www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Hükümet Danıştay’a yüklendi
Danıştay’ın, okula geliş-gidişte türban takan bir öğretmenin anaokuluna müdür olmasını sakıncalı bulan kararı Hükümet’in tepkisine yol açtı. Başbakan Erdoğan, kararı “Hukuk adına karar alanlar böyle işlerle uğraşmamalı” sözleriyle değerlendirirken, Dışişleri Bakanı Gül, kararın “yanlış ve tehlikeli” olduğunu söyledi.

Aleviler müfredata tepkili
Alevi örgütleri, MEB’in kendilerinden görüş almadan hazırladığı müfredata tepki gösterdi. Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, “Müfredatın ne olduğu konusunda bize kimse bilgi vermedi” dedi. Pir Sultan Abdal, 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, “Yeni bir asimilasyon saldırısı daha geliyor” yorumunda bulundu.

Kutlamaları protestoya dönüştü
İran İslam devriminin 27. yıldönümü kutlamaları için toplanan binlerce İranlı, birçok Batılı gazetede yayımlanan ve İslam dünyasında infial yaratan Hz. Muhammed karikatürlerini protesto etti.


Hükümet Danıştay’a yüklendi
Danıştay’ın okula geliş-gidişte türban takan bir anaokulu öğretmeninin müdür olmasını sakıncalı bulan kararına Hükümet kanadından tepki geldi.
Erdoğan, düşük ek puan kat sayısı uygulanmasına ilişkin meslek liseleri kararının Danıştay tarafından durdurulmasının hiçbir hukuk kuralına göre değerlendirilemeyeceğini söyledi. Erdoğan, “Bu kararı aklım bir türlü almıyor, tek korkuları imam hatip, oysa imam hatibin oranı yüzde 3, meslek liselerinin oranı ise yüzde 17. Meslek liselerine yazık edilmiyor mu?” dedi. Erdoğan, Danıştay’ın türbanla ilgili kararını da, “Hukuk adına karar alanlar böyle işlerle uğraşmamalı” sözleri ile tepki gösterdi. Erdoğan, “Böyle giderlerse yakında insanların özel hayatlarına da girerler evlerinde de; nasıl giyineceklerini belirlemeye kalkarlar” dedi.
‘Kaygıyla karşılıyorum’
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Danıştay’ın okul dışında başörtüsü takan öğretmene ilişkin kararını “yanlış ve tehlikeli” olduğunu ileri sürdü.
Gül, 7. Ciddi Ekonomik Forumu’na katılmak üzere Suudi Arabistan’a hareketinden önce Esenboğa Havaalanı’nda gazetecilerin konuya ilişkin soruları üzerine, “Doğrusu bunu kaygıyla karşılıyorum ve hayretler içinde kaldık. Türkiye’nin giderek demokratikleşme eğilimine ters bir davranıştır bu. Bu yaklaşımın altında negatif özgürlükler anlayışı vardır. Bu anlayış bildiğiniz gibi otoriter, diktatör rejimlerin felsefesidir. Halbuki Türkiye giderek demokratikleşen, bireyin, toplumun haklarının daha da genişletilmesine doğru bir yöneliş içindedir. Bu, Türkiye’nin yönelişine ters bir karardır” dedi.
“Bizim anlayışımız hep pozitif özgürlüklerden yanadır. Bu açıdan kararı yanlış ve tehlikeli görüyorum” diyen Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü böyle bir yaklaşımla giderek, yarın oruç tutan bir öğretmeni bile, öğrenciye yanlış örnek oluyor diye suçlarsınız. Çünkü görebildiğim kadarıyla bu karar dini bir vecibeyi yanlış bir örnek olarak gösteriyor. Bunlar çok tehlikeli ve yanlış şeylerdir, umut ederim ki düzelir. Bütün bu kararlar alınırken, şu herkesin zihninde olması gerekir ki Türkiye giderek özgürleşen, demokratikleşen, sivil alanı daha da genişleten bir toplum olacaktır. Bu bakımdan bu kararın ciddi şekilde kamuoyunda büyük bir olgunlukla tartışılacağını ve herkesin bir kez daha düşüneceğini ve yanlışlarını düzelteceğini tahmin ediyorum.”
‘Kafaların içiyle uğraşalım’
Milli Eğitim Bakanı Çelik de karara tepki gösterdi. Tokat’ta konuşan Çelik, “Öğretmenin okula giderken hangi kıyafetle gideceği bellidir. Ancak öğretmen hafta sonu pikniğe gittiği zaman aynı kıyafetle gitmek zorunda değildir” dedi. Milli Eğitim Bakanı, “İnsanın giyimiyle, kuşamıyla, uğraşmayalım. Gelin şu kafanın içiyle uğraşalım” diye konuştu.

