www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



2006 kritik seçimlerin yılı
2006 yılında dünyanın birçok önemli bölgesinde seçimler yapılacak. Bunlar arasında Brezilya, Peru, Nikaragua, Ekvador, Filistin, İsrail ve Ukrayna öne çıkıyor.

Rusya’dan Avrupa’ya jest
Gazprom, Ukrayna’ya yönelik gaz kesintisinin diğer Avrupa ülkelerini etkilememesi için Ukrayna’dan geçen hatlara fazladan gaz pompalıyor.

Meksika’dan demokrasi dersi!
Meksika hükümeti, Zapatistler’in yürüyüşünü ‘demokrasi göstergesi’ olarak niteledi. Aynı hükümet, İnsan ve Çalışma Hakları Komisyonu Başkanı ile bir gazeteciyi tutuklattı.


2006 kritik seçimlerin yılı
Geçtiğimiz yıl boyunca işgal, askeri ile siyasi müdaheler ve doğal felaketlere tanık olan dünya, 2006 yılında da kritik dönemeçlere sahne olacak. 2006, dünyada adeta “seçimler yılı”. 2005 yılı Irak, Bolivya ve Venezüella gibi üç önemli ülkede seçimlerle geçerken; 2006 Afrika’dan Uzak Asya’ya, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya birçok seçim ile geçecek.
Latin Amerika sandık başında
Venezüella’nın halkçı lideri Hugo Chavez’in yeniden başkanlık koltuğuna oturması ve Bolivya seçimlerinden Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) lideri Evo Morales’in zaferle çıkmasının ardından, 2006 yılında da kıtada önemli seçimler var.
Brezilya’da ekim ayında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde, geçtiğimiz sene rüşvet skandallarıyla kan kaybeden Devlet Başkanı Luiz Inacio “Lula” da Silva’nın sıkıntılı anlar yaşaması bekleniyor. Lula’nın en dişli rakibi ise, Sao Paulo Belediye Başkanı Jose Serra.
ABD’nin Latin Amerika’daki “ileri karakolu” Kolombiya’da mayıs ayında yapılacak seçimlerde ise, sağcı Alvaro Uribe’nin sol muhalefete yenik düşeceği tahmin ediliyor.
Sol iktidarlar sürecek mi?
2005’te Uruguay ve Bolivya’da yüzü gülen sol güçler, bölgede yeni yılda yapılacak seçimlerde de etkili olacak gibi gözüküyor.
ABD’nin sürekli içişlerine karıştığı Nikaragua’da da, kasım ayında yapılacak seçimlerde Sandinist lider Daniel Ortega’nın galip gelmesi olası görünüyor. ABD’nin, “Başkan Enrique Bolanos tekrar seçilmezse, Nikaragua’ya verdiğimiz kredi ve yardımları keseriz” tehditlerine rağmen Ortega’nın geniş tabanlı sol ittifakı zafere daha yakın.
Peru’da nisan ayında yapılacak seçimlerde de, iki aday öne çıkıyor. Bunlardan ilki ulusalcı aday Ollanta Humala ve muhafazakârların adayı Lourdes Flores.
Ekvador’da da seçimler kıran kırana geçecek. Latin Amerika’da bu sene yapılacak bir başka seçim ise, Kosta Rika’da gerçekleştirilecek.
İşgal bölgesinde seçim
Ortadoğu’nun kanayan yarası Filistin ile İsrail de, 2006’yı seçim heyecanı ile karşılayanlardan. 25 Ocak’taki Filistin genel seçimlerine El Fetih ve Hamas adayları arasındaki rekabet damgasını vuracak. El Fetih, seçim sürecinde çeşitli fikir ayrılıklarına sahne olurken, örgüt içerisinde “Mahmud Abbasçılar” ile halen İsrail cezaevinde tutuklu bulunan “Mervan Barguticiler” iktidar mücadelesi veriyor. Bu durum da, Hamas’ın işine geliyor.
İsrail ise, İşçi Partisi’nin başkanlığına Amir Peretz’in gelmesi ve hemen ardından partinin koalisyon hükümetinden çekilmesiyle erken seçim yoluna girdi. İsrail seçimlerinde, yeni lideri Benjamin Netanyahu ile Likud Partisi, Başbakan Ariel Şaron’un kurduğu Kadima Hareketi ve İşçi Partisi çekişecek.
Ukrayna martta sandık başında
Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki “Kadife” darbelerin ilk duraklarından biri olan Ukrayna da, mart ayında seçime gidiyor. Darbeci iktidar rüşvet skandallarıyla sarsılırken, Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko’nun işi oldukça zor görünüyor. ABD’nin, “Avrupa’daki son diktatör” diye nitelediği Beyaz Rusya’nın Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko da, bu yıl içinde yapılacak seçimlerde, ABD destekli muhalefetin karşısında duracak.
Yaşlı Kıta’da seçimler
Afrika’da en çok öne çıkan seçim, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde. Bazılarına göre, yoksul Afrika’nın “en zengin” bazılarına göre ise “en istikrarsız” ülkesi olan Güney Afrika, 2006 sonunda sandık başına gidecek. Zengin yeraltı kaynakları ile Batılı devletlerin iştahını kabartan ve bu sebeple bir türlü huzura kavuşamayan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde de, 45 yıl aradan sonra yapılması beklenen seçimler için önce referandum yapılacak. Referandumdan “Evet” çıkarsa; Kongo halkı henüz belli olmayan bir tarihte sandık başına gidecek.
Kıtanın ikinci büyük petrol üreticisi Angola’da da, 2006 yılı içerisinde seçim yapılacak.
Çatışmalar ülkesi Uganda’da da, 20 yıl aradan sonra ilk defa “çok partili” seçimler yapılacak. Uganda’nın 19 yıllık lideri Yoveri Museveni, muhaliflere getirdiği yasaklarla zaferi garantilemiş gözüküyor.
Afrika’da bu sene sandık başına gidecek ülkeler arasında Somali de bulunuyor.


