www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Yeşil resmen yaşıyor
Nüfus kayıtlarından yaptığımız araştırmaya göre, Bingöl’ün Solhan İlçesi Yenidal Köyü’ne kayıtlı bulunan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım halen hayatta. “14599729242” TC kimlik No’suna sahip Yıldırım’ın 1978 yılında bir evlilik yaptığı da bilgiler arasında.

Akyıl’da sevindiren karar
Diyarbakır İş Mahkemesi, TEKSİF Sendikası’nın Akyıl Tekstil Fabrikası’nda yetkili olduğuna karar verdi. Karar, işçiler ve sendika yöneticileri tarafından sevinçle karşılandı.

Taslağa sıcak bakıyorlar
Sendikalar Kanunu’nda, yapılması planlanan değişikliklere ilişkin tasarı taslağı konfederasyonlara verildi. Noter şartının kaldırılması, işkolu sayısının azıltılması gibi değişiklikleri olumlu karşılayan konfederasyonlar, yasanın Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile birlikte ele alınmasını istedi.

Sendikacılara ‘Şemdinli’ sürgünü!
Şemdinli olaylarıyla ilgili düzenlenen basın toplantısına katılan Tüm Bel-Sen Gaziantep Şube Başkanı Yusuf Şahinler ve Şube Sekreteri Hanefi Bozdoğan, “geçici görevle” başka yere gönderildi. Üstelik Büyükşehir Belediyesi’nde itfaiyeci olan Şahinler’in gönderildiği belde belediyesinde itfaiye yok.


Yeşil resmen yaşıyor
Serpil Savumlu
Resmi kayıtlar, Susurluk’taki kazayla ortaya saçılan karanlık ilişkiler ağının kilit isimlerinden ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını gösteriyor.
Yeşil’in, salı sabahı İstanbul’da düzenlenen operasyondan kıl payı kurtulduğu öne sürülürken, resmi kayıtlar, “Biz operasyonumuzu Yeşil olarak bilinen kişinin oğlu Murat Yıldırım’a yaptık” diyerek Yeşil’in öldüğünü iddia eden İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı yalanlıyor. Gazete olarak yaptığımız araştırma sonucunda, Yeşil’in yani Mahmut Yıldırım’ın resmi olarak hâlâ yaşadığını öğrendik. “Tire, Sakallı, Terminatör, Yeşil” takma isimlerini kullanarak sayısız faili meçhul cinayete karışan Mahmut Yıldırım’ın nüfus kayıtlarında istihbarat örgütlerinin iddia ettiğinin tersine “ölü” değil “yaşıyor” bilgisi yer alıyor. “14599729242” TC kimlik No’suna sahip Yıldırım’ın aynı zamanda Bingöl’ün Solhan İlçesi Yenidal Köyü’ne kayıtlı olduğu ve 1978 yılında bir evlilik yaptığı da bilgiler arasında.