Dinçer: ‘Karar özgürlüğe aykırı’
Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, Danıştay’ın “okula gelip giderken türban takan bir öğretmenin anaokulu müdürü olamayacağına” ilişkin kararının “tektipleştirmeye yönelik zorlama bir karar olduğunu” söyledi. İnsanların özel alanlarında nasıl yaşayacağına müdahale edilemeyeceğini belirten Dinçer, “Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması kabul edilemez” dedi.
Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, Danıştay’ın “okula gelip giderken türban takan bir öğretmenin anaokulu müdürü olamayacağına” ilişkin kararının kamusal alana değil özel alana ilişkin olduğunu kaydetti. Dinçer, “Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması kabul edilemez” dedi.
Eğitim Sen Yöneticiler Eğitimi Başkent Öğretmenevi’nde dün başladı. İki gün sürecek eğitimin açılışında konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, Danıştay kararını eleştirdi. Kamu hizmetinde bulunanların siyasal simge ve semboller ile görev yapamayacağına dikkat çeken Dinçer, ancak özel alanın böyle bir düzenlemeye tabi tutulmasının özgürlükler, demokrasi ve laiklikle ilgisi olmadığını söyledi. Dinçer, kamu çalışanlarının hizmet alanları dışında nasıl giyindiğinde ve nasıl yaşadığına karışılamayacağını kaydetti.


Başa dön


Aleviler müfredata tepkili
Kendilerinden görüş alınmadan hazırlanan ve bu nedenle, “Alevi inanç esaslarına” yer verilmediğini belirttikleri Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredatına Alevi örgütlerinden tepki geldi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in, “Alevilik ders kitaplarında” açıklamasının ardından, konu Alevi örgütlerince de değerlendirilmeye başlandı.
Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, bu konuda “hiçbir” bilgilerinin bulunmadığını belirtirken yapılanların, “AB’ye şirin gözükme” telaşı olduğunu savundu. Doğan, “Bize sorulmuş herhangi bir şey yok. Aynı zamanda bize bildirilmiş bir çalışma da yok. Ne olduğu belli değil aslında. Hükümetin bu tür açıklamaları daha çok Avrupa Birliği’ne, “bir şeyler yapıyoruz” mesajı verme olarak algılıyoruz” dedi.
Hazırlanacak müfretadın öncelikle “Alevilere” sorulması gerektiğinin altını çizen Doğan, “Alevisiz” hazırlanan müfredatın hiçbir anlamı olmayacağını dile getirdi. Doğan, şunları söyledi, “Önemli sayıda Alevi büyüğü ve aydını var. Yine başta biz olmak üzere diğer vakıf ve dernekler var. Bunların hiç birine görüş sorulmuyor bu tür çalışmalar yapılırken. Gerçi ne yapıldığı da belli değil, ama ister istemez bunlar düşündürüyor bizleri. Bekleyeceğiz biraz daha”.
Zorunlu din dersi
Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Fevzi Gümüş, söz konusu müfredatta, “Aleviliğin inanç sistemine” ilişkin hiçbir konuya yer verilmediğini anımsatırken, “Yapılanlar sadece, Hz. Ali’nin güzel huyları, Hacı Bektaş Veli’ye ait olup olmadığı hâlâ tartışma konusu olan “Makalat” eserinden özlü sözler koymakla sınırlı” dedi. Gümüş, müfredatın Alevilik adına eksik kaldığını, yapılanların sadece “göz boyamak” olduğunu ileri sürdü.
Zorunlu din eğitiminin “laiklikle” bağdaşmadığının altını çizen Gümüş, “Türkiye’de öncelikle zorunlu din eğitiminin kaldırılması gerekiyor. Çağdaş devletlerde böyle uygulama olmaz. Bir an önce bu sorun halledilmeli” dedi.
‘Ders değil asimilasyon’
Pir Sultan Abdal, 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu adına Murtaza Demir, geçtiğimiz günlerde ders kitaplarına alınan Aleviliğe ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamasında, “hükümetin herkesi kendine benzetmeye kararlı olduğunu, tek standardının Sünni-Türk” şeklinde saptandığını iddia eden Demir hükümetin, “yeni bir tahrik denemesi ve yasal olmayan bir çaba” içinde olduğunu savundu. Alevi-Sünni kardeşliği maskesiyle Alevi-Sünni bölücülüğünün kaşındığını iddia eden Demir, siyasetin en tehlikelisine oynandığını, mezhepleri karşı karşıya getirip, buradan iktidar olmayı umanların bulunduğunu belirtti.
Aleviliğin kitaplara girmesini ders değil asimilasyon olarak niteleyen Demir, “Bu din ve inanç özgürlüğüne pervasızca yapılan bir saldırıdır” diyerek, Alevileri bu gelişmeye tüm güçleriyle karşı çıkmaya çağırdı.


Başa dön


Kutlamaları protestoya dönüştü
İran İslam devriminin 27. yıldönümü kutlamaları için toplanan binlerce İranlı, birçok Batılı gazetede yayımlanan ve İslam dünyasında infial yaratan Hz. Muhammed karikatürlerini protesto etti. Bunun yanı sıra, İran’ın nükleer çalışmalarının, “İran halkının hakkı” olduğu fikri de öne çıktı.
‘Çamurlarında boğulacaklar’
İslam Devrimi’nin 27. yıldönümü başkent Tahran’daki Azadi Meydanı’nda, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, üst düzey askeri yetkililer ve binlerce İranlı’nın katılımıyla kutlandı. Bu yılki kutlamalara, İslam dünyasında nefret yaratan karikatürler damgasını vurdu. Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, törende yaptığı konuşmanın büyük bir kısmını, İslam dünyasını rahatsız eden Hz. Muhammed karikatürlerine, Yahudi soykırımı meselesine ve Tahran’ın nükleer enerji programına ayırdı.
Ahmedinecad, sık sık “ABD’ye ölüm”, “İsrail’e ölüm” ve “Nükleer enerji hakkımızdır” sloganları ile kesilen konuşmasında, “Batı, peygamberlere hakaret etmek ve İslam ülkelerinin önünü kesmekle Müslümanların ilerlemesine engel olamaz. Tehdit, zorbalık ve baskı dönemi artık son buldu. Hz. Muhammed’e hakaret etmek, bütün semavi peygamberlere hakaret anlamına gelir. Güneş balçıkla sıvanmaz. Bu hakaretlere devam ederlerse, güneşe attıkları çamurda boğulacaklar” ifadelerini kullandı.
Batı Siyonizm’in esiri
Konuşmasında bir kez daha Yahudi soykırımı meselesine değinen Ahmedinecad, “Avrupa ülkelerinde Peygamber’e hakaret etmek çok kolay. Ama Yahudi soykırımı konusunda araştırma yapılmasına dahi izin vermiyorlar. Bu, çağ dışı bir tutumdur” diye konuştu.
Konuşmasında ayrıca, “Siyonistler yıllardır soykırım efsanesiyle Batı ülkelerine baskı yapıyorlar” diyen İranlı lider, “Avrupa ülkelerinin Siyonistlerin elinde rehin olduklarını” da söyledi. Ahmedinecad, Batı ülkelerine ithafen, “Siz, Siyonistler elinde esir ve despot hükümetlersiniz. Bugün bu rehineliğin bedelini ödüyorsunuz. Eğer gerçekten soykırımı arıyorsanız, Filistin’e ve Irak’a bakın. Gerçek soykırımı oralarda görebilirsiniz” dedi.
Özgür milletlerin sloganının “Siyonistlere ölüm” olduğunu belirten Ahmedinecad, “İnanın ki Siyonist rejim yok olmak üzeredir. Milletlerinizin kaderini onlara bağlamayın ve bu esaretten kurtulun” diye konuştu.
Nükleer enerji hakkımız
Mafya babası Baybaşin İngiltere’de yakalandı
Ünlü mafya babası Abdullah Baybaşin, İngiltere’de sekiz ay boyunca izlendikten sonra yakalandı. İngiliz polisi Baybaşin’in, “bütün İngiltere’deki eroin ticaretinin yüzde 90’ını kontrol ettiğini” belirtti. “Apo” olarak da bilinen mafya babası Abdullah Başbaşin, İngiltere’de tutuklandı. İngiliz polisi Baybaşin’in, haftada bir ya da iki kez gelerek çetesini yönettiği belirtilen bir büroya gizli kamera ve mikrofon yerleştirerek zanlıyı sekiz ay boyunca izledi. İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Times, polisin elindeki görüntülerde, bir çete üyesinin çırılçıplak soyulduğu, feci şekilde dövüldüğü ve “vücudunun özel yerlerinin bir pala ile kesilmekle tehdit edildiğinin” görüldüğünü belirtti. Baybaşin’in telefonlarını da dinleyen İngiliz polisi, bu süre zarfında mafya babasının uyuşturucu bağlantılarını takip etti ve önceki gece tutukladı.
Sosyalist Enternasyonal çağrısı
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, “karikatür krizi”ne yönelik olarak Sosyalist Enternasyonal Başkanı Yorgo Papandreu’ya yaptığı çağrı üzerine Sosyalist Enternasyonal bir deklerasyon yayınladı. Yayınlanan deklerasyonda, bazı gazetelerde yayınlanan ve Hz.Muhammed’i küçümseyen resimlerin, kültürel kimliklerine bakılmaksızın dünyada milyonlarca insanın duygu ve inançlarının aşağılanması anlamına geldiği, kültürler arası diyaloga en çok ihtiyaç duyulan böyle bir zamanda gündeme getirilmesinin dünya barışı açısından son derece olumsuz bir gelişme olduğuna dikkat çekiliyor.
‘AKP Türkiye’ye yük’
ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, AKP’nin sayısal çoğunluğu Türkiye’nin sırtına yük olmuştur’’ dedi. Mumcu, Aydın’da düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında, son günlerde kamuoyunda çok sık gündeme gelen “kamusal alan” konusunda değerlendirme yaptı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net