www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Hak istemek suç oldu
Hastanelerde çalışan taşeron firmalar, işçilere kuralsızlığı dayatıyor. Hak isteyenler ise cezalandırılıyor. Son olarak Şişli Etfal Hastanesi’nde taşeron firma Gökkuşağı bünyesinde çalışan işçiler sendikaya üye oldukları için baskılarla karşılaştılar. Daha sonra da işten atıldılar.

Bizler hakkımızı istiyoruz
BPO işçileri, patronun oyunlarına ve soğuk hava şartlarına karşın insanca bir yaşam için başlattıkları mücadeleyi sürdürüyor. Fabrikada çalışan işçiler de, ağır çalışma şartları düzelene ve işten atılan arkadaşları geri alınana kadar vazgeçmeyeceklerini söylüyorlar.

Belediye işçisi işe geri dönmek istiyor
Denizli Belediyesi’ne bağlı park bahçeler biriminden işten atılan işçiler, belediye yönetimini protesto etti. Delikliçınar Meyda’nın da basın açıklaması yapan işçiler, işe geri dönme talepleri kabul edilene kadar mücadele edeceklerini duyurdular.


Hak istemek suç oldu
Ercan Karakaya
Hastanelerin temizliğinin verildiği taşeron şirketler hiçbir kural tanımıyor. Hiçbir sosyal hak vermeden işçi çalıştıran şirketler, hakkını arayan işçileri ise kapı önüne koyuyor.
Son olarak Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Gökkuşağı Temizlik A.Ş’ye bağlı taşeron temizlik işçilerinden üçü işten atıldı. İşten atılma nedenleri Dev Sağlık-İş Sendikası’na üye olmaları ve yıllık izin haklarının kullandırılması için imza toplamaları. İşten atılan işçilerden Saime Uman ve Sönmez Nacak’ın anlattıkları, işçilere nasıl bir kuralsızlığın dayatıldığını gösteriyor.
Sigorta pirimi eksik ödeniyor
Gökkuşağı Temizlik Şirketi bünyesinde 400 temizlik işçisi çalışıyor. Asgari ücret alan işçilere, fazla mesai ücreti ve bayram çalışması karşılığında ücret ödenmiyor. 1993 yılından beri Şişli Etfal Hastanesi’nde çalışan Saime Uman’ın, sigorta pirimleri tam yatırılmadığı için bu yıl emekli olacağı yerde dört yıl daha çalışması gerekiyor.
“İşimiz temizlikti, ama bir hasta bakıcının yapacağı her işi yapıyorduk” diyen Uman, şirketin hastane yönetiminden gizli olarak, personeli diğer hastanelerde de çalıştırdığını anlattı. Yıllık izin, bayram, yılbaşı... Hiçbir zaman kendilerine izin verilmediğinden yakınan Uman, bunun üzerine sendikalaştıklarını ve 215 işçiyi üye yaptıklarını dile getirdi.
‘Utanmıyor musun!’
Uman geçen yaz da yıllık izinlerinin kullandırılmaması üzerine imza topladıklarını ve imzaların başhekimliğe verilmesinin ardından şirketin sendikalaşmadan haberdar olduğunu belirten Uman, bundan sonra yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Hastane Müdürü çağırarak, ‘Sen ne yapmak istiyorsun’ dedi. ‘Hakkımı istiyorum’ dedim. Kaç senedir çalıştığımı sordu. 14 yıl deyince, ‘14 yıldır buranın ekmeğini yiyorsun utanmadın mı bunu yapmaya?’ dedi. Ben de utanacak bir şey yapmadığımı, hakkımı istediğimi söyledim. Sonra bizi hastanede istemediğini söyleyerek, oradakilere ‘Gerekeni yapın’ dedi. Bu kez Şirket Müdürü çağırdı. Şirketin sahibi de oradaydı. Müdür ‘Bu kadar insanı toplamışsın, bu insanların ekmeğiyle oynayacaksın’ diye bağırdı. Günlerden cuma idi, pazartesi işbaşı yapınca şef geldi, bizi Ayazağa’ya gönderdiler. Sonra geri geldik.”
Çantamı karıştırdılar
Hastaneye geri geldikten sonra baskıların arttığını belirten Uman, yıldırmak için her yolun denendiğini söyledi. Uman yapılanları şu şekilde anlattı: “Merdivenleri sildirdiler. Demirleri, küllükleri temizlettiler. Halıları yıkattılar. Bir gün gelip soyunma odasının anahtarını istediler. Çantamı karıştırmışlar, bir arkadaşın üye formu vardı onu ve arkadaşların telefonlarının ve adreslerinin olduğu kağıtları almışlar. Tutanak tutturduk bir şey çıkmadı.”
Yine de yılmadıklarını belirten Uman, 21 Aralık’ta yeniden sürgün edildiğini söyledi. Sözleşmesinde böyle bir madde olmadığı için kabul etmediğini belirten Uman, altı gün boyunca işe gelip gittiğini ancak çalıştırılmadığını ifade etti. Daha sonra işten atıldığını belirten Uman, ancak işten atıldığına dair bir belgenin verilmediğini kaydetti. Sendikalı olduğu için pişman olmadığını ifade eden Uman, haklarını aramaktan vazgeçmeyeceğini söyledi.
Sönmez Naçak’ın suçu da sendikalı olmak ve yıllık izin hakkı için imza vermek. Temmuz ayına kadar şirketin isminin ‘Merdan Temizlik’ olduğunu belirten Naçak, yılık izinlerini kullanmamaları için şirketin isminin Gökkuşağı olarak değiştirildiğini ve kendilerinin haberleri olmadan buraya geçirildiklerini söyledi. İmzaların verilmesinin ardından Süreyyapaşa’ya sürgün edildiğini anlatan Naçak, hastane müdüründen yardım istediğinde ise “Sen sendikalı olmadan düşünecektin” yanıtını aldığını dile getirdi. Naçak, hakkını aramaya devam edeceğini belirtti.