Devlet zan altında
İstanbul polisinin 14 Şubat Salı sabahı saat 05.00’te Fulya’da bir apartman dairesine düzenlediği operasyon, derin devletin en kanlı tetikçilerinden ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ı yeniden gündeme getirdi. Baskında, Mahmut Yıldırım’ın oğlu Murat Yıldırım ile 14 adamı gözaltına alınırken, operasyondan haberdar olan Yeşil’in ise polisler gelmeden yarım saat önce evi terk ettiği iddiaları ortaya atıldı. Apartman sakinlerinden bir kısmı da, kendilerine gösterilen resimden, Yeşil’i gördüklerini söyledi. Bu gelişme, Yeşil’in öldüğünü öne süren eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ve eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün açıklamalarıyla tezat oluştururken, İstanbul Emniyet Müdürü Celalattin Cerrah’ın da, “Ölmüş adamı nasıl yakalayalım?” açıklaması kafaları iyice karıştırdı.
Kamuoyu şimdi, “Yeşil öldü, diyenler nasıl bu kadar kesin konuşuyor. Eğer öldüyse, mezarı nerede ve bu konuda ellerindeki bilgi nedir? Eğer yaşıyorsa, devlet birçok olayda kullandığı bu şahsa nasıl ulaşamıyor” sorusuna yanıt bekliyor.
Konuyu, eski ve yeni milletvekilleri ile hukuk çevrelerine sorduk ve şu yanıtları aldık:
Açıklamak zorundalar
Fikri Sağlar (Eski Susurluk Komisyonu üyesi- eski milletvekili)
Bir insan çok kesin ve ısrarlı bir şekilde birisi için öldü diyorsa, nasıl öldüğünü de biliyor demektir. Yetkililer bunu açıklamak zorundalar. On yıldır öldü açıklaması yapılması bir bilgi ve belgeye dayandırılıyorsa, neticenin kamuoyu tarafından bilinmesi gerekir. Yoksa buna benzer haberler bundan sonra da çıkacaktır. Her çıkan haberi de “o öldü” diye çürütemezsiniz. Türkiye’de, tesadüfler ve doğru olmayan açıklamalar üzerine politikalar kuruluyor. Birçok açıklamaların tam tersine faaliyetlerin sürdüğü biliniyor. Siyasetçilerin, yetkililerin bu konuda sabıkası var. Yetkililerden kim “öldü” diyorsa ölüm şeklini de söylemeli. Öldüğünü kanıtlayan somut şeyler de olmalıdır. Ama görünen o ki, Yeşil büyük bir ihtimalle estetik dahil olmak üzere her türlü değişiklik yapılarak yurtiçi veya yurtdışında yaşamasının olanakları hazırlanmış durumdadır. Bu bir ihtimal. Bu ihtimali çürütmek yetkililerin elinde. Sadece öldü demek yeterli değil. Nasıl öldü, nerede... belgelenmesi gerekir. Yeşil, bir dönemi, bir düzeni açıklayabilecek bilgilere sahip biri.
Problem çözülmeli
Ahmet Ersin (Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi-CHP İzmir Milletvekili)
Yeşil’le ilgili çeşitli iddialar yıllardır var. Derin devletin adamı olduğu, bu nedenle korunduğu, yakalanamadığı değil, yakalanmadığı konuşuluyor. Devletin zan altından kurtulması için mutlaka Yeşil problemini çözmesi gerekiyor. Öldü ise kamuoyuna delilleri ile somut açıklama yapılması lazım. Emniyet Müdürü nereden biliyor öldüğünü. Kaçtığı da söyleniyor. Devletin, emniyetin, MİT’in çok güçlü olduğu Türkiye’de, yıllardan beri yakalanmaması mümkün mü? Açık bir şey var, Yeşil korunuyor.
Yeşillerin varlığı araştırılmalı
Cemal Doğan (Eski İzmir Barosu Çetelere Karşı Hukukun Üstünlüğü Komisyonu üyesi):
Normal bir sürecin sonuçları bunlar. Bir dönem belli çevreler tarafından kullanılmış kişiler, bazı çevreler tarafından risk altına girmemek için yok edilebiliyor. Yeşil’in yaşayıp yaşamamasından ziyade bugün Yeşillerin varlığının araştırılması gerekli diye düşünüyorum.
İlişkiler ağı önemli
Suat Parlar(Avukat, araştırmacı-yazar)
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın kendisi ve ölüp ölmediğinin artık bir önemi yok. Yaşayıp yaşamadığı hiçbir değer taşımıyor. Yeşille ilgili tüm tutanaklar zaten devlet raporlarına geçti. Telefon görüşmelerinden, kimlerle neler konuştuğuna kadar... Ama Yeşil’e silah sağlayanlar ve onunla ilişki içinde olanların hepsi hayatta. Yeşilin temsil ettiği tüm olaylar da tutanaklarıyla mevcut. Eğer istenilseydi her halukarda bu kişiler yargı önüne çıkarılırdı. Sonuç itibariyle yetkililer öldü açıklaması yapsa da, ölmediğine dair görgü tanıkları olsa da, “Yeşil”in ölüp ölmediğinden çok, temsil ettiği ilişkilerin gündeme gelmesi gerekir.
Havada kalmamalı
Atilla Kart (CHP Konya Milletvekili)
Yeşil’in ölüp ölmediğine ilişkin bir ilin emniyet müdürü bu şekilde bir açıklama yapıyor ise tereddüt edecek bir durum yok. Bu kayıtlardan da tespit edilebilir. Emniyet müdürü bu kadar net ifade kullandığına göre, dayanakları mevcut demektir. Ama bunun havada kalmaması, kamuoyunu tatmin edecek bir şekilde açıklama yapılması lazım. Kamuoyunun, nüfus kayıt bilgileri ve diğer belgelere yönelik açıklamaya ihtiyacı var. Aksi halde spekülatif olmaktan öteye gitmez. Nedir bu bilgi ve belgeler, dayanaklar; ölüm tarihi, yeri, şekli, mezar yeri... Defin ruhsatı... O dayanaklara ulaşmak mümkün.
