www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Evcil kuş sahipleri de endişeli
Kuş gribi nedeniyle endişeye kapılan evcil kuş sahipleri en küçük sorunda hemen veterinerlerin yolunu tutuyor. Bazısı kendisi rahatsızlandığında bile veterinere koşarken, bazıları kuşlarını elden çıkarmaya uğraşıyor.

İstanbul’un isim efsaneleri
İstanbul, semt isimleri ve bunlarla ilgili anlatılan efsanelerle de dikkati çekiyor. 9 ayrı dil ve kültürde 33 farklı isimle anılan İstanbul’un eski semtlerinin adları da kaynağını, halk arasında veya tarih kitaplarında anlatılan ilginç olaylardan alıyor.


Evcil kuş sahipleri de endişeli
Konya’da faaliyet gösteren bir veteriner kliniğinin sahibi olan Ceyda Yılmaz, bazı muhabbet kuşu ve papağan sahiplerinin kuş gribi bulaşabileceği endişesiyle kuşlarını satmak veya kendilerine vermek istediğini söyledi.
Yılmaz, kanatlı hayvanlarda kuş gribi görülmesi üzerine evcil hayvan sahiplerinin büyük bölümünün hayvanlarında küçük bir hastalık belirtisi olsa bile hemen muayeneye getirdiğini belirtti.
Her türlü hayvan geliyor
Bazen günde 4-5 vatandaşın kuş gribi şüphesi ile kedi, köpek, kuş veya benzeri evcil hayvanlarını kliniğe getirdiğini anlatan Yılmaz, “Hatta hayvanı ishal olan, az yemek yemeye başlayan vatandaşların kuş gribi şüphesiyle bize geldiği oluyor” diye konuştu.
Yılmaz, kuş sahiplerinin kuş gribi bulaşabileceği endişesiyle kuşlarını satmak veya kendilerine vermek istediğini de aktardı. Yılmaz, bazı hayvan sahiplerinin de, kendileri hastalansa bile kuş gribi endişesi ile hayvanlarını muayeneye getirdiğini sözlerine ekledi.

Göçmen kuşların uzun yolculuğu
Son günlerde özellikle Türkiye’de kuş gribi ile gündeme gelen kuşlar, göç mevsimlerinde binlerce kilometre yol kat ediyor. Kuşlara özgü mucizelerden olan göç ile binlerce kilometreyi aşan kuşlar, bir yıl önce bıraktıkları yuvayı bulabiliyor.
Plastik bir okul cetveli büyüklüğündeki Kuzey Sumrusu (Sterna paradisaea) göç sırasında, gövdesine sığdırdığı enerji ile yaklaşık 36 bin kilometre yol kat edebiliyor. Leylek ve benzeri büyük kuşlar ise uzun mesafeleri aşmak için termallerden (ılık hava akımları) yararlanıyor. Termaller sadece karalar üzerinde oluştuğundan, leylekler deniz üstü geçişleri az olan yolları seçiyor. Deniz üzerinde güçlü termaller bulunmadığından albatroslar gibi süzülen kuşlar, dalgaların ve havanın yarattığı rüzgarları kullanarak ilerliyor. 9 kiloluk bir albatros vücut ağırlığının sadece yüzde 1’ini kullanarak ve kanat çırpmadan bu şekilde 100 kilometre süzülebiliyor.
Atmaca gibi bazı türler insandan on kat daha iyi görürken, 200 bin çiftten oluşan bir kolonide sümsük kuşu (Sula bassana) ömür boyu bağlandığı eşini sesi sayesinde tanıyabiliyor. Gece avlanan bir baykuş görselden çok duyma yeteneğinden yararlanmakta. Yeni yumurtadan çıkan bir flamingo yavrusunu tıpkı memelilerde olduğu gibi ilk günlerde özel bir sütle beslemekte. Yağ kuşları ve mağara kırlangıçları karanlıkta yön bulurken ekolosyan kullanmakta. Büyük orman horozlarının ötüş sırasında çıkardığı yüksek frekanslı ses, insan kulağı tarafından algılanmamakta, ancak hemcinsleri tarafından kilometrelerce öteden duyulabilmekte.
En büyük kuş 2.74 metre yüksekliği, yetişkin bir insanın iki katı olan 156.6 kilogram ağırlığı ile devekuşu. Uçan en ağır kuş, 18 kiloya ulaşan ağırlığıyla Afrika’dan kori toy kuşu ile Türkiye’de yaşayan toy kuşları. Kanat açıklığı en uzun kuş, 3.63 metreye ulaşan kanat açıklığıyla gezgin albatros. En küçük kuş, 1.6 gram ağırlığı ve gaga-kuyruk uçları arasında toplam 58 milimetre boyu ile Küba’dan arıkuşu. Türkiye’deki en küçük kuş, 3.8-4.5 gram ağırlığı ve 90 milimetre uzunluğu ile çalıkuşu.