ŞİRKET MÜDÜRÜ KABUL ETMEDİ
Sorularımızı yanıtlayan Gökkuşağı Temizlik A.Ş Müdürü İhsan Aslan, işçilerin sendikalaştığı için değil, iş ahlakına uygun olmayan davranışlarından dolayı işten atıldığını iddia etti. “200-300 kişi sendikalı olmuş, niçin sadece 3 kişiyi çıkaralım” diyen Aslan, atılan işçilerin yalan söylediklerini savundu. İşçilerin, izin haklarını ve diğer haklarını da kullandıklarını ileri süren Aslan, hastane yönetimi ile imzaladıkları sözleşmeye uyduklarını ifade etti. Şirketin isminin değişmediğini, yeni bir şirket daha kurdukları anlatan Aslan, “bunun işçilerin haklarını tırpanlamak için yapmadıklarını” söyledi. Açılan ihalelere iki firma ile girmeyi tercih ettikleri için bunu yaptıklarını belirten Aslan, “böylece ihalelerde daha avantajlı olduklarını” söyledi.

Hastane yönetimi de sorumlu
Dev Sağlık-İş Genel Örgütlenme Daire Başkanı Zeynep Çelik, iki yıldır Şişli Etfal’de örgütlendiklerini söyledi. Hastane yönetimi ile taşeron arasında sözleşme imzalandığını, sözleşmede kaç işçinin, ne ücretle hangi şarlarda çalışacağının imza altına alındığını dile getiren Çelik, taşeronun hastane yönetiminin bilgisi olmadan işçi atamayacağına dikkat çekti. Çelik, bu nedenle işten atmalardan hastane yönetiminin de sorumlu olduğunu söyledi. Taşeron firmayla görüştüklerini ancak sonuç alamadıklarını aktaran Çelik, “Ne görüşürseniz görüşün onların kendi kuralları var. Hastane yönetimleri ile iç içe geçmişler, bazı hastanelerde doktorlar taşeronların ortağı olmuş” diye konuştu. SES ve TTB’nin de kendilerine verdiğini ifade eden Çelik, “önümüzdeki günlerin hareketli geçeceğini” söyledi.

Hastane işçileri işlerine geri döndü
Tunceli Devlet Hastanesi’nde işten atılan 18 temizlik işçisinden 15’i işine geri döndü. Hastane Başhekimi Sultan Karagöz, tarafından “iyi temizlik yapmıyorlar” gerekçesi ile işten çıkartılan temizlik işçileri işe geri dönene kadar işyerlerini terk etmeyeceklerini duyurmuşlardı. 2 gün süren eylemin ardından işçiler ve hastane yetkilileri arasında yapılan görüşmeler neticesinde 15 işçi işe geri döndü.