Başa dön


Rusya’dan Avrupa’ya jest
Rusya’nın, komşu ülkelere 14 yıl boyunca sübvansiyonlu verdiği doğalgaz fiyatlarını artırma politikası, Avrupa çapında büyük etki yarattı. Batı Avrupalı liderler, Ukrayna’ya yönelik doğalgaz kesintisi kararının geri alınması için bastırıyor.
Almanya Ekonomi Bakanı Michael Glos, Rusya’ya “taviz verme” çağrısında bulundu ve “Rusya, G-8 başkanı olarak sorumlu davranmalı” dedi. İngiltere Enerji Bakanı Malcolm Wicks de, gerginliğin Avrupa ve dünya piyasalarını etkileyebileceğini belirtti.
Anlaşmazlık nedeniyle Ukrayna’ya verdiği doğalgazı pazar günü kesen Rus doğalgaz tekeli Gazprom, Batı Avrupa’ya küçük bir jest yaptı. Şirket yönetimi, Ukrayna’nın, Batı Avrupa’ya ayrılmış doğalgazı yasadışı bir şekilde çekmesinden kaynaklanan olası bir enerji krizini önlemek amacıyla, bu ülkenin gaz ulaştırma sistemine fazladan gaz pompalamaya karar verildiğini duyurdu. Açıklamada, “söz konusu fazladan gazın Ukrayna’ya değil, diğer alıcılara ulaştırılmak üzere transit geçiş için verildiği” vurgulandı. Ancak gözlemciler, Ukrayna’nın ihtiyacı olan gazı “çalmasını” engellemek için Rusya’nın yapabileceği pek bir şey olmadığına dikkat çekiyorlar.
Normale dönüş
Gazprom’un bu adımından sonra, Avrupa’daki alıcılara ulaşan Rus doğalgazı miktarı kriz öncesine döndü. Daha önce, Rusya’dan gaz satın alan birçok Avrupa ülkesine gelen doğalgaz miktarında yüzde 50’lere varan düşüşler görülmüş ve bu durum panik yaratmıştı.
Batı Avrupa’ya sağlanan doğalgazın yüzde 25’i, Ukrayna üzerinden Rus şirketi Gazprom tarafından karşılanıyor. Rusya’dan en büyük dogalgaz alımını yapan ülke, yılda 40 milyar metreküple Almanya. Onu 25 milyar metreküple İtalya, 16 milyar metreküple de Türkiye izliyor. En büyük alıcı Almanya, Rusya’yla eylül ayında yeni bir boru hattı için harekete geçerek bir anlaşma imzaladı. 2010 yılında faaliyete geçecek olan bu hat, doğalgazı Baltık denizi altından doğrudan Almanya’ya aktaracak.
4.5 kat zam talebi
Doğalgaz krizi, Gazprom’un Ukrayna’ya bin metreküp doğalgazı 50 dolar yerine, 230 dolara satmak istemesiyle başlamıştı. Ukrayna 50 dolardan 80 dolara çıkmayı kabul etti, ancak iki ülke heyetleri bir türlü anlaşamayınca Rusya sonunda Ukrayna’ya verdiği doğalgazı kesti.
Ukrayna ayrıca, Rusya’yı Karadeniz donanması için kullandığı Sivastapol Limanı’nın kirasını artırmakla tehdit ediyor.
Bu arada Rusya, Ukrayna’dan sonra Moldova’ya verdiği doğalgazı da kesti. Gazprom, yılda 3 milyon metreküp doğal gaz satın alan Moldova’nın 1000 metreküp gaza ödediği 80 doların, 160 dolara yükseltilmesini istiyor, ancak bu talep kabul edilmiyor.
Rusya farklı ülkelere farklı doğalgaz fiyatları uyguluyor. Ermenistan ve Gürcistan 1000 metreküp doğalgaz için 110 dolar, Romanya 280 dolar ödüyor. AB genel ortalaması ise 240 dolar.
Rusya’nın en önemli siyasi müttefiklerinden biri olan Beyaz Rusya, 1000 metreküp için sadece 47 dolar ödüyor.