Türkiye’deki en bol kuş: Yaklaşık 15 milyon çift serçe, 10 milyon çift tarla çintesi.
Türkiye’de ender üreyen kuşlar: Telli turna, çöl koşarı, doğu kamışçını, ulu doğan, şah kartal, yeşil arıkuşu, çizgili ishakkuşu.
En hızlı uçan kuş: Rusya’dan kılçık kuyruklu sağan, saatte 171 kilometre hıza ulaşır.
En büyük yumurta: 1.78 kilo olan devekuşu yumurtası, 24 tavuk yumurtasına denk.
Türkiye’deki en küçük yumurta: Ağırlığı 0.7 gram olan çalıkuşu yumurtası.
Türkiye’de görülen kuş türlerinin sayısı: 456, bunun 304’ü Türkiye’de üremekte, 152 kuş türü ise yazlayan ya da kışlayan konuk türlerdir.


Başa dön


İstanbul’un isim efsaneleri
Hasan Türkan
İstanbul, semt isimleri ve bunlarla ilgili anlatılan efsanelerle de dikkati çekiyor. 9 ayrı dil ve kültürde 33 farklı isimle anılan İstanbul’un eski semtlerinin adları da kaynağını, halk arasında veya tarih kitaplarında anlatılan ilginç olaylardan alıyor.
AKSARAY: Fatih Sultan Mehmet’in sadrazamı İshak Paşa’nın İç Anadolu’daki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra bölgede yaşayanları buraya gönderdiği biliniyor.
AHIRKAPI: Padişah atlarının bulunduğu “Has Ahır”ın 7 kapısından birisinin bu semtte bulunmasından kaynaklandığı düşünülüyor.
AŞİYAN: Bu ad Tevfik Fikret’in semtte bulunan ve Farsça’da “kuş yuvası” anlamına gelen Aşiyan adlı evinden geliyor.
BAĞLARBAŞI: Bağlarbaşı’nın dönemin ünlü bağ ve bahçelerinin burada yer alması nedeniyle bu adı aldığı belirtiliyor.
BEBEK: İki rivayetten biri, Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının “Bebek” lakaplı olması, diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine “bebek” demesi.
BEŞİKTAŞ: Beşiktaş ismiyle ilgili anlatılan iki rivayetten biri, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerini bağlamak için diktirdiği 5 taştan aldığı; diğeri de burada yaptırılan kiliseye Kudüs’ten getirtilen beşik taşından geldiği yönünde.
BEYOĞLU: Semt adını, İslamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus prensinden veya “Bey Oğlu” diye anılan Venedik prensinin burada oturmasından aldı.
ÇATLADIKAPI: Bizans döneminde yapılan surların “Sidera” adlı kapısı, 1532’de yaşanan depremde çatlayınca, hem semt, hem de kapı bu isimle anılmaya başlandı.
FERİKÖY: Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri’ye bölge toprakları bağışlandı ve semtin adı değişti.
GALATA: “Gala” kelimesi Rumca’da “süt” anlamı taşıyor ve semtteki süthanelere gönderme yapılarak “Galata” ismi türetildi. Bir anlatıya göre de; bu isim İtalyanca’da “denize inen yol” anlamına gelen “galata” kelimesinden geldi.
TAKSİM: Kelime anlamı “dağıtım” olan Taksim adının, Osmanlı döneminde suyun halka dağıtıldığı yer olmasından kaynaklandı.
TEŞVİKİYE: İsmin, Sultan Abdülmecit’in, bölgede yeni bir mahalle kurulması için teşvikte bulunmasından geldiği düşünülüyordu. Bu durum, Rumeli ile Valikonağı caddelerinin kesiştiği noktada bulunan bir taş kitabeyle de belgelendi.
ÜSKÜDAR: Bizans döneminde şehrin Anadolu yakasında bulunan askeri birlikleri buradaydı ve bunlara “Skutarion” deniyordu. Bu isim zamanla değişerek Üsküdar’a dönüştü.

İstanbul’un 33 ismi
Çeşitli dil ve medeniyetlerde farklı şekillerde adlandırılan İstanbul, Grekçe’de ‘’Vizantion’’, Latince’de ‘’Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma’’, Rumca’da ‘’Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis’’, Slavca’da ‘’Çargrad, Konstantingrad’’, Vikingce’de ‘’Miklagord’’, Ermenice’de ‘’Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli’’, Arapça’da ‘’Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma’’, Selçuklular’da ‘’Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul’’ ve Osmanlıca’da ‘’Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü’s-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü’l-Hilafetü’l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-iSaadet’’ gibi bilinen farklı 33 isme sahip.

Başa dön



Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net