www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Önce sağlık’ dediler
   sağlık merkezini yıktılar

Yüreğir Belediyesi’nin “önce sağlık” diye reklamlarını yaptığı sağlık merkezi önce harabeye çevrildi, daha sonra binası yıkıldı.

Tanju Çavuş serbest bırakıldı
Şemdinli’deki olaylar sırasında halkın üzerine ateş açarak Ali Yılmaz’ın ölümüne, 5 kişinin de yaralanmasına neden olan Uzman Çavuş Tanju Çavuş, ilk duruşmasında tahliye oldu.

Yoksulluk öldürüyor
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kuş gribi salgını yoksullukla birleşince dramatik bir tablo oluştu. 16 yaşındaki Fatma Özcan’ın yanı sıra henüz 2 yaşındaki Berfin de kuş gribi şüphesine rağmen yoksulluk nedeniyle hastaneye götürülemeyince hayatını kaybetti.

Fabrika yangınında 4 işçi öldü
Tavukçuoğlu Caddesi Özgür Sokak’ta 37 numaralı üç katlı bir binanın bodrum katında faaliyet gösteren çekyat imalathanesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı...


‘Önce sağlık’ dediler
   sağlık merkezini yıktılar
Erman Koçak - A.Suat Aytimur
Yüreğir Belediyesi’nin ‘halka büyük hizmet, her şey sağlık için’ sloganı ile açtığı ve büyük yankı uyandıran sağlık merkezleri kısa bir sürede yok oldu. Birkaç ay önce açılan ve sağlık merkezlerini işleten taşeron şirketin, parasını alamadığı için kapatılan sağlık merkezi, tamamıyla ortadan kaldırıldı. Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan bina yıkılırken, diğer sağlık merkezlerinin de aynı akıbete uğrayacağı söyleniyor. Yüreği Belediyesi konu ile ilgili ‘Sağlık merkezleri yap işlet devret modeli ile yapılmıştır. Belediyenin konu ile fazla ilgisi yok’ şeklinde açıklamalarda bulunurken, AKP’li Belediye Başkanı Ömer Topçu’nun da fotoğrafının bulunduğu afişler ve ilanlar mahallerde yer almaya devam ediyor.
Sağlık Merkezi’nin bulunduğu Cumhuriyet Mahallesi sakinleri ise olaya tepkilerini yüksek sesle dile getiriyorlar.
Göz boyama
Yapılan sağlık merkezini, AKP’li Belediye Başkanı Ömer Topçu’nun göz boyaması olarak değerlendiren Yaşar Mehmet, “Bu tıp merkezinin yapılışı ve yıkımındaki zararın kimden ve nasıl karşılanacağını bilmiyoruz” diye konuşuyor. Seçimlerde Ömer Topçu ve AKP’ye güvendiklerini ifade eden Mehmet, yaşanan yıkımın ardından AKP’ye ve Ömer Topçu’ya güvenlerinin de yıkıldığını aktardı.