Cavit Torun (AKP Diyarbakır Milletvekili- Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi)
“Öldü diyen de var, ölmedi diyen de. Nereden bileyim ben. Bu benim konumun dışında”
Koruma çemberi var
Ergin Cinmen (Avukat)
“Yeşil”in etrafında bir koruma çemberi olduğunu biliyoruz. Susurluk kazasıyla birlikte bu çember daralmıştı. Hangi faaliyetlerde bulunduğu yazılıp çizildi ve devlet tutanaklarına da geçti. Ama bu koruma halen devam ediyor olsa gerek. Ölü-yaşıyor haberlerinin bu kadar çıkıyor olmasının altında da, bu adamların çok rahat hareket ediyor olması yatıyor. Hiç çekinmiyorlar. Siyasi partiler bu duruma karşı ‘kayıtsız’. Devlet öyle bir duruma geldi ki derin devleti korumak ve savunmak zorunda kaldı. Derin devlet, devletin kendisi oldu.
Derin devletin tetikçisi
Susurluk kazasının ardından ismi sıkça gündeme gelen Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın karıştığı belirtilen olaylardan bazıları şunlar:
  • Musa Anter’in öldürülmesi
  • Binbaşı Cem Ersever’in öldürülmesi
  • İHD eski Başkanı Akın Birdal’a yönelik silahlı saldırı
  • Kamuoyunda kumarhaneler kralı olarak bilinen Ömer Lütfü Topal’ın öldürülmesi Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporu’nda, 12 sayfa yer ayrılan Yıldırım’ın katıldığı bazı eylemler, MİT tarafından şöyle anlatılmıştı;
  • 27.05.1992’de Muş’ta 5 PKK’lı sorguya götürülmeleri sırasında adı geçen tarafından öldürülmüşlerdir,
  • Batman’da Milletvekili Mehmet Sincar’ı Alaattin Kanat, Mesut Mehmetoğlu, İsmail Yeşilmen ve Yeşil kod adlı Ahmet Demir birlikte planlayıp öldürdüler,
  • Behçet Cantürk’ü kendisinin öldürttüğünü söylediği belirlendi.
    Yeşil devlet görevlisi
    MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür, son röportajlarından birinde, Yeşil’in devlet adına çalıştığını belirterek, şunları söylemişti: “Yeşil bir devlet görevlisiydi. Onun gibi en az 50-100 adam vardı. Eğer biz Yeşil’i kullanmasaydık, bir serseri mayın gibi ortada kalırdı. Elinde silahlar, patlayıcılar, aldığı kişileri Ankara’da özel bir yerde sorguluyor. Topladığı paraları ilişkide olduğu devlet görevlilerine dağıtıyordu Ben, MİT’e geldiği bir gün bunu Mehmet Ağar’la da konuştum. ‘Bu adamı ortalarda bıraktınız’ dedim. ‘Bir bakalım, konuşalım’ dedi.”
    Aksu’ya Yeşil’in akıbeti soruldu
    Susurluk Skandalı’nın kilit isimlerinden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın kaçıp kaçmadığı, akibetinin ne olduğu Meclis gündemine taşındı. CHP İzmir Milletvekili, Şemdinli ve İnsan Hakları Komisyonları üyesi Ahmet Ersin, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, Yeşil’ın akıbetini sordu.
    Ersin önergesinde, devlet içinde oluşan ve Susurluk kazası ile ortaya çıkan yasadışı oluşumun önde gelen kişilerinden biri olan Yeşil’in, MİT ve JİTEM ile irtibatlı olarak, birçok cinayet ve haraç olaylarına karıştığı halde, derin devlet tarafından korunduğu ve bu nedenlerle, yıllardan beri yakalanamadığı veya yakalanmadığı iddialarına işaret etti.
    İnandırıcı değil
    Yeşil ile ilgili olarak zaman zaman yetkililer tarafından; böyle biri olmadığı, bazen izine rastlanmadığı veya kayıp olduğu, bazen de yakalanmak üzereyken kaçıp kurtulduğuna ilişkin açıklamalar yapıldığını kaydeden Ersin, bu açıklamaların hiç de inandırıcı olmadığını, kamuoyunda Yeşil’in yakalanmak istenmediği kanaatinin olduğunu hatırlattı. Gelişmelerin de bu kanaati güçlendirdiğini kaydeden CHP İzmir Milletvekili Ersin, son olarak haraç çetesi oluşturduğu iddiası ile oğlu Murat Yıldırım ve adamlarının, İstanbul’da gözaltına alınırken, Yeşil’in kaçtığı haberlerine atıfta bulundu.
    Bu haberle yeniden kamuoyu gündemine gelen Yeşil, yakalanmadıkça veya akıbeti kamuoyunu tatmin edecek şekilde ve net olarak belirlenmedikçe; yetkililerin açıklamalarının inandırıcı olmayacağını kaydeden Ersin, Bakan Aksu’dan şu sorulara yanıt istedi:
  • Yeşil olarak tanınan Mahmut Yıldırım’ın, oğluna yapılan operasyonda, İstanbul polisinin elinden son anda kaçıp kurtulduğu doğru mudur?
  • Bu iddia hakkında soruşturma başlatacak mısınız?
  • Susurluk Skandalı’nın kilit ismi olan ve yıllardır yakalanamayan Yeşil’in akıbeti nedir? Devleti zan altında bırakan yoğun iddialara rağmen, neden yakalanamıyor veya yakalanmıyor.


