bu veriden hareketle, Avrupa mağara resimleri örneklerini, farklı yaşlardan 1000 modern kadın ve erkeğin ellerinin ölçüleriyle karşılaştırdı. Sonuçta, her yaştan kadın ve erkeklerin duvarlara iz bıraktıkları anlaşıldı; ancak istatistik olarak, 13-19 yaş arasındaki “delikanlıların” büyük ağırlıkta olduğu görüldü.
Bu şekillerin çoğu, bir bizonu, atı veya geyiği resmediyordu; ayrıca, korkunun ifadesi olarak mağara ayıları ve aslanlar da duvarlarda yer alıyordu. Gelişmiş, yetişkin sanatçılarınkiler kadar detaylar içermese de, avlanma figürleri de vardı.
Guthrie bu durumu şöyle anlatıyor: “Mağaralardaki vahşi hayvanların çoğu, bir mızrak saplanmış ve ağızlarından kan gelir halde; yani bir avcının gördüğü sahneler. Bunlar o dönemin Ferrari araba veya futbol oyunları gibiydi. Akıllarında ne varsa onu çizdiler.”
Tabi ki, nasıl bugünkü “delikanlılar” sadece arabalar ve sporla ilgilenmiyorlarsa, o dönemkilerin akıllarında da sadece avlanmak yoktu. Guthrie’ye göre, bu figürler arasında çok sayıda “belden aşağı” özellik de bulunuyordu: “Duvar çizimlerindeki insanların tamamına yakını kadınlar ve hiçbirinin üzerinde de giysi yok.” Guthrie, geniş göğüs ve kalçalara sahip bu kadın figürleri, o dönemin “Pamela Anderson” veya “Deniz Akkaya”ları olarak tarif ediyor. Duvarlarda üreme organlarına dair betimlemeler olduğunu da buna ekliyor: “Bunlar bugünkü sanat kitaplarında yer alan türden çizimler değildi.”
Araştırmacının dikkat çektiği diğer bir konu ise, resimlerin yüzde 20’sinden daha azına “imza atan” kadınların başka türden bir yaratıcılık eğilimine sahip oldukları. Ona göre, kadınlar yaratıcılıklarını daha çok duvar resimleriyle değil, hayvan derileri veya örme lifler kullanarak ürettikleri eserlerle sergiliyorlardı. Ancak, çanak çömlekçilik öncesi döneme ait bu eşyalar zamana dayanıklı olmadığından bugüne kalan örnekleri yok denecek kadar az. Dale Guthrie, 3 binden fazla mağara çizimi üzerinde yaptığı çalışmayı, “Paleolitik Sanatın Doğası” “The Nature of Paleolithic Art” adlı kitapta sunacak. Kitap, Chicago Üniversitesi tarafından yayınlanacak.
Başa dön
Antalya ‘tutulma’ya hazırlanıyor