Sağlık merkezi yapılmadan önce o arazide işyerlerinin olduğunu anlatan Mustafa Kan, “Mademki yıkacaklar bizi neden ekmeğimizden ettiler. Ömer Topçu’nun amacı ne; bu sayede üç beş kişiyi zengin etmek mi? Bu binanın yıkılışı hakkında hiçbir şey bilmiyoruz” şeklinde konuştu. Binayı yıkmanın gerekçesini bir türlü çözemediklerini belirten Kan, “Mademki içi boşaltılacak, farklı amaçlarla kullanılabilir. Tamamıyla yıkmasının da mı bir amacı vardı yoksa” diye konuştu.
Sağlık Merkezi’nin ilk açıldığı zamanlar mahalle halkı olarak iyi bir hizmet olarak değerlendirdiklerini söyleyen Yasin Sungur, “Mahalle halkına umut verdiler, ama beklentileri boşa çıkardılar. Ömer Topçu daha önceki başkanlığı ve bu başkanlığı döneminde bile bu bölgeye bir yatırım yapmamıştır” dedi. Sağlık merkezinin, mahalle halkının büyük bir sorununu giderdiğini ifade eden Sungur, “Hiç kimse buranın neden yıkıldığını bilmiyor ve bilgilendirilmiyor. Bir şekilde kılıfına uyduruluyor” diye konuştu.
‘Aldatıldık’
Siyasi bir propaganda ile aldatıldıklarını düşünen Mustafa Ceylan, mahalle halkının yıkıma karşı geldiğini ancak, polisin olaya engel olarak “Bu belediye işi siz karışmayın” diye kendilerini yıkım alanında uzaklaştırdığını kaydetti. Sağlık merkezinin çok elverişli bir yerde olduğunu kaydeden Ceylan, “Yan tarafında üç okul, diğer tarafında bir sanayi alanı ve yoksul çevre halkı vardı. Buranın yıkılmasıyla oluşan zararı kim ödeyecek?” diyerek yetkililere şikayetini dile getiriyor.
AKP’nin halka hizmetinin göstergesini bu olayla ortaya çıktığını söyleyen mahalle sakini Ahmet Güleker, “Bizler mahalle halkı olarak buranın neden yıkıldığı hakkında haklı bir gerekçe sunmalarını istiyoruz. Eğer ki burada bir zarar veya yolsuzluk varsa bunun üstüne gidilmeliydi” şeklinde konuştu. Belediyelerin halk için var olması gerektiğini söyleyen Güleker, “Ben inanıyorum ki birleşerek taleplerimizi haykırırsak bu olayın sorumlularını cezalandırabiliriz” diye konuştu.
Olayla ilgili kendilerine tam açıklama yapılmadığını aktaran Yüreğir Belediye Meclis Üyesi Ertan Sümer ise yaşanan olayı AKP’nin sağlık politikasının bir yansıması olarak değerlendirdi. Sağlık merkezinin yapılmasını olumlu olarak değerlendirdiklerini aktaran Sümer, “Ancak gelin görün ki aradan çok süre geçmeden sağlık merkezi yıkıldı” dedi.


