Çığ altında kalan 2 öğrenci öldü
Niğde’de Aladağlar’a tırmanan Hacettepe Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü üyesi 4 öğrencinin üzerine çığ düştü. Öğrencilerden 2’si hayatını kaybetti, 2 öğrencinin de çığ altında olduğu bildirildi. Edinilen bilgiye göre, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi 14 kişilik ekip, önceki gün Aladağlar’ın Demirkazık bölgesindeki Mümtaz Çankaya Dağ ve Kayakevi’ne geldi. Dün sabah 3 bin 756 metre yüksekliğindeki Demirkazık Dağı’nın zirvesine tırmanmak için yola çıkan grubun üzerine çığ düştü. AKUT Niğde Şube Başkanı Nedim Urcan’ın verdiği bilgiye göre, çığ altında kalan 4 öğrenciden 2’si hayatını kaybetti. Ankara’dan Jandarma Arama Kurtarma Birimi’nin helikopterle bölgeye gelerek arama kurtarma çalışmalarına başlayacağını bildiren Urcan, şunları söyledi: “2 arkadaşımızı kaybettik. 2’si çığ altında. Ankara Jandarma Arama Kurtarma Birimi, helikopterle bölgeye gelerek arama kurtarma çalışmalarına başlayacak.”
Eğitim Sen üyeleri baskı altında
Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, sendika üyelerine yönelik baskıların Nazi Almanyası’nı aratmadığını söyledi. Eğitim Sen Yöneticiler Eğitimi Başkent Öğretmenevi’nde dün başladı. İki gün sürecek eğitim çalışmasının açılışında konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, sendika olarak açtıkları dava üzerine Danıştay’ın Açıklise Yönetmeliği’nde imam hatip lisesi öğrencileri lehine ayrımcılık yapan düzenlemenin yürütmesini durdurmasının anlamlı olduğunu söyledi. AKP hükümetinin özel okullarda eğitim gören öğrencilere ücretsiz kitap dağıtma girişimini, “kabul edilemez” olarak nitelendiren Dinçer, “bu yönde bir düzenlemeye karşı mücadele edeceklerini” ifade etti. Konuşmasında öğretmen açığına da değinen Alaaddin Dinçer, 2006 yılı için en az 60 bin kadrolu öğretmen atanması gerektiğini dile getirdi. Ek ders ücretlerindeki 1.5 YTL’lik artışı da değinen Dinçer, söz konusu düzenlemenin, Eğitim Sen’in 24-27 Kasım 2005 tarihlerinde düzenlediği “Büyük Eğitimci Yürüyüşü”nün bir kazanımı olduğunu kaydetti. Hükümetin eğitim alanındaki kadrolaşmasının tüm hızıyla sürdüğünü belirten Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, Eğitim Sen üyelerine yönelik baskıların arttığını vurguladı. Eğitim Sen’lilerin yaptığı eylemlere ilişkin polis kayıtlarının İl Milli Eğitim müdürlüklerine iletildiğini, okul müdürlerinin de bu kayıtlardan tespit yaptığını anlatan Dinçer, “Bu fişleme Nazi Almanyası’nda Yahudilere yapılan uygulamalara benziyor. Bu tür uygulamalara ve partizancılığa son verilmelidir” dedi.
Polis ve imama 140 YTL zam
Memur sendikaları ile yapılan toplu görüşmelerde karara bağlanan, ek ödemesi olmayan memurlara 40 artı 40.80 YTL’lik artış tasarısı Meclis’e sevkedildi. Ancak, ek ödemesi olmayan memurlara ocak’tan itibaren 40 YTL zam öngören hükümet, imam ve polislere ayrıcalık yaparak, 140 YTL’lik artış yapılmasını istedi. Memur, konfederasyonları ile ağustos sonunda imza altına alınan toplu görüşme ile ek ödemesi olmayan memurlara 40 artı 40 YTL’lik ek ödeme yapmayı taahhüt altına alan hükümet, aylardır beklettiği tasarıyı Meclis’e sevkederken, imam ve polislere ayrıcalık tanıdı. Açlık sınırının bile altında çalışan binlerce memura, Ocak 2006’tan itibaren sadece 40 YTL’lik artış öngören hükümet, tasarı ile imam ve polislerin özel hizmet tazminatlarını 25 puan artı getirdi. Tasarının bu haliyle yasalaşması halinde ek tazminatı olmayan memurlar temmuza kadar 40 YTL, imam ve polisler ise 140 YTL zam alacaklar. Tasarıya tepki göstenen Yapı Yol-Sen Genel Başkanı Bedri Tekin, Bayındırlık Bakanlığı’nda, Afet İşleri, Köy Hizmetleri, Karayolları’nda, gece gündüz, bayram, hafta sonu demeden, uyku-dinlenme bilmeden çalışmalarına karşı 1 YTL’lik bile fazla çalışma ücreti almadıklarını hatırlattı. Tekin, tasarı ile din ve emniyet hizmetleri sınıfında çalışanlara 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere 140 YTL’Lik artış yapıldığını, bununla hükümetin, “Ben IMF politikalarını uygularım, bu politikalara karşı çıkanları susturmak için bana polis gerek, politikalarım sonucu ölenlerin duasını etmek için de imam lazım” dediğini ifade etti. Tüm çalışanların insanca yaşanacak ücret almasından yana olduklarını ancak, ülkede yalnız imamlar, vaizler, polislerin olmadığını hatırlatan Tekin, “kamu çalışanlarının büyük bölümünün açlık sınırında yaşadığını, işkollarının durumunun ise daha da vahim olduğunu” dile getirdi. Aylardır alanlarda, açlık grevi, oturma eylemi, bakanlara mektup, iş araç ve gereçlerini işyeri önüne bırakma eylemleri ile itiraz ettiklerini kaydeden Tekin, “ancak Meclis’e sunulan tasarının AKP Hükümeti’nin sağırlığını, körlüğünü ortaya koyduğunu “ vurguladı. Diğer işkollarına, ayrıcalıklı kurumlara göre 400-500 YTL’lik farkın 40 YTL’lik zamlarla kapanmasının mümkün olmadığını hatırlatan Tekin, “İşkolumuz çalışanlarının durumu ortada iken, başka meslek gruplarının maaşlarına zam yapılıp, bizlerin unutulması ancak ve ancak öfkemizi artırmıştır” dedi. Tekin, kendilerine layık görülen bu tabloya sessiz kalmalarını kimsenin beklememesini hatırlatarak, önümüzdeki haftadan itibaren eylemde olacaklarını ilan etti.
Nükleer için adres Sinop
Doğal gaz krizinin ardından nükleer enerji lobisi faaliyetlerini hızlandırdı. Elektrik kesintileri olduğunda ya da doğalgazda kısıntı gündeme geldiğinde, sorunun nükleer enerji sayesinde çözüleceğine ilişkin iddialar yoğun bir şekilde tartıştırılıyor. Yapılması planlanan nükleer santrallerle ABD’li şirketler yakından ilgileniyor. Enerji Bakanı Hilmi Güler’in, ABD ziyaretinin de aynı amaçla yapıldığı belirtiliyor. Yetkililer, genelde nükleer santralların “su kenarında” kurulmasının tercih edildiğini ve çevre, turizm, güvenlik, ulaşım, nakliye vb. konulardaki kıstaslara uyan yerler arasında Sinop’un ön plana çıktığını belirtiyor. Türkiye’nin sivil amaçlı nükleer enerji programının, Başbakan Erdoğan tarafından, bir ay içinde açıklanması bekleniyor. Üç ayrı nükleer santral kurmak için Türk ve yabancı şirket temsilcileriyle ön temaslar yapan hükümetin, santralların yapımında kamu-özel sektör ortaklığını tercih edeceği ve teknoloji transferini şart koşacağı belirtiliyor. Nükleer programda, kiminle işbirliği yapılacağı ise devletin birçok biriminin katılımıyla kesinleştirilecek bir “stratejik” karar sayılıyor. Türkiye’nin 2020 yılına dek ihtiyacı olan 54 bin megawattlık ilave enerjinin 5 bin megawattlık kısmının nükleer teknolojiyle sağlanmasına karar veren hükümet, santral için olası yerleri belirledi. Türkiye’nin ilk nükleer santralının yapımına hızla başlanması hedefleniyor. Santralın inşaatının yedi yıl süreceğini hesaplayan yetkililer, en geç 2015’te nükleer enerji üretimine başlamasını öngörüyor. 25 Temmuz 2000’de Mersin Akkuya’ya yapılması düşünülen nükleer santral ihalesi iptal edilmiş, nükleer enerjiye geçiş de ertelenmişti. Gelişmiş ülkeler ise nükleer santrallerini teker teker kapatıyor.
|