www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İstanbul Harb-İş bölündü
Genel Merkezin şubelerle ilgili kararlarına tepki gösteren İstanbul Şube Başkanı Nihat Alemdar, “İntikam almak istiyorlar” dedi.

Davayı kazandılar ama ‘iş’e yaramadı
Sendikaya üye olan işçiler işten atılmaya devam ediliyor. Patronlar “kötü niyet tazminatı” ödeyerek işçileri işe almama hakkına sahip. Bunun son örneği Diyarbakır’da petrol arama faaliyetleri yürüten Perenco şirketinde yaşandı.

Türk Kablo işçileri
   tazminatları için yürüdü

Kriz gerekçesiyle 26 Temmuz 2005 tarihinde işten çıkartılan Türk Kablo işçileri, kıdem tazminatlarını ödemeyen patronu protesto ettiler. İzmit şehir merkezinde protesto yürüyüşü yapan işçiler, AKP’ye de “Hükümet uyuma emekçine sahip çık” diye seslendiler.


İstanbul Harb-İş bölündü
Sinan İmrek
Harb-İş Sendikası’nda bir süredir yaşanan sıkıntılı süreç, Adana Şube Başkanı Orhan Şener ile Şube Mali Sekreteri Memduh Keleş’in 6 ay süreyle sendikadan ihraç edilmeleriyle derinleşti. Tartışmalar devam ederken, İstanbul Şubesi’nin de Anadolu ve Avrupa yakaları olarak ikiye ayrılması kararlaştırıldı.
Sendikanın 18-19 Ekim 2003 tarihinde yapılan genel kurulunda mevcut yönetim iki ayrı listeden oluşmuştu. İstanbul Şubesi Başkanı Nihat Alemdar’ın genel başkan adayı olduğu listeden Enis Sönmez ve Ali Hasetci, mevcut Genel Başkan Osman Çimen’in listesini delerek yönetime girmişlerdi. Sönmez ABD işyerlerinden, Hasetci de Milli Savunma Bakanlığı işyerlerinden sorumlu genel başkan yardımcılıklarına getirildi.
Sorunların kaynağının “sendikanın faaliyetlerindeki sıkıntı” olduğunu söyleyen Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Nihat Alemdar, yönetimin icraatlarından memnun olmadıklarını ifade etti. Sönmez ve Hasetci’nin toplantılara katılmalarının engellendiğini ileri süren Alemdar, “sendika bünyesindeki zaaf ve eksiklerden dolayı Genel Sekreter Ahmet Tunbak’ın da mevcut yönetimden koptuğunu” söyledi. Alemdar’a göre sendika 4 kişiyle yönetiliyor.
Olağanüstü talebi
Toplam 240 olan üst kurul delegesinden 115’nin noter kanalıyla olağanüstü genel kurul talep ettiğini, merkezin ise bu talebi reddettiğini anlatan Nihat Alemdar, bu arada Ekim 2007’de yapılması gereken Olağan Genel Kurul’un bir yıl erkene, 4-5 Kasım 2006’a alındığına dikkat çekti. Bu kararın da, “sendikanın ekonomik ve sosyal durumu, üye sayısının 33 binlerden 28 binlere düşmesi, sendika gelir gider dengesinin bozulması, 33 bin üyeye göre yapılan bir mali bütçeyle işlevini yerine getiremeyeceği, asıl faaliyetlerini yerine getirmediği, yönetim kadrosunun yeniden düzenlenmesi” gibi gerekçeleriyle alındığını söyledi.
Davalar birleştirilecek
Olağanüstü genel kurul talebinin yerine getirilmesi için 18. Ankara İş Mahkemesi’ne dava açtıklarını belirten Alemdar, ilk duruşmanın 18 Ocak 2006 tarihinde yapılacağını bildirdi. Erken olağan genel kurula karşı da dava açtıklarını söyleyen Alemdar, iki davanın birleştirilerek aynı tarihte görüleceğini duyurdu.
‘Kaos yaşatılmasın’
İhraç kararının Adana şube başkanı ve sekreterinin şubat ayında yapılacak genel kurulda yniden seçilmesini engellemek amacı taşıdığını savunan Nihat Alemdar, şunları söyledi: “ABD işyerlerindeki toplusözleşmeler Milli Savunma Bakanlığı işyerlerinden daha ileri. Enis Sönmez’i yıpratmak istiyorlar. Sendikada geriye gidiş var, seçilmişler değil atanmışlar yönetiyor. Teşkilat yapısında sorun var. 28 bin üyeye göre teşkilat oluşturulmalı. Ondan sonra genel kurul yapılsın. Tüzük tadilatı yapılsın, ikinci bir kaos yaşatılmasın sendikaya. Yeni şube eksiye doğru götürür, ciddi sıkıntı yaşanır, gayri menkul satarak sendika yönetilmez.”