Başa dön


Bizler hakkımızı istiyoruz
BPO işçileri, patronun oyunlarına ve soğuk hava şartlarına karşın insanca bir yaşam için başlattıkları mücadeleyi sürdürüyor. Fabrikada çalışan işçiler de, ağır çalışma şartları düzelene ve işten atılan arkadaşları geri alınana kadar vazgeçmeyeceklerini söylüyorlar.
Otomotiv yan sanayi kuruluşu olan BPO fabrikasında, çalışma koşulları oldukça zor ve ücretler düşük. Fabrikada çalışan 50 civarı kadın işçinin yükü ise daha da ağır. Kadınlar, kendi deyimleriyle hem “erkek işi” yapıyorlar, hem de “fabrikanın temizliğinden” sorumlular.
Genellikle montaj ve kalite bölümlerinde çalışan kadınlar, ağırlığı onüç kilo olan tamponları kaldırıyorlar. Üretilen otomobil tamponlarının takviyelerini takan kadın işçilerin elinden günde 750-800 tampon geçiyor. Çalışma temposunun hızlı olması nedeniyle yerine birisi gelmeden lavaboya bile gidemiyorlar. Çay saati ya da başka bir molaları yok. Yemek vakti geldiğinde, bant durmadığı için sırayla ve aceleyle yemeklerini yiyerek bandın başına dönüyorlar. Üç sene önce 250-300 tampon çıkarken, şu anda bu rakam üçe katlanmış durumda. Ancak işçilerin çalışma koşullarında ve ücretlerinde herhangi bir iyileştirme yapılmış değil.
Temizlik şirketi olmasına rağmen temizlik işlerini yapmak zorunda bırakılan kadınlar, boyahane ve diğer kısımlarda alkol ve tiner kullandıklarını ve bu nedenle zehirlendiklerini ifade ediyorlar.
Kadınların birçoğu evli ve çocukları var. İşyerinde çok yorulduklarını ve eve gidince yığılıp kaldıklarını söyleyen kadınlar, yaşadıkları stres nedeniyle çocuklarıyla ilgilenemediklerini ve kötü davrandıklarını anlatıyorlar. Sosyal bir yaşantılarının kalmadığını çocuklarını gezmeye götüremediklerini dile getiren kadınlar, direnişleri boyunca eşlerinin yanında olduğunu dile getirdiler.
Sorunlar karşısında sendikalaşmaya karar verdiklerini ifade eden işçiler, koşulların düzeltilmesi ve insanca yaşanacak bir ücret talebiyle başladıkları mücadeleyi ısrarlı bir şekilde sürdürüyor. Kadın işçiler isteklerini şöyle ifade ediyorlar, “Çıkarılan işçilerin geri alınmasını istiyoruz. Bizler hakkımız için mücadele ediyoruz”.


Başa dön


Belediye işçisi işe geri dönmek istiyor
Denizli Belediyesi’ne bağlı park bahçeler biriminden işten atılan işçiler, belediye yönetimini protesto etti. Delikliçınar Meyda’nın da basın açıklaması yapan işçiler, işe geri dönme talepleri kabul edilene kadar mücadele edeceklerini duyurdular.
Kar yağışına rağmen katılımın yoğun olduğu eylemde sık sık, “İşçilerin birliği Zeybekçi’yi yenecek”, “Belediye halkındır satılamaz”, “İş ekmek yoksa barış da yok”, “AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.
Bursa’da GSS’ye tepki
Emek Platformu Bursa Bileşenleri, yaptıkları eylemle Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Sigortalar Kanunu tasarılarıı protesto etti. Setbaşı Mahfel’de yapılan eyleme, sendikal hakları için direnişte olan BPO ve Cey Plas işçileri “Kazanmak için 18 gündür direniyoruz”, “Sendikaya üye olduk işten atıldık” yazılı dövizleriyle katıldılar. Burada açıklama yapan Emek Platformu Bursa Dönem Sözcüsü ve Çelik-İş Bursa Şube Başkanı Osman Gümüş, tasarıların yasalaşması halinde piyasa koşullarının geçerli olduğu bir sistemin oluşacağını belirtti. Gümüş, ayrıca direnişteki BPO işçilerinin mücadelesini de desteklediklerini ifade etti. “Sağlık haktır satılamaz”, “Mezarda emekli olmayacağız”, “BPO işçisi yalnız değildir” ve “İşçi memur el ele genel greve” sloganlarının atıldığı eylemin ardından tasarılar hakkında hazırlanan bildiriler dağıtıldı.
Telekom personeline beş yıl güvence
Türk Telekom’da çalışan personelin, haklarının 5 yıl süreyle korunmasına ilişkin yasa teklifi TBMM’de kabul edildi. Teklif Türk Telekom personelinden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunduğu halde, çalışmaya devam edenlerin hisse devir tarihinden itibaren, en geç 5 yıl içinde iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erenlerin, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten 30 gün içinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmelerine olanak sağlıyor. Meclis’te kabul edilen yasaya göre, bu süre içinde, Türk Telekom çalışanlarının önceden bağlı olduğu sosyal güvenlik kurumu ile ilişkileri devam edecek, kazanılmış maaş ve özlük hakları da korunacak.
‘Hükümet anlaşmaya uysun’
KESK Yönetim Kurulu, hükümetin memur maaşlarının artışıyla ilgili düzenlemelerinin 1 Ocak 2006’dan itibaren geçerli olacak şekilde bir an önce yapmasını istedi. KESK’ten yapılan yazılı açıklamada, hükümetin “zam lütfettiği” izlenimi yaratmak istediği, ancak 2006 yılı ücret artışlarının geçen yıl yapılan toplu görüşmelerde kararlaştırıldığı belirtildi. Ek ödeme almayan kamu çalışanlarının maaşlarına yapılacak 40 YTL tutarındaki artışın ödenmesine ilişkin yasanın hâlâ çıkarılmadığı ifade edilen açıklamada, ek ders ücretlerinin en az 10 YTL olarak belirlenmesi istenildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net