    Başa dön


    Akyıl’da sevindiren karar
    Akyıl Tekstil Fabrikası patronunun TEKSİF’te örgütlenen işçilerinin yetkisine itirazı mahkeme tarafından reddedildi. Karar sendikacılar ve işçiler tarafından sevinçle karşılandı.
    Akyıl işçileri, 2004 yılında ağır çalışma koşulları, patron ve müdürlerin baskıları, ücretlerin düzenli ödenmemesi ve sigorta primlerinin yatırılmaması nedeniyle örgütlenme çalışmalarına başlamışlardı. Kısa bir süre sonra da 500’e yakın işçi sendikaya üye olmuştu. Bunun üzerine TEKSİF Diyarbakır Şubesi yetki başvurusunda bulunmuş ve 14 Ocak 2005’te yetkiyi almıştı. Akyıl patronu ise Diyarbakır İş Mahkemesi’ne başvurarak yetkiye itiraz etmişti. Dava önceki gün sonuçlandı ve sendikanın yetkili olduğu mahkeme tarafından onandı.
    Bir ay içinde sonuçlanması gereken davanın bir yıl sürdüğüne dikkat çeken TEKSİF avukatı Hüseyin Öksüzler, “Hakimden kaynaklanan bir olay değil. Karşı tarafın ayak oyunları ve hukukun boşluklarını kullanmasından kaynaklandı” diye konuştu.
    Gazetemize teşekkür
    TEKSİF Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Gezer ise bugüne gelinmesinde işçilerin, sendikanın ve gazetemiz Evrensel’in katkılarının olduğunu ifade etti. Bundan sonra şu anda ücretsiz izinde olan 150’ye yakın işçinin işe başlamalarını umduklarını kaydeden Gezer, sendikayla birlikte fabrikayı kapanmaya değil daha iyi bir şekilde çalışmaya götüreceklerini dile getirdi.
    Örnek olacak
    Akyıl işçisi Cemil Başak da duygularını şu şekilde ifade etti: “Bizim hepimiz için çok iyi oldu. Arkadaşlarımızla bu sonucu aylardır bekliyorduk. Olması gerekiyordu. Bu diğer işçilere de sendikalaşma mücadelesi için yol gösterecektir. Çok mutluyum.”
    Kararı büyük bir sevinçle karşıladıklarını anlatan 11 yıllık işçi Medine Çelik de işçilerin içlerine doğan umutsuzluğun bu kararla birlikte umuda dönüştüğünü dile getirdi.