FT: Almanya hattı iptal edilsin!
Batı medyası, doğalgaz kriziyle birlikte Rusya’ya yüklenmeye başladı. Sermaye kesimlerinin sesi İngiliz Financial Times, dünkü yorumunda, “Moskova’nın bu güç gösterisi karşısında Avrupa Birliği’nin daha entegre bir enerji politikası benimsemesi gerekmektedir. Ve Avrupa’nın kararlılığının ilk hareketi olarak Kremlin’i yanıtsız bırakmaması ve Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Gazprom’un Baltık Denizi için öngörülen başkanlık kararını gözden geçirmesi gerek” denildi.
İngiliz The Times gazetesi ise, “Gaz: Yeni soğuk savaşta Moskova’nın silahı” başlığını kullandı. Kremlin’in Ukrayna’ya gönderdiği doğalgazın vanalarını kapatma kararını değerlendiren İngiliz gazetesi, The Times, Rusya’nın bu kararının uzun vadede Kremlin için, 1973’teki petrol boykotunun Araplar için olduğu kadar bir felaket olabileceği yorumunda bulundu. The Times’daki makalede, “Avrupa için açık bir ders: Enerji alanındaki kaynakları asla Rusya’ya bağlı olmamalı. Geçen yıl Ukrayna’da başkanlık seçimleri sırasında yanlış ata oynanan Başkan Putin, turuncu devrimcilere karşı rövanşını almaya kararlı” ifadesine yer verildi. Makalede, daha sonra şöyle denildi:
“Bu tutum ekonomik bir şantaj olmasa bile, en azından serbest piyasa ekonomisi adına, egemen pozisyonunun istismarı adına kabul edilemez bir davranıştır. Ukrayna belki kışı geçirebilecek, ancak yeni bir soğuk savaşın açılışı, bu boru hatlarının öfkeli ve zorluklarla boğuşan Kremlin için yeni bir silah tercihi olduğunu gösterdi.”
ABD yanlısı İngiliz gazetesi Daily Telegraph da, “Batı Rusya’nın güç gösterisine direnmeli” başlığını kullandı. Gazete, “Kremlin’in taktiği, modern dünyada affedilemez bir ortaçağ taktiğidir. Batı’nın bu şantaja bir kez boyun eğmesi durumunda bunun arkası gelir” yorumunu yaptı.
The Independent gazetesi de, Avrupa kıtasının enerji alanında Rus gazına “korkutucu bağımlılığının” altını çizerek, “Rusya artık askeri bir dev olamaz, ancak enerji alanında bir süper güç haline geldi” yorumunda bulundu.

