www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Ne yazalım savcı bey?
Gazetemiz Günlük Evrensel’e Şemdinli olaylarını haberleştirdiği gerekçesi ile üç ayrı dava açıldı. Şemdinli olayının üzerine tüm basın organlarının gittiğini belirten Avukat Kemal Aytaç, “Evrensel’e açılan bu dava gösteriyor ki gazetenin bir ayrıcalığı var” dedi. Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, uygulamayı “Çağdışı bir anlayış” olarak tanımladı.

Bir rahip tehdit edildi
Trabzon’da Katolik Rahip Andrea Santore’nin öldürülmesine tepkiler sürerken, dün İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Saint Hellen Katolik Kilisesi’nde görevli rahip, bir grup tarafından tehdit edildi.

‘ABD’nin üs talebi yok’
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ı ziyaret etti. Wilson DYP Genel Merkezi’ndeki görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, ziyaretinin amacının Türkiye’deki siyasi meseleler ve 2007 seçim sürecine ilişkin DYP’nin görüşlerini öğrenmek olduğunu söyledi.


Ne yazalım savcı bey?
Serpil Savumlu
Gazetemiz Günlük Evrensel’e Şemdinli olaylarını haberleştirdiği gerekçesi ile üç ayrı dava açıldı.
Şemdinli olayları ve sonrasında yapılan basın açıklamaları ile eylemleri konu alan iddianamelerde gazetemizin, son günlerde sık sık gündeme gelen Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi gereğince yargılanması istendi. “Bir gazetede neyi yazmak suçtur?” sorusunu da beraberinde getiren gelişme Avukat Kemal Aytaç tarafından “iddianame amacını aşmıştır” sözleriyle yorumlanırken iddianameyle çıkan yazı ve haberlerin suç unsuru taşımadığını dile getirdi.
Gazetemizin Şemdinli olaylarını konu edindiği için toplatılan 18.11.2005 tarihli nüshasına açılan davanın iddianamesinde çarpıcı ifadeler kullanıldı. İddianamede Şemdinli olayları sırasında açılan ateş sonucu yaşamını yitirenler “suçlu” ilan edilirken, kitle örgütlerinin basın açıklamalarını yazmamız “halkı suç işlemeye tahrik” şeklinde değerlendirildi. Dava, TCK’nın 301/1, 214/1, 215, 216/1, 54. maddelerinden “Cumhuriyet’i aşağılama, suç işlemeye tahrik, suçu övme ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçeleriyle açıldı. Haberlerin yer aldığı 1 ve 7. sayfalara dikkat çekilen iddianamede ilk olarak “Susurluk Çözülseydi, Şemdinli Olmazdı” başlıklı yazıda Susurluk’tan Şemdinli’ye gelinen süreci eleştiren DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk’un görüşleri TCK’nın 301. maddesi kapsamında değerlendirildi. Ahmet Yaşaroğlu’nun “Farklı Olması İçin” başlıklı yazısı da “Cumhuriyet’i aşağılamak ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesi ile iddianameye konu oldu.
Şemdinli olayları ile ilgili basın açıklaması yapan DİSK, HAK-İŞ, KESK, Memur-Sen, TMMOB, TTB ve Türk Diş Hekimleri Birliği’nin görüşlerine yer vermemiz de suç kapsamında ele alındı. Basın açıklaması metnini yayınlamamız, “halkı suç işlemeye tahrik etme” şeklinde değerlendirildi.
En dikkat çekici iddia ise Şemdinli olaylarını protesto ettikleri sırada yaşamını yitiren üç vatandaşın suçlu ilan edilmesi oldu. Cenaze töreninin haberiniyansıtmamız ise “suçu ve suçluyu övme” nedeniyle dava açılmasına neden oldu.
‘Çifte standart’
Gazetemize konuşan Avukat Kemal Aytaç, “Öncelikle Şemdinli olaylarının üzerine tüm Türkiye’deki basın yayın organları gitti. Yazılı ve görsel basında en az Evrensel’de çıkan yazı ve haberler kadar hatta onun daha da ötesinde demeçler yazıldı, çizildi. Hatta diğer basında olaylarla ilgili olarak ağır ithamlarda bulunuldu. Ancak Evrensel’e açılan bu dava gösteriyor ki gazetenin bir ayrıcalığı var. Bu ayrıcalıkta Evrensel gazetesinin yayın politikası ile igili. Evrensel’in emekten, halktan yana ve objektif habercilik yapması dikkatleri üzerine çekiyor. Şemdinli ile igili aynı haberleri yapan diğer basın yayın organlarına bu tip davalar açılmıyor. Bu da çifte standart anlamına geliyor” dedi.
Öncelikle “Neden Evrensel?” sorusunun yanıtlanması gerektiğine dikkat çeken Aytaç, şöyle konuştu; “Haberciliğin ilkelerini ve gereklerini yerine getiren gazetenin sayfalarında bir hukukçu olarak dava açılacak ve suç olacak, oluşturacak bir unsur göremiyorum. Haberlerde hakaret olur, sövme olur o zaman tartışabiliriz, ama gerçekleşen olayları ifade edenleri yazmak suç olmamalı. Türkiye’de demokrasinin kurumları olarak bilinen sendikalar, emek örgütleri gündemde olan bir konu ile ilgili eylem ya da basın açıklaması yapmayacak da ne yapacak? Elbette ki Evrensel de bunları okurları ile paylaşacak. Bu demokrasinin gereğidir. İddialarda savcının suç ya da suç unsurunu belirlemedeki isabetsizliği söz konusudur. Yanlış değerlendirme yapılmıştır. Hatta savcı amacını aşan bir iddianame hazırlamıştır.” Aytaç, “O zaman her gün çıkan haberlerin yazıların dava konusu olması gerekirdi. Sendikaların, emekçilerin, kitle örgütlerinin taleplerine eylemlerine yer veren gazete her gün suç işliyor demektir o zaman” diyerek iddianeme ile esasen halkın sesinin susturulmak istendiğini belirtti. Aytaç, “Bu halkın taleplerine karşı bir iddianamedir. Evrensel üzerinde bir baskı yaratmaya dönük bir iddianamedir” dedi.
Eylemi yazmak suç oldu
İstanbul Beyazıt Meydanı’nda Şemdinli olaylarını protesto eden öğrencilerin attıkları sloganları yazdığımız için gazetemizin 25.11.2005 tarihli nüshası ile yine “Eğitim Emekçileri Eylemde” başlığı ile verdiğimiz 20.11.2005 tarihli nüshasında, eğitim emekçilerinin Şemdinli olayları ile ilgili attıkları sloganları yazdığımız için TCK’nın 301. maddesi gereğince gazetemize dava açıldı.

