Türkiye’deki çok yapılı sosyal güvenlik sisteminin, bilindiğinin aksine, sosyal güvenliğin genel ilkelerine ters düşmediğini belirten Güzel, Avrupa ülkelerinin birçoğunda sosyal güvenlik kuruluşlarında çokluk ilkesinin egemen olduğunu kaydetti.
Prof. Dr. Güzel, reform sayesinde, sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan kaynak transferinin önleneceği, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve SSK’nın birleştirilmesi halinde emeklilik sisteminin açıklarının 2007 yılına kadar sürekli azalan bir seyir izler hale getirileceği ve bu açıkların uzun dönemde Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yüzde 1’i seviyesine düşürüleceği öngörülerinin inandırıcı olmadığını kaydetti. Güzel, “Çünkü, mevcut sosyal güvenlik sisteminin finansman darboğazı, asıl olarak, işsizlik ve kayıt dışı istihdamdan kaynaklanmaktadır. Bu sorunlara köklü çözüm getirilmeden, hangi model kabul edilirse edilsin, sosyal güvenliğin finansman sorununun çözümlenmesi de olanaklı görünmemektedir” dedi.
Avrupa’da yüzde 30’a varıyor
“Reform” ile sosyal güvenliğin kapsamının yaygınlaşacağı öngörüsünün, beraberinde finansman yükünü de artıracağına işaret eden Prof. Dr. Güzel, bu durumun, bütçeden sosyal güvenlik için yapılan transferlerin azaltılması amacıyla çeliştiğini kaydetti. Sosyal güvenlik sisteminin gelir kaynaklarında ciddi bir artış sağlanmadan yoksulluğu ve eşitsizliği önleme hedefine ulaşma olanağı bulunmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Güzel, kapsamlı ve etkin bir sosyal korumanın sağlandığı Avrupa Birliği ülkelerinde sosyal koruma harcamalarının, GSMH’nin yüzde 19-30’u düzeyine ulaştığına işaret etti.
Belirsizlik ve kaos
Türkiye’de oluşturulmak istenen modelin, doğrudan Dünya Bankası uzmanları tarafından hazırlanarak Polonya, Macaristan ve kısmen Çek Cumhuriyeti’nde uygulandığını belirten Güzel, modelin, kamu sosyal güvenlik rejimi ile özel emeklilik olmak üzere iki ayaktan oluştuğunu dile getirdi. Güzel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Belirtilen ülkelerde uygulanan bu model, sigorta primlerinde önemli bir artışa yol açmış, emeklilik yaşının yükseltilmesi sonucunu doğurmuş, primlerin bir bölümünün özel emeklilik programlarına yönlendirilmesi nedeniyle kamu rejiminin finansman dengesi bozulmuş, yoksulluk sınırının altında maktu emeklilik aylığı ödenmesi nedeniyle, emeklilerin yaşam koşulları aşırı ölçüde kötüleşmiştir. Özel emeklilik programlarında ise, bir kaos yaşanmış, özel emeklilik şirketlerinin bazıları iflas etmiş, rekabet nedeniyle anılan şirketlerin yönetim giderlerinde artış olmuş, özel emeklilik fonlarının verimliliği konusunda ciddi belirsizlikler ortaya çıkmıştır.” Güzel, bilime dayalı akılcı politikalarla, mevcut sistem korunarak bu sorunların aşılmasının çok güç olmayacağını vurgulayarak, yaşanan sorunların, mevcut sistemin köklü bir biçimde değiştirilmesine gerekçe oluşturmadığını kaydetti.
Başa dön
TEKEL işçisine destek çağrısı
Tek Gıda-İş Sendikası Adana 1 No’lu Şubesi Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. 17 işyerinde üyesi bulunan şubenin genel kuruluna 130 delege katıldı. Fabrikalarının kapatılmasına karşı direnişte olan Adana TEKEL işçilerinin de katıldığı genel kurulda iki liste yarıştı.
Genel kurulda konuşan Tek Gıda-İş Güney Anadolu Bölge Başkanı Gürsel Diliçıkık, yoğun bir dönemde gerçekleşen genel kurulu zorunluluk gereği yaptıklarını ifade etti. Dilikılıç, kuruldan birlik ve beraberlikle çıkmak gerektiğini dile getirdi. TEKEL Adana Sigara Fabrikası’nda yaşanan gelişmelerin önemine değinen Diliçıkık, özel sektörde örgütlü oldukları işyerlerinde yaşanan sorunlara da değindi.
‘Kanıtlasınlar’
TEKEL işçisinin örnek mücadele sergileyerek fabrikasına sahip çıktığını aktaran Diliçıkık, “Kâr eden bir fabrikayı ‘zarar ediyor’ diye gösteriyorlar. Bunu da televizyonlarda bangır bangır bağırıyorlar. Onların bu iddialarını kanıtlamaya çağırıyoruz. Biz her görüşmemizde iktidar partisinin milletvekillerine fabrikanın kâr ettiğini belgeledik. Onların da bunu kanıtlamasını bekliyoruz” dedi.