Rusya G-8 lideri
Rusya, üyesi olduğu “Zenginler Kulubü” G-8’in dönem başkanı oldu. Dönem başkanlığı, uluslararası politikada Rusya’nın daha etkin olması için harekete geçen Devlet Başkanı
Vladimir Putin için önemli bir fırsat niteliğinde. Rusya’nın G-8 dönem başkanlığını “hak etmediğini” ileri süren ABD yanlısı çevreler ise, Putin’in önce “ülkedeki özgürlükleri kısıtlayan engelleri” kaldırması gerektiğini savundular.
Rusya, SSCB’nin dağılmasından sonra Boris Yeltsin’in liderliğinde G-7’lere katılmış ve birlik G-8 adını almıştı. G-8’in diğer üyeleri ABD, İngiltere, Kanada, Japonya, Fransa, Almanya ve İtalya.

TÜRKİYE’NİN GAZ STOKU
Rusya’dan doğalgaz sevkiyatında sorun olmayacağına dair garanti alan Türkiye, bir haftalık stok yaptı. Batı Hattı, bu sürenin sonunda devre dışı kalırsa doğalgaz sıkıntısı yaşanabilecek.
Rusya’dan Türkiye’ye gelen doğalgazın bir bölümü Batı Hattı ile Ukrayna üzerinden ulaşıyor. Ukrayna geçmiş yıllarda Türkiye’ye gelen boru hattını delerek gaz aldığı için sevkiyat neredeyse durma noktasına gelmişti.
Ne Mavi Akım ne de İran gazı, bu hattın devre dışı kalması durumunda ihtiyacı karşılayabilecek. Batı Hattı’ndan günlük 43 milyon metreküp doğalgaz alınıyor. Bu da Türkiye’nin aldığı doğalgazın yüzde 45’ine denk geliyor.
Türkiye’ye de doğalgaz sağlayan Bulgargaz şirketi de, gerekli olursa sevkiyatta kısıtlamalara gideceğini duyurdu. Türkiye, Yunanistan ve Makedonya’ya doğalgaz sağlayan Bulgargaz, şu aşamada bir sıkıntı yaşamadıklarını bildirdi.