‘ÇAĞDIŞI ANLAYIŞ’
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı
    Ahmet Abakay
Türkiye’de bu ilk değil son da olmayacaktır. Demokrasi, hoşgörü eksikliğinin hatta yargıdaki çağdışı anlayışın Evrensel gazetesine yansıması olarak görüyorum. Avrupa Birliği uyum yasalarının çıkması tek başına yeterli değil. Evrensel gazetesinde bu durum somut olarak öne çıkıyor. Yargıçlar, hukukçular çağdaş bir yorumla değerlendirme yapmadığı sürece Türkiye’deki demokrasinin bir ayağı eksik kalacaktır. Özellikle yargının yapması gereken; karar verirken, yargılama yaparkan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve anlayışına uygun değerlendirme yapılmasıdır, doğru olan budur diye düşünüyorum.


Başa dön


Bir rahip tehdit edildi
Trabzon’da Katolik Rahip Andrea Santore’nin öldürülmesine tepkiler sürerken, dün İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Saint Hellen Katolik Kilisesi’nde görevli rahip, bir grup tarafından tehdit edildi. Kilise’ye giden kimliği belirsiz kişilerden oluşan altı kişilik bir grup, Slovenya uyruklu 70 yaşındaki Rahip Martin Kmetec’i tehdit etti. Rahibe, “Sen bizim peygamberimize hakaret edemezsin. Seni bitiririz” diyen grup daha sonra kayıplara karıştı. Rahip, durumu polise bildirdi. Kilisenin çevresinde de güvenlik önlemleri aldı. Rahip Kmetec’in olayla ilgili Vatikan’ı bilgilendirdiği, olayın İtalyan haber ajanslarınca da duyurulduğu belirtildi.
Güvenlik toplantısı
Trabzon’da dün güvenlik toplantısı yapıldı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun başkanlığında gerçekleşen toplantıya komşu illerin valilerinin yanı sıra Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, Emniyet Genel Müdürü ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı da katıldı. Toplantı öncesinde bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu, Trabzon’da Santore’ye sıkılan kurşunun, onun şahsında “ülkenin istikrarını” hedef aldığını savundu.
Berlusconi: Diyalog şart
İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Türkiye’deki Hıristiyanların korunacağı konusunda Başbakan Erdoğan’ın kendisine garanti verdiğini söyledi. Berlusconi, “Katoliklere ve Hıristiyanlara karşı gösterilen hoşgörüsüzlüğü mutlaka kınamak lazım. Bu asla kabul edilemez. Ama uygarlık çatışmasına da mani olmak lazım. Diyalog sürdürülmelidir, diyalog, diyalog, diyalog” diye konuştu.
Annesi affetti
TBMM’den karikatür bildirisi
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İslam dünyasını rahatsız eden karikatürlere tepkisini dile getiren bir bildiri yayınladı. Bildiride, “Olayın, bağnaz ve karanlık güçler tarafından tezgahlanmış bir provokasyon olarak görüldüğü” belirtildi. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, bildiriyi yayınlama kararını, komisyonun 8 Şubat’taki olağanüstü toplantısında aldıklarını ifade etti.
Danıştay, katsayıyı da durdurdu
Danıştay, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) üniversiteye giriş sınavında meslek lisesi öğrencilerinin kendi alanlarında bir programı tercih etmeleri halinde aldıkları ek puanın katsayısını düşürme kararına vize vermedi.ANKA’nın edindiği bilgiye göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın imam hatipliye çifte diploma veren Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliği’nin yürütmesini durduran Danıştay, YÖK’ün de katsayı uygulamasına ilişkin kararının yürütmesini durdurdu.
Verhofstadt’ın Avrupası ABD gibi
Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, “Avrupa Birleşik Devletleri” adlı kitabının Fransızca baskılarını tanıttığı basın toplantısında, “AB’nin gerilemesi tehlikesi bulunduğunu” belirtti. Verhofstadt, “güçlü, yeni, ABD örneğinden esinlenen federal bir Avrupa” önerdiğini söyleyerek, “kutuplaşmanın son bulmasının ardından yeni yapılanmada sadece ABD’nin, özellikle siyasi ve askeri açıdan tartışmasız küresel güç olarak çıktığını” savundu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net