    Başa dön


    Taslağa sıcak bakıyorlar
    Türk-İş, DİSK ve Hak-İş’in genel başkanları hükümetin Sendikalar Kanunu’nda yapmayı planladığı değişikliklere sıcak bakıyor. AA’ya açıklama yapan konfederasyon başkanları bu yasanın 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile beraber ele alınması gerektiğini dile getirdiler.
    Sendikalar Kanunu’nda, yapılması planlanan değişikliklere ilişkin taslak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca konfederasyonlara iletildi. Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile ilgili olarak ise konfederasyonlara henüz bilgi verilmedi.
    Kılıç: Birlikte ele alınmalı
    Her iki çalışmanın birlikte ele alınmasından yana olduklarını belirten Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, Sendikalar Kanunu’na yönelik olarak hazırlanan tasarı ile sendikal hak ve özgürlüklerin genişletildiğini, sendika genel kurullarının etkinliğinin artırıldığını ve sendikalara yönelik müdahale unsurlarının azaltıldığını kaydetti. Kılıç, kendilerine sunulan tasarı taslağı üzerinde çalışmalarını sürdürdüklerini, bu çalışmanın tamamlanmasının ardından konuyla ilgili görüşlerini açıklayacaklarını bildirdi.
    Çelebi: Taleplerimize uygun
    DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de, 2821 ve 2822 sayılı yasalarda yapılacak değişikliklerin birlikte değerlendirilmesini istedi. Çelebi, “Sendikalar Kanunu’na ilişkin bize sunulan yasa tasarısı taslağı birçok konuda taleplerimize uygun. Taslakta bugüne kadar hazırlananların çok ilerisinde düzenlemeler var. Ama Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun da aynı norm ve standartları taşıması önemli” diye konuştu. Çelebi, Anayasa’da yer alan sendikal hakları kullanıp, sırf örgütlendikleri için geçen yıl yaklaşık 25 bin işçinin işten atıldığına dikkati çekerek, bu tehdidin ortadan kalkması gerektiğini kaydetti. Süleyman Çelebi, konfederasyon olarak, sendikalara üye olmada aranan noter şartının kaldırılmasına, bazı işkollarının birleştirilmesine yönelik düzenlemeleri olumlu bulduklarını bildirdi.
    Uslu: Benimsiyoruz
    Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, Sendikalar Kanunu’nda değişiklik öngören tasarı taslağını genel olarak benimsediklerini söyledi. Uslu, Özellikle sendikalara üye olmak için noter şartı aranması uygulamasından vazgeçilmesinin, bürokrasinin ortadan kaldırılmasının ve işkolu sayısının azaltılmasının tasarı taslağındaki olumlu düzenlemeler olduğunu dile getirdi.
    Çalışma hayatını düzenleyen kanunların bütünlük taşıması gerektiğini vurgulayan Uslu, “Sendikalar Kanunu’nun Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile birlikte ele alınması ve iki kanun arasında uyum aranması gerekir. Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıkmadan Sendikalar Kanunu’nda düzenleme yapmak, sıkıntı yaratabilir. Tek başına iyi gibi görünen bir düzenleme daha sonra olumsuz sonuçlar yaratabilir” dedi. Salim Uslu, taslakta iş kolu sayısının 28’den 18’e indirilmesinin planlandığını dile getirerek, bu sayının 12’ye kadar çekilebileceğini kaydetti.

    TASARI TASLAĞI
    Sendikaların yönetim, denetim ve disiplin kurullarının üye sayıları, görev ve yetkileri ile seçilme ve çalışma usulleri sendika tüzüklerine bırakılan taslakta, 15 yaşını dolduran işçilerin sendikalara üye olabilmelerine imkan tanınıyor. Halen, 16 yaşını dolduran işçiler işçi sendikalarına üye olabilirken, 16 yaşını doldurmamış olanların üyeliği, kanuni temsilcilerinin yazılı iznine bağlı tutuluyor.
    Taslakta, sendikaya üyelik için aranan ve işçi sendikalarının yıllardır eleştirdiği noter şartı kaldırılarak, işçinin doldurup, imzaladığı kayıt fişini sendikaya vermesi öngörülüyor. Sendika ve konfederasyonlara radyo ve televizyon kurma imkanı tanınan taslakla, halen 28 olan işkolu sayısı 18’e indiriliyor. Taslakta, gıda işkolunun şeker işkoluyla, dokuma işkolunun deri işkoluyla, ağaç işkolunun kağıt işkoluyla, gazetecilik ve basın işkollarının haber işkoluyla, kara, hava, demiryolu ve deniz işkollarının ardiye ve antrepoculuk işkoluyla birleştirilmesi öngörülüyor.