Başa dön


Meksika’dan demokrasi dersi!
Meksika İnsan ve Çalışma Hakları Komisyonu Başkanı Martin Barrios Hernandez ile Meksikalı bağımsız gazeteci Lydia Cacho, tutuklandı. Gizli servis tarafından tutuklanan Hernandez’in, Tehuacan’deki evinden Puebla’daki cezaevine götürüldüğü belirtildi. Hernandez, 2 sene önce de kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmış ve işkence görmüştü.
ABD sınırındaki Serbest Bölge’nin (Maquila) önde gelen patronlarından Lucio Gil Zarate’ye, “şantaj mektupları” göndermekle suç-lanan Hernandez’in avukatı, müvekkili hakkında tutuklama kararı olmamasına rağmen, hükümetin keyfi olarak Hernandez’i tutukladığını belirtti.
İşçileri örgütlüyordu
İnsan ve Çalışma Hakları Komisyonu Başkanı’nın, son bir aydır Maquila işçilerine yardımcı olduğunu ve işçiler arasında örgütlenme faaliyeti yürüttüğünü belirten avukat, “Hernandez’in, Maquila patronlarından Zarate’ye tehdit mesajları gönderdiği iddia ediliyor. Fakat, tutuklama ve gerekçesi, Hernandez’in son dönemde Maquila işçileri arasında faaliyet yürütmesinden kaynaklanıyor” diye konuştu.
BM’den şok talep
Suriye eski Devlet Başkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam’ın, Refik Hariri’nin öldürülmesinden Şam hükümetini sorumlu tutmasının ardından, Suriye’ye yönelik baskı artıyor. Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulan soruşturma komisyonunun, Hariri’nin öldürülmesi ile ilgili olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın “bilgisine başvurmak” istediği bildirildi. Komisyonun talepleri arasında Suriye Dışişleri Bakanı Faruk Şara ile, halen Fransa’da yaşayan Abdülhalim Haddam ile görüşmek de bulunuyor. Suriye’de iktidardaki Baas Partisi’nin yöneticilerinden Ahmed Hac Ali, “Başkan Esad komisyonla görüşmeyecek, çünkü uluslararası hukuka göre o dokunulmazlığa sahiptir” diye konuştu. Esad’ı “sorgulama” talebinin, büyük bir aşağılama niteliğinde olduğu ve kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtiliyor. Ama Suriye, BM komisyonu ile işbirliği yapmaması halinde, ekonomik ambargoyla karşı karşıya. Suriye hükümeti, beş yetkilisinin Viyana’da ifadelerinin alınmasına izin vermişti.
Bask halkı barış istiyor
İspanya’nın kuzeydoğusundaki Bask özerk yönetimi tarafından yaptırılan bir ankette, Bask halkının yüzde 81’inin, İspanyol hükümetinin Bask bölgesinin bağımsızlığı için savaşan ETA örgütü ile diyalog kurmasından yana oldukları görüldü. Ekim ayında yapıldığı belirtilen ankette, ETA ile diyaloga girilmesini isteyenlerin yüzde 38’inin “örgütün silah bırakmasını”, yüzde 12’sinin de “ateşkes ilan etmesini” istedikleri belirlendi. Basklılar, ETA ile İspanyol hükümeti arasında diyalog olması halinde yapılacak müzakerelerde, “tüm kurbanların tanınması, silah bırakılması ve tutuklu ile iltica edenlerin durumunun masaya yatırılmasının başlıca konular olması gerektiğini” kaydetti. Bask halkı, hükümetin tüm girişimlerine rağmen Bask bölgesinde barışın sağlanacağına dair Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero ve ETA’ya olan güvenlerinin “az olduğunu” açıkladı. Bu arada İspanyol ABC gazetesinde bugün çıkan bir haberde, ETA’nın, kapatılan Batasuna partisinin yöneticilerini son zamanlarda barışın sağlanmasına ilişkin verdiği demeçlerden dolayı uyardığı ileri sürüldü. Batasuna yöneticilerinin, Bask bölgesinde olası barışla ilgili “olumlu ve zafer havası” yaratan demeçler vermesinden rahatsız olan ETA’nın “Yavaş olun!” uyarısında bulunduğu iddia edildi. Katolik dergisi “21 RS”nin haberinde ise, bölgede barışın sağlanması için Fransız Kardinal Roger Etchegaray, İrlandalı keşiş Alec Reid ve Basklı papaz Joseba Segura’nın, ETA ile hükümet arasında “arabuluculuk” yaptığı öne sürüldü.
Beyci’de Amerikan katliamı
Irak’ın kuzeyindeki Beyci kasabasında düzenlenen ABD hava saldırısında aynı aileden 14 kişi can verdi. Amerikan ve Irak ordusu arasında irtibatı sağlayan Ortak Koordinasyon Merkezi’nin sözcüsü, hava saldırısında bir evdeki 14 Iraklının öldüğünü söyledi. Önceki gece düzenlenen saldırıda 4 evin daha isabet aldığı, 3 kişinin yaralandığı açıklandı. Bakuba’da önceki gün bir otobüse düzenlenen intihar saldırısında 7 kişi öl-dü, 13 kişi yaralandı. Otobüste polis a-daylarının bulunduğu belirtildi. Bağ-dat’ta ise 5 işçi öldürüldü. Amerikalı sivil çalışanları El Anbar’daki üsse götüren otobüse bir kamyonun çarpması sonucu 4 Amerikalı öldü, 18 Iraklı yaralandı. Ülkenin çeşitli bölgelerinde biri polis 12 kişinin cesetleri bulundu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net