Futbol Federasyonu, 19-20 Ocak tarihlerinde Ankara’da yapılacak olağanüstü genel kurulda 37. başkanını seçecek.
1923 yılında kurulan Futbol Federasyonu’nda ilk başkanlığı Yusuf Ziya Öniş yaparken, bugüne kadarki 36 başkan arasında en uzun süreli görevi 11 yılla Orhan Şeref Apak yaptı. 1952-1954, 1957-1958, 1961-1964 ve 1965-1970 yılları arasında tam 4 kez başkanlığa getirilen Apak’ın yanısıra, Ulvi Ziya Yenal, Muhterem Özyurt ve İbrahim İskece 2’şer kez bu koltuğa oturan isimler oldu.
Futbol Federasyonu’nda 1958-1961 yılları arasında 4 başkan görev yaparken (Safa Selçuk, Faik Gökay, Muhterem Özyurt, Bekir Silahçılar), 1976-1980 yılları arasındaki 4 yıllık süreçte ise tam 9 kez (Firuzan Tekil, Sebahattin Erman, İbrahim İskeçe, Sahir Gürkan, Güngör Sayarı, Cemal Saltık, Mazhar Zorlu, Doğan Andaç ve Yılmaz Tokatlı) başkanlık koltuğu el değiştirdi. Bu süreç, Türk futbolunun en istikrarsız dönemi olarak dikkati çekiyor.
Futbol Federasyonu’nun 1989’da özerk yapıya kavuşmasından sonra ise 5 başkan görev yaptı.
1989’dan 1997 yılına kadar Şenes Erzik bu görevi yürütürken, 1997 yılı içerisinde Özkan Olcay ve Abdullah Kiğılı çok kısa sürelerle başkanlık koltuğuna oturdular. 1997’de genel kurulun başkanlığa getirdiği Haluk Ulusoy ise 2004 yılına kadar bu görevi sürdürdü.
Ulusoy, 2004’te üniversite mezunu olmadığı için seçime katılamazken, genel kurul sonunda Levent Bıçakcı genel başkanlığa seçilmişti.
SPOR YAZARLARI GENEL KURULDAN UMUTSUZ
Seçim çözüm olmayacak
Metin Tükenmez:
Dünyada futbol büyük bir sektör, endüstri haline geldi. Böyle bir ortamda siyasetin futbolun dışında kalması, siyasi iktidarın futbola sırt çevirmesi imkansızdır. Futbol önemli endüstrilerden ve para merkezlerinden biridir. Bir transfer döneminde, 275 milyar dolar paranın devri olduğu bir yere siyasiler muhakkak girer. İş kolu olarak futbol en önde gelen bir durumda, bunun için de holdinglerin duyarsız kalması da mümkün değil. İnsanların gönlüne hitap eden futbol ve siyaset içiçe devam ediyor. Futbolun çok büyük bir kısmında çokuluslu şirketlerin adamları var. Siyaseti yönetenler de çokuluslu şirketlerin adamları. Biz futbolseverlerin isteği ise bu içiçeliğin insani konularda olmasını sağlamaktır. Futbolda siyasetin diğer tarafında da mafya var. Futbol yeraltı ve siyasetin içinde gidebildiği kadar gidecektir.
Türkiye’de bu anlayış içersinde seçilecek federasyon başkanı kim olursa olsun uluslarası başarılar elde etmesi kısa vadede mümkün görünmüyor. Ulusoy’un 7.5 yıllık başkanlığı süresince devletin kaynakları har vurup harman savruldu. Milletvekilleri seyahat ettirildi, hesapsız kitapsız harcamalar yapıldı. Müfettişler tarafından 300 sayfaya yakın tutanak ve dosya hazırlandı. Önümüzdeki dönem açığa çıkacak bu tutanaklar. 30’a yakın dava dosyası olduğu halde 2’si yasalaştı. Demekki önümüzdeki dönem 25’e yakın Ulusoy davası açığa çıkacak. Ulusoy seçilmezse onun federasyonun içerisinde başkanlığı döneminde kurduğu ağ, yeni federasyonu rahatsız edecek. Saha içi mücadelesinde ise geçmişte yapılmayan yatırımlar nedeniyle ülke futbolu belirgin bir düşüşe geçti. En iyimser görüşle, 4-5 yıl futbolun alttaki boşluğu doldurma süresi olarak geçmesi beklenebilir. Seçimlerden sonra futbolda ani bir sıçrama beklenmemelidir.
Bugünleri arayacağız
Mahmut Sert:
Bakan Şahin’in çıkışından sonra futbolun özerk yapısından söz etmek artık kolay değil. Çünkü futbol tarihinde siyaset hiçbir zaman etkili bir şekilde işin içinde değildi. Bu durumun futbola yarar getirip getirmediği tartışmalı bir konu. Teorik olarak yararlı olmayacağı düşünülür. Uygulamada ise futbolun siyasetle her zaman beraber yol aldığını biliyoruz. Türkiye futbolunun yapısal eksikliklerini bu ilişkiyle açıklayabiliriz.
Seçimlerden sonra kim seçilirse seçilsin futbola yararlı olacağını düşünmüyorum. Seçim tam bir arkasına siyasi rüzgarları alarak iktidar ve güç savaşımı verenlerin mücadelesi haline geldi. Futbolun iktidarını ele geçirecek kişi, icazetli bir yapı oluşturacak. Bu yapıdan olumlu işler beklemek safça bir yaklaşım olur. Böylesi bir güç savaşından ortaya yararlı bir yapı çıkması olanaksızdır. Seçimlerden sonra krizde bulunan futbolun krizinin daha da derinleşeceğini düşünüyorum. Kriz sadece futbolda yok. Halterde, güreşte, basketboldaki doping skandalları da gösterdi ki, Türkiye sporunun acilen masaya yatırılması gerekiyor. Spor branşlarının kreması futbol olduğu için, getirisi en fazla olan dal futbol olduğu için en büyük gürültü futbolda çıkıyor. Pasta büyük olunca taraflar da nitelikleri de büyüyor. Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Türkiye futbolunun bugünleri bile arayacak duruma geleceğini düşünüyorum.
Başa dön
‘Sezon sonuna kadar kal’
İspanya’da sezon başından buyana transfer pazarında en fazla konuşulan isim olan Nihat Kahveci, 2 haftadır kadro dışı kaldığı kulübü Real Sociedad ile yeniden pazarlığa başladı.
İspanyol basını Nihat’ın durumu için “gülelim mi? ağlayalım mı?” diye manşetler ataraken, Türk futbolcunun Real Sociedad’ta sonunun bu şekilde olamaması gerektiği belirtiliyor.
Darko Kovaçeviç’in yeniden sakatlanıp sezonu kapattığının belli olmasından sonra Real teknik heyeti hemen harekete geçerek Nihat’ın sezon sonuna kadar takımda kalmasını istedi. Rus Spartak Moskova kulübünden haber bekleyen Nihat ve Real yönetimi, şimdi yeni bir olasılığı değerlendirirken, Nihat’ın sezon sonuna kadar takımda kalıp daha sonra Moskova’ya gidebilmesinin yolları arıyor.
Diariovasco gazetesi, Türk futbolcunun Rus kulübüne transferinin temmuz ayına kalabileceğini iddia etti. Nihat’ın Almanya’da geçtiği sağlık kontrolünün sonuçlarının geldiği ve hepsinin pozitif olduğu söylenirken, 26 yaşındaki yıldız futbolcuyu transfer etmekte artık hiçbir sorun görmeyen Spartak Moskova’nın transferin resmileştirilmesi için Real ile anlaşması gerektiği ifade edildi.