Başa dön


Tanju Çavuş serbest bırakıldı
Şemdinli’de 9 Kasım’daki patlamadan sonra yaşanan olaylar sırasında halkın üzerine ateş açarak Ali Yılmaz’ın ölümüne, 5 kişinin de yaralanmasına neden olan Uzman Çavuş Tanju Çavuş’un yargılanmasına başlandı. Tanju Çavuş, ilk duruşmada tahliye edildi.
Van ve Hakkari Barosu’na bağlı 20’ye yakın avukat, mahkemenin yetkisine itiraz ederek, Tanju Çavuş davasının “çete kapsamı”na alınarak Van Cumhuriyet Savcılığı’nca iddianamesi hazırlanan Ali Kaya ve Özcan İldeniz davasıyla birleştirilmesini istedi. Mahkeme heyeti, itirazı redderek davanın ayrı olarak devam etmesine karar verdi.
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde meydana gelen olaylarda tutuklanan Uzman Çavuş Tanju Çavuş’un, Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Sabah 09.50 sıralarında geniş güvenlik önlemi altında Hakkari Adliyesi’ne getirilen Tanju Çavuş’un duruşması, saat 11.30 sıralarında başladı. Mahkeme heyeti şu isimlerden oluştu: Mahkeme Başkanı Refik Sarıoğlu, üyeler Uğur Baştugan, Yeter Sibel Turan, Savcı Metin Beyhan.
Adliyede duruşma salonunun dar olması sebebiyle onlarca gazeteci arasından kurayla belirlenen sadece 4 gazeteci salona alındı.
Duruşmada Uzman Çavuş Tanju Çavuş’u Avukat Orhan Çelen savunurken, müştekilerin avukatlığını ise Van ve Hakkari Barosu’na bağlı 20’ye yakın avukat üstlendi. Olayın meydana geldiği araçta bulunan Çavuş’un eşi Sevil, çocukları Yusuf, Ömer ve Fatih Şafak da Adliye’ye getirilerek duruşmada tanık sıfatıyla ifade verdiler. 9 Kasım’daki patlamanın odağında bulunan Umut Kitabevi’nin sahibi Seferi Yılmaz ve Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin de duruşmaya izleyici sıfatıyla takip etti.
Avukatların itirazı
reddedildi
Van ve Hakkari Barosu’na bağlı 20’ye yakın avukat, mahkemenin yetkisine itiraz ederek, Tanju Çavuş davasının “çete kapsamı”na alınarak Van Cumhuriyet Savcılığı’nca iddianamesi hazırlanan Ali Kaya ve Özcan İldeniz davasıyla birleştirilmesini istedi. İtirazı görüşen mahkeme heyeti, itirazı redderek davanın ayrı olarak devam etmesine karar verdi.
Bu sırada avukatlardan Murat Timur’un, sanığa soru sorması üzerine, duruşma hakimi tarafından mahkeme disiplinini bozduğu gerekçesiyle dışarı çıkarttığı öğrenildi. Timur, duruşmanın Hakkari’de yapılmasının bile başlıbaşına sanıkların korunması anlamına geldiğini söyledi. Timur, “Duruşmada sanık avukatları çok rahatlıkla söz alıp konuşurken, biz müdahil avukatlara söz hakkı verilmedi, hakkımız kısıtlandı, bu da gösteriyor ki bu kişiler korunuyor” dedi
35 yıl hapsi istenen Tanju Çavuş, savcılıktaki ifadesinde, patlamanın ardından kalabalığın kendisini linç etmeye çalıştığını öne sürmüş ve meşru müdafaa hakkını kullandığını söylemişti. Tanju Çavuş, “meşru müdafaa” sınırları içinde davrandığına karar verilmesi durumunda ceza almayacak.
Dava başlamadan önce adliye girişinde açıklama yapan müdahil avukatlardan Dinçer Aslan, davanın Hakkari’de görülmemesi için itirazda bulunacaklarını belirterek şöyle dedi: “Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ile Van Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya birleştirilmelidir. Bu olay çete kapsamında ele alınmalıdır. Umut Kitapevi’nin bombalanması ile halkın üzerine ateş açılması olayında bir bağlantı vardır. Bu nedenle burada ayrıca bir duruşma görülmemelidir. Dosya Van’daki ile birleştirilmelidir. Biz bunun itirazını yapacağız.”

ÇAVUŞ: AİLEMİ KORUDUM
Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada tutuklu yargılanan uzman çavuş Tanju Çavuş, mahmeye 11 sayfalık yazılı savunma sundu.
Çavuş, şunları iddia etti; “Yüzü maskeli, silahlı insanlar devlet aleyhine slogan atıyordu. Arabamızın hareketini kısıtlayarak bize saldırdılar. ‘Bu polistir, vurun öldürün’ diyerek, demir sopa ve taşlarla bize saldırıyorlardı. Arabamda çocuklarım feryat ediyordu. Arabamın camları kırıldı. Arabayı devirmeye çalışıyorlardı. Bu kişilere ‘ben polis değil, askerim’ dediğim halde saldırı devam etti. Eşimin ve çocuklarımın korktuğunu gördüm. Çocuklarımı araçtan çıkarmaya çalışanlar vardı. Korku ve paniğe kapılarak, silahımı çekip hedef gözetmeden havaya ateş açtım. Şemdinli’deki olaylarla ilgili bilgim yoktu.”
O gün kendisini ve ailesini koruduğunu ileri süren Çavuş, “Meşru müdafaa sınırları içinde havaya ateş açtım, kendimi ve ailemi korudum” dedi.