‘AMAÇ İNTİKAM ALMAK’
5400 üyesi olan Harb-İş İstanbul Şubesi genel merkezin 22 Aralık 2005 tarihli yazıyla, ikiye bölündü. Mevcut şube yönetimine Avrupa Yakası’nda görev yapacağının bildirildiğini aktaran Alemdar, Anadolu Yakası’nda ise işyerlerinden 5 kişinin “mütevelli heyet” olarak atandığını dile getirdi. Alemdar, “Amaçları gücü bölmek, kazanabilecekleri işyerlerini birleştirmek, mevcut yönetimi pasifize etmek” diye konuştu. Alemdar, “tüzüğe ve mali bütçeye uygun olmadığı için”, yeni şube açılması kararına karşı üçüncü bir dava açtıklarını da duyurdu.
Olağanüstü genel kurul için İstanbul’dan 21 delegenin imza verdiğini belirten Alemdar, “sağda birlik, MHP-AKP çekişmesi” gibi iddiaların doğru olmadığını savundu. Siyasi boyutuyla olaya bakanların olabileceğini fakat, sorunun bu olmadğını, sendikanın görevlerini yerine getiremediğini söyleyen Alemdar, “genel merkezinin amacının intikam almak olduğunu” ifade etti.


Başa dön


Davayı kazandılar ama ‘iş’e yaramadı
Sendikaya üye olan işçiler işten atılmaya devam ediliyor. Patronlar “kötü niyet tazminatı” ödeyerek işçileri işe almama hakkına sahip. Bunun son örneği Diyarbakır’da petrol arama faaliyetleri yürüten Perenco şirketinde yaşandı.
Perenco petrol arama şirketinde taşerona bağlı olarak çalışan 13 temizleme kulesi işçisi Petrol-İş Sendikası’na üye olunca, hiçbir gerekçe gösterilmeden işten atıldılar. Petrol-İş Batman Şubesi atılan işçiler için Diyarbakır İş Mahkemesi’nde işe iade davası açtı. Mahkemeden ve Yargıtay’dan işçiler lehine karar çıktı. Ancak işçiler işe geri alınmadılar. Yasalardaki “kötü niyet tazminatı ödemek koşuluyla işe almama hakkı”nı kullanan patron, fiilen işçilerin sendikalı olmasının önüne geçmiş oldu.
Atılan işçilerden Sezai Meşe, “Başbakan yaptığı konuşmalarda sendikal hakların kullanımı önündeki engelleri kaldırdıklarını, işçilerin sendikalı oldukları için işten atılamayacağını söylemişti. Bize gidin örgütlenin, sendikal hakların önü açık dendi. Biz de yasal haklarımızı kullandık. Ama başımıza bunlar geldi” dedi.
Sendikaya eleştiri
“Yasalar patrona kötü niyet tazminatı karşılığı işçiyi işe almama hakkını veriyor. Sendikal örgütlenme engelleniyor” diyen Mustafa Sert, Petrol-İş Batman Şubesi’ne de eleştiriler yöneltti. Sert, “Biz sosyal haklarımızı garanti altına almak sendikal haklardan faydalanmak için üye olduk. Ama şimdi işimizden de olduk. Ancak sendikamız sadece mahkemeye başvurmak ve bir basın açıklaması yapmakla yetindi. Ne Perenco patronları baskı altına alındı, ne üretimden gelen güç kullanıldı, ne de Diyarbakır milletvekilleriyle görüşüldü. Eğer sendikacılığın sadece yargı yoluyla mücadele etmek olduğunu bilseydim sendikaya üye olmazdım” diye konuştu.
Perenco şirketinde çalışan 200 kadar işçinin Petrol-İş’te örgütlü olduğunu söyleyen Sezai Meşe de arkadaşına katılıyor: “İşçi arkadaşlarımız sendika karar aldığı taktirde her türlü eylemi yapabileceklerini söylüyorlar. Sendika, üretimden gelen gücünü kullanarak patronu baskı altına alabilir. O zaman işe geri dönebiliriz.”
Petrol-İş yanıtladı
İşçilerin eleştirilerini yanıtlayan Petrol-İş Batman Şube Başkanı Nimetullah Sözen ise şunları söyledi: “Gerekli her şeyi yaptık. Kamuoyunu da oluşturduk, şirket yetkilileriyle de görüştük. Perenco’da örgütlü bulunduğumuz yerlerde bir hafta önce bir gün işbırakma eylemi yaptık. Bu arkadaşlar için basın açıklaması yaptığımız gün yarım gün işbıraktık. Biz bu arkadaşları zorla üye yapmadık ki? Bize gelip üye olmak istediklerini söylediklerinde işten atılma riski bulunduğunu, bunu göze almaları gerektiğini söyledik. Dava açtık. Bizzat genel merkezimiz bu davaları takip etti. Davayı kazandık ve bundan sonra da gerekli tüm girişimlerde bulunduk. Ama mahkeme kararı patrona iki seçenek sunuyor. Ya işe geri alacak ya da kötü niyet tazminatını ödeyerek işe almayacak. Patron ikincisini seçti. Bu arkadaşlarımız taşerona bağlı çalışıyorlar. Perenco bunları kendi işçisi olarak kabul etmiyor. İşçi arkadaşlarımızın sanki bu işi engelleyen bizmişiz gibi konuşması doğru değil. Sendikayı sağda solda hedef göstermek kimseye bir şey kazandırmaz.”


Başa dön


Türk Kablo işçileri tazminatları için yürüdü
Nuray Öztürk
Kriz gerekçesiyle 26 Temmuz 2005 tarihinde işten çıkartılan Türk Kablo işçileri, kıdem tazminatlarını ödemeyen patronu protesto ettiler. İzmit şehir merkezinde protesto yürüyüşü yapan işçiler, AKP’ye de “Hükümet uyuma emekçine sahip çık” diye seslendiler.
İşçilerin bir kerede ödenmesi gereken tazminatları, 6 aydan 12 aya varan senetlerle taksitlendirilmişti. Buna rağmen hiçbir ödeme yapılmayınca işçiler, geçtiğimiz hafta salı günü fabrika önünde oturma eylemi başlattılar. Eylemlerini artırarak sürdüreceklerini bildiren işçiler önceki gün Belediye İş Hanı önünde toplanarak İnsan Hakları Parkı’na yürüdüler.
Demiryolcular ‘eşit işe eşit ücret’ istedi
Memur-Sen’e bağlı Ulaşım Memur Sen üyeleri, demiryolu çalışanlarının 40+40 YTL seyyanen zamdan yararlandırılmadıklarını, kamudaki en düşük maaşı aldıklarını belirterek, “eşit işe eşit ücret” istediler. Bu durumdan Kamu Sen’i sorumlu tutan bir grup Ulaşım Memur-Sen üyesi, Ankara Gar’ında, Atatürk’ün Ankara’ya geldiği trenin vagonu önünde basın açıklaması yaptılar. Sendika Genel Başkanı Halil İbrahim Kütük, 399 sayılı KHK’ye göre çalışan 400 bin sözleşmeli personelin 2006 yılı için sadece yüzde 2.5+2.5’luk zamdan yararlandırıldığını, 40+40 YTL’lik zammın dışında tutulduklarını, oysa en düşük ücreti alırken, en fazla işi yaptıklarını söyledi. Yetkili sendika olarak Kamu Sen’e bağlı Türk Ulaşım-Sen’i sorumlu tutan Kütük, taleplerinin zam değil, diğer KİT personeli ile eşit maaş almak olduğunu söyledi. Kütük, “Basiretsiz bir sendika yüzünden personelin bunlara katlanmaya tahammülü kalmamıştır” dedi. Sözleşmeli personele asgari 250 YTL’lik seyyanen ek ücret talep ettiklerini belirten Kütük, eylemden çekinmeyeceklerini ifade etti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net