    Başa dön


    Sendikacılara ‘Şemdinli’ sürgünü!
    Haydar Orhan
    Son günlerde kamu emekçilerine uygulanan baskılardan Gaziantep de nasibini aldı.
    Gaziantep, Büyükşehir Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nde örgütlü Tüm Bel-Sen Gaziantep Şube Başkanı Yusuf Şahinler ve Şube Sekreteri Hanefi Bozdoğan, Şemdinli olaylarıyla ilgili düzenlenen bir basın açıklamasına katıldıkları gerekçesiyle görev yerleri değiştirilerek, Aktoprak ve Burç belediyelerine gönderildi. Kararı, “sürgün” olarak değerlendiren sendika yöneticileri destek istediler.
  • MTA’dan çıkarılan işçiler AKP ile görüştü
    Bir süre önce işten çıkarılan Van Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün (MTA) mevsimlik işçileri, sorunlarını aktarmak amacı ile AKP Van İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. İl Başkan Yardımcısı Abdulhekim Karabıyık’la görüşen işçiler, sorunlarının Enerji Bakanlığı’na iletilerek çözüm bulunmasını istedi. İşçiler adına konuşan Orhan koç, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in Doğu’ya sıcak bakmadığını söyledi. Koç, “Bakanla yaptığımız görüşmelerde ‘Tamam, en kısa sürede sorununuzu çözeceğim’ diyor. Ancak aylar geçiyor, biz hâlâ işsiziz. Eşimize, çocuklarıma ‘Tamam artık söz verdiler, işe dönüyoruz’ diyoruz. Onlar sözlerini tutmayınca biz ailemize karşı yalancı çıkıyoruz. Ekonomik durumumuz yok ve çocuklarımızı okula gönderemeyecek duruma geldi” dedi. Kendileriyle birlikte işten çıkarılan 12 bölgedeki işçilerin daha sonra iş başı yaptıklarına dikkat çeken Koç, işe alınmadıkları takdirde, AKP İl Başkanlığı’na eşleri ile birlikte gelerek oturma eylemi yapacaklarını söyledi.
    ‘Mutabakata uy’ çağrısı
    Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, hükümeti, toplu görüşmede sonuçlanan ve üzerinden 6 ay geçen mutabakat metnini uygulamaya çağırdı. Demirci dün düzenlediği basın toplantısında, yüzde 2.5’ar ücret artışı, 40 artı 40 YTL’lik ek ödeme, aile yardımı göstergesinin 1250’den 1450’ye çıkarılması, 5 YTL’lik sendika aidatı ve skala ayarlaması konularında uzlaşma sağlandığını, ancak yasa gereği 3 ay içinde yerine getirilmesi zorunlu bu konuların 6 ay geçmesine rağmen yerine getirilmediğini dile getirdi. “Mutabakat tamam, düzenleme evlere şenlik” diyen Demirci, toplu görüşmelerin gereğini yapmayan hükümeti eleştirdi. Ek ödemeler konusunda sendikalar dışta tutularak taslak hazırlandığını dile getiren Demirci, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in hazırladığı taslağın çalışanlar arasında “öz evlet”, “üvey evlat” ayrımına yol açabilecek içerikte olduğunu vurguladı.
    Yeşiller’den iklim değişikliği kampanyası
    ‘Türkiye Yeşilleri’ tarafından, Taksim Gezi Parkı girişinde bir basın açıklaması yapılarak, 2006 yılı iklim değişikliği yılı ilan edildi. Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nü bir an önce imzalanması gerektiğini söyleyen eylemciler, “Geçen yıl ABD’de ve pek çok ülkede yaşanan kasırgalar, insanların ölümüne neden olan, aşırı sıcak ve soğuk hava dalgaları ve seller dünyayı nasıl bir geleceğin beklediğini gösteriyor” denildi. Açıklamada, enerji verimliliği ile ilgili yasaların çıkarılması, temiz ve enerjiyi etkin kullanan teknolojilerin teşvik edilmesi, 2 yıl önce imzalanan İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne uyulması talep edildi.
    Taksi-dolmuş için kampanya
    Bingöl’de, faaliyet gösteren taksi duraklarının başlattığı “Taksi-dolmuş istiyoruz” imza kampanyasına halk büyük destek verdi. Kampanyanın ilk gününde 2 bin imza toplandı. Bingöl Belediyesi tarafından, başlatılan ancak daha sonra gündemden kaldırılan taksi-dolmuş uygulaması taksiciler tarafından yeniden gündeme getirildi. Bingöl’deki taksiciler adına bir açıklamada bulunan Kazım Balun, bu kampanyanın halkın yoğun talebi üzerine başlatıldığını söyledi. Balun, “Halk otobüsleri ile aynı rayiç üzerinden yolcu taşıyacağız. Bingöl’de, şu anda faaliyet gösteren 6 taksi durağında 55 taksici bulunuyor. Karar açıklandıktan sonra kooperatifimizi kurup Taksi-Dolmuş ile halkımıza hizmet vereceğiz” dedi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net