TANIKLAR: ARABADA AİLE YOKTU
Makemede ifadelerine başvurulan görgü tanıkları, Tanju Çavuş’un iddialarını yalandı.
Görgü tanıklarından Fehim Uğur, tanıklığını “Olay günü yol açıktı. Biz savcının olay yerinde keşif yapmasını bekliyorduk. O arada beyaz renkli bir araç hızla bize yaklaştı. Etrafa direk ateş etti. Arkada bir kişi daha vardı. Camlar açıktı. O da ateş ediyordu. Ateş edilmesinden sonra bir arkadaşımız olay yerinde öldü. Beş kişi de yaralandı” diyerek anlattı.
Görgü tanıklarından Nihat Uysal da keşif yapılması için bekleyen kalabalıkta olduğunu söyleyerek “Araç üzerimize gelerek, taradı. İddia edildiği gibi araçta aile veya üçüncü bir şahıs yoktu. Araçta, şoför koltuğunda duran bir şahıs ile arkada duran bir şahıs vardı. Bunlar direk ateş ettiler. Kitlenin herhangi bir müdahalesi olmadı. Zaten yol açıktı. İsteseydiler gidecekleri yere gidebilirdiler” sözleriyle ifadesini verdi.


Başa dön


Yoksulluk öldürüyor
Sosyal güvenceleri olmadığı için ancak durumu ağırlaştıktan sonra hastaneye götürdükleri kızları Fatma’yı (16) kaybeden Vanlı Özcan Ailesi’nin yaşadığı dramın bir benzeri de Muş’ta yaşandı. Muş’ta yedikleri horoz nedeniyle Alkan ailesinden 1 kişi ölürken, 2 kişi çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı. Muş’un Bulanık ilçesinde ise kuş gribi şüphesiyle Erzurum’a sevk edilen 11 yaşındaki Sevgi Acar hayatını kaybetti.
Muş merkeze bağlı Kıyıbaşı köyünde Alkan Ailesi’ndeki dram 15 gün önce başladı. Baba Abdullah Alkan (40), 17 gün önce evinde beslediği bir horozu kesti. Anne Hatice Alkan ile 15 yaşındaki Neşe Alkan, horozun tüylerini yolarak pişirip yedikten hemen sonra 2 yaşındaki Berfin Alkan hastalandı.
Parasızlıktan doktora götürülmeyen Berfin Alkan, yüksek ateş ve boğaz ağrısı ile 15 gün önce hayatını kaybetti. Evin büyük kızı Neşe Alkan da bir haftadan beri hastaydı. Baba Abdullah Alkan, 2 yaşındaki kızının ölümünden sonra 15 yaşındaki kızı Neşe’yi geçtiğimiz perşembe günü Muş Devlet Hastanesi’ne getirdi. Hastanede ilk müdahalesi yapılan Neşe Alkan, kuş gribi şüphesi ile aynı gün Diyarbakır Dicle Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Neşe’den alınan numuneler ise Ankara’ya gönderildi.
Baba Abdullah Alkan, bir haftadır Diyarbakır Dicle Araştırma Hastanesi’nde kızının iyileşmesini beklerken, 4 yaşındaki çocuğu Hüseyin Alkan da önceki gece hastalandı. Bir kızını kaybeden, bir kızını da hastaneye gönderen Anne Hatice Alkan, durumu Kriz Masası’na bildirdi. Bunun üzerine, hasta çocuk ve annesi Muş Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
Kıyıbaşı köylüleri, köydeki tüm kanatlı hayvanların itlaf edilmesi için Kriz Masası’na başvuracaklarını söyledi.
Bir ölüm daha
Muş’ta dün ise Sevgi Acar (11) yaşamını yitirdi. Önceki gün aniden rahatsızlanan ve yüksek ateş nedeniyle hastaneye kaldırılan Sevgi Acar’a (11) önce zatürre teşhisi konuldu. Ancak daha sonra kuş gribi olabileceği şüphesiyle sevk edildiği Erzurum Aziziye Araştırma Hastanesi’ne götürülürken yolda yaşamını yitirdi. Kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Araştırma Hastanesi’ne getirilen Sevgi’nin cenazesi burada morga konuldu. Yapılacak biopsi sonucu ceset aileye teslim edilecek.
Evde başta tavuk olmak üzere kümes hayvanları beslediklerini belirten baba Ahmet Acar, ancak kış nedeniyle hayvanların kapalı alanda olduğunu ve bakımlarının ise eşi tarafından yapıldığını söyledi. Çocuktlarının kümes hayvanları ile temas etmediğini savunan acılı baba, köylerinde kümes hayvanı ölümünün de gerçekleşmediğini bildirdi.
Hasta sayısı artıyor
Öte yandan kuş gribi şüphesiyle Bingöl Devlet Hastanesi’nde müşahede altına alınan hasta sayısı 4’e çıktı.
Erzincan’a bağlı Çağlayan Beldesi’nde yaşayan 12 yaşındaki E.K ile Mersin’in Mut ilçesine bağlı Karacaoğlan köyünde yaşayan Ş.A. (62) kuş gribi şüphesiyle tedavi altına alındı.
Ağrı’nın Patnos İlçesi’ne bağlı Hazine Köyü’nde 4, Bitlis’in Güroymak İlçesi Çıtak Köyü’nde de 2 kişi, kuş gribi şüphesiyle Van’a sevk edildi.
Kütahya’nın Sobran Köyü’nde de yaklaşık 60 tavuğun telef olması sonucu, köy karantinaya alınırken, bir kişi tedavi altına alındı.

Kuş gribinde son durum
Kuş Gribi Ulusal Koordinasyon Merkezi, çarşamba günü itibariyle kuş gribi virüsü şüphesi bulunan illerin sayısını 25, şüpheli sayısını ise 59 olarak açıkladı.
Koordinasyon Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, kuş gribi pozitif vakalarının çıktığı il sayısında herhangi bir değişiklik olmadığı, pozitif vakaların görüldüğü toplam il sayısının 13, mihrak sayısının ise 24 olduğu hatırlatıldı.
Pozitif vakaların görüldüğü iller, ‘’Iğdır, Erzurum, Şanlıurfa, Erzincan, Ağrı, Bitlis, Yozgat, Ankara, Bursa, İstanbul, Van, Aydın ve Kars’’ olarak sıralandı.


Başa dön


Fabrika yangınında 4 işçi öldü
İçişleri Bakanlığı çalışanları eyleme hazırlanıyor
İçişleri Bakanlığı çalışanları, diğer kurumlarda çalışan memurlarla aralarındaki ücret farkına dikkat çekmek ve hükümete sorunlarını duyurmak amacıyla eyleme hazırlanıyor. İçişleri Bakanlığı bünyesinde; valilik, kaymakamlık, nüfus ve sivil savunma müdürlükleri gibi birimlerde çalışan kamu emekçileri, yıllardır, birçok kurum çalışanının döner sermaye, tazminat, ek ödeme, mesai adı altında maaşlarına ek ücret almasına rağmen bunlardan faydalanamamalarından yakınıyordu. Bu nedenle diğer kurumlarda çalışan memurlar ile aralarındaki ücret farkının 300-500 YTL arasında değiştiğine dikkat çeken bakanlık çalışanları, Büro Memur-Sen öncülüğünde 24 Ocak günü 12.30’da eş zamanlı olarak bütün illerde basın açıklaması yapacak. Eylem hakkında bilgi veren Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, AKP Hükümeti’nin ücret dengesizliğini gidereceği yönündeki açıklamalarının asılsız çıktığını bildirdi. Yazgan, dün yaptığı yazılı açıklamada, bakanlık çalışanlarının bekleyişlerini sürdürdüğünü ancak “Dağın fare doğurduğunu” ifade ederek, “Sayın İçişleri Bakanı ülkedeki asayiş sorununda olduğu gibi personelinin de sorunlarını çözmede de yetersiz kalıyor. Basın açıklamaları ile sayın bakanın ve hükümetin kapalı kulaklarını açmaya çalışacağız” dedi.
Medya ortaya çıkardı polis gözaltına aldı
Sokaklarda uyuşturucu satışı yapıldığı öne sürülen Esenler’in Karabayır Mahallesi’ndeki 9 eve düzenlenen operasyonda, aralarında kadınların da bulunduğu bazı kişiler gözaltına alındı. Operasyon yapılacak evleri belirleyen polis, mahkemeden alınan izin doğrultusunda dün sabah saatlerinde söz konusu mahalleye geldi. Mahalle girişinde toplanan ve aralarında kadın polislerin de bulunduğu 100’ün üzerindeki polis, bir süre caddelerde koşarak operasyon yapılacak evlerin çevresini kontrol altına aldı. Ardından 9 ayrı eve aynı anda operasyon düzenleyen polisler, aralarında kadınların da bulunduğu bazı kişileri gözaltına aldı. Evlerde yapılan aramalarda, bir miktar uyuşturucu madde ve silah bulundu. Yaklaşık 15 dakika süren operasyonu tamamlayan polisler, gözaltına aldıkları kişilerle birlikte mahalleden ayrıldı. Show TV Haber Özel Ekibi, mahallede gizli çekim yaparak, kimi apartmanların bodrum katlarında uyuşturucu imal edildiğini, çok sayıda çocuğa da bu maddelerin satışının yaptırıldığını belgelemişti. Polisin, böylesine yaygın bir uyuşturucu satışından ise ancak gazeteciler sayesinde haberdar olması, kafalarda soru işaretleri yaratmıştı.
F tipi tecridi kaldırılsın çağrısı
Ankara ve İzmir’de yapılan basın açıklamalarında, F tipi cezaevlerindeki tecride son verilmesi istenerek, ölümlerden hükümetin sorumlu olduğu belirtildi. Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) üyeleri dün Yüksel Caddesi’nde “Üç kapı üç kilit açılsın. Ceza İnfaz Yasası değiştirilsin” sloganıyla eylem yaptı. Cezaevlerindeki tecridin kaldırılması ve insanca yaşamın sağlanması taleplerinin dile getirildiği eyleme, BES, Tüm Bel-Sen, Ankara 78’liler Derneği, PSAKD, İHD Ankara Şubesi temsilcileri de destek verdi. F tipi cezaevlerinin insanı öğüten bir makineye dönüştüğü ifade edilen açıklamada, ESP’nin bir süredir sorunun çözümü için “Üç kapı üç kilit açılsın. Ceza İnfaz Yasası değiştirilsin” başlıklı bir çalışma yürüttüğü belirtilerek, Ankara’ya gelen tutuklu yakınlarının Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi Mesut Değer ile sendika, kitle örgütü, siyasi parti ve basın yayın kuruluşlarını ziyaret ettiği kaydedildi. Açıklamada, tecride karşı mücadele çağrısı yapıldı. Haklar ve Özgürlükler Cephesi İzmir Temsilciliği ise cezaevlerindeki tecrit ve ölümlerden hükümetin sorumlu olduğunu bildirdi. AKP Konak İlçe Binası önünde basın açıklaması yapan Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Sincan F Tipi Cezaevi’nde ölüm orucunu sürdüren Serdar Demirel’in kendini yakmaya çalışırken yapılan zorla müdahale sonrasında yaşamını yitirdiği belirtilerek, cezaevlerindeki tecrit uygulamasına son verilmesi talep edildi.
İHD ve Mazlum-Der heyeti Polis Açıl için yola çıkıyor
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Mazlum-Der, HPG’liler tarafından kaçırılan Polis Hakan Açıl’ın serbest bırakılması için ortak bir heyet oluşturuyor. Heyet bu hafta yola çıkmayı planlıyor. Fırat Haber Ajansı’na konuşan İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, heyetin bu hafta sonundan önce Açıl’ı teslim almak amacıyla yola çıkabileceğini söyledi. Riski ne olursa olsun insan yaşamını feda etmemeye kararlı olduklarını belirteren Alataş, “İnsan hakları örgütü olarak, insancıl bir sorunda kayıtsız kalmamız söz konusu değil. Sorunları resmi makamların bakış açısıyla değerlendirme durumunda değiliz. Kim olursa olsun insan yaşamını savunuruz; kimliği değil, kişi önemli” dedi. Birtakım suçlamalarla karşılaşacaklarını söyleyen İHD Başkanı, Açıl’ın tekrar ailesine kavuşturulması için kimsenin duyarlılık göstermediğini